December 2, 2011

norman sen en iyilerine layıksın

walking dead seyrediyoruz. ikinci sezonda bi çocuk kayboldu gruptan ve allahım bitmek bilmedi çocuğu arama-bulma çalışmaları. kal burda dediler sana di mi yavrucuğum, neden kendi kendine koşturuyorsun ormanın içlerine içlerine?
neyse, walking dead'de en favori karakterim redneck daryl. redneck medneck ama sanırım bi yerlerde bi kalbi var. bi de tabi norman reedus canlandırıyor.
norman'ım.
boondock saints'teki rol arkadaşı sean patrick flannery'nin makus kaderini paylaşıyor sanırım norman da. bi türlü olmadı, bi filmle falan patlamadı. en son lady gaga'nın klibinde gördüm, lady gaga ucundan ruj çıkan bi tabancayla taciz ediyordu norman'ı. şöyle ki;


hiç hoş değil.
neyse ki walking dead'de karizması var, ok falan atıyor zombilere, kolları yırtık gömleklerle dolaşıyor. 


evet. neyse. norman reedus bi yandan da helena christensen'in yavrusunun babası. bu şekilde birleştirin tabi genlerinizi, kimseye yaşam hakkı bırakmayın.


norman reedus'u daha havalı rollerde ve daha çok kolsuz gömlekle görmek istediğimi de ekleyerek ıspanak pişirmeye gidiyorum.



6 comments:

  1. helena şimdi de interpol'ün oğlanla beraber değil mi? o.c'deki kızın hayalimdeki bütün oğlanları kapması gibi helena'da senin karşına çıkıyo her yerde hahahaha

    ReplyDelete
  2. Nea!!
    o.O

    o dizinin sadece tek bölümünü seyrettim, o da çocuğun "sus len, kal burda" denmesine rağmen kaybolduğu bölümdü.

    Adamı da beğendiğimi söylemem Bay Kuş ile aramıza nifak mesafesi koymuştu. Vee Helena'nın, aman Allam, Helena'nın döl aldığı adam olduğunu şimdi öğreniyor ve hasetimden içime düşen ateşi söndürmeye gidiyorum.

    Allam ya! Reva mı bu ha! Reva mı?

    Eddi Veder hakkında ne düşünüyoruz? (biz manasında - birinci çoğul) Onun o kolları sökülmüş gömleğinden taşan kollarına alnımı, burnumu sürerim ben, tıpkı bir hayvan gibi.
    Benim adam iyi ki yazdığım yorumları göremiyor ve okumuyor!

    ReplyDelete
  3. helena, o wicked game videosunda donla yerlerde yuvarlandığından (yıl 1991) beri kanlımdır. 20 yıldır da hiç üşenmeden nerde biyendiğim oğlan varsa topluyor. yaşlanmıyor da allah kahretsin, viking genleri herhalde.

    6. bölümü seyrettik,çocuk hala yok ortalıkta. biraz önce kaçıncı bölümdeyiz diye bakarken de bi sonraki bölümün konusunu okuyup çocuğa ne olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. bunu neden sürekli yapıyorum bilmiyorum. dün de american horror story'de lateks kostüm içinde kimin olduğunu okudum salak gibi.

    bugün edi veder'ı düşündüm! bi yerlerde kareli gömlekli styling vardı. istedikleri kadar kombinlesinler, kareli gömlek deyince aklıma sadece edi veder ve dalgalı yarı-uzun, terden ıslanmış saçları geliyor ahahhaha!

    ReplyDelete
  4. son bir kaç yazıya yorum yazayım diye düşünürken, tembellikten yapamadım...
    tabii herşey yorumlarda eddie vedder'ı duyunca değişti! maddeler halinde yazarsam:
    1) bill murray olan herşeye karşı bir zaafım var. 'groundhog day'i 20 den fazla izlemem, ve her seferinde aynı zevki almam... ya da broken flowers'ı izledikten sonra, ilgili film müziklerini hemen indirmem bana daha önce diğer birçok filmin yapamadığı etkiyi yaptığını gösterir, sanırım. 'lost in translation'ı ise unutmamam gerek.
    2) coldplay'i dinlemeyi bırakalı baya bir oluyordu fakat son albümleri ile onlara karşı olan nötr halet-i ruhiyem negatife doğru kaydı. evet: U2 olmaya çalışıyorlar(dı); dünyadaki adaletsiz ticareti, çevresel felaketleri engelleme hevesi, chris martin'de son zamanlarda sönmüşe benziyor! çocuğuna 'elma' ismini vermesi, en son politik hareketiydi sanırım. fakat ilk albümlerini çok sevmiş, dinlemiştim! sanırım radiohead 'kidA' ile gitar müziğine ihanet edip, bir süre yörüngemi şaşırttığı için, oluşan boşluğa çok iyi oturmuştu.
    3) ----bir süredir eddie vedder ile ilgili yazayım diyorum, tembellikten onu da yapamadım. diğer yandan grubu(mu)n pazartesi avrupa turnesi açıklama ihtimali olması, gelecek yaz için hayatımı tekrar anlamlı kılacak gibi görünüyor.---- eddie ile mucizevi karşılaşmam (az çok nerede kaldığını biliyordum) geldi aklıma. gerçi aklıma haftada birkaç kere gelir. yine de eddie'yi seven insanlara bunu anlatmaya bayılıyorum, fırsat bulmuşken onu da buraya sıkıştırayım dedim:
    20 metre ötede kendisini görmem, bisikleti yere atıp "eddiieeee" diye bağırmam, eddie'nin dönüp bakması, sonra da "OK, come on!" demesi, benim fotoğraf makinemi arkadaşıma vermem, onun yürümeye devam ederken elimi tutması, sonra başparmağı ile eli elimdeyken yaptığı hareket ve benim "noluyoruz lan!" diye düşünmem, ardından "take this one!" deyip bir pena verince olayı kavramam vb. eddie'nin bizden ayrılıp uzaklaşması, sonrada tekrar geri dönerek, bana bakması -bu kısmı hayal gibi gerçi-. herşeyin ötesinde de aklımdan çıkmayan, sanki yerçekiminin daha az olduğu bir yerde yürür gibi çok enerjik yürüyor olması var.

    ReplyDelete
  5. saatlerdir yazacak bi şey düşünüyorum bu ediveder karşılaşmasının altına. nuri alço'yu görüp imza almak istemem ama çok utanıp yanına gidememem falan geldi aklıma anca. bi daha görürsen hakkındaki düşüncelerimizi iletebilir misin? bi de saçlarını kısa kestirmesin bi daha, biz onu öyle çılgın sevdik.

    ReplyDelete
  6. bir daha görme ihtimalim var cidden, bu yaz, konserlerinden bir gün önce! mesajları iletmeye çalışırım (en azından uzun saç istegini), tabii daha öncesindeki gibi, kaç yıldır tanıdığım bu adama söyleyebileceğim onca anlamlı şey varken, "you are great!" diye saçmalamazsam. akıl tutulması... yoksa mike'ı onca azgın italyan'ın arasından çekip, yazdığı "inside job" ile ilgili birkaç laf edebilmiştim.

    ReplyDelete