April 29, 2013

size zongul ve dak getirdim

haftasonu zonguldak'a gittik. arkadaşlarımız taşınalı 5 yıl olmuş, "aaa geliriz, oooo tabi ki, yaaaa bu haftasonu ordayız" diyerek yıllar geçirmeyi başarmışız. nihayet becerdik bu küçük seyahati gerçekleştirmeyi. aşağıdaki fotoğrafı pek kıymetli arkadaşımız mistır daltaban, sabah yürüyüşünde çekmiş, ondan çaldım. bu arada, fotoğrafın sol tarafına doğru tepelerin arasından yükselen duman, termik santral dumanı. 


10 yılı geçti ankara'ya taşınmamın üzerinden, deniz kenarı bi yerde yaşamanın nasıl bi his olduğunu unutmuşum. karadeniz'e kadar da hiç çıkmamıştım, her yer ormanmış hakikaten!

şöyle bi yere kahvaltı etmeye gittik pazar sabahı. gözüm dalmış dereye, ağaçlara. bi süredir alıcı gözle bakıyorum dağlara bayırlara, yemin ederim üçkağıtçı müteahhit oldum, aklım fikrim boş yerlere ev kondurmakta.

bu arada bi de yaz geldi. en sevdiğim mevsimdir fakat şöyle bi şikayetim var, bu kot ceketleri falan ne yapayım ben? kot ceket mevsimi ortadan kayboldu. paltodan tişörte geçemiyorum ben, sinirlerim bozuluyor. biraz önce svetşörtle bakkala gittim, kan ter içinde kaldım. tişörte henüz hazır değilim, çıplak kollarım çok tuhafıma gidiyor.

ay neyse, sonra şikayet ederim bundan, zonguldak meselesini toplayayım. farkettiyseniz termik santrali de sadece gösterdim, hiç uzatmadım. böyle pozitif bi pazartesi geçirmek niyetindeyim.

zonguldak, ankara'dan arabayla 3 saat sürüyor, bi yerden sonra yollar bozuk. arabanız bizimki gibi yere yapışıksa zor anlar sizi bekliyor ama çalışmalar vardı, düzeltiyorlar yolları, her taraf şantiyeydi. şehrin içinde öyle pek bi numara yok, maden şehri zaten, apartmanlar falan var. liman tarafında güzel balık lokantaları var, patates salatası ve pilaki lezzetliydi. şehre çok yakın iki adet plaj tespit ettim, birinin adı ılıksu, diğerini hatırlamıyorum, gerçekten nefis görünüyorlardı. barbar kocamın her su birikintisinin başında "hadi girsene, sen bi girer çıkarsın bence" demesi bi süre sonra herkes tarafından endişeyle karşılandı. olur da benden bi daha haber alamazsanız anlayın ki ben bi yerlerde suya girip çıkamadım. failime de burdan işaret etmiş olayım.

bi daha gittiğimizde köyleri falan da görmek isterim, kartpostal satan bi yer bulmak isterim. yavruağzı renkli güzel bi ereğli çileği varmış, ondan yemek isterim. bi de artık bu yaz denize girmek isterim, en son ne zaman yüzdüm hatırlamıyorum bile.

haydi bakalım, neşeli, verimli, sıkıntısız bi hafta olsun. zaten yaz geldi artık, ne kötü gidebilir ki?

4 comments:

  1. ablam Rize'de zorunlu görevini sürdürürken yanına gittiğimde benim de ilk tepkim "gerçekten dağlar denize paralel uzanıyormuş" olmuştu... :) ezberci öğretimimiz bi işe yarıyor mu ki bazen, bilemedim...

    ReplyDelete
    Replies
    1. ahhahaha, yeminle aynı şeyi konuştuk, "oha denize paralel uzanmak böyle oluyormuş" diye :) hepimiz paralel uzanalım umarım bu yaz denize yaa, çok özeniyorum.

      Delete
    2. 128 yıldır vermem gereken 5 kiloyu hala veremeyip dik uzanıcam sanırım ben denize kehkehkeh :))) bu satırları yazarken kahvemin yanında hüplettiğim dışı tamamen susam kaplı tahinli kurabiyeden bahsetmek istemiyorum, nihoha ayıp olur :P

      Delete
    3. bak hala 5 kilo diyor, ben gördüm, yok öyle bi 5 kilo falan. bu noktada kıyıya vurmuş balinayla çıtayı yükseltiyorum, memleketin bi yerlerinde ıssız plajlar vardır diye umuyorum ahhahaha :)

      Delete