November 26, 2011

bunlar bunlar oldu


koko'yu her yürüttüğümüzde illa ki 50-60 yaş grubundan bi kadın durdurup seviyor. her seferinde şaşırıyorum. koko da şaşırıyor olmalı ki kadın kafasını severken fıyyyyk diye ağladı. bi saksağanın peşinden koşarken şaha kalktı, bi oğlan çocuğunun topuna atladı. alt geçide inmek istemedi, direndi, ayağının altında ateş varmış gibi sıçramalar falan. en sonunda zıplayıp güvercin gibi bi bahçe duvarına tüneyince vazgeçtik alt geçitten, geniş bi U çizmek zorunda kaldık.

koko'yu eve atıp ikea'ya gittik, annemin tabiriyle "her yatağın üzerinde bi çocuk zıplıyordu" ikea'da. köfte yedik, bir-iki tabak falan alıp eve döndük. 

markafoni'den aldığım bot geldi o arada, hayatımda ilk defa internetten ayakkabı aldım. iyi oldu ayağıma, çok sevindim, zira vicdan azabı çekiyordum denemeden pabuç mu alınır diye, içim rahatladı.

ankara'da bi cumartesi böyle geçti. hava çok soğuk, günler kısa. yufka aldığımı unutmuşum, gideyim de bişey yapıp buzluğa atayım, nefret ediyorum çöpe gıda malzemesi atmaktan. 

No comments:

Post a Comment