December 24, 2013

Bakkal Bana Bardak Yollamış!

Mahallemizin bakkalı dün akşam barbar kocama bu aşağıdaki bardağı vermiş. "Bir tane almıştı, öyle tek olmaz, bunu da götür eve, karşılıklı içersiniz" diye. Şu 3'ü 1aradaları paketleyip yanına bardak yapıştırmışlardı, annem içiyor bunlardan, o geldikçe içer diye almıştım. Zaten bardağı da annem aldı götürdü. Ama önemli değil, önemli olan bakkalımızın bana bardak yollaması. Çok uğraşıyorum ben bu mahalle ilişkileri için, laf atıyorum yollarda insanlara, alışveriş torbası falan taşıyorum zorla ellerinden alıp. Birbirimizle geçineceğiz, görünce selam vereceğiz, zorla da olsa; yoksa ben mutsuzluktan öleceğim.


Köpeklere iç parazit tabletleri yutturduk dün gece, enselerine de dış parazit ilacı sürdük. Bize geçmemiş gibi görünüyor parazitler. Yeri gelmişken aşı takvimini hiç takmayıp saldım çayıra usulü köpek bakan ebeveynlerime de çok teşekkür etmek istiyorum, biz de neden öküz gibi yediği halde kilo almıyor bu Kudi diye merak ediyorduk.


Bir de tabi annem gece yarıları dışarı çıkarıyor Kudi'yi, allah bilir nerelere burnunu sokuyor hayvan kör karanlıkta. Köpenk milleti ölü ve çürük şeylere çok meraklı nedense.

Neyse yani durum kontrol altında gibi, bir de köpeklerden kurt kapsaydım oturur ağlardım herhalde.

17 comments:

  1. Bu tarz masum ilişkileri çok seviyorum ve çok da özlüyorum. Bakkal bana bardak yollasa oturur ağlardım herhalde. Hoş artık bakkallar da çok azlar ama olsun. Ben bakkalı, kuruyemişçisi, fırını, kasabı, deterjancısı, züccaciyecisi falan olan bir mahallede oturmak istiyorum çok. Hatta yaşıma başıma bakmadan bakkal amca falan diye yandırasım var:) Bu hayvancıklardaki parazit sorunu pek kötü. Bir şey çıkmamasına sevindim. Bizi salak charlotte'da deli gibi kurt vardı. Türkiye'den bile ilaç taşımıştım ona da neyse ki geçmişti. Aşılar falan önemli, hele parazit öldürüyor bile. Buradaki arkadaşıma gelen yavru köpekcik parazit dolu olduğu için öldü iyileşemedi, çok üzüldük. Biz da hala kediciği aşıya götürücez yani buraya önemli falan diyorum yazıyorum ama icraat sıfır. Annem hep kızıyor bana o hayvanı o kadar ağzına sokma gece yatma falan diye ama işte umarım bir gün başımıza bir şey gelmez. İnsanlar bu tarz şehir efsaneleri de anlatmaya bayılıyorlar ya işte hep bundan geliyor başımıza ne geliyorsa. Bazı insanlar hakkaten çok salaklar! Tedbir almak hem hayvancıklarımız hem de bizim için mühim( gene reklam tadında konuştum, bu cümleden sonra bir ilaç ismi söyleyip devam ettim ben sen duymadın) O bakışı da yerim ben ayrıca, hatta onu koynuma bile alır uyurum leoparlı pijamalarımla, böyle bakarsa! Benden söylemesi!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Cicoz evde hep, idare edersiniz bir süre daha bence. Ay işte ben de ağzıma burnuma sokuyorum bunları annenin dediği gibi, o yüzden irkildim bu iç parazit meselesine de neyse bizde bir şey yok anlaşılan. Ahhahaha reklamlar devam ediyor demek hala! :D
      Yılbaşı kartın geldi! Yaaa, çok sevindim, çok güzel karlı ve neşeli sokak manzarası :) Siz dönünce ben Kudi'yi de getiririm 5 çayına, efendi gibi oturuyor çünkü misafirliğe gidince. Artık leoparlı pijamaları mı giydiririz, krapon kağıdından kelebek kanadı mı takarız bilmiyorum, ihtimaller sonsuz :)

      Delete
  2. ayni seyleri bugün annemle konustuk, eve su getireni, tüp getireni taniyorlar, asure börek ikram ediliyor geldiklerinde, annem bunlarin onu mutlu ettigini söylüyordu... hatta gecende zorla börek yedirmeye calismis yine, babam da börekleri satacak birini bulamadi diye takilmis cocugun yaninda.. tekerlekli arabayla sam tatlisi satan kadin babami görünce anneme selam söylüyormus filan... :-)
    ben de istanbuldakileri düsününce, genelde bu semtteki firin ve minik pastane esrafini seviyorum, iyi insan oluyorlar onlar.. pasta kokusu mudur, hamur yogurmak midir bilemiyorum, bir tanesi sürekli islik caliyor, sarki mirildaniyor, ve güleryüzlüler. bir de bir elektrikci tanidim, buraya gelince, inanilmaz ilginc birisi, bana borsa tavsiyesi vermisti en son elektrik isini yapmaya geldiginde..bazi cafe calisanlariyla da yolda selamlasiyoruz karsilasinca, güleryüzlü insanlar var hala.. yine de kücük yerlere nazaran cok fazla komsuluk ve güven iliskisi yok istanbul'da, buldugumuzla yetiniyoruz, biraz zalim bir sehir, nobran insan da cok maalesef.
    Gecmis olsun hepinize! Benim kedinin de parazit asisinin üstünden 4 ay gecti, yaptirmadim daha, vücuduna zehir girmesin nasil olsa evden cikmiyor dedim. Eve parazit ancak sebze meyveyle gelebilir, onlardan da iyi yikanmazsa ikimize de gecebilir diye düsündüm. Yine de bu ay icinde bir yenilemekte fayda var belki de..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya düşünüyorum da biz kedilerimize ilk bir seneden sonra doğru dürüst hiç aşı maşı yaptırmadık. Daha kibar ve ne yediğine dikkat eden hayvanlar kediler, köpekler gibi vandal değiller ahhahah :)
      Ben de bakkala kek mi götürsem diye düşünüyordum, şimdi annenden aldığım cesaretle yaparım. İstanbul'u pek bilmiyorum ama senin semt eski İstanbul semtlerinden değil mi? Bu yeni üreyen semtler daha soğuk oluyor sanki, binalar da, insanlar da. Tamamen uyduruyorum şu anda ama sanki biraz gerçeklik payı var :)

      Delete
    2. Ben de ayni seyi hisediyorum, siteler ve de yeni semtler hakkinda. Bana korkunc görünüyorlar, binalarin cirkinligi, yesilligin az olmasi, gecekondu mahallesinin bitip bir anda lüks sitenin baslamasi vb. gibi yönleriyle..öyle yolda birine selam vereyim de yok, en fazla kapidaki güvenligi fircaliyorlar, iceri yine saticilar girmis diye. Burada yoldan sürekli saticilar geciyor, geceleri bozaci dolasiyor sokaklarda.. :-) gündüzleri eskiciler, simitciler, sebzeciler..
      Aslinda ilk geldigimde daha güleryüzlüydüm ben, böyle olmamam yönünde uyarildim bi kac arkadas tarafindan.. :-) Istanbul'da insanlar buna alisik olmadiklarindan sindiremeyebilirlermis..
      Böyle iliskilere ihtiyac duyuyorum ben de, bence cok insanca, duygusal bir insan oldugumdanmis, olmaynca eksik kaliyor hayat, mutsuz oluyorum.. yurtdisindayken de her gittigimde bana birseyler deneten bir lübnan restorani vardi, bak iyi oldu hatirladigim, onlara lokum götüreyim.. Bir de italyan restoranlari, ilk evimin kösesinde bi tane vardi, her gectigimde sohbet ederdik, zorla oturtup prosecco filan ikram ederlerdi..Böyle insanca olani da yitirirsek, neyimiz kalicak bilmiyorum... Gülünce gözlerinin ici gülen insanlari seviyorum.
      Annemden rahatlikla cesaret alabilirsin, kendisi al cocugum al, diye insanlara sürekli birseyler verir.. Hatta evde bi süredir bulamadigin hirkani filan da bir baskasina vermis olabilir. :-)

      Delete
    3. Ben de barbar kocamın giymediği spor ayakkabıları yıkayıp dağıtıyorum düzenli olarak, annenle iyi anlaşırmışız, senle de herhalde o yüzden iyi anlaşıyoruz zaten :)
      Ay ben de aynen öyle düşünüyorum bak, bu da giderse ne kalacak geriye bilmiyorum. Peynircinin önünden geçerken cama yapışıp el salladım, aktar da 6,5 lirayı 5'e yuvarladı, bugünün kazançları bunlar :)
      Bir tane mahalle arası kafe var, oraya daha sık gideyim diyorum, sevimli bir oğlan var, batmasınlar yazık. Hem Kudi'ye ses çıkarmıyorlar.
      Ay dur, sana öbür taraftan bir fotoğraf yollıycam.

      Delete
  3. Ahaha bakkal amcanın tatlılığına bakar mısın ya :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Dün akşam uğrayıp cips aldık, "abla yoğurt da veriyorum, sos yaparsın" diye atıverdi torbaya bi küçük yoğurt. Çok düşüncelidir :)

      Delete
  4. Bu "eski usül" mahalle olaylarını ben de çok özlüyorum. Yeni kurulan semtlerde veya sitelerde maalesef bu tat bulunmuyor. Ne bakkal amcası oluyor ne de sokak ahalisi. Yanlızlaşıyoruz muntazaman.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Eski mahallelere de pek gelen giden yok. Son zamanlarda gelen bütün nakliye kamyonlarından ofis mobilyası çıktı, bizim apartmanda da yaş ortalaması 140 falan :) Benim kuşağım galiba biraz para yapınca basıp Ümitköy ve daha da ilerlere taşınıyor, işte çocuk yapıyorlar, daha güvenli falan diye. Hak da veriyorum, buralar bir araba okyanusu, yürüyecek yer yok. Bir fırsatını bulsam yaylaya çıkacağım, huzur orda bence :D

      Delete
    2. Öhm. O uzaklara taşınan güruhtan biri de benim sanırım :D Geçen gün eski mahalleme Esat'a yolum düştü yine. Gerçekten herkes yaşlanmış. Bıraktığım gibi değil hiç kimse. Eski semtlerin yaş ortalaması gitgide artıyor.

      Yayla candır. Ama böylesi teknoloji ve "modern" kentlere esir düşmüşken country life yaşamak çok zor görünüyor. Gönül isterdi tabii..

      Delete
    3. Aaaa kaçmış resmen! :D Bir ara Konutkent'e sık gidiyordum, boyfriend kontenjanından, o çimler, hafta içi sessiz sakin ortalık falan iyi geliyordu bana. Yürüyebilmek istiyorum sağa sola, herhalde o yüzden yerleşemem ben o taraflara. Tek talebim internet aslında modern hayattan, o da olursa ben izole yaşarım, en azından şehre dönmesi heyecanlı olur :)

      Delete
  5. bakkal deyince aklıma hep Rıza amca geliyor.çoculuğumun beyaz saçlı,beyaz bıyıklı,bisküvi kutularına bayıldığımın amcası geliyor.Bir de Oğlu Cemal'e.Lakin işte altı -yedi yaşlarındaysa insan aşk denilen şeyi
    tam anlamıyla yaşıyor.görünce heyecanlanıyor felan.cemal benden büyüktü lakin.kardeşi gibi severdi.
    sonrası uzun hikayee.rıza amca ayrı bir hikaye.bisküvi kutuları.ikinci karısı.
    bir de küçük oğlu vardı.bir tek onu sevmezdim.

    böyle hikayeler mazi de kaldı.kasada ödeme yaptığımız insanlara küçük bir gülümsemeyle merhaba diyebiliyorsak o bile bişey bugünlerde.

    yaylaya çıksak yaşayabiliriz sanki.?alışınca hengameye sakinlik zor geliyor.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay yaşarız herhalde ya, yani eminim burdan hayal kurması çok kolay, yılların şehir hımbıllığı tokat gibi çarpar adamın yüzüne ama gene de, neden olmasın :) En azından kaçmak isteyince kaçabilecek bir yer olsun, biraz ağaç, biraz bahçe olsun. Rokayı ıspanaktan zor ayıran biri olarak hiç iddiam yok zaten :)

      Delete
    2. Ay bir de Reyhan diyecektim. Küçükken oturduğumuz mahallenin bakkalının kızı. Birlikte oynardık, çok da güzel bir kızdı. Aklıma Reyhan geldi senin yazdıklarını okuyunca.

      Delete
  6. eski apartmanda bende komşularıma selam verip geri dönüş alamayınca kendimi kötü hissetmiştimç yaşlı teyze ve amcalar bir nebze daha iyilerdi selam alıyorlardı ama gençler felaket.. insan nasıl katil olur olayını anlamıştım. apartman kapısını tutup geçmesini beklediğim ve bir sağolun demekten aciz olduğunu gördüğüm insanları öldürsem ne kadar yatardım acep

    ReplyDelete
    Replies
    1. Gizlice öldürüp uzak bir yerlere gömseydin bir şey olmazdı, gübre olurlardı, bir işe yararlardı :) Kapıyı bırak aniden, sıkışsınlar arada, daha medeni bir seçenek olarak.
      Yan apartmanda bir adam oturuyor, bütün gün karşıdaki otoparkçılarla birlikte kaldırımda takılıp gelen geçene bakıyorlar. Evden çıkıyorum bakıyorlar, eve dönüyorum bakıyorlar, Koko terastan aşağı bakıyor, adamlar ona bakıyor, Koko bana bakıyor, adamlar bana bakıyor, ben adamlara bakıyorum. Günde en az iki kere. Ve hiç selamlaşmadık bu adamlarla. Çünkü bakıyorlar ama selam almıyorlar, konuşmak istemiyorlar, bakmak istiyorlar. Şu uzun inşaat küreklerinden alsam, ucuyla dürtüp "Evinize gidin" desem keşke, diyemiyorum.

      Delete