September 14, 2011

saykodelik kuş gözlemcisi


- stuart, mutfağa doğru giderken yerde kuş ölüsü var.
+ (kazı başkanı, yere çömmüş leğende seramik yıkamakta) naapıyım istiyorsun tam olarak?
- gömelim, yazık.
+ iyi şunlar bitsin gider bakarım. gömmem yalnız, torbaya koyar atarım. nerde peki?
- şu ilerdeki mavi leğenle beyaz çuvalların arasında.

+ bi gel de göster, ben bulamadım senin dediğin yerde kuş falan
- (çalışma odasında çizim yapmaktayım) allah allah?
+ yani aklımda bi şey var ama gülmemi tutuyorum şu anda.
-  vatdıfak?

terliklerimi sürüye sürüye gittim, yakından baktım. ölü değilmiş, kuş hiç değilmiş, bi kısmı yanık tahta parçasıymış. stuart efendi şalvarının iplerini tuta tuta güldü bütün gün. ingiliz espri anlayışı hava 80 derece değilken daha hoş geliyor insana. 3 gün boyunca her yanından geçişimde kuşa üzüldüğüme mi yanayım, her fırsatta "ne içiyorsan bize de ver ehehe"lere maruz kaldığıma mı, bilemedim. allahtan o arada sular kesildi de herkesin dikkati dağıldı.

No comments:

Post a Comment