February 22, 2011

nüfusum değişti, artık bambaşka biriyim

allahım saat sabahın 4ü, yarına yetiştirmem gereken şeylerin yarısını anca bitirdim. buraya imaj ararken de şurayı buldum, işi gücü bırakıp okumamak için kendimi zor tutuyorum, ne zamandır bu kadar acayip bişey görmemiştim.

pazartesiler bu kadar zor olmamalı (haftasonları o kadar yatılmamalı belki de). prensip olarak cumartesileri çalışmıyorum, elimde bu prensipten başka hiçbir şey yok, bi de yarısı yenmiş tahta bi spatula var. ben, tek prensibim ve yarım spatula, saat 4.

oysa çankaya nüfus müdürlüğü'nün çalışan tek asansöründe tekerlekli sandalyeli amca ve 3 şişman teyzenin arasında sıkıştığımı anlatacaktım, hiç konuşmadan anlaştığımız sarışın bi tavuskuşuna benzeyen memure hanımı falan. fakat karbonatla sirkeden yanardağ nasıl yapılır, oyun hamurundan fosil çıkarmak falan derken beynim aktı, nelerle uğraşıyorum ben bile bilmiyorum.

bu bloga başlarken beyonce'den bir değil, iki değil, tam ÜÇ kere bahsedeceğim hiç aklıma gelmezdi. "of çok meşhur olmalılardı" kategorisinden the gadsdens, beyonce cover'ıyla aşağıda. bu şarkıya zaafım var, en az koko'nun tahta spatulalara olan zaafı kadar. adamın sesi (adam mı? offf yarabbi, durumum yok yemin ederim) çok hisli, bi tuhaf. sunset park'ı bitirdim, keşke hiç yazmamış olsaydın paul auster, yerine dandik polisiye okurdum, en azından bi ceset meset olurdu, fakyu.

2 comments:

  1. evet! güzel müzik! (what's the foxes all about and the 'vir vir vir vir'?!)

    ReplyDelete
  2. there's at least one fox living at the campus, that's what we've decided. i saw it crossing the road once and a friend saw prints on snow. it's dull living in ankara, i don't know what the fox thinks, that's my opinion. you have to make do with what you've got around here and the hazy existence of this one single fox is, i don't know, mesmerizing? i've always found this word very irritating though, way too pretentious. but when foxes are involved, all of a sudden it's not so pretentious anymore.

    vir vir vir vir is a distorted version of "ver" in turkish, it goes along with koko's superpower of hypnotising people to give her food. she's supposedly using it as a mantra.

    the picture, on the other hand, came up when i was stumble'ing instead of working really really hard. now when i look at it again, i love the one on the upper left corner, haha, you little distracted furry furry thing!

    that mantra is working by the way, she gets food everytime.

    ReplyDelete