July 19, 2013

Terasta Bir Takım Numaralar

Koko'ya salamlı dondurmasını vermek ve çiçekleri sulamak üzere terasa intikal ettim, güneş batmaya başladı o arada.

Bazı boş saksılarda yabani otlar bitince acıyıp onları da sulamaya başlamıştım. Bir tanesi gelincikmiş meğer, bugün açıvermiş.


Domatesler fena değil, sabırla bekliyorum. Biberlerde pek hareket yok, o yüzden fotoğraflarını çekmedim. Ayrıca mütemadiyen şüpheler içindeyim, biberler gerçekten biber mi?


Böyle böyle şeyler işte.

14 comments:

  1. bu terasta mangal gördüm mü onu düşündüm bir an... olmalı :)))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Var mangal, olmaz mı! :) Et için Conan'a, geriye kalan ne bileyim mısırdı, patatesti falan öyle şeyler için bana başvurman yeterli:)

      Delete
  2. Ankara manzarası değil diye düşünüyorum o_O Hayır öyleyse bizim güneşlerimiz farklı :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ankara manzarası üzerine bir miktar instagram filtresi :)

      Delete
  3. wow çok güzel şeylermiş bunlar ama :)
    domatlar çok güzel gözüküyor :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Her an her şey olabilir, saksağanlar gagalayabilir, Koko tekmeleyebilir. Yiyene kadar içim rahat değil :)

      Delete
    2. HAY ALLAH DOĞRU DİYORSUN :))

      Delete
  4. Ahh ahh sana yine mektup gibi yorum yazmıştım kahvemi yudumlarken büyük bir zevkle ama internet bana gıcıklık yaptı sayfa gitti:( Olsun yine yazarım. O gelincik kalbimi tam 12 den vurdu diyeyim. Tam bir gelincik manyağı olan ben görünce deliye döndüm. Ne kadar da şanslısın. Bende bahçeye eksem tutsa keşke:)Ankara manzaralarının hepsi güzel geliyor bana. Ankara ile gizli bir bağımız var. Denizi olmayan bir şehre böyle tutkulu olmak tuhaf geliyor ama kendimi engelleyemiyorum.Terasta bahçede mangal olmazsa olmaz.Mangalda kanat çok severim ben. Sen de sever misin? Bizim de tomatlar çıkmaya başladı dün sana instagramdan da yazdım hatta. Ağustosta izin için geleceğimizden zamanlama biraz yanlış oldu ama belki biz dönene kadar beklerler diye umuyorum. Domateslerle konuşup lütfen ya hemen olun ya da dönmemizi bekleyin diye tembihliyorum. Keşke biz gitmeden yiyebilsek bir tanecik de olsa:( Salatalığım tombuk oldu ama kopartmaya kıyamıyorum şimdilik. Pek güzel şeymiş böyle emek sarf edip de sonucunu almak. Daha önce hep çiçeklerini çürütüp öldürmüş biri olarak şimdilerde ağzım kulaklarımda. Dün domateslerin başında yiğitle resmen çocuklar gibi dans edip sevinç çığlıkları attık halimizi görmeliydin. Terasa havuz bile koyabilirsin diye düşündüm koko da içinde serinler hem:) Sonra teneke konservelerden fener yapabilirsin biz bu fikre bayıldık uygulamak için evdeki konserveleri tüketme çabasındayız:) Ben de izmirdeki evin terası için fikirler üretiyorum boş vakitlerimde sanki hemencik gelip oturacakmışım gibi. Bir de salıncak olmazsa olmazım:) O terasta çocuk olsam evcilik takımlarımı serer harika oyunlar oynardım ben kesin:)Büyük teraslar yazın da kurtarıcı oluyor resmen, hele manzaraya karşı orada sessizce oturmak bile büyük bir nimet. Keşke hep yaz olsa. Kocaman öpüldün. Postam gelmişti sana öyle değil mi unuttum yine bak:) Yenisini yazıyorum birkaç güne yollarım:) Sevgiler ve mutlu hafta sonları:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yorumunu okuyacağım diye gidip kahve yaptım ben de :) Gelinciğe çok şaşırdım, herhalde kuşların işi, bazı saksılardan olmadık şeyler bitiyor böyle. Sarmaşığın kenarından bir dal dereotu çıktı mesela.
      Ankara'ya alışmam zaman aldı benim, 10 sene kadar :) Hala karışık hisler içindeyim, kışları kesinlikle mutsuzum da baharı ve yazı güzel.
      Et yerken de anca köfte ve tavuk göğüs yerdim, şimdi mangalda mısır, domates, biber falan yapıyor Conan. Ama o sever kanat. Senin domatlar da dönüşünüzü bekler gibime geliyor, yavaş büyüyorlar.
      Koko'ya havuzu düşünüyoruz hep. Şişme havuz alsak o koca elleriyle anında patlatır. Leğen meğen gibi bir şey alsak, içine sığacağı kadar büyüğünü nasıl buluruz bilmiyorum.
      Konserveden fener fikrine bayıldım! Biriktireyim bakayım biraz konserve. Ben boyayıp saksı, kalemlik falan yapıyordum hep. Babam akıl vermişti.
      Salıncağımız da var :) Minderi bir takım köpek kazalarına kurban gitti, atmak zorunda kaldım ama hala oturup sallanmak mümkün. Bu evin terası olmasaydı Ankara ile ilgili fikirlerim pozitife doğru değişmezdi sanırım. En azından çıkıp gökyüzüne bakabiliyoruz.
      Kartın geldi, deniz fenerli olan. Buzdolabına mıknatısladım :) Öpüyorum ben de çok, senin postan da yola çıkmaya hazır :)

      Delete
  5. offf içim nasıl oldu o gelinciğe. Tuğba benden önce söylemiş. Sen yabani otlara kıyamayıp sula sonra da gelincik çıksın! Piyango'dan teraslı ev çıkması gibi bir şey. Nane için naçizane bir tavsiyem olacak. Hiç uğraşıp tohumdan ekme. Pazardan manavdan taze nane al. Bir bardak suya koy, bardağı da güneş gören bir yere. Bir hafta sonra kök salar sen de onu saksıya alırsın. Ben böyle acaba olur mu diye deneyerek yapmıştım. Ve olduktan sonra sardım bu ekme biçme işlerine, kaç sene oldu. Nane bu arada yabani ot gibi bir şeymiş. Arsızmış. Her sene kendi kendine o saksıda çıkarmış. Yerim olsa ah neler yaparım neler.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ciddi misin? Çok heyecanlandım ben bu nane işine, yarın gider alırım. Ben vazgeçtim zaten tohumdan mohumdan. Domatesleri tohumdan yetiştirdim bir sene, canım çıktı ayıracağım, büyüteceğim diye, çot diye kış geldi. Bu yukardaki fotoğraftakiler fideydi, öyle daha verimli oldu. Bir tek sağdan soldan topladığım akşamsefası tohumları var, onları ekeceğim bu bahar, tohumdan ekip de çiçek görebildiğim tek bitki oldu akşamsefası.
      Bir de kekik alayım diye düşündüm, şu çalı gibi olanlardan. O da dayanıklı bayağı, ekmek yapıyorum bazen, yapraklarını ufalayıp hamura ekliyorum, güzel oluyor.

      Delete
    2. Evet ben ilk yaptığım zamanı hiç unutamam. Hiç birşey okumadan filan sırf deneme diye yapmıştım. Sonra o kökler çıktığında hayatımda yeni bir dönem açılmıştı. Nasıl bir mutluluk tarif edemem. Ondan sonra fesleğen ve kekikle de denedim. Kekikle de oluyor ama kökleri çok daha narin nane kadar kolay tutmuyor istersen bulursan kekiği de başka bardağa koy. Sonra işte kendimi kaybettim. Kiwi nin içinden çıkan siyah çekirdekler mi dersin, paraya kıyıp daha egzotik olsun diye mango alıp çekirdeğini filizlendirmek mi dersin. Kiwiler çimlendi ama bu iklim şartlarında tabii ki yaşamadı garibanlar. Keza mango. Sonra limon ve elma çekirdekleri. Nohut. Nane için sonra nette okudum problem ekmesi değil kurtulması sonra diyorlar. Bahçeye ekersen her yeri istila ediyormuş. Şu an 3 yaşını dolduran bir saksı turuncum ve bir saksı elma ağacım var. Elmalar daha bir yaşını doldurmadılar. Diğerlerini yaşatamadım.İhmal ettim yani. Sonra da taşındım.

      Akşam sefaları ise bizim adada çok olurdu. Bahçemizde vardı.

      Sen de mi kekikli ekmek yapıyorsun Fermina? İnanamıyorum sana! Ben de! Ben kuru kekikten yapıyorum ama. Mis gibi kokuyor ev sonra değil mi?

      Delete
    3. Biraz önce okudum kekikli ekmeğini, bir de geçen yaz yazdığın tatil yazısına yorum bıraktım, ah ah ne acayip yahu hayat!
      O ekmekler işte, yanlarıma yapıştı benim, şimdi mecburen havuçla, kabakla falan besleneceğim bir süre. Yogaya da ilk görüşte çarpılmıştım, aktiviteden kaçan bir tip olduğumdan çok kısa sürdü aşkımız. Sen ne güzel yapıyorsun, çok özendim! Sabah ola hayrola, matımı bir sereyim salona bakiim ne olacak :D
      Ben de en son kumkuat öldürdüm evde, hayatımda bu kadar mutsuz bir küçük ağaç görmemiştim, hala kalbimde yara :)
      Hangi ada o sizin ada? Ben Burgaz'a gittim bir kere, tırmanmadığım bahçe duvarı kalmadı çiçeklere bakacağım, evlere bakacağım diye :)

      Delete
    4. Sanırım eşzamanlı birbirimize yorum bıraktık :))) Belki aynı dolmuşa bindik Datça'da.
      Bizim ada Kınalıada. İdi eskiden. 70'lerden son üç seneye kadar oradaydık yazları. Fiks. Her yer gecesefası orda sokakta filan biter. Ama artık gitmiyoruz.

      Daha çok şeye şaşıracağız ben eminim. :))

      Delete