December 8, 2011

kampüsler öğrencilerindir

kahve varlığımın temel taşlarından biri. uyanır uyanmaz su kaynatan biriyim ben. "kahve içmeden uyanamam" gibi bi durum değil, uyanırım ama insan olamam, mutsuz olurum. soğuk havalarda ayrı severim, yazları dağbaşlarında ayrı hoşuma gider. ananem kahve "pişirirdi", boşnaklar kahve pişirir, temel gıda maddesi olduğu için herhalde.
okuldaki kahve ihtiyacımızı uzun yıllar bina görevlimizin pişirip bina girişindeki masaya bıraktığı sürahilerden karşıladık. parasını da gene masanın üzerindeki küçük bi kutunun içine bırakırdık. bi gün sürahiler kayboldu. panik halinde sağa sola koştururken öğrendim ki biri nescafe öbürü daha da dandik iki kahve şirketi makinalarını getirecekmiş, sürahileri kaldırtmış okul yönetimi. gözüm dönmüştü sinirden. o kahve şirketleri zamanla bütün okulu ele geçirdi, kantinden bile normal kahve alamıyoruz artık. makinadan çıkma, yarısı köpükten ibaret o kaynar plastik sıvıyı tutuşturuyorlar elimize.
sürahideki filtre kahve benim isyanımdı. boğaziçililerin starbucks'taki isyanı da dertlerini anlatmak için. üniversitelerin devasa birer şirket haline gelmiş olmasından nefret ediyorum; ucuz ve güzel yemek, kampüs içi ücretsiz ulaşım gibi son derece haklı taleplerini de destekliyorum. blog açmışlar, http://starbuckssenligi.blogspot.com/, her gün yazıyorlar.
ayrıca starbucks'a halısı kolunun altında dürülü gelip oracığa seriven her kimse kalbimde yeri var şu saatten itibaren.



No comments:

Post a Comment