December 4, 2012

light in the dark

nikaha 3 saat kala kardeşimin çiçeği, damadın pantolonu yoktu mesela ama nikah şarkılarını seçmişlerdi. evde bi dinleyip "aa evet ne güzel" dedim ama o esas an geldiğinde beni pek fena yaptı bu şarkı. aşağıya koyacağım.

şarkıyı söyleyen ryan spendlove, yanda fotoğrafını görmektesiniz, damadın arkadaşı, kendi şarkılarını yazıp söylüyor, iki adet albümü var. ayrıca iyi bi insan olduğunu düşünüyorum, bi huzurevinin duvarlarına resim yapıyormuş bugünlerde. geçen gün facebook'una şunları yazdı:

"bugün trende otururken şunu farkettim, herkes telefonlarıyla uğraşıyordu, insan ırkı olarak sosyal becerilerimizi hızla kaybediyoruz. açıkçası ben bunu çok üzücü bi kayıp olarak görüyorum. hani trende, otobüste falan giderken adamın biri gelip sanki sizi tanıyormuş gibi sohbet etmeye çalışır ya.. İŞTE O BENİM! herkesin arkadaş olmasını isteyen, sıradan bi toplu taşıma seyahatinin bile orda bulunduğuza değecek hale gelebileceğini, her günün arkadaş edinmek için bir fırsat olduğunu ve hepimizin öyle ya da böyle ortak bir bağı ya da ilgi alanı olduğunu düşünen adam benim. insanlık adına diyorum ki "iphone'larınızı s. edin, haydi konuşalım!".

arkadaşlık konusunda ciddi şüphelerim var, mistır spendlove kadar geniş gönüllü değilim, keşke olsaydım. harika biri de değilim, keşke olsaydım. bu yazı, 600. blog yazım ve dün gece 100 kişiye ulaştı blogumu takip edenlerin sayısı. bu 600 adet yazı sayesinde sesimi duyan o 100 kişi arasından bazılarınıza teşekkür etmek istedim : kartpostallar için, mektuplar ve emailler için. berbat botanik saptamalarımı hiç üşenmeden her seferinde düzelttiğiniz için! pirinçler, cevizler, kitaplar, magnetler ve daha neler neler için. buraya gelip yazdıklarımı okuduğunuz, bi ses çıkarıp beni yalnız bırakmadığınız için, biraz yazmasam nerde olduğumu merak ettiğiniz için. çok ağlak bi yazı oldu bu ama idare edin, varlığınız benim için çok şey ifade ediyor.

o yüzden bu şarkı burdan çıkıp bikaç sokak aşağıya, sonra istanbul'a, izmir'e, antalya'ya, çorum'a, cezayir'e falan gidiyor.


12 comments:

  1. "benim de bi kalbim var" etiketin beni benden aldı... :))

    bi yandan haklı bulmakla beraber bu abiyi, son bi yılda yaşadıklarıma bakarak iyi ki gömülmüşüm internetin derinliklerine demekten de alamıyorum kendimi... daha geçen izlediğim bi filmde geçiyordu bu, "iki zıt düşünceyi aynı derecede haklı bulmak" adı falan da var... unuttum tabii ki... üşenmezsem gugıla sorarım bir ara...

    ReplyDelete
    Replies
    1. ben de memnunum internete gömülmüş olmaktan. aralarda da koko'yla konuşuyorum ahhahaha :)

      turuncu kedin geldi bu arada, dolmakalem kartuşların çok güzelmiş. (bunu ilkokul 3 talebesi kıskançlığıyla söyledim, yan yan bakarak :)

      Delete
  2. Evet evet o benim, 100. takipci ;))

    Bu arada sarki da cok guzelmis :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. belçika'ya da vardı yani şarkı, yaşasın! :)
      gelişini kutlayacağız, plan yapıyorum gizli gizli :)

      Delete
  3. Çok sevdim şarkıyı. Aynı kalbim çarparak izlediğim romantik filmlerdeki şarkılar gibi. Hala aşka inanan, mucizelere inanan insanların olup da mutlu sonla biten hayatlarını anlatan filmlerdeki gibi. Bu adam da benim gibi biraz saf sanırım ya da polyannanın erkek versiyonu:) Çünkü bu konuda bana pek benziyor. Teknolojinin ve insanların aldıkları bu hali hiç sevmiyorum ben. Tamam pinterestte saatlerce dolaşmak güzel ama artık kendimi mekanik bir yaratık gibi hissediyorum. İnsanlar başkalaştı dönüştü ya, arkadaşlık da içi boş bir şey haline geldi. Şimdilerde insanlara güvenmek çook zor. Şimdi biri günaydın dese ve onu tanımasak ya şaşırıyoruz ya da sapık veya manyak herhalde diyoruz. Benim ruhum geçmişte takılmış kalmış sanırım o herkesin birbirine gülümseyerek selam verdiği günlerde yaşamak istiyorum yine internet olsun ama insanlar kölesi olmasın. Bunu eşime doğum gününde ipad alınca daha iyi anladım, sanırım bir hata yapmışım:):)Bu blog olmasa tanışamayacaktık. Asıl ben teşekkür ederim samimiyetin, sıcaklığın, güzel sözlerin, mektupların için. Biz hala yeryüzünde yaşayan o nadir güzel insanlardanız:)Bu arada bugün kulaklarını çok çınlattım kocaeli'de paha biçilemez bir eser bulmuşlar roma dönemine ait direk sen geldin aklıma:):)yalnız hale bak yorum değil mail yazdım adeta:) Biraz delirdim sanırım son günlerde evet haklısın!Ryan'a selam söyle..Benimle karşılaşırsa bir gün ben onunla konuşurum merak etmesin:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. ya valla, adresini istemek için nasıl attım sana o ilk emaili, hala bilmiyorum, bi şey dürtmüş demek ki :) sen bana mektup yaz en iyisi, vakit gelmiş bence.
      tanımadığım insanlara selam verme konusunda bi anda şüphe doldu içime, en son bi arkadaşımla bi şeyler içerken kibarlığımızdan yan masadaki amcayı püskürtemedik. cep telefonuyla fotoğraflarımızı çekiyordu ki kaçtık. fransa'da üniversite okumuş, öyle şeyler anlattı bize. hala da emin değilim, deli miydi yoksa çok mu yalnızdı diye.

      Delete
  4. Geldi, sabahın ilk ışıklarıyla buğulu camlardan içeri girdi o güzel nağmeler...

    ReplyDelete
    Replies
    1. samimi yazılınca şarkılar, her yere ulaşıyor :)
      cuma buluşuyormuşuz galiba, şrf hanım da burdaymış üstelik, çok sevindim!

      Delete
  5. yorkshire'in derinliklerinden nerelere gitti sarki :) gozlerim yasardi yazdiklarini okuyunca, iyice sumuklu bisey oldum ciktim.

    ReplyDelete
  6. hatta bazen keske bu sarkiyi degil de dalga gecerken konustugumuz gibi bourne supremacy sarkisi extreme ways'i koysaydik da dinleyip dinleyip duygulanmasaydim aq diye dusunuyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. kredi kartı reklamında çalsaydı sonra nikah şarkınız.
      biz bi oraya geldiğimizde ayarlayın ryan'ı, parası neyse veririz, öpçem alnından.

      Delete