October 7, 2013

Urla Havadisleri

Gittim Urla'ya ve dün döndüm. Natürmort zamanı gelmiş, annemin nar ağacının da fotoğrafını çekecektim, unuttum. Yanda bahçenin mamüllerini görmektesiniz.

Hava soğukça ama güneşli ama rüzgarlı ama bir tuhaftı. Vaktimi gazete okuyarak, köpekleri severek, peynir yiyerek, annemin peşinden Urla'nın çeşitli yerlerine sürüklenerek geçirdim.

Annem, ekmek fırınlarından birinin köşesinde sadaka taşı bulmuş, onu gösterdi ve ben onun da fotoğrafını çekmedim çünkü ekmek alıyorum diye aklımı kaçırmıştım. Artık başka zaman bahsedeceğim bundan mecburen.

Barbar kocam apar topar Ankara'ya döndü, babası kalp krizi geçirdi çünkü. Hala yoğun bakımda tutuyorlar, durum "Bakalım. Bekliyoruz"dan öteye geçemedi henüz. Türk tebabetine güvenmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok. Dualar, dualar.

İçimizdeki tek şoför Ankara'ya dönünce Kahve'nin yeni evine taşınması da mümkün olmadı. Bu yeni talip nedense bir araba bulup gelip alamıyor hayvanı bir türlü, ben biraz tuhaf olduğunu düşünüyorum oğlanın. Şüpheler, şüpheler.

Netice itibariyle Kahve'yi, annemlerin köpeğine yapışmış uyurken bıraktım. Tabi ki babanemden kalan oymalı kabusların kanepesinde. Bu arada sokağa kaçıp ölü bir kuş buldular, eve sokmaya çalıştılar, Kahve yemeye kalktı ve bütün gün kustu falan, daha fazla bahsedemeyeceğim sanırım bundan. Böyle masum uyurken hatırlayalım en iyisi bu gerizekalıları.


Annemin kedileri komando hayatı yaşıyor, köpeklerin gazabından kaçmaya ve mama saatinde ortalığa çıkmaya evrilmişler. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz Grek esintili Hobbit kulübesi aslında hobi alanı olarak tasarlanmıştı evin bahçesinde, sonra depo oldu, en sonunda da kedi evi haline gelmiş. İçinde mama kapları, minderler, kutular falan var.


Damdaki kedilerden sağdakinin adı Duygu, soldaki Geberik. Geberik, yıllardır kronik bir solunum yolları enfeksiyonuyla yaşayıp etrafına salyalar ve tükürükler saçıyor, bir türlü iyileşmediği gibi ölmüyor da. Duygu'nun adı neden Duygu hatırlamıyorum. Diğer kediler arasında Sürmeli, KeytMos, Arabişko, Pastel falan var. Hepsinin adını bilmiyorum ben, annem soyağaçlarını biliyor.

Dönerken çantama bir adet kek kalıbı (onların fırınına sığmıyormuş), taramam için bir adet eski fotoğraf (silinmeye başlamış çünkü) ve bir adet de keten gömlek (onlar giymiyormuş) sıkıştırdılar, öyle kalkıp geldim. Gelecek planlarım içinde zaman zaman delirsem de annem ve babamla daha çok vakit geçirmek var. Mesela annemin "Ay saça çok iyi geliyor, bak dene bir!" diye elime tutuşturduğu bıttım (bıttim?) sabunuyla duşa girdiğimi, tam kafamı sabunlamışken sıcak suyun bittiğini, dakikalarca haykırdığım halde beni duymadıklarını, en sonunda o halde merdivenin başına kadar gidip aşağıya anırdığımı, annemin gelip hiçbir şey yapamamasını, babamın "Kız çıplak" diye banyoya girmeyi reddetmesini, "Baba havlu var üstümde, ne bu yeni demokrasi paketi mi?!" diye ağlamamı, annemin beni iterek kullanılmayan banyoya sokmasını, orda örümceklerle yıkanmamı falan hep unutabilirim. Aile böyle bir şey.

12 comments:

  1. Ahhh ahh son paragrafta beni koparttın resmen diyaloglar harikaymış. Seni nasıl da anlıyorum bir bilsen. Bu yazdıklarımı annem görmesin çok üzülür ama bir süre sonra aile ile yaşam tuhaf bir hal alıyor. İyi ki onlar var tabi ama dışı seni yakar içi beni misali bir durum işte. Her ne kadar onları çooook sevsem onları deli gibi özlesem de bazen aklımda sadece hayal ettiklerimi yaşıyormuşum gibi geliyor gerçekler yüzüme yüzüme çarptığında. Anılarımız hep böyle mutlu mutlu olsa ne güzel olurdu:) Ama kimi zaman iç güveysinden hallice işte..Şu kahveye pek üzülüyorum. Kısmetsizmidir nedir. O oğlan da beni de düşündürmeye başladı. Bazı insanlar çok kolay atıp tutuyorlar ya hayret ediyorum. Madem o kadar seviyor istiyor hemen alsa ya. Git gide anneme benziyorum valla. Az evvel arkadaşım 24 üne bir program söyledi bişey diyemem daha çok var kim öle kim kala dedim:) Annem de sinir ederdi böyle uzun programlar olduğunda bakarız derdi haahaa :) Geberiğe üzüldüm yazık ona. Duygu da bir kedi için komik bir isimmiş ama demek ki çok duyguluymuş. Ben de annen gibiyim biraz sanırım secerelerini bilmek hususunda. İçine kedi kaçan insanlar böyle oluyor sanırsam. Ayrıca o yuvarlak pencereli yere bayıldım ben saatlerimi orada geçirebilirdim. Mutfak kapısını ben böyle yuvarlak pencereli yapmak istiyorum acaba nasıl olur? Narlar hususunda diyecek şey bulamadım. Narı pek severim ama böyle biri soysun önüme koysun severim. Onu ayıklamak bir eziyet bence. Ohh misler gibi ye valla benim için de. Burada daha yok görmedik. İyi ki almışsın. Şu sadaka taşı neymiş merak ettim neden çekmedin yahu çatlıycam:) Şu sana bir şeyler verip evine yollamaları da çok güzel ya duygulandırdı beni. Ben de eve her gittiğimde bir şey kapıp geliyorum. Belki ben izmire taşınınca annem de bana verir öyle şeyler:) Bu arada kayınpederin iyidir umarım çok geçmiş olsun allah şifa versin çabucak toparlasın inşallah. Öpüyorum çok. Arada saçmalamışsam kusuruma bakma bugün kafam bir acayip dün akşam 8.30 da uyudum da :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla annem büyük ihtimalle okur buraları ama aklımı kaçırmama sebebiyet verdiklerini yüzlerine de söylüyorum, en fazla herkesin içinde söyledim diye homurdanır, artık yapacak bir şey yok :)
      Kahve ya çok kısmetsiz ya da bize iyice yerleştiği için tam tersine kısmetli, bilmiyorum Tuğba :) Oluruna bıraktım ben bu durumu, kim öle kim kala hakikaten.
      Sadaka taşını yazayım bari bir yerlerden fotoğraf bulup, bana çok ilginç geldi, tam Osmanlı adeti, mahalle ruhu falan.
      Yuvarlak pencereye cam takmak dertli mi olur bilmiyorum çünkü burası içinde yaşanmadığı için camsız, tahta kepenkler var sadece. Bunu bir düşün :)
      Öpüyorum ben de, saçmalamamışsın tabi ki, o nasıl söz! :)

      Delete
  2. çok geçmiş olsun canım.umarım çabucak iyileşir babanız.

    yalnız çok keyifle okudum gene:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Teşekkür ederim, bir gelişme yok, kötüye de gitmiyor, ben de umuyorum bir an önce hastaneden çıkmasını.
      Yaa valla Urla maceraları hep en tuhaf maceralar :) Babamın belediye otobüslerindeki numaralarını yazacağım daha, allahtan anamdan babamdan utandığım yaşlar çok geride kaldı :)

      Delete
  3. unutuyoruz ama sen yaz yine de... biz de çeşmealtı'nda kazanda ısıttığımız sudan örümcekler ve süleymancıklar eşliğinde su dökünerek yıkanıyoruz, yağmur yağınca tuvalete şemsiyeyle gitmek zorunda kalıyoruz falan ama güzel işte... bi süre! :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sürekli gaz döküp kundaklamayı, sonra da sıfırdan temiz temiz başlamayı önerdim, kimse beni ciddiye almadı. Gece ısınmak için yanıma köpek almaya çalıştım, bir gece Kudi'yi ikna edebildim, bir daha da hiçbiri gelmedi yanıma. Gece bir şey mi yapıyorum acaba hayvanlara?

      Delete
  4. Cok tatlilar, yanyana uyuyuslari... Ikisi de cok güzeller. Ama Cenifir nerede?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yaa Cenifır'ı elbet biri soracaktı, tabi ki grili beyazlı kedi annesi olarak ilk sen merak ettin :) İyi Cenifır fakat çok yabani, ağaçlardan sökemedim, her yerimi doğradı. Çok komik bir-iki fotoğrafı var, yazacağım onu da ayrıca.

      Delete
  5. Seni okumak bana çok iyi geliyor Fermina Daza. Hastalık haberi dışında tüm okuduklarım çok hoştu. Anneler babalar köpekler kediler. Her şey satırların kadar doğal ve eğlenceli.
    Umarım senin barbar kocan güzel haberlerle döner eve.
    Bu arada ben de Bıttım sabunu kullanıyorum. (Bir adı da Melengiç ya da Menengiç sabunu)
    Sevgiler...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de sizi okumaktan çok hoşlanıyorum, her satırınızdan iyi kalplilik ve merhamet fışkırıyor.
      Annemle babam çok malzeme veriyor bana :) Bu sabundan gidip alacağım bugün bir kalıp, saçlarım inanılmaz şekilde dökülüyor ne zamandır, o bir takım eczane şampuanları falan da kar etmedi. Umudum memleketin doğal sabunlarında :)
      Babamız da tedaviye cevap veriyormuş, öyle dedi doktorlar, şu baypası yapabilirlerse düzelecek, bekliyoruz ailece bakalım.
      Ben de sevgilerimi yolluyorum, Pupa'ya da öpücükler!

      Delete
  6. Duygu'nun adı "duygulu bakışlar"ından geliyor :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Annemin yakın gözlüğü bir işe yaramıyor bence. Duygu ebleh olan değil mi aynı zamanda?

      Delete