September 15, 2011

domestik meseleler, seri katiller, diplerim çıktı onu n'aapıcaz?

zaman zaman şikayet etsem de çadırda uyumayı seviyorum. bunlar made in urfa çadırlar ve içinde ayakta durulabiliyor. çok fazla yağmur geçirmediğine de tanık oldum. maraş'ın dağlarının tuhaf mikro-klimaları var, bi anda fırtına çıkabiliyor.
bu sene bunda kaldım tek başıma, yatağımın önünde çerçiden alınmış ekstra kilimimi görüyorsunuz. mavi kirli sepetim, boş yatağın üstünde bavulum falan, basit ama sofistike hayat. sofistike kısmını, içeri girip çıkamayan kurbağalar, çadırın bi yanından girip öbür yanından çıkan gece rüzgarı, zifiri karanlık gökyüzünde milyonlarca yıldız falan oluşturuyor. ben de çizgili pijamalarımla elimden geleni yaptım.
yalnız yıllardır kütük gibi uyuduğum kampta bu sene beni bi korku aldı ki anlatamam, çıtırtılar, sesler falan, kabuslar gördüm. yaşlandığımdan mı yoksa okuduğum kitaptan mı oldu bilmiyorum.
genelde polisiye okuyorum yazları, bunu da kazı kitaplığında buldum. (kazı kitaplığı iki karton koli içinde, genelde havaalanından alınmış ve dönerken bırakılmış kitaplardan ve envai çeşit türkçe sözlükten oluşmakta.) 1920lerin sonlarında ingiltere'de geçiyor, scotland yard falan gayet iyi başladı. derken küçük kız çocuklarını boğup tecavüz eden bi katil çıktı ortaya. yazarını tebrik etmek gerekiyor herhalde, ben kelibişler köyünde geceleri kitap okuyan 32 yaşında biri olarak empati yapıp ürktüm. türkçeye çevrilmemiş sanırım, ingilizce okuyan polisiye meraklılarına tavsiyem olsun.
netice itibariyle hiç üşenmeden eşyalarımı toplayıp kazı başkanının (orta yaşlı falan, naapması gerektiğini bilir), kazının diğer türk'ünün  (türkçe bağırırsam anlar) ve şahsi sidekick'im simon'ın (bi sidekick olarak sorumlulukları var) çadırlarını üçgenleyip ortalarına yerleştim. böylece son 5 gün falan battaniyeye sarılıp horul horul uyuyabildim. kitap da bitmedi hala, evde okumak aynı etkiyi yaratmıyor.
yarın urla yolcusuyum, dönünce okul başlamış olacak, hala pek kendime geldiğimi söyleyemeyeceğim. belki kırtasiye alışverişi yaparsam motive olurum.
koko uyuyor, benim berbere gitmem lazım. berberim huzursuz bi ruh olduğu için gene çalıştığı yerden ayrılmış, arayıp yerini tespit etmem lazım. evi toplasam, yemek yapsam. kazıda delirip bin yıldır dinlediğim herşeyi sildiğim için yeni müzikler bulmam lazım. gideyim ben en iyisi. evet.

6 comments:

  1. Ben sanırım yılanları düşünmekten uyuyamazdım! En büyük derdinizin de çadırları ortalamak gibi bir çözümü olması gayet güzel tabi =)

    ReplyDelete
  2. uyurdun uyurdun, onlar da insandan kaçıyor zaten :) benim en büyük kabusum alaturka tuvalet, evrim zincirinin kırıldığı yer orası yemin ederim.

    ReplyDelete
  3. aşağıdaki yazarın kitapları var elimde. kazı kitaplığına benzer şekilde elime geçti.
    http://www.jamespatterson.com/
    okudukça size verebilirim.

    ReplyDelete
  4. gerçekten mi? berberi tespit ettim, koşarak çıkmam lazım şimdi, dönünce hemen yazacağım tekrar :)

    ReplyDelete
  5. hah. her türlü kitap alışverişine varım sevgili jardzy! haberleşelim lütfen, burdan fırat'ın oralara ben ne yollayabilirim mesela?

    ReplyDelete
  6. benim elimde şu an birikmiş çok kitap var, şimdilik bir şey yollamayın, ama bir şekilde adresinizi alayım.
    cts ank'ya geliyorum. oradan yollamak daha garanti.
    keşke daha erken okusaymışım yorumu!
    ayrıca ank'dasınız ya, orada buraya gelebilecek o kadar çok şey var ki! pişman olursunuz :)

    ReplyDelete