July 24, 2013

Tatlı Rüyalar

Bugün Leylak Dalı'yla Cermodern'de buluştuk. Kakara kikiri, limonata, kahve falan, sonra da Hacettepe Güzel Sanatlar Öğrencilerinin Mezunlar Sergisi'ni gezdik. Leylak Dalı da yazdı sergiyi, şurdan bakabilirsiniz.

En çok beğendiğim bu aşağıdaki üç kavanoz oldu, içlerinde kum, çakıltaşları ve kağıttan hayaller var. Yağmur Sarıaltun yapmış, "Tatlı Rüyalar".



Pop-up çocuk kitabı görünce heyecanlandım, Özlem Aytekin'in kitaptan fırlayan kız çocuğunu, tavşanını, köpeğini falan çok sevdim.


Göker Kurular'ın her gün çapulanlar için özenle tasarlanmış motorcu kaskını çok havalı buldum.


Bana en çok hitap eden işlerden biri Adnan Anıl Çabuk'un "Pas pas"ı oldu sanırım. Gerçi eve gelen giden yok, kapıyı en çok çalan insan su getiren abi ve onu da seviyorum ama olsun, görünce ehi ehi diye güldüm. Kağıttan nazik hayallerden kırık camlı paspasa nasıl vardım, ben de anlamadım; içimdeki hödük, içimdeki çocuğun ensesine şaplağı yapıştırmış olabilir. ("İçimdeki çocuk" esprisi yapan bir ben kaldım değil mi dünya üzerinde?)


Yeri gelmişken sergiyi önce gezen, akabinde de yıkan adamdan da bahsetmem gerekiyor. Selam falan verince bizim gibi mazbut sanatsever sandık, meğer sanat bölümünde hocaymış. Bu "hocalığını" tanıdık tanımadık herkese bahşeden insanlar benim uykumu getiriyor. "Çok yetenekli çocuklar var, umarız hepsi istedikleri işleri bulur. Zira sanatla, güzel fikirle para kazanmak zor" dedik, çalışan kazanır-elması kızarır ayarında bir cevap verdi. Biraz kaçtık, sonra Hoca Bey dokunduğu her şeyi devirmeye başladı. Ben çıkışa doğru hızla ilerlerken Leylak Dalı'nı bir panonun arkasına saklanmış, sessizce gülmekten ikiye katlanmış vaziyette gördüm gözümün ucuyla. Hiç durmadan devam ettim yürümeye, o sessiz kahkahalar devasa bir çığa dönüşürdü ve ikimizin de sonu olurdu.

Leylak Dalı'nın verdiği kitabı (bakınız yandaki fotoğraf) ve Cermodern'den aldığım ayracı (gene oraya bakınız) çantama atıp kızgın Ankara güneşi altında yürüdüm, kendimi barbar kocamın dükkanına attım. Yastığımın altında Alper Canıgüz'ün Cehennem Çiçeği var, bitince kedilere başlayacağım.

Ayraçta diyor ki, "Bugün bir-iki köprü yakmak için iyi bir güne benziyor". Köprüler yakılmak, yollar yürümek, bazı paspaslar üzerinden atlayıp geçmek için vardır.

Hiç bu kadar uykum gelmemişti, barbar kocam televizyonda zombi öldürüyor, ona bakarak koltukta uyurum diye hesap yaptım hemen. En kötü günüm böyle olabilir, bence bir mahsuru olmaz.

25 comments:

  1. Ben de aynısından isterim, kıskandığımı buradan da dile getireyim hatta Kasım için şimdiden sözümü de alayım isterim ;)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bence Kasım böyle aktiviteler için harika bir ay! Heyecanla bekliyorum :)

      Delete
    2. Kasım'da aranızda olamiyciiiim, genç genç takılın ama ben sizi Antallaaa'ya beklerim :)

      Delete
    3. Kasım'da ne oluyor? Sinem ve beni de alın aranıza! :)

      Delete
    4. Kasım'da herkes buraya geliyor gibi anlamak istedim ben :) Gelin, yavrularınızı da getirin, kağıttan kayık yaparız, çaktırmadan Kuğulu Park'ta yüzdürürüz :)

      Delete
  2. "Köprüler yakılmak, yollar yürümek, bazı paspaslar üzerinden atlayıp geçmek için vardır." cümlenle bir düşüncelere dalmak ben... mesaj alasım vardıysa demek gecenin 02:15inde töbe estafurullah... du bi sahur programı açayım da hipnotize olayım o.O

    ReplyDelete
    Replies
    1. Burdan da davulcu geçiyordu, güp diye yattım sonra, 3 sayfa kitap ya okudum ya okumadım. Koko'yla aşağı yukarı aynı hayatı yaşıyoruz, ben kiiim mesaj vermek kim! :)

      Delete
  3. Hehhe ben bu yapıtları sana saklamış ve yer vermemiş idim (daha gerçekçi bir ifadeyle atlamış idim;), Gerçi cam kırıklı paspası görmüş, üzerinde konuşmuş ve içimden bir atalar sözü geçirmiştim. Hani şu "Cahil ile sohbet etme küstürün, cam kırığıyla g..ün silme kestirin" şeklinde olanı. Netekim akademik bir cahille sohbet edeyazdık, iyi ki paspasın üstüne oturmadık akabinde :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahhaa, atasözü çok güzel! :) Ay o adam Paşabahçe dükkanı da gezse olur bence, çerezlik görür, sevinir.

      Delete
  4. Ha bir de paspas fotosunun kenarcığında şişko bir kadın gördüm ve dehşetle farkettim ki o benim :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Estağfurullah. Ben yerden çektim onu, açısı öyle oldu.

      Delete
  5. AAA neden bu kitaptan haberim yok o_O Hemen alıyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de görmemişim hiç, üstelik ilk basımı 2010. Biz uyurken 4 baskı yapmış :)

      Delete
  6. kitap hakkindaki yorumunu da yazar misin? Kitabi görüp kararsiz kalip, simdilik onu kitapcidaki rafinda birakmistim... Senin yorumlarina göre karar vericem.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yazarım, bu aralar biraz sekteye uğradı gerçi kitaplar, tezin son ayları, Eylül'de jüri müri var. Bir hayli mutsuzum :)

      Delete
    2. Kiyamam sana, mutluluguna katki icin biseyler yapacak olsak, ne olsun isterdin?

      Delete
    3. Okulu yakalım, iki yıl okul tatili olsun :) Sen azıcık tatile git, ona çok sevinirim bak. Hepimizin biraz başka bir manzara görmeye ihtiyacı var. Ben de o arada dişimi sıkarım, zaten öyle ya da böyle 1-2 aya bitecek tez mez, okul. 2 ay dediğin nedir ki? :) Sonra da kış uykusuna yatmayı planlıyorum zaten :)

      Delete
    4. :-D sen de tatile git, okulu dert etme, halledilir o is. Armutlu'daki cocuklara yazariz en olmadi...

      Yaaa, yalniz saka bir yana, amanin burada yasadisi örgüt varimis, üniversite yakacaklarmis diye gelmesinler kapiya... olmayacak seyler degil...

      Delete
    5. İki kere hafifçe mutfağı yakmak dışında bir vukuatım yok, yazının başı sanat-sepet diye okumaya üşenirler umarım :) Zaten okulu kundaklamakla dertlerim bitmiyor :)

      Bir tatil rezervasyonu iptal ettik, benim vaktim yok hiç. İki-üç günlüğüne Datça'ya kazıya gidip geleceğim Hoca'yla konuşmak için, ondan gayrı şu anda oturduğum yerde sabitim. Ama bazı yerler Kasım'da da güzeldir eminim :)

      Delete
  7. Müthiş sevimli bir kitap olmasından ziyade, kedi ile hayat sürenler,kitaptaki öyküleri yaşayarak okuyacak :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Şahane o zaman! Yalnııız, koşup koşup sıçrayan ve duvardan sekerek insanların kafasına inen yavru kedi yoksa bozulurum, bizdekiler hep öyle :)

      Delete
  8. Bak şimdi bir çok kıskandım böyle gezmeler ,sergiler , kahveler...
    Hem de aynı Saçaklı gibi ayraçtan sonra bir düşünmelere daldım.
    Tam da böyleyim bu aralar köprüler yıkmak istiyorum , geride bıraktıklarımı enkaz haline getirmek.
    Sence yapabilirmiyim ?
    Konuştuğumuz paltformda yokum bu aralar bi mail atta konuşalım. Özledim

    ReplyDelete
    Replies
    1. Senin kalkıp buraya gelebilme ihtimalin çok yüksek bence, ister yakarak gel köprüleri, ister üstünden geçerek :)
      Hayat çok kısa, bir bunu öğrendim ben bunca senenin sonunda. Ne yapmak istiyorsan yap, enkazsa enkaz.
      Atacağım bir mail bu gece. Kaç gündür konuşmadık hakikaten, ben de özledim.

      Delete
  9. Bir sergiyi iki ayrı bakış açısından görmek keyifli oldu. En sonda, başlığı gördüğüm anda aklıma gelen Alper Canıgüz'le ilgili bir cümle görmek de öyle...

    Cam kırıklarından paspas muhteşem bence. Bazen 'keşke bunu yapan ben olsaydım' dediğim şeyler oluyor; bu da onlardan.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Alper Canıgüz'ü arkadaşım tavsiye etti, hatta kitapları hediye etti. İsim hafızam hiç olmadı ama son zamanlarda uydurmaya da başladım, herkesi de içine çekiyorum. Alper Canıgüz'ün Oğullar ve Rencide Ruhlar'ı kombine bir çabayla Alper Canıtek'in Babalar, Oğullar ve Rencide Ruhlar'ı haline gelmişti. Beğeniyorum yazdıklarını Alter Camıgöz'ün.

      Temennim o paspası yapan çocuğun böyle şeyler yaparak hayatını kazanabilmesi, bir seramik firmasında lavabo falan çizerek hayatını karartmaması. Güzel şeylerin üstünde tepiniyorlar bu memlekette.

      Delete