December 25, 2013

Biraz Daha İstifa Edin

Burası Ankara Batıkent'te cemevinin önü. Ethem'in cenazesinin kalktığı gün. Gaz maz attılar Kızılay'da, su sıktılar. İnsanlar perişan oldu orda, geriye kalanlar cemevine ulaştı bir şekilde. Biz de ulaştık.


Bizi kimse toplamadı o gün, biz ağlaya ağlaya kendimiz gittik. Yolda da kavga ettik cemevini nerden bulacağız diye, aramaya gerek kalmadı, Batıkent sapağına döndüğümüz anda konvoyun en arkasındaydık. Bu kalabalık Ankara'nın en güzel insanlarından oluşuyordu bence, sadece bu kalabalığı önemsiyorum, onlara güveniyorum.

İstifa etmişsiniz, skandal çıkmış, rezalet olmuş, hiç etkilenmedim iki gözüm önüme aksın. Umrumda değilsiniz zira. Berbat insanlarsınız, zaten onu diyorduk. Sizden daha berbat olanlar da hanedanınız süresince semirip zenginleyen, olan bitene gıkını çıkarmayan, gık çıkarası geldiğinde de anca "yeaaa bunnar ömürlerinde ağaç mı dikmiş?" diyebilen bir grup. Hamuduyla yuttunuz, o şekilde çıkar annem yuttuklarınız. Sizin yerinize de utanıyorum. Diktim ağaç ben ömrümde, ne oldu, ben mi kazandım şimdi? Ethem ne olacak?

Hayatımı kaydırdınız benim. Kendi halinde saçma sapan işlerle uğraşan biriydim ben, sürekli ağlıyorum. Karda kışta adliye önlerinde tanımadığım insanlarla oturuyorum. Hayatıma adliye önü desteği diye bir şey soktunuz lan, ne işim var benim adliyede? Çocuklar halay falan çekiyor, protesto halayına hiç mana veremeyen biri olarak plastik bardaktan çay içip halaya bakıyorum. Arkadaşımın kardeşi cezaevinde. 20 yaşında çocuktan hırsınızı alıyorsunuz. Yazın restoranlarda çalışıp kışın okula giderken harçlık yapıyordu kazandıklarını o çocuk. Çalıştığı restorandan alıp götürdünüz, 6 ay oldu. Cezaevine mektup yazıyorum, bunu soktunuz hayatımıza. Arkadaşım 6 aydır ağlıyor. Onun hayatına da görüş günü kostümü soktunuz, sütyen baleni ötüyormuş, çıkarttırmışsınız, kız önümde yere çöküp bavulda balensiz sütyen aradı ağlaya ağlaya allahın belaları. Hadi bunu da yazayım, Dersimli Alevi arkadaşım, anlamıyoruz mu zannediyorsunuz? Barış Atay arkadaşımın kuzeniymiş, koştuk gittik adliyenin önüne, onlar da Arap Alevisiymiş, ben bilmiyordum, sayenizde bu çok mühim detayı da öğrenmiş oldum, çok lazım çünkü.

Çok bunaldım hepinizden, çok konuşuyorsunuz.

Tek faydanız beni olmak istediğim yere yerleştirmeniz oldu. Dünyanın en normal, en uyuz, en sıradan insanı olduğum halde "öteki" ettiniz ya beni, elinizden öpesim var. Hayatımda olduğum en güzel şey bu. Her gün saatlerce gazete, makale falan okuyorum, her boktan haberim var artık. Marşlar falan ezberledim, çok mersi vallahi.

Güncel durumla bağımlı ya da bu durumdan bağımsız, bir ara kurtulacağız umarım. Zira sonsuza kadar adliye önlerinde oturmak, sonunda dayanamayıp o halaya girmek istemiyorum.

20 comments:

  1. bende ne oldu biliyor musun fermina,
    boşluk...
    ne duymak istiyorum bişey,ne görmek,ne okumak.
    ama umursamamazlıktan değil.
    ama anlatamayacağım birşey bu.
    hani dünya yıkılırda sen olduğun yerde donar kalırsın.
    öyle birşey gibi.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya 4'üm, kuru gürültü gibi geliyor bana, yani bir deprem var ama kime ne faydası var bilmiyorum. Bebek ölmüş soğuktan, İzmir'de tersanede ölenler, gene ağlaya ağlaya haber seyrettim, bu cephede değişen hiçbir şey yok.

      Delete
  2. Ben bir bok bilmiyorum. Haber okumuyorum, odada televizyon da olmadığı için... Kampüste her şeyden habersiz bir yaşam sürüyorum. Bazen kendime kızıyorum, azıcık ilgileneyim diyorum, sonra vazgeçiyorum. Çok boktan şeyler var çünkü. Benim de hayatım kayar herhalde, bunalımdan çıkamam.

    Ben de cezaevine mektup yazmak istiyorum.
    Ne adliyede ne de cenazede bulunabildim, üzülüyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yazma mektup cezaevine, hepimizi fişliyorlar, durup dururken fişlenme. Adliye önleri de öyle, sivil polis dolu her yer. Geçen yaz insanların toplandığı güzergahlardaki binaların hepsinden güvenlik kamerası kayıtlarını topladılar, oralarda oturan arkadaşlarımız arayıp haber verdi. Gene de dahil olayım istiyorsan bazen Kızılay'da falan kitap ve mektup topluyorlar cezaevindekilere yollamak için, adınla soyadınla postalamak yerine oralara bırakabilirsin.
      Televizyon haberleri hiçbir işe yaramıyor zaten, twitter'a bakıyorum, herkes tek başına haber ajansı gibi çalışıyor :) Bir de işte birkaç haber sitesi, gazeteler falan.
      Hiç üzülme, memlekette bitmek bilmiyor olaylar, elbet bir yerlerde seni de alır içine :)

      Delete
    2. Televizyon, doğru ya. Çocukluktan kalma bir alışkanlık herhalde, babam her boku televizyondan takip ederdi, haberleri dikkatle izlerdi.

      20 yaşında çocuk diyorsun, benim yaşımda. Ben vizeler diye ağlıyorum onu 6 aydır alıkoyuyorlar. Ne için? Üzülüyorum, utanıyorum. Bir kitap okumuştum, diyordu ki insanları eskiden saygı durdururdu. Sonra korkuyla yönetildiler, şimdi mideleri yüzünden acizler.

      Fişlenmekten korkuyoruz. Ölmekten korktuğumuzdan da Ethem'in adliyesine gidemedik. Burcu Ankara'yı bilmiyoruz dedi, Mert astımım var, gaz falan atarlarsa bir yerlere düşer kalırım dedi. Kafasına, gözüne gaz fişeği isabet eden onca insanın haberini aldıktan sonra beni de göndermediler. Korkmak istemiyorum, bütün bunlardan çekinmek istemiyorum. Ne yazık ki mesleğim ve param yok. Başıma bir iş gelse ailem ne yapar bilmiyorum. Bunu kesinlikle anlamayacakları ve onaylamayacakları gibi bir de perişan olurlar. Hiçbir şeye karışmadan oturup izlemek de bana koyuyor. Ali İsmail 19 yaşındaydı çocuk, benim yaşımda. Duyunca gözlerim doldu, bir de utancımdan ne yapacağımı bilemedim. Öyle işte. Ben de doluymuşum meğer.

      Hiç bilmiyorum Kızılay'da öyle insanları. Onlara kitap falan veririm denk gelirsem, gözüme çarparsa, aklımda olsun.

      Delete
    3. E tabi canım, televizyonlar yavşaklıkta çığır açtı geçen yaz, eskiden doğru dürüst haber programları vardı. Valla bizim oğlan da vizeler diye ağlıyordur umarım, okula götürüyorlar sınavlarına girsin diye ama ne hayır gelir o sınavlardan bilmiyorum.
      Benim de ödüm patlıyor, sürekli kaçmaya meyilliyim ki polisin önünden koşarak kaçma fikri bile asabımı bozuyor, zaten ne adam gibi koşabiliyorum ne de ne tarafa gideceğimi kestirebiliyorum. Hiç öyle cengaver değilim. Mert de astımıyla düşer kalır hakikaten, gaz çok berbat.
      Kızılay'da hani kitapçıların falan olduğu sokaklar var ya, Yüksel Caddesi'nin üzerinde. İşte oralarda sokağa standlar kuruyorlar böyle şeyler için, geçerken görürsün. Tuhaf çantanın sokağının bir üstündeki sokakta oluyor genelde.
      Ali İsmail'in Red Hot Chili Peppers tişörtü gözümün önüne geldikçe kalbim sıkışıyor, ben de çok utanıyorum.

      Delete
  3. Öperim seni kız, çevir "öteki" yanağını...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çevirdim, kimse de öpmüyordu beni bu aralar, pek iyi geldi :)

      Delete
  4. bu da benden sana gelsin o zaman bu şarkı. Bana iyi geliyor böyle zamanlarımda http://www.youtube.com/watch?v=YuYiqIm4IPM
    yalnız değilsin! Hey girl quit crying!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Dinliyorum şimdi, ne güzelmiş kızın sesi. Ayh, valla şiştim dün gece, neyse şimdi hödük gibi oturuyorum; bak haberleri seyrediyoruz, henüz bir kere bile kimsenin annesinden bahsetmedim, bence fena değilim bu gece :)

      Delete
  5. yapışkanlı düz beyaz kağıtla neşe bulan insanlarız biz, ne ara bakan oğlu ismi aklımızda tutar olduk ben de anlamadım...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Camı açıp bağırasım geliyor. Sağdan soldan topladığım kaktüsleri topluca ekecektim, bak o kaynadı kaç gündür. Toplu ekim töreni yapıcam, bakan oğullarına da el işi kağıdından davetiye yollıycam.
      Kudi eve gelirken bir belediye başkan aday adayının kampanya minibüsünün tekerine işedi, bugünün kazancı da o oldu.

      Delete
  6. Bir de bu kadar şeye rağmen umudunu kaybetmeyen insanlarız ya , (ki bence bu da akıl sağlığımızı kaçırdığımızı gösterir)

    ReplyDelete
  7. Bir de yukarıda ki şeyden sana mesaj attım "Ben hep buradayım"var ya hah işte oradan gelmemişse ses et

    ReplyDelete
    Replies
    1. Dün biri televizyonda söyledi, kim olduğunu da hatırlamıyorum, eskiden ne olacağını kestirirdik dedi, işte ne bileyim Demirel gelecek, koalisyon olacak, 4 yıl duracak falan diye, şu anda en ufak bir fikrim yok dedi. Şansımıza böyle bir dönem düştü, belki o yüzden biz de kısmen delirip kısmen umutluyuz.
      O yukardaki şeyi de senin için koydum zaten, aldım mesajını :)

      Delete
  8. aglamalar, uyku bozukluklari, asabiyet, mutsuzluk, etraftan oldukca sik duydugum rahatsizliklar.. Benim de sirtim bastan basa tutuldu, evet, durduk yerde agliyorum da bazen.. Kirli, vicdansiz insanlarin, iyileri bir de epidemik depresyona sürüklemeye haklari yok diye de düsünüyorum bir yandan. Olup bitenlere karsi kendimizi korumaliyiz. Iyi seyleri de görmeliyiz, ne bileyim, iyi insanlara, kedilere, agaclara, kitaplara, boyalara, resimlere siginmaliyiz... Seni seviyoruz Fermina Hanim, daha dün senden bahsettim bir üniversite arkadasima.. :-)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay epidemik depresyon hakikaten. Köpeklerle konuşur oldum sık sık, dün gece boş boş müzik kanallarını seyrettik sabah 4'e kadar, onların da düzenini bozdum. Gidip annemden suluboyalarımı alacağım bugün, herhalde en son lisede falan elime aldım suluboya ama olsun.
      Ben de en son çerçeveciye senden bahsettim, çok takdir ettik seni ayaküstü :) Ben de sizi seviyorum, Miyu'ya da gıdı kaşıması yolluyorum burdan.

      Delete
  9. Konuyla alakalı değil ama;

    "2 bin 200 yıllık mezarlar asfalt altında kalacak" http://www.hurriyet.com.tr/ege/25450919.asp

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok güzel olmuş. Gümüşlük gibi yerde nasıl Akp'li belediye başkanı seçiliyor, onları da tebrik ediyorum. Bu yazlık yerde yaşayanları çok ikiyüzlü buluyorum, Datça'da da herkes "başka partiden belediye seçince para gelmiyor" diye Akp'ye oy vermeye hazırlanıyordu.
      Döksünler asfaltı, daha fantastik bir paralel dünyada 2200 yaşında komşuları kalkar ve intikamlarını alırdı Gümüşlüklüler'den. Haberdeki tek iyi şey kazı başkanının her meslek etiğine sahip arkeologun yapması gerektiği gibi karara karşı çıkıp ses çıkarması. Kazı izinleri Kültür Bakanlığı'ndan çıktığı için bütün camia dilsiz ne zamandır.

      Delete
    2. O kadar "anlayamıyorum" ki.. Şu son yaşananları, bunu.. İnanılmaz bir ülkede yaşıyoruz. Yani mühendis halimle beni getirseler şu kültür bakanlığına ben daha iyi işlere imza atardım. Emin ol bak. En azından tarih nedir, kazı nedir, sanat nedir biliyorum. İlgiliyim en azından. Okuyorum, geziyorum. Birileri gibi masa başında oturup birilerine biat edecek adam değilim. Bir de bu bakanlıkta çalışanların bu konularda hassas olmasını beklersin. Nerdeee.. Allah sonumuzu hayretsin diyorum nine edasıyla.

      Delete