November 22, 2011

LC2 chair, take me to your dealer


75 metrekarede yaşıyor olmam hayallerimi engellemiyor. maalesef. bu LC2 koltuklardan sarı olanını öz kardeşim gibi seviyorum. oysa ki le corbusier hayranı da değilimdir. betonla oynayan mimarlara nedense ilgi duymuyorum pek. onları sevmeyi mimarlara bırakıyorum. ama bu koltuk.. nüfusuma geçirtmek istiyorum.

hazır mimarlardan ve evlerden bahsederken, şu iki fotoğrafı da çakayım aşağıya, öyle gideyim.

önce mies van der rohe'nin cam evi. güzelim ağaçların arasında insanın içini rahatlatan sadeliği ve ferahlığı için. bi zamanlar kalemkutumda yazdığı gibi "modernism is a reflection of simplicity". kalemkutusunu daha sonra babam usulca araklamıştı benden. ya da mies van der rohe'nin bizzat kendisinin dediği gibi; "in its simplest form, architecture is rooted in entirely functional considerations, but it can reach up through all degrees of value to the highest sphere of spiritual existence into the realm of pure art."



ve daşdan tuğladan yaratılmış bi harmoni; frank lloyd wright'ın doğal bi şelale üzerine oturttuğu dünya güzeli kaufmann evi. hem varmış hem yokmuş gibi, saygılı ve sakin. legosu da var.


1 comment:

  1. sırf meraktan bu koltuğu satan ortaköy'deki mağazayı aradım, çünkü eylül ayının maison française dergisinde de ilanı vardı. evet yazıyoruuum, teklisi 3324 euro + kdv, çiftlisi 4800 euro + kdv. üçlüsünü sormaya kalbim dayanmadı.

    ReplyDelete