April 12, 2011

max nix

sylvia plath'ı merak etmeyen insanı ben de merak etmem. yazdıkları, hayatı, ölümü; tanıdığım herkesin hayatına en azından bi dönem girip çıkmışlığı vardır. benimkine ara ara yerleşiyor ki şiir seven biri olduğumu iddia edemem. ama sylvia plath'ın yazdıkları akıp gidiyor okurken, tuhaf bi dengesi var cümlelerin. kendi sesinden dinlemiştim bazı şiirlerini, belki ondan böyle geliyordur, çok güzeldi, daddy'i okuyordu. neyse daddy ve diğerlerine belki başka zaman bakarız, şu anda saat öğlen 2, akşama izmir köfte yapmak gibi kendi çapımda iddialı planlarım var, plath beni karanlık tarafa çekmesin durup dururken.

bu yandaki kitabı kitapçıda ebleh gibi dolanırken bulup aldım, hiç haberim yoktu plath'ın çocuk kitabı yazdığından. insan acı çekerken kendine bi yoldaş arıyor, başka yere de bakmıyor sanırım.

ölümünden 33 yıl sonra notlarının arasında bulmuşlar ve yayımlamışlar, öyle yazıyor kitabın arkasında. içinde 3 hikaye var; yatak kitabı, sorun yaratmayan kıyafet, bayan şeri'nin mutfağı. sorun yaratmayan kıyafet max nix (macht nichts, yani it doesn't matter. bu aralardaki küçük almanca kırıntılarına ayrıca bayılıyorum.) adında bi çocuğun sadece kendine ait bi kıyafet istemesi üzerine gelişiyor. şöyle diyor plath max için:

"max en küçükleriydi. tam adı maximilian'dı, fakat sadece yedi yaşında bir çocuk olduğu için bu kadar uzun bir ada ihtiyacı yoktu."


roald dahl seviyorsanız, bunu da seversiniz. sylvia plath nasıl sadece buhranlı bi kadın şair değilse çocuk kitapları da sadece çocuklar için değildir.

April 3, 2011

bandaaaana orrayt

yemin ederim ne diyeceğimi unuttum, bütün tadım kaçtı, bi açık bi kapalı blogger, kardeşim Z. gece yarısından sonra girebildiğini söylüyordu, haklıymış. ama bende motivasyon kalmadı, gün içinde bişeyler görüp "aaa bunu bloga koyayım" heyecanı bitti.
neyse.
ara ara kapıldığımız koko'ya aksesuar furyası dahilinde Z. bu bandanayı dikmişti, koko yiyeli çok oldu, anca koyuyorum fotoğraflarını. (kahrol digitürk, en az bandana kelimesi kadar çirkinsin.) kokozilla bi süre terasta şeref turu attı, yerlerde yuvarlandı falan. sonra biz değişik kullanım alanları üzerinde çalıştık. güneşi yiyince mayıştı, itiraz edemedi. ayakta uyuyan dobermannın dramı.


dobermann kulak mulak diye google üzerinden çok gelen olmuş ben yokken, o yüzden bi kere daha yazayım, lütfen kestirmeyin kulaklarını, hem çok acı verici köpeğiniz için, hem de aslında sağlık sebebi olmaksızın kulak-kuyruk kesmek yasal değil, bunu yapmaya kalkışan veterinerinizin sizden şimdiye kadar aldığı paraları bi kere daha gözden geçirin. illa ki kestireceğim diyorsanız, onlarca dobermann gördüm ama bi tane düzgün kesilmiş kulak görmedim. biri küçük diğeri büyük kulaklar, kenarları tırtıklı kulaklar, yamuk dikilmiş kulaklar, ameliyat sonrası kırılıp tekrar alçıya alınan kulaklar. neyse biz evde yaptık, çok güzel oldu. tarla farem, köstebeğim, karakafam benim.