December 3, 2011

whatever makes you happy on a saturday night


önce güldüm, sonra gözyaşlarım sel oldu. eskiden cumartesi gecesi evde oturmam için dizimden vurmaları gerekirdi. ki extrovert (yazmışım, introvert olacaktı, ahhaha blog yazınca kendini dışadönük sanmanın dayanılmaz hafifliği) olduğumu da saklamıyorum. gece çıkmalarının insana iyi gelen bi yanı var.

kocam the barbarian grip, koko'nun kafası çok karışık bu gribal durum vesilesiyle, kah ağlayarak uyuyor kah duvarlara tırmanıyor. annem evden kaçıp buraya geldi, babam arkadaşlarıyla parti yapıyormuş (partiden kasıt herkesin çeşitli seyahatlerinden topladığı ne ihtiva ettiği bilinmeyen içkileri tüketmek, börek yemek ve yüksek sesle konuşmak). annem hasta conan'a çorba yapmaya karar verdi, koko anneme yapıştı (annem koko'nun kendisine olan düşkünlüğünü anlamıyor, ben urla'da karşılıklı yaptıkları tereyağlı reçelli kahvaltılardan şüpheleniyorum, "anne koko'ya mama verdin mi?" "biz kahvaltı ettiiiik").

durum buyken çay yaptım şahsıma, neden artık deri pantolonuma giremediğimi düşünüyorum.

2 comments:

  1. ya valla bak bu ana kadar sustum ama dayanamıycam. grip geçirdiği yetmiyormuş gibi bi de basıp izmir'e gitti. bi alman, bi macar, bi de italyan geliyormuş iş münasebetiyle, onları karşılayacakmış falan. bu fıkra gibi topluluktan çıkarmam gereken bi mesaj mı var bilmiyorum ama bulaştırıp kaçtı resmen barbarkonan. kendi c vitaminimi kendim atıyorum suya, fakmaylayf.

    ReplyDelete