July 8, 2011

these shoes are made for walking, on a happy sunny day


bu ayakkabılar benim olsa gece yatarken bile çıkarmam. şurda görmüştüm, en az bibuçuk yıl oldu, hala ara ara aklıma geliyor.

bu ayakkabılardan atlayacağım konuya ben bile inanamıyorum ama atlıyorum. bu ayakkabılar new york'ta evinizden çıkıp bi demet çiçeği kolunuzun altına alıp kız arkadaşlarınızla buluşmaya giderken giymeniz için yapılmış olabilir. ama ankara'da kız arkadaşlarınızla tunalı'da çay içmeye giderken rahat şeyler giymenizi tavsiye diyorum ben naçizane. zira siz pastanede otururken sokağın köşesinde herifin biri eski karısını yere yatırıp dövmeye başlayabilir. polis çağırın diye çığlık atmanız, karakola gidip ifade vermeniz, kadın darp izlerini göstersin diye hastaneye götürüldüğünde ufak oğluna bakmanız gerekebilir. hatta arkadaşlarınızla buluşmak için en güzel elbisenizi giyip tunalı'ya indiğinizde eski kocanız sizi kaldırıma savurup tekmelemeye başlayabilir, 9 yaşındaki oğlunuz bu sahneyi seyredebilir, kendinizi karakolda ağlarken bulabilirsiniz, arkadaşlarınızı arayıp küçük bi kaza geçirdiğinizi, gelemeyeceğinizi söyledikten sonra telefonu kapatıp ağlamaya devam edebilirsiniz, bunlar olabilir.

o hikayeleri ben de duydum, duruma müdahale edip de dövülen kadından "sen ne karışırsın, kocam/babam/abim döver de sever de" cevabı alanların hikayeleri. itin kopuğun silahı var, onu da biliyorum. ama sokak ortasında yerlerde sürüklenip dayak yemiş, ayağının dibinde küçücük oğluyla polisin gelmesini bekleyen bi kadına yardım teklif etmeniz gerekiyor. birarada durmamız, ses çıkarmamız gerekiyor. gerekmiyor mu?

son bi tavsiye, bugün yüzüne biber gazı yedikten sonra dayak atmaya devam edip işi bitince ağır ağır yürüyerek defolup giden bi adam gördüm, o yüzden biber gazını boşveriyoruz, elektro şok cihazı alıp çantamıza atıyoruz. sonra umudediyoruz, bi gün huzur ve adalet gelir bu topraklara da diye.

No comments:

Post a Comment