January 12, 2011

i'm a neon sign and i stay open all the time


böyle geçti bugün,hava ve ışık manasında. ankara gri mri diyorum hep, everyday is like sunday, yer yer like monday, any other tuesday. yılbaşından kalma süsleri kaldırasım gelmedi henüz. kareye sağ taraftan burnunu sokan ev kızı mazı da başka bi yazının konusu.


posta kutusunda the veils'in yeni ep'si troubles of the brain'i buldum, ne yalan söyleyeyim uzun zamandır bu şekilde müzik alışverişi yapmamıştım. onlar bağımsız kalmak istiyorsa eğer bana da paypal'e tıklamak düşüyor. muse mesela, ki pek sevmem, twilight filmi falan artık şöminede dolar (a ince okunmalı) yakıyodur, matthew kendine bi kırmızı pantolon daha alsın diye para vermenin ne manası var diye düşünüyorum kendi halinde bi korsan olarak. (yalnız cd'nin yanına bi de küçük not koyar insan, finn kalbimi kırıyorsun yeminlen.)

twilight deyince, aşağıdaki şarkı zaman zaman yaptığım ıssız ada listesinde ilk beşe girer rahatlıkla, adamı bi fena yapan şarkılar kontenjanından. "haven't laughed this hard in a long time, i better stop now before i start crying, go off to sleep in the sunshine, don't wanna see the day when it's dying"; tanıdığım herkes için bi takım tanıdık hisler. biterken cırcır böcekleri duyuluyor. burda değil, şarkıda. iri bi köpek uykusunda hnff'lıyor, saat gecenin ikisi; beat şairi olsaydım, deniz kıyısında otursaydım, camdan bakınca kumsal görünseydi. cırcır böcekleri falan.


No comments:

Post a Comment