January 25, 2011

gidelim buralardan,dayanamıyorum.

dün hala duruyordu, gürültüye fırladım, ön cephesini indirmişlerdi.



bugün baktığımda geriye hiçbi şey kalmamıştı.


ankara öyle istanbul falan gibi değil, burda binalar cumhuriyet kadar eski en fazla. bizim oturduğumuz apartman da bu civardaki çoğu gibi 60 yıllık, çok da matah, ne bileyim sanatsal yapılar değil hiçbiri. ama bi özen var gene, mimarların mimar olduğu zamanlarmış. pencerelerinde bi detay var, bahçeleri var, merdivenleri insani. bu pembe apartmanın keşke daha iyi zamanlarının fotoğrafını çekmiş olsaydım. ilk karede can çekişiyor, ikincisinde de yerle yeksan vaziyette. kaşla göz arasında yıkıverdiler, zira artık daha yüksek bina yapılabiliyor buralara, 2 kat daha veriyor belediye, çaktırmadan bi çatı katı ekliyorlar, çatı konstrüksüyonu devasa oluyor falan derken, uzuyor da uzuyor apartmanlar. apartman da yapmıyorlar aslında, otel oluyor, işhanı oluyor. cephesini çelikle camla kaplıyorlar, çelik bi teras konduruyorlar üst kata, biz de kahvaltı ederken insanların iş toplantılarına dahil oluyoruz istemeden. neden mahalleler mahalle kalamıyor?

tozundan gürültüsünden, en az bi sene sürecek inşaat faaliyetlerinden geçtim ama buna çok bozuluyorum, gömüldükçe gömülüyoruz bu garabetlerin arasına. balkonu yok sardunyası olmaz, camı yok kedi bakmaz. bu şehir beni çok üzüyor ve hep hayal kırıklığına uğratıyor.

No comments:

Post a Comment