October 1, 2012

urla, çok acayip bi yersin

anneme kart atmıştım, dün arayıp bahçede 8 parça halinde bulduğunu söyledi. niye bahçede yahu diye düşündüm bikaç saniye, sonra posta kutularının çalındığını hatırladım. benim gördüğüm urla böyle bi yer, bahçe duvarından posta kutunuz çalınır, evin numarası çalınır (evet evet, o saçma sapan teneke plakadan bahsediyorum), kapıya sıkıştırılan kartpostalı yırtıp bahçeye atıverirler. bunları deneyimlemek için urla'nın içinde oturmak gerekiyor, yoksa haftasonları iskele'de katmer falan yerken hayat çok güzel. allah insanı yaban kasaba hayatıyla sınamasın, çok fena.

bu aşağıdakileri son gelen posta yığınından seçtim.

geçen haftanın en beğendiğim kartı. mucha'nın la fleur'ü almanya'dan geldi.

sarı kafalar rusya'dan.

bu da son zamanların en perişan kartı, endonezya'dan 28 ağustos'ta başladığı yolculuğu bi kaç gün önce bitti. çok hırpalanmış yollarda. ama volkanik kayalar, yeşil sakin sular, insan daha ne ister hayattan?

4 comments:

  1. hadi posta kutusunu çalar hurdacıya satarsın, kartı kıskanır yırtar atarsın da (dur lan. içimde bi psikopat karaktersiz pislik varmış, hemen sebep uydurdum.) kapı numarasından ne istersin yav..

    ReplyDelete
    Replies
    1. ahhahhaha! kapı numarası bi muamma olarak kaldı hakikaten. ben annemlerin sükunetini anlayamıyorum, "posta kutusu nerde anne?" "haaa, çaldılar yav onu geçenlerde, hadi çay içelim.", anne nirvanası herhalde bu.

      Delete
  2. Ferminacım canımcım, kartın daha bugün, 5 günde gelerek rekor kırdı diyeceğim ama o rekor Antalya PTT sine ait, şehir içi kart (yürüme mesafesinde 10 dakikalık yere) 15 günde ulaşarak kırılması imkansız bir rekora imza atmıştı. Seninkinin süresi ancak ulusal şampiyonalarda 1.lik falan alır yani:))
    Ama kartımı çok beğendim, tam benlik. Savaş ve Barış da ilkgençliğimde bayılarak okuduğum romanlardan biriydi. Keşke o karttaki orijinal basımlar benim olsa:) Neyse kartıyla avunurum artık. Diyarbakır günlerine gittin mi bilmiyorum, biz dün uğradık ama herbişeyler toplanmıştı. Kemikten ibaret bir Diyarbakır tavası yiyip kazıklanarak döndük. Az evvel Galeri Kara'da bir sergiye girdim, o da laf olsun torba dolsun bişeymiş. En iyisi ben hafta sonu Antalya'ya gideyim de balıklama festivale dalayım, sana da Antalyalı bir kart yollayım. Sevgiyle...

    ReplyDelete
    Replies
    1. siz dönmeden geldiğine sevindim, ulusal şampiyona 1.liğimi kutluyorum şu anda yihhiii :)
      diyarbakır günleri'ni de unuttum ben, gitmedik. üzüldüm kemik tavasına, hay allah, hiç aklıma gelmezdi diyarbakır günleri'ne bu kadar giden olacağı :)

      Delete