December 10, 2012

ayçiçeklerinin sahibi

nihayet van gogh alive'a gidebildim. çok da plansız programsız oldu. barbar kocamın yengesiyle stor perde bakarken kendimi bi anda cermodern'de buldum.

"eee barkovizyon gösterisiymiş bu!" diye tepkiler geldi küçük grubumuzdan, ben memnun oldum gittiğime. yıldızlı gece tablosu bilhassa pek hoş oldu, gerçekten kendimi o gecenin içinde hissettim. üstümüzden kargalar uçtu, yıllar geçti falan.

biraz kartpostal, magnet falan aldık. kocam the barbarian kalemkutusu aldı bana, üstünde van gogh'un yatakodası var. bi de "theo'ya mektuplar"ı aldık. biraz melankolik, biraz da çocuklar gibi şen çıktım sergiden.

bi hayli kalabalıktı, çok hoşuma gitti yerlerde oturanlar, koşturan çocuklar, facebook fotoğrafı çeken ergenler. o cumartesi akşamüstünü oraya gömen herkesi çok sevdim. bi van gogh evresi geçiriyorum bi süredir, adamı ve resimlerini iyice anlamam için 30 yaşımı geçmem gerekiyormuş galiba. yoksa "bi insanın sağlıklı olması için bahçede çalışması ve çiçeklerin büyüdüğünü görmesi lazım" lafını alıp da böylesine kalbime sokamazdım.

şimdi gidiyorum, yılbaşı kartlarını yazmaya başlayayım yavaş yavaş. hava kapalı, ara ara yağmur yağıyor, güzel bi hafta olur umarım hepimiz için.

5 comments:

  1. Ankara'da yaşasaydım kesin buraya giderdim.

    Van Gogh sevdası yüzünden yarım asır sonra resme başlamıştım.

    ReplyDelete
    Replies
    1. yemin ederim ben de aynı şeyi düşündüm, gözüm devamlı çiçeklere takılıyor "şunların resmini mi yapsam" diye.

      Delete
  2. ben de gitmek istiyorum çok, zamansızlık mı plansızlık mı bilmyorum, hep kalıyor..bu hafta sonunun gündemine almalıyım:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. biliyorum o hissi ben :) sergi geldiği gün gidiyorum diye kendi kendime sözler verdim, 2 ayı buldu kıpırdamam. al muhakkak gündemine, resimlerin arasında karanlıkta oturmak çok iyi geldi bana.

      Delete
  3. şu an oraya ışınlanabilseydim misal, nefis olurdu ,)

    ReplyDelete