July 5, 2012

cermodern bana çok modern

ulucanlar'dan çıkıp fayton mantı'ya uğradık önce. fayton mantı'yı daha önce yazmıştım, bu sefer de yoğurtlu köfte, etli yaprak sarma, mantı ve musakka söyleyip paylaştık 3 kişi. bütün yemekler çok güzel, fiyatlar hafifçe artmış gibi geldi bana ama bilmiyorum. gözlerim kararıyordu açlıktan.

ordan da cermodern'e yürüdük. escher ve çağdaşları sergisini leylak dalı'nda gördüm dün, arada kaynamadan gittik, iyi oldu. küçükken daha meraklıydım escher'e, bu yaşımda bakınca gene beğendim ama tuhaf bi şekilde escher'in çağdaşlarından biri beni daha çok etkiledi. lou strik. beğendiğim iki tanesini koyuyorum aşağıya hemen.

ilki, türk köyü, 1969, taş baskı.


bu da babil kulesi, 1987, bakır gravür.


bunlar benim olsa evde nerelere asardım diye hayal kurarak müze dükkanına gittim. poster moster yokmuş, çünkü hakları cermodern'de değilmiş. "alsaydınız o zaman allah allaaah" diye homurdanıp çıktım. ben hayatımı böyle biriktiriyorum, gezdiğim müzeden poster, bindiğim trenden bilet falan. dükkanda çalışan kız cermodern'i babası kurmuş gibi davranmıyor olsaydı daha az şikayet edebilirdim belki. bilmiyorum. kardeşim ve eren efendi beni açgözlü olmakla suçladı, bi sürü escher görmüşüm, daha ne istiyormuşum. röprödüksiyon istiyorum, kitap ayracı ve kartpostal da olur. allah allah?

alt katta bilkent grafik tasarım yılsonu sergisi vardı. burdan posterini gördüğüm bi kızkardeşime sesleniyorum, o kendini anlayacak okuyunca, "this is not an art" cümlesinde yanlış var, sanat bi kavramdır, başına öyle "an" getiremezsin. neden ingilizce daha havalı geliyor sana, onu da anlayabilmiş değilim.

aynı şekilde escher sergisini hazırlayanlara da bi notumuz var, still life "sakin hayat" değil, natürmort manasına gelir. çok ayıp.


şunu çok beğendim bilkentlilerin sergisinden.

sonra çıkıp ayaklarıma bakarak bi sigara içtim çocuklar toparlanana kadar. cermodern'in vurduğu tokatın üzerine bi de en sevdiğim ayakkabılarım vurdu. gömleğim rüzgardan şişti. bi güvercin üzerime yürüdü. taksiye atlayıp eve döndük.


4 comments:

  1. escher'in eserleri, eskiden rock kazanı'nı süslerdi.

    ReplyDelete
  2. aaa hiç hatırlamıyorum bak, ne güzel dergiydi rock kazanı. ucuz ucuz :)

    ReplyDelete
  3. bkz. http://genovaninja.blogspot.com/2012/02/rock-kazani.html

    biriktiriyordum ben, sonra annem ya da babam atmıştı :/

    ReplyDelete
  4. peheyyy bu doors posterini duvara astıydım ben. ya da defter mi kapladıydım, hatırlamıyorum ama postere çok baktığımı hatırlıyorum.

    ReplyDelete