September 23, 2011

koko tatile çıkar bazen


"doberman ne zaman olur?" diye google'layan kardeşim, selam olsun sana! ingilizce klavye sorunu yaşamadığını umarak sorunu cevaplamaya çalışacağım, zira temiz bi 10 sene yaşıyorlar ama çok bıktıysan haber ver lütfen.
nisan gibi oluyorlar, erikler falan olduğunda. bizimki nisan mahsülü en azından. ama ne zaman adam olduklarını soruyorsan, üj-bej diyebileceğim ancak. ben de çok bozulmuştum. kısırlaştıktan sonra hafif bi sakinleşme gözlemledik ama genel olarak 35 kiloluk bi fırtına, bi tsunami olarak hayatını idame ettiriyor. dün gece önce çeneme kafa attı, on dakika sonra da arka ayağını mideme gömdü. bilerek zarar vermek istediğinden değil, kucağımda uyurken şımarası tuttu, sağa sola dönerken dövdü beni koca kafası ve patileriyle. kendi cüssesini algılayabildiğini zannetmiyorum.
bizimkiyle ilgili en komik bulduğum şey eşyalarına sahip çıkması. annemlerin bahçesinde inşa faaliyetlerinden artmış bi öbek kum vardı. önce onu sahiplendi, sonra kaşla göz arasında bi kısım oyuncaklarını taşıdı kuma. "burası benim evimmiş" hallerine çok güldük.
türk hava yolları dobermannları kargoda bile taşımıyor, tehlikeli köpek cinsleri arasına almışlar. bazı hosteslerin ve yolcuların koko'dan daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum. neyse zaten biz arabaya tıkıp öyle taşıyoruz, yolda cipsle besliyoruz.


özetle biz çok seviyoruz, iyi ki olmuş zamanında da almışız. türlü iyi kalpli salaklık, atar-gider, kapris ve numarayla hayatımızı domine ediyor. ben gündüzleri onun üzerini örtüyorum battaniyeyle, o da geceleri beni kaşıklıyor yatakta, yuvarlanıp gidiyoruz. böyle oluyor yani.

No comments:

Post a Comment