April 11, 2013

marina ve ulay

performans sanatçısı marina abramoviç'ten daha önce bahsetmiştim. 2010'da modern museum of art'ta "the artist is present" diye bi performans gerçekleştirmişti. toplam 736 saat boyunca marina abramoviç hiç kıpırdamadan ve konuşmadan masada oturmuş, gelen ziyaretçiler de sırayla karşısında oturmuşlar. yoğun hisler, gözyaşları, şüpheyle karşılayanlar, her türlü reaksiyon var ama abramoviç yaşlı bi ağaç gibi karşılarında. bu kadını bu kadar ilgi çekici bulmamın sebebi bu sanırım, hem çok pasif hem de çok etkileyici, performanslar kendisiyle ilgili değil, karşısındakini yansıtıyor.

neyse, geçenlerde kardeşim bu aşağıdaki videoyu gösterdi, bahsettiğim performans sırasında marina'nın eski sevgilisi ulay gelip karşısına oturuveriyor. o anda da performans, izleyiciyi yansıtmaktan çıkıp bi anda tamamen sanatçının kendisiyle ilgili bi şey haline dönüşüyor, haliyle de aradaki bariyer ortadan kalkıyor.

bu arada eski sevgili dediğime bakmayın, çok fırtınalı bi aşkmış 70'lerde. artık hislerinin eskisi gibi olmadığını farkedince çin seddi'nin iki ucundan yürümeye başlamışlar, ortada buluşunca son bi kere sarılıp bi daha birbirlerini hiç görmemişler. aklıma bi aralar flört ettiğim birine çok sinirlenip bardan çıkışım geldi. planım, kendimi bi taksiye atıp havalı bi şekilde ordan uzaklaşmaktı. bindim de taksiye ama o arada bi çöp kamyonu önümüzü kesti. şoför de arka arkaya bi gaza bi frene basarak sıkıştığımız yerden kurtulmaya çalıştı. arka koltukta bu gaz-fren-gaz-fren fırtınası içinde öne arkaya savrulurken kafamı çevirip camdan baktım, flörtüm kaldırımda durmuş bana bakıyordu. bu sahne dakikalarca bu şekilde devam etti, dünyanın en manasız dakikalarıydı onlar. neyse zaten bahsi geçen flört de gözden düşmüş doğu avrupalı bi artistik buz patencisine benziyordu.

ikisi de buz patencisine hiç benzemeyen ve eminim ki bindikleri taksiler anlamlı bi şekilde gecenin karanlığına karışan marina ve ulay'ın yıllar sonraki karşılaşması göreceğiniz şekilde olmuş. ağladım biraz ben seyrederken. ulay'ın o yumuşak ve bin tane şey anlatan yüzü, marina'nın bi anda dağılıvermesi, o masanın üzerinden birbirine uzanan eller falan beni çok fena yaptı.

9 comments:

  1. Nasıl birşeydi bu yav?
    Sabah sabah dağıttın beni...

    ReplyDelete
    Replies
    1. kaç kere seyrettim, marina ağlar, ben ağlarım. ben de anlamadım yemin ederim.

      Delete
  2. gözyaşlarını kendi elleriyle sildi.bu yalnızlığı işte.o an etrafı ne kadar kalabalıktı.

    ve benim tüylerim yayından fırlayan bir oka dönüştüler.ellerini tuttuklarındaki iç çekişte:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. senin algıların devasa bi çanak anten hassasiyetinde açık sevgili 4!
      ben de acaba ulay ne dedi diye düşünüyorum, o kadar şeyden sonra böyle gelip ne dersin sevgiline?

      Delete
    2. ulay bakışlarıyla çok üzgün olduğunu ve özlediğini anlatıyordu.o bir erkek kahraman.

      marina tüm kadınlar gibi ,bir bakışa yaşadığı tüm üzüntüleri değişmeye hazırdır zaten.elini tutup ''seni seviyorum'' ^^affet beni''tarzı birşey söylediğinde marina işte tüm o içinde biriktirdiklerini gözyaşı olarak boşaltır.

      yani nerde olursak olalım.adem ve havvayız.değişmiyor.

      hehhhee ,ben bu sahneden roman yazarım:)

      Delete
  3. Kendine gelemedi Marina bir sonraki ziyaretçide bile..
    Benim de tüylerim diken diken oldu bu arada, ağladım da.
    Bir erkek de yorum yazsa bu video karşısında ne hissetti, merak ettim.

    Bu arada performansı sergileyen Marina değil de, Ulay olsa idi, Marina gelir miydi acaba? Onu da merak ettim :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. evet gelemedi kendine hakikaten, kimbilir neler geçti aklından. ilk seyrettiğimde "ben kalkar new york'a gider, saatlerce kuyrukta bekler ve tabi ki ulay'dan sonraki ziyaretçi olurdum" diye düşündüm :)

      marina sanki ulay'a gitmezdi gibi geldi bana, neden bilmiyorum :)

      Delete
  4. Ahh ahh gerçekten çok güzeldi, üzücüydü, hüzünlüydü ve mutluluk vericiydi. Ulay çook şey anlattı o derin çizgili yüzüyle, marina da zavallı kadın hala seviyor onu dedim içimden. Birbirlerine karşı hisleri değişse böyle ağlar mı ki insan? Ben adamın boynuna sarılmak ve bunca zaman neden yoktun niye gelmedin diye haykırmak isterdim. Kimbilir neler yaşadılar ayrılık zamanında. Keşke haklarında daha çok şey bilseydik ve acaba bu buluşmadan sonra devamı geldi mi en çok da onu merak ettim ben..Umarım kavuşmuşlardır:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. kavuşmamışlardır tuğba, ayrılmak için çin seddi'ni yürüyen insan öyle hop diye kavuşmaz :) aralarında ne oldu bilmiyorum ama karşılıklı bi dakika oturmaları bizi bütün gün meşgul etti, çok inanılmaz gerçekten.
      bi kere daha tıklayıp seyretmeyeceğim videoyu, bi gün için yeteri kadar mahvoldum sanırım :)

      Delete