August 7, 2012

boduru

bodrum'u çok severim, kalesini de (ayrıca khaleesi'yi de) çok beğenirim. verba volant eski bi fotoğrafını koymuş facebook'a, aklıma geldi.

en gerizekalı arkoooolojik anılarımdan biri bodrum kalesi'yle ilgili.

lisans öğrencisiydim, o zamanlarki en yakın arkadaşımla staj yapmıştık 4-5 ay bodrum kalesi'nde. INA yani sualtı arkeoloji enstitüsü'nün güzel bi gönüllülük programı vardı, hala vardır herhalde. günde 7 dollares ve yatacak yer karşılığı gidip işlere yardım edebiliyorsunuz, dalmaksa dalmak, restorasyonsa restorasyon. çok şey öğrendim ben orda. 7 dolar bodrum gibi yerde yetmiyor tabi ama kalacak yerde güzel mutfak falan vardı, idare etmiştik iyi kötü. arkeolojide evden destek gerekiyor bi miktar maalesef.

süper bi laboratuvar şefi vardı, her gün başka bi iş yarattı bize, her şeyi görebilelim diye. osmanlı batığı camlarını da yapıştırdım, uluburun batığı'ndan çıkma altın eserlere saklama kutusu da yaptım. bahsedeceğim günün sabahı da bizi kulelerden birine yolladı, elektrik süpürgesiyle toz alalım diye. fransız kulesi'ydi galiba, hatırlamıyorum şimdi. bu kuleler dışardan göründüğünden daha derindir, deniz seviyesinin altında da kayaya oyulmuş vaziyette devam eder. o elektrik süpürgesini laboratuvardan kuleye indirene kadar tavuskuşu saldırısı da dahil başımıza gelmeyen kalmadı ama en saçması bu değil.

işimiz bitti, çıktık akşamüstü, bira içelim bari diye kumbahçe tarafına bi yere gittik. böyle fotoğraftaki gibi denize karşı oturmuş, birileriyle sohbet ediyorduk. "tatilde misiniz?" diye sordular, "yok çalışıyoruz" dedik. "aa nerde?" sorusuna cevap olarak elimizle kaleyi gösterdik "aha şurda" diye, ki çok havalı buluyordum bunu yapmayı. ve o anda farkettik ki koskoca kulenin bütün ışıklarını açık bırakmışız, carıl carıl yanıyor lambalar.

sabaha kadar kıvranıp sabah ilk iş tavuskuşlarını, manyak horozları falan ite ite gidip ışıkları kapatmıştık. ilerleyen günlerde devasa bi küpün altında kaldığımız da oldu ama onun fotoğrafı var, bulunca yazarım.

hayatımın ilk güneş tutulmasını bodrum kalesi'nin burçlarından seyretmiştim, asla unutmayacağım, çok etkileyiciydi orda olmak.

yaaa işte para mara biriktiremedim ama böyle şeyler biriktirdim 16 senelik arkeoloji maceramda diyerek emekli amca gibi bitireyim yazımı. (emeklileri tenzih ederim, annem de emekli benim.)


6 comments:

  1. geçen de bir arkadaşa dediğim gibi, bodrum'a gitmemiş bir ben kaldım..

    imrendim!

    bodrum'dan ziyade mesleğinle ilgili böyle güzel anıların olmasına. kendi pişmanlıklarımı hatırlatıyo ama olsun.

    ışıkları açık unutmuşsunuz ya, ben olsam acaba ne sakarlıklar yapardım kimbilir diye düşünmeden edemedim:D

    ReplyDelete
  2. Bodrum'a sadece 1 kere gidip, pek hoşlanmamış biri olarak, anılarına saygımı iletirim.

    Çocuklara ve torunlara anlatacak çok hikayen var!! :)

    ReplyDelete
  3. mesleğimle ilgili bi o kadar da korkunç anım var. tam ortada duruyorum şu anda. iyi şeyleri hatırlamak istiyorum :)

    bodrum'a ne yaparlarsa yapsınlar sevmeye devam ettim ben, bi gidip bak mutlaka, seveceğin bi şeyler vardır gibi geliyor bana :)

    ReplyDelete
  4. Hiho, ben de emekliyim:) Annene selam ederim, aslında onunla mı arkadaş olsam ki:)) Blog açsana annene...
    Bu arada kartını aldım, çok sevdim. Hele sağ salim gelmesine daha çok sevindim, salak postacı apartman kapısının demirlerine sıkıştırıp gitmiş, neyse ki uçmadan farkedip aldım.
    Keyifli bir maceraymış Bodrum'da yaşadığın, ya da üzerinden zaman geçince daha keyifli oluyor...

    ReplyDelete
  5. anneme blog açmak aklıma gelmedi değil aslında. şu anda urla'dalar, belki ankara'ya dönünce bi deneriz. söyleyeyim selamınızı :)

    kartın varmasına da sevindim! darısı diğer yolladıklarımın başına. bu kahve bloguna gönderecek bi şeyler bakıyorum ben de şimdi, ona da heyecanlandım :)

    ReplyDelete
  6. Sualtı arkeolojisi.. Muhteşem, dünyada daha havalı bir meslek olabilir mi??? Ne işle iştigal ediyorsunuz hanım kızım? Sualtı arkeoloğuyum teyzeciğim... Muhteşem.. Arkeolojinin altı üstü hepsi muhteşem aslında..

    ReplyDelete