December 28, 2012

mavi, masmavi bir ışık, ortasında yüzmekteyim

geçen gün çok süpersonik blog'ta dolanırken gördüğüm bi kartpostal hakkında hislerimi yazmıştım, bugün çok benzerini postakutusunda buldum, bakınız yanda duruyor, fesiyle falan hem de. acayip sevindim!

ayrıca şunlar oluyor hayatımda:

1. çok kahve içtim bugün, kendimi ruh gibi hissediyorum.

2. hala evi yılbaşına süsleyebilmiş değilim, tam tersine dağıldıkça dağıldı ortalık. şu anda boş gözlerle masamın üzerindeki yığınlara bakıyorum. kitap kuleleri var. üç adet farklı kule. taş var masamın üstünde. ama urfa'da toplamıştım, o yüzden yani.

3. yarın pimapenciler ölçü almaya gelecek, bu ikinci firma. plastik ve cam gibi dünyanın en ucuz iki şeyi birleşip nasıl böyle milyorrrlar edecek hale geliyor anlamadım.

4. tekrar yılbaşına dönecek olursam, bi planımız yok bizim. dün gece bininci kere "naaapıcaz?" diye sordum, barbar kocam elleriyle yüzünü kapatıp inlemeye başladı. devamlı soruyorum, asla plan yapmıyorum. yarın gidip cips ve fındık-fıstık alayım bari.

5. tez danışmanım yunanistan'a gidiyormuş, ailesiyle geçirecekmiş yeni yılı. olsun dedim, hayat her yerde aynı, orda uzo, burda rakı. allahtan sakin bi kadındır, bu bayat tespitlerimi yüzüme vurmaz. telefonu bozulmuş, kanseri geri gelmemiş, bunları merak ediyordum, öğrenince memnun oldum. sagapo deyip kapattım telefonu. (yok ya, demedim öyle bi şey. seviyeli bi ilişkimiz var.) (çok da seviyeli değil aslında.)

6. kudi iyileşti, çok mutlu görünüyor. annemle babamın kudi'yle imtihanı ise devam ediyor, hayatlarındaki ilk köpek çünkü. babam geçen gün simitçiye girmiş kudi'yle, neden tuhaf karşılandığını da anlamamış. yemek satılıyor çünkü içerde, ayrıca burası bi avrupa ülkesi değil, öyle her yere köpeğini sokamazsın dedik. bunu da anladığını pek zannetmiyorum.

7. yılbaşı tebrikleri geldi, onlara ayrı bi yazı yazacağım, hem belki daha gelen olur pazartesi falan. bu blogu açtığıma bi kere daha sevindim kartları okudukça.

8. aklımı şu şiirle bozdum, herhalde bi ay oldu kafamdan çıkmayalı. daha önce de olmuştu, nasıl kurtulurum bilmiyorum, neden dönüp dönüp buraya geliyorum, onu da bilmiyorum.

ne içindeyim zamanın,
ne de büsbütün dışında;
yekpare, geniş bir anın
parçalanmaz akışında.

bir garip rüya rengiyle
uyuşmuş gibi her şekil,
rüzgarda uçan tüy bile
benim kadar hafif değil.

başım sükutu öğüten
uçsuz bucaksız bir değirmen;
içim muradına ermiş
abasız, postsuz bir derviş.

kökü bende bir sarmaşık
olmuş dünya sezmekteyim,
mavi, masmavi bir ışık
ortasında yüzmekteyim.

ahmet hamdi tanpınar'ı zaten severim ama bu şiirde bi şey var, ben onu değil, o beni buluyormuş gibi.

9. barbar kocam yılbaşı hediyesi olarak dikiş makinası, dolmakalem ve bilgisayar oyunu aldı bana. bunu hediyelerden bahsetmek için yazmıyorum, başka bi yazıda tahliller yapacağım ne biçim bi insan olduğum hakkında, onu haber veriyorum.

10. bu kadar uzun yazmaya niyetim yoktu.

saat 20:18, artık haftasonu sayılır, 2012'nin son cuması bugün. biz dışarı çıkıyoruz, dans edip bu yılı unutmaya. ankara'daysanız, gece çıkmaya niyetiniz varsa, if'te amy winehouse çalacaklar bu gece. beni tuhaf dans hareketlerimden tanıyabilirsiniz.

4 comments:

  1. Ahahha, kartpostal çok güzel, isabet olmuş =)

    ReplyDelete
    Replies
    1. blogundan dilek kuyusu olarak faydalanmaya karar verdim :)

      Delete
  2. Mutlu yıllar :) Kocanın gizli mesajı "dikiş dik, yazı yaz, oyun oyna aman bana elleşme" olabilir mi yahu? Bu koca milleti çok hindir çooook..

    ReplyDelete
    Replies
    1. teşekkür ederim :) bu sefer mesaj yok, farklı zamanlarda hepsinin etrafında kedi gibi dolandım ben, ondan oldu :)

      Delete