June 14, 2013

Ethem

Ankara'ya ilk taşındığım yıllarda Bahçelievler'de güzel bir zemin katta oturduk; önce babamla, babam Moskova'ya taşınınca da sarı kafalı arkadaşımla. Her akşamüstü beyaz saçlı, yaşlıca bir adam elinde bir kase yoğurt, bir de ekmekle karşı apartmana girerdi. Haftalar boyu adama baktım, kim olduğunu kesinlikle çıkaramadığım halde bakmayı sürdürdüm, çünkü her seferinde içim tuhaf hislerle doluyordu. Nihayet bir gün dank etti, eve yoğurt götüren beyaz saçlı adamın Şevket Kazan olduğunu farkettim. Hatırlamayan genç kardeşlerim için: 90'larda Refah Partisi milletvekilidir, takip eden yıllarda Adalet Bakanı olmuştur, aynı dönemde Sivas Madımak Oteli'nde insanları yakanların avukatlığını yapmıştır.

Olayları genel bir çerçeve içinde değerlendirebilmek, sahip olduğum özelliklerden değil maalesef. Aynı şekilde isimleri de unuturum. Ama yüzleri ve verdikleri hisleri unutmuyorum. 10 yıl geçmiş, yaşlanmış da olsa Şevket Kazan bana o pencereden bakarken tokat gibi çarptı. Kendisi gibi olmayanlardan hoşlanmayan, içi kin ve nefret dolu bir adam. 1933 doğumluymuş, artık herhalde cenazesinde hatırlarız kendisini bir kere daha.

Bir kaç gündür aklıma takıldı bu benim. Bu aşağıdaki fotoğraftaki de benim. Çarşamba gecesi Tunalı Hilmi'den aşağı doğru yürüdüm böyle, yanımda Ethem Sarısülük'ün hayaletiyle; kafalar eğildi, gözler doldu.


Ethem kardeşimdir, kafasından vurulup Kızılay Meydanı'nda yere düştüğünden beri, ailedir artık benim için. İçim yanıyor. Şimdi bekliyorum o polisin adını öğrenelim diye, o ada bir de suret eklesin diye. Adalet tecelli eder mi, yarın ne olacağız falan hiç bilmiyorum ama benim hafızam çok sakat çalışıyor genç polis efendi, sonra bir gün elinde yoğurtla yolda yürürken neden yüzüme tükürdü kadının biri demeyesin.

9 comments:

  1. Ah ne güzel ifade etmişsin...
    Umarım bir yerlerde karşılabileceğimiz şekilde serbest serbest dolaşamaz, adalet yerini bulur. Ama en çok onu 'yedirtmeyenleri' görmek isterim ben yıllar sonra.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Umarım adalet yerini bulur, umarım bunu isterken naif kalmıyoruzdur.

      Delete
  2. Herşeyin olduğu gibi bununda üstü kapanır,sivasta insanları yakanlar nasıl rahat geziyorsa oda öyle gezer,ama inşallah halkımız uyandı artık bunlara izin vermeyeceğiz.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bundan sonra ses çıkarmaya korkmayız artık diye düşünüyorum ben de sizin gibi. En azından kime güvenip kime güvenemeyeceğimiz anladık. Oy verip beklemekle olmuyormuş, bunu da anladık. İş başa düşüyormuş.

      Delete
  3. Replies
    1. Zıplayıp şarkı söyleyecek hal kalmadı, ruhum büzüldü. Gerçi yani en son zıplayıp şarkı söylediğimde gaz bombası attılar ağaçların arasından, o günden beri kestim neşeli protestoyu. Angara usulü, ağırbaşlı direniş bundan böyle.

      Delete
    2. Kalbim sıkışıyor, çok mutsuzum.

      Delete
  4. Naif olmak,sonuca ulaşmak için engel değildir, aksine, hiç bilmedikleri bu tutum, karşı tarafın elini ayağına dolaştırır. Hatalar yaptırır. Ağırbaşlı ve kararlı olmak da onlar için yeni. Onun içindir ki acıtarak kışkırtarak kendileri gibi davranmaya zorluyorlar.

    Ne içten ve güzel bir anlatım, ne doğru bir örnek ne güzel bir final. Edebi bir eleştirmen olarak değil bu beğeni (o da var ama) hisseden bir insan olarak...
    Sevgiler Fermina....

    ReplyDelete
    Replies
    1. Teşekkür ederim. Zaten bir durup baktım da elimizde naiflikten, ağırbaşlılıktan başka bir şey yok, sırtımızı birbirimize dayayıp bundan sonra ne yapabileceğimize bakacağız.
      Ben de sevgilerimi yolluyorum, Can'a selamlar, Pupa'dan da makas alıyorum bir tane.

      Delete