December 20, 2013

Bayansilvia Mimi

Bayansilvia ki en asil duyguların silvia'sıdır, oturmuş mim yazmış. Bakın kendi yazmış diyorum, o-ri-ci-nal! Hemen başlıyorum cevaplamaya.

1- Hayatında deliler gibi mutlu olmana sebep olan bir an var mı?

Ay çok var, ne güzel! Mesela şu aşağıdaki fotoğrafı gözümde çapaklarla aniden uyanıp otobüsün camından çekmiştim, Fırat'ı ilk gördüğüm an. "Oha oha oha Fırat Nehri oha oha!" diye diye geçtim üzerinden, Assur ordularını hayal ettim, binlerce yıllık hikayeleri falan; bazı nehirlerin ruhu var.



Salak kız cevabı olacak ama bir de kocam the barbarian'la ilk karşılaştığımız anı unutamıyorum, bazen her şeyi anlamak için öyle kısacık bir an yetiyor.

2- Şimdi oralarda olmak vardı dediğin bir yer? Bir mekan? Bir şehir?

Sarajevo'da Adnan Bey'in çay dükkanı. Urfa'da Balık Göl'ün kenarında kahvede oturup bir çay da içilirdi. Faaanteezi olarak da Kolombiya Karayipleri'nde koyu kahve ve kızarmış muzla kahvaltı edilebilirdi.

3- Bugünlerde en çok dinlediğin şarkı?

24 saattir şunu dinliyorum, sa-sa-sa-samırtaym-samırtaym sednıs.



4- Giymekten keyif aldığın ayakkabı hangisi, ne tür? Peki ayakkabı numaran kaç?

Converse galiba, 13-14 yaşımdan beri giyiyorum, bilekli-bileksiz. Bayağıdır da yazları Birkenstock sandalet giyiyorum. Nerdeyse 20 yıllık motorcu botlarım var, kardeşim çalıp götürmemiş olsaydı bu aralar onları giyiyor olurdum. En efsane ayakkabım ise sahip olmak için testlerden geçtiğim, sabırla beklediğim falan Ali Güven elinden çıkma Bodrum sandaletlerim. Anmış olayım Ali Güven'i de, harika bir insandı, huzurla uyusun.


Ayanklarım 40 numara. Boyum da 1.74, bunu da yazayım da hobbit zannetmeyin beni.

5- Bana giyim tarzını anlatır mısın?

Ergenliğim grunge'lıkla geçti, onun izleri kaldı hep galiba, bir gömleği pantolonun içine soktuğum olmadı henüz. Koyu ve canlı renkleri seviyorum, hint gömleklerini, dar kotlar, sahte deri pantolonlar. Çok uzun ya da kısa etekleri de severek giyiyorum, diz hizasında olmuyor bana, damacana gibi oluyorum. Çok eşarbım var, gerçekten çok. Annemden gördüm herhalde, hep boynuma bir şey dolarım.

Tişörtün eskisini, kazağın bollaşmışını severim. Ayakkabılarıma çok iyi bakarım. Gizlice Imelda Marcos'um.

6- Uğurlu bir eşyan var mı?

Küçük altın bir fille inişli çıkışlı bir ilişkimiz var. Çoğu ceketimin cebinde yerlerde bulduğum bozuk paralar var.

7- Tahammül bile edemediğin yemek ya da lezzet?

Ezelden beri etle sevimsiz bir ilişkim vardı. Nerdeyse bir senedir vejetaryenim, artık kokusuna tahammül edemez hale geldim. Sucuk hariç. Sucuk hala çok güzel kokuyor ahhahhaha!

Küflü, mavi peynirleri sevmiyorum, salataya ayçiçek yağı koyulursa şahsıma hakaret kabul ediyorum, bir de yumurtanın sarısı sulu kalınca içim fena oluyor.

8- En çok sevdiğin film sahnesi?

Ay galiba şu. Eric Draven mezardan çıkar gelir, başlarına o korkunç olayın geldiği evlerine girer ve intikam için hazırlanmaya başlar. Arkada da The Cure'dan Burn çalıyor. O geniş omuzlar, o yuvarlak pencere, o deri pantolon; 20 sene oldu filmi seyredeli, hala çok hastasıyım. Ben gotik değilim, gotik benim içimde ahhahha!



9- Şiir, öykü vs. içinde geçen en sevdiğin kitap cümlesi?

"Artık babası tarafından hem şımartılan, hem de baskı altında tutulan ailenin biricik kızı değil, ancak yenilmez bir aşkın gücüyle kaldırılabilecek bir toz ve örümcek ağı imparatorluğunun sahibi ve hanımefendisiydi."
Sayfa 122, Kolera Günlerinde Aşk, G.G. Marquez.

10- Türkçe haricinde hangi dile ilgi duyuyorsun, ya da hangisini konuşmak isterdin?

Paslanan Almancam geri gelsin istiyorum, çok severek konuştuğum ve okuduğum bir dildi. İspanyolca konuşmak isterdim bir de.

11- Gözlük ya da lens kullanıyor musun?

Miyopum, bazen gözlük takıyorum, çoğu zaman gözlerimi kısıyorum.


Şu anda tam olarak böyle oturuyorum kompüterin karşısında. Bu çerçeveyi Ortaköy'de yerden 5 liraya aldım, kocam benimle bu şekilde sokağa çıkmayı reddediyor.

12- Alışverişini yapmaktan en çok hoşlandığın şey nedir?

Kitap, kırtasiye, pul.

13- İnternet hiç yokken hayatımda .......... vardı.

Televizyon, kitaplar, mektuplar, ev telefonu ve arkadaşlarım vardı. Karşıyaka'da Deniz Sineması Pasajı vardı, orda buluşur ne yapacaksak yapardık, merdivenlerde oturur müzikten falan bahsederdik, birbirimize kaset çeker, söküklerimizi diker, dergi okurduk. Alsancak'a gider bira içerdik, Kordon'da otururduk. Çok punk, rakçı, hippie ve grunge'dık, toplu taşıma kullanırdık, birbirimizi eve bırakırdık.

14- Şans mı? Tesadüf mü? Kader mi?

Bir yere kadar iteleyebiliyorsun işleri, ordan sonrası şans. Kaderci biri olduğumu da saklayamayacağım, içimde var, engelleyemiyorum.

15- Ekşi mi? Tatlı mı? Acı mı? Sade mi? Şu anki hayatını tamlayacak en yakın lezzet hangisi?

Aaaa ne diyeceğimi bilemedim, bu aralar bir gün diğerini tutmuyor, sade galiba, evet sade.

16- İkinci bir şansın olsa kim olarak dünyaya gelmek isterdin?

Müzik yapan biri olmak isterdim. David Bowie olmak isterdim, Thom Yorke, efendime söyleyeyim Jarvis Cocker olmak isterdim.

17- Başka bir mesleği seçecek olsaydın bu ne olurdu?

Dansöz olmak isteyerek buralara gelen biri olarak kafam bir hayli karışık aslında, gerçekten bilmiyorum. Arkeolog olmaktan da memnunum ama arkeolog olarak çalışmaktan sıtkım sıyrıldı, okuldan da bir hayli tiksindim, okulu aslında hiçbir zaman sevemedim. Terzi demek istiyorum bugün. Terzi olsaydım ne güzel olurdu.

18- Birgün mutlaka bu duyguyu tatmalıyım dediğin bir olay var mı?

Bisiklete binmeyi öğrenmek istiyorum.

19- Hayatın boyunca en nefret ettiğin insan özelliği?

Laf sokmak. Anında cevap veremiyorum, içim şişiyor, gece yatakta dönüp duruyorum. Olduğu şey olmak istemeyen insanlardan kaçmaya çalışıyorum, kendini sevemeyen, huzursuz, mutsuz, sürekli şikayet eden, gözünü dikip sizin hayatınıza bakıp duran. Bebek gibi konuşan kızlar da çok geriyordu beni ama bitti galiba o. Bir de hayvan tekmeleyen, çocuk tokatlayan insanlardan nefret ediyorum. Tutucu, kapalı, sabit fikirli insanlarla da konuşacak hiç ortak bir şeyimiz yok.

20- Rüyaların gerçekliğine inanır mısın? Rüyalarını dikkate alır, hatırlar mısın?

Eskiden daha tuhaf rüyalar görürdüm, oturup düşünürdüm, yazardım bazen rüyalarımı. Tuhaf olunca bir anlam arıyor insan. Son zamanlarda çok susadığım için nehirler görüyorum, üşüdüğüm için polar battaniye falan görüyorum; rüyalarım bundan ibaret hale geldi.


Hohoyyt vallahi bitirdim! Dün başladım, bu sabah devam ettim, nihayet şu saatlerde de bitirdim. Çok severek yaptım ben bu mimi, Tuğba da yapar bence. Saçaklı'yı da sırf vicdan azabı olsun diye bir kere daha mimliyorum mehehehhe. Cessie ders çalışmıyorsa belki yapar, Mino görürse yapabilir. Leylak Dalı'na da ısrar etmek istemiyorum, canı isterse yapar. Vera belki gelir yorum bırakır. Ne bileyim, valla içinizden geliyorsa yapın, ben merakla okuyorum cevapları, "burda adım yok, mimlenmemişim" demeyin.

Haydi güzel hafta sonları, belki iyi bir şeyler olur.



22 comments:

  1. sevgiye dayalı bu ilişkimizin temellerini çiçekli kartımla attığımıza inanıyorum... mehehhee demiş bi de yaa :)))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yaaa Saçaklı'aanım, en son serçeli kart geldi, onun da üzerinde gene çiçekler var! Tuğba'yı da aldım mı yanıma oh mis :D Rüyana girecek bu mimler ehhehe :)

      Delete
  2. Delü, terzi ne la :) İğneyle kuyu mu kazıcan, yetmedi mi kazdığın:)
    Du bakayım fene değilmiş bu mim, belkim yaparım yarın. Sayende mimlere geri dönüş yaptım, pek yüz vermezdim kendilerine.
    H abir de şeye sevindim, bisiklete binmeyi bilmeyen benden başka biri daha varmış :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaa yaşasın, belki cumartesi aktivitesi olur mim; kız güzel yazmış valla soruları, kendi de güzel zaten, çok beğeniyorum :)
      Nerde binicem ben bisiklete Ankara'da, hadi öğrendim diyelim? Cinnah yukarı çıktığımı düşünüp oturduğum yerde terliyorum ahahhaha :D

      Delete
  3. ya laf sokmak gerçekten. hiç hazır cevap biri olamadım, biri laf sokunca gözlerim dolar.
    ben de bisiklet sürmeyi çok sonradan öğrendim, hem de tek başıma. 10 metre gidince annem balkondan alkışlamıştı.
    bu mimler de iyi ki var, insan tanıştığına daha çok memnun oluyor:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Gece uyumadan nasıl hazırcevap oluyorum bir görsen :) 3 yıllık falan laflar var repertuarımda, sokulmuş ve gidilmiş, hala kafam yanıyor düşündükçe.
      Gerçekten alkışladı mı annen balkondan? Ay çok güzel bir sahneymiş! Böyle sarkastik mi alkışladı yoksa gerçekten annelik hisleriyle mi alkışladı? Ona göre kendi annem ne kadar canavar diye çıkarım yapacağım :D
      Gelip Antony hakkında ileri geri yazacaktım, hayatımı kararttığından falan bahsedecektim, tuttum kendimi :) Hadi bunu da yap da okuyayım, merak ediyorum neler yazacaksın. Memnuniyet karşılıklı efendim :)

      Delete
    2. evet gerçekten alkışladı. gayet gururlu ve mağrur görünüyordu aşağıdan bakınca. sonra da herkese anlattı. o yaz çok uğraştım ama. sanırım bıktı kadın ondan oldu.
      ya anladığım kadarıyla antony herkes de bir yara. şarkı mazoşistliğini seviyorum ama ben. en yakın zamanda yazacağım ben de heveslendim şuan:)

      Delete
  4. ehehe hobbit olsaydın ben de olsaydım şaayır'da yaşasaydık yüzük müzük de olmasaydı mutlu mesut geçinip gitseydik tolkien dedemiz olsaydı oh hayat ne fantastiko olurdu!

    (öyle bir hızla hayal kurdum ki yazarken virgül koymaya bile üşendim)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ben o yüzüğü bahçeye gömer, sonra da unuturdum, Şaayır gibi yerde ne gerek var yüzük müzük hakikaten. Birbirimize ikinci kahvaltıya gider, peynir stoklarımızı karşılaştırırdık ehehhehe :D Valla hobbit hayatı tek hedefim; Ankara'ya yakın yayla varmış, oraya göz diktim şimdi, bir Şaayır değil ama en azından yeşil.

      Delete
  5. Ben de The Cure'u bu film sayesinde keşfetmiştim herhalde.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok güzel bir soundtrack albümü var bu filmin, bozmuştum dinleye dinleye. Kasetten bahsediyorum tabi. Öf. Kaset yahu.

      Delete
    2. Benim de kasetlerim var *.*
      Bi tanesinde maykıl ceksının bi şarkısı var *.*

      Delete
    3. Biliciin iz natmaylavır mı yoksa?

      Delete
  6. Saat cok gec oldu ama sunu söyleyip gitmek istedim. Kudi'nin masum masum uyurkenki, sandaletlerin yanindan icli icli bakarkenki o fotograflarini koyuyorsun ya...
    Kudi bir gün esrarengiz bir sekilde kaybolursa, onu hic merak etmeyin, o gittigi yerde cok mutlu yasiyor ve cok seviliyor, simartiliyor olucak... :-)))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahahahah bak şüphelenmiyor da değildim zaten :D Yoksa geçen gün Kuğulu Park'ta buluşmak üzere sözleştiniz de ben merdivenden yuvarlanarak planlarınızı mı bozdum? :D

      Delete
    2. Merdivenlerden yuvarlanmana cok üzüldük yahu, deme öyle..
      Hem Kudi masum, bunlar benim hain planlarim.. ;-)

      Delete
    3. Kudi'nin maceraya meyilli bir tarafı var gibi geliyor hep bana :) Ay üzülmeyin, bir şeyim kalmadı zaten, dizim ağrıyor arada sadece.

      Delete
  7. hiihi seni yakından tanımış olduk :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yapacak mısın mimi Ness? Yapsana sen de :) Bu aralar yoğun çalışıyorsun sen galiba, sesin soluğun çıkmıyor, özledik valla bak :)

      Delete
  8. Bak nasıl da biliyor hayır diyemeyeceğimi:) Yüzüme gülümseme geldi bir an..Neden bu kadar seviyorum kendimi anlatmayı, aslında bencil biri de değilim, çözemedim gitti. Sorular güzel gerçekten ve senin cevaplar bir harika, okudukça okuyasım geldi bir kez daha. Benim de 5 liralık gözlüklerim var bunlara benzer ama güneş gözlüğü. Zaten gözlerim benim de miyop olduğundan takamıyorum hiç, toplasan 5 kere takmışımdır ancak. Bu sefer yuvarlak çerçeveli gözlüklerden alıcam bostanlı pazarından, geçen geldiğimde bir tane gördüm taktım almadım salak gibi aklımda kaldı ama o 25 tl idi, bulursam kıyar alırım:) Saçaklının yazması hususunda her zaman arkandayım. Ben sana yolladığım anket soruları gibi yazayım yeniden bari sallamasyon bir şeyler, zorla cevaplandıralım ona:) Bende bugün ne yazsam diyordum bari soruları cevaplayayım. Daha gazete için yazı yazmam lazım acaba ona da mı soru cevap yazsam, beni yakında atacaklar zaten köşeden:):)

    ReplyDelete