December 14, 2013

Fil Meselesi

Efendim illa ki 16. yüzyılda geçen ve bir fille bakıcısının hikayesini anlatan kitap okumam gerekiyorsa prensip olarak daha önce yazılmış olanıyla başlarım.

Gittim aldım Saramago'nun filli kitabını, Elif Şafak'ın filli kitabını da kitapçıda karıştırırım artık, Saramago'nun fili Şafak'ın filinin yarısı kadar ucuz.

Ne fena bu araklama işleri, kitapları okumadığım için bir şey yazamayacağım ama ne bileyim, 16. yüzyıl Avrupası'nda geçen filli bakıcılı bir kitap varken, üstelik de yazarı bir hayli meşhurken falan neden kendi de bir hayli meşhur olan bir başka yazar 16. yüzyılda ama Osmanlı döneminde geçen filli bakıcılı bir kitap yazar?

Neyse yani, alt tarafı sıradan bir okurum ben, biraz şüpheler içindeyim sadece. Yünlüleri yıkadım, gidip onları asayım.

37 comments:

  1. Elif Şafak'ın filli kitabını bilmiyorum ama Saramago'nun filli kitabı çok güzel *.*

    ReplyDelete
    Replies
    1. Elif Şafak'ınki yeni çıktı daha; dur bakiyim yarın falan başlarım herhalde Saramago'nun filli kitabına, merak ettim iyice :)

      Delete
  2. Elif Şafak okumayı bırakalı uzun zaman oldu. idefix sitesinde inceden inceye mesaj vermek için iki kitabın tanıtımını alt alta koymuştu. Anlaşılınca kaldırdılar sanırım. Mevlana bitti sıra başkalarına gelmiş olmalı...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Gördüm idefix'te, yani bir yandan da düşündüm, bu intihal meselesi yüzünden iki kitap da satacak, yayınevleri memnun, yazar memnun. Ben de iyi bir Elif Şafak okuru olduğumu iddia edemeyeceğim ama etnik meseleler bitti, anne oldum travması bitti, güzel İstanbul'un da cılkı çıktı, içimiz dışımız Mevlana oldu evet de bu filin geldiğini görememiştim :) Elif Şafak bize hitaben yazmıyor, Binbir Gece Masalları fantezileri içinde batıdan doğuya bakan okurlar için yazıyor. Yabancı eşe dosta mesela Baba ve Piç'i tavsiye ediyorum, bir nevi İstanbul turist rehberi olarak, çok ciddiyim bak, sesler, görüntüler, yemekler, insanlar falan, ben o kadar anlatamam.

      Delete
    2. Konyalılar bile Şafak (pardon Shafak-kendisi böylesini daha çok seviyor) kadar Mevlana'nın ekmeğini yememiştir herhalde. Eskiden ben de okurdum kendisini. Ama Aşk'la son buldu okuyucu-yazar ilişkimiz. Dediğin gibi oryantalist bir havası var. Bir yerde okumuştum, Şafak romanlarını önce İngilizce kaleme alıyormuş sonra Türkçe'ye çeviriyormuş. Doğru mu bilmiyorum; ama yaparsa hiç şaşmam ! 301.maddeden yargılandığı süreçte Şafak'ı savunmuştum. Gene olsa gene savunurum. Ama edebi kişiliği ne yazık ki günden güne erimekte. Özellikle son kitaplarının kapak tasarımlarının başkalarını "fazlaca" andırması can sıkıcı. Ayrıca altı bir türlü doldurulmayan bir aydın portresi çiziyor sanki. Bilemiyorum.

      Saramago'yu hep merak etmişimdir. Ama bir türlü fırsat bulup kitaplarını edinmedim. Bir gün ona da sıra gelecek umarım. Körlük'le başlayayım diyorum ama..

      Delete
    3. Kendisi Gezi olaylarının patlak verdiği ve her gün en az bir kisinin kafasına kapsül işaret ettiği günlerde bir demecinde büyük resme bakıldığında ben RTE başarılı demiş bir "aydın" Artık o resim nasıl bir sürreal çalışma neresiyle baktı şaşı bak şaşır mı oynadı bilmiyorum o gün benim için bitti. Bu son kitabı da önceki iki kitabı gibi bir satış dehası. Kesinlikle bilinçli diye düşünüyorum. Amaçlanan konuşulması ve satmasıysa bunda başarısı tartışılmaz.

      Delete
    4. Ya valla o Shafak'ı gördükçe sinirleniyorum ben, kimlerin adını soyadını ezberledik kitap okuyan insanlar olarak, Şafak'ın ne zorluğu var yurtdışında anlamıyorum. Baba ve Piç'i sanırım İngilizce yazmış, sonra Türkçe'ye çevrilmiş, ben İngilizce okudum. Çok mekanik bir dili var o kitabın, sanki formüllere göre kurulmuş cümleler, bilmiyorum nasıl anlatayım :)
      Çok haklısın, isterse astroloji köşesi yazsın, bu 301. madde yüzünden yargılanmak çok korkunç. Ama ne bileyim, sonra gidip evlendiği adam tüylerimi diken diken ediyor benim mesela, anlamakta güçlük çekiyorum nasıl biri olduğunu. Zeki bir kadın olduğunu düşünüyorum, bu kitap kapaklarına, konulara falan daha dikkat edermiş gibi geliyor ama etmiyor demek ki.
      Ben de ilk defa Saramago okuyacağım, Körlük'ün de filmini seyrettim kitap uyarlaması olduğunu bilmeden, keşke seyretmeseydim de okusaydım önce.

      Delete
    5. Konuşulmak ve kitaplarını sattırma konusunda bir numara. Şimdi yeni kitabı çıktı ya kanal kanal dolaşır. Ağdalı laflar eder. Spiritualism kokan cümleler sarfeder. Birileri de "ayy ne bilgili kadın, ne derin bir düşünce dünyası var" der.

      Shafak Hanım onu bunu bıraksın da önce kendiyle barışsın. Dediğin gibi Şafak sözcüğünün ne zorluğu var yurtdışında ? Sorun ş harfiyse güldürmesin beni. Çok sevdiğim İspanyol yönetmen Alejandro González Iñárritu ismine baksın. Adam adını aynen böyle yazıyor. Kapı gibi "ñ" var orada.


      Delete
    6. Ay kötü kötü güldüm kapı gibi harfe :D

      Delete
  3. Dün Yayın hayatına yeni başlayan ve aklı başında bir kaç kişinin önermesi üzerine Jaguar yayınevinden ne çıktıysa alıp gelmek için D&R a girdim. İki kitap varmış aldım çıkarken kapının önüne koydukları moleskinlere bakayım derken filli kapağı gördüm! Önceki yazılarından birine yorum olarak yazmıştım ama muhtemelen ya publish yerine iptal tuşuna bastım ya da bi hata oldu yorumum uçmuş. Her neyse uzatmayayım orada kaybolan filinden bahsetmiştin ben de mardinli biri olarak o fili mutlaka bulman gerektiğini yazmıştım sana. Henüz yazdığım bir kitap var adı Şeyler çıkmazındaki fil... Kapağı için hatta şu yazımdaki fotoyu kullanmak istiyordum telif sorun olmazsa...
    http://evanasi.blogspot.com/2012/07/seyler-ckmaz.html
    Kitabı da yıllar önce asılarak idam edilen tek fil Mary'e ithaf etmeyi düşünüyordum ama dün Elif Şafak'ın kitabının kapağını vesenin yazdıklarını gördükten sonra ne hissedeyim bilemedim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hızlandıkça Azalıyorum'u okudum geçenlerde Jaguar'dan, karışık hisler bıraktı bende kitap, sen hangilerini aldın merak ettim.
      Benim fili buldum ben, kısa süre kayıp kaldı, işte o arada da kafama çadır direği falan düştü. Kutuda duruyor, takmıyorum. Takayım mı, yoksa fili geçtik de başka bir şey mi yapmam lazım, onu bilmiyorum :)
      Kitap yazdığını söyleyerek bütün dikkatimi çektin :) Bu filli kızlı fotoğraf çok güzel, bilmiyorum ki fil fırtınası diner mi; ne güzel kendi halinde içli bir hayvandı, edebi itiş-kakışın ortasına düştü hayvan ve bu tamamen Elif Şafak'ın ihtirasları yüzünden oldu :)

      Delete
    2. Ben de Hızlandıkça azalıyorum ve Sunullah İbrahim'den o koku'yu aldım. Aslında Mezarımdan Yazıyorum'u çok merak ediyorum. Kitaptan yapılan bir kaç alıntıyı çok sevdim. O koku incecik ama güçlü sayılabilecek bir metin kitap arkası yazısı beni metinden daha çok etkiledi ama vakti zamanında toplatılıp yıllar sonra basımına izin verilen bir kitap için daha sert bir şeyler bekliyordum ne yalan söyleyeyim ağrı eşiğin ve beklentin alçaksa tatmin edebilir . Jagurdan çıkan bütün kitap kapaklarına da ayrıca hastayım. Kitapla ilgili sakinleştim dün ilk okuduğumda ufak çaplı bir hayal kırıklığı geç kalmışlıktan müdevellit garip bi umutsuzluk hasıl olmuştu ama sonuçta bir elin parmağını geçmeyecek duygu var şu dünyada haliyle ister istemez anlatacak şeyler aynılaşıyor. Yine de benim filim metafor ve ihtirastan uzak hisli bir canlı o yüzden herkesin fili kendine dedim ve barıştım :) Sen de kendini kötü hissettiğin anlarda tak kolyeni bence maneviyatı ve empatisi çok yüksek bir hayvan fil eminim iyi gelir ruhuna.

      Delete
    3. Eh ben de alayım Jaguar kitaplarını madem, O Koku'yu da merak ettim, hiç beklentim yok, ağrı eşiğim de yerlerde sürünüyor, bakalım nasıl olacak :) Kapaklar güzel evet, çok şükür! Yıllarımızı yediler kötü kötü kapak tasarımlarıyla.
      Herkesin fili kendine hakikaten, ben de gideyim kendi filimi çıkarayım kutudan :)

      Delete
  4. :-)))) Son yazdigin yorum " Yabancı eşe dosta mesela Baba ve Piç'i tavsiye ediyorum, bir nevi İstanbul turist rehberi olarak", okumadim kitabi, okumayacaktim da ama, bu kadar mi iyi reklam yapilir Ferminacim, merak ettim simdi.. Araf'ta oryantalizmi elestirip, Baba ve Pic'te kendisi yapiyor diyorsun..
    Bende de var(-di almanyada kaldi galiba onlar) Elik Safak'in ilk 5 kitabi filan, sonradan öyle cabuk cabuk cikti ki o kitaplar, hem sasirdim, hem de okumaz oldum. Aslinda anlatim dilini, kurgusunu begenmistim ben baslarda... Sonralari o kitaplar indirimli indirimli, dogan yayinlarindan, birini alana ikisi bedava seklinde, her hafta bir yenisi denecek hizla cikinca :-))) dedigin gibi, eldeki malzemeyi kullanip en iyi satacak ürünü yapmakta usta, iyi bir product manager, hatta iyi bir marketing uzmani.. keske biraz daha emek ve zaman harcasaydi..
    Siz kimleri takip ediyorsunuz türk yazarlarindan, yeni dönem yazarlarindan iyi olanlar kimler?
    - bi de neden saramagonun neredeyse tüm kitaplarina sari kapak yapmislar anlamadim...
    - acaba gercekten araklama mi, yoksa tesadüf müdür...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay evet bak, marketing uzmanı hakikaten, enfes bir şekilde yakalıyor trendleri, acaba geçen yazın olaylarından da ilham alacak mı bir sonraki kitap için yoksa tarzı mı değil? :)
      Baba ve Piç tam bir İstanbul güzellemesi, çokkültürlülük falan, bir de bir düğümü var hikayenin ki yemin ederim düğüm falan da değil de daha kitabın ilk çeyreğinde "allahımm bu karakter öbürünün şeysii di mii!" diye tahmin ettiğin ama okumayı da bırakamadığın cinsinden :) Yani bilmiyorum, buralarda yaşayan ve iyi kötü yazıp çizen bir okur için biraz fazla didaktikti bence ama bir yandan da Ermeni deyince tüyleri diken diken olan insanlar da var, belki onlara okutmak lazım işte ne bileyim yemeklerimiz aynı, hepimiz insanız falan diye kafalarına vura vura. Gerçi yazarın da öyle bir iddiası olduğunu zannetmiyorum.
      Araklama mı tesadüf mü okuyup anlayacağız herhalde ancak :)
      Ben iki yazar okuyup beğendim, biri Alper Canıgüz, "Oğullar ve Rencide Ruhlar" ve "Cehennem Çiçeği" çok güzeldi, "Tatlı Rüyalar" da fena değildi. Bir de Algan Sezgintüredi'nin "Katilin Şahidi" güzel bir polisiyeydi, bir seriymiş o, katilin şusu busu diye birkaç kitap daha var, aldım hepsini, kayınval'daanımın okuyup bitirmesini bekliyorum. Mehmet Murat Somer'in travesti dedektifli "Hop-çiki-yaya" serisi de güzel, seri dışında yazdığı "Pembe Tütülü Amiral" de iyiydi. Bunlar hep polisiye, tavsiyelerine çok güvendiğim Leylak Dalı'nın söylediği iki kitap daha var, onları okumadım daha, biri Hakan Günday'ın "Daha"sı, bir de Mehmet Eroğlu'nun "Fay Kırığı" serisi. O serinin hepsini okuyamayacaksam bile "Rojin"i okumamı şiddetle tavsiye etmişti.
      Belki ekleyen olur bu Türk yazarlara :)

      Delete
    2. Ne güzel olmus burasi, kitap tavsiyeleri, filmler.. :-)) Körlük'ün filmi oldugunu bilmiyordum ben.. Hemen bir bakiyim. Istanbul'da 2 hafta elektrik ve su kesintisi yasansa, kitaptaki bazi sahneler gercek olur bence. Saramago hakkinda ne düsüneceksin merak ettim. Benim ruhuma dokundugunu söyleyemem, ama yine de 3 kitabini okudum (kaldi ki deliler gibi okuyan biri hic degilimdir), daha da okurum gibi..
      Yazarlardan beklentilerim cok benim... Kendi mizildanmalarini yazmasinlar istiyorum. Kitap yazmalari güzel, ama ben de okuyarak onlari dinliyorum (Bu biraz karsilikli sohbet gibi, ama asenkron gerceklesiyor, tanismayi deliler gibi istedigim yazarlar vardir mesela, ama coktan ölmüs...) Yazarin hayatini her dedigini, yaptigini didiklemeyi normal buluyorum, o kitabi yazardan bagimsiz düsünemiyorum.. Dürüstlük önemli.. 'mis gibi yapmak isteseydik, siir okurduk zaten, degil mi.. Sairlerin cogundan hazzetmiyorum mesela.. Kendilerini nasil gördükleriyle nasil olduklari arasinda büyük fark oldugunu düsünüyorum.
      Tugba'nin Elif Safak hakkinda yazdiklari, benim de onun kitaplarini ilk okudugum zamanlari animsatti (ne kadar da kalpten yazmis ayrica). Tanismamistim belki ama, ayni seyleri hissetmistim.. Beni hayal kirikligina ugratti kendisi, kazik atan bir arkadas gibi, kendimi pek saftrik buldum sonradan. O yüzden de biraz zor okurum artik ben onu, tavir olsun diye degil, icimden gelmiyor. Orhan Pamuk da öyle.. ama Elif kadar degil belki.. Orhan Pamuk'un eski kitaplarini hala gizli gizli sevmeye devam ediyorum.
      Son dönem yazarlarindan, benim okuduklarimdan aklma gelen, Murat Uyurkulak, Asli Erdogan.. Ama her ikisinin de kitabini zor bitirdim, cok haz almadim.
      Kartin hala gelmedi ama ya... onu bekliyoruz.. :-)

      Delete
    3. Tam yazmaya başlarken radyoda "Love is Blindness" çalmaya başladı, hadi hayırlısı :) Film iyi bir filmdi; bu "Filin Yolculuğu"nu karıştırdım biraz, çevirmeni iki sayfa not yazmış kitabın önüne "şöyle yaptım, böyle yaptım" diye, kolay bir çeviri değilmiş anlaşılan, bakayım zor bir okuma mı olacak :)
      Galiba ben de kitabı yazarından ayrı düşünemiyorum pek; yani bir de herkes o kadar ortalıkta ki bu sosyal medya falan, istesen de ayıramayabilirsin. Tuğba'nın Elif Şafak hikayesi sanki o eski dönemin son dakikaları gibi, kitaplarını okuyup imza gününde tanışmak, gözgöze gelip konuşmak. Aradan geçen zamanda her şey bir hayli yamuldu, biraz da konuşkan bir yazarsa gün içinde ne yaptığını an be an takip etmek mümkün. Şahsım adına, eğer politikadan falan bahsedecekse "insan" olmasını, biraz da cesur olmasını da bekliyorum herhangi bir yazardan. Ya da susabilir mesela, kimse politik olmak zorunda değil. Elif Şafak geçen yaz devlet erkanından gelen ve aslında en tepe tarafından kesinlikle desteklenmeyen dandik bir özürü "çok önemli" bulduğunda sokaklarda insanlar kafalarından vuruluyordu. Bu suya sabuna dokunmayan "ev kızı" şuursuzluğunu unutabileceğimi zannetmiyorum. Biri "Ticari sağa çek!" diye yapıştırdı cevabı, kim olduğunu bilmiyorum ama nazarımda harika biri o günden beri.
      Orhan Pamuk'u okuduğumda ergendim, belki bir kere daha okumam lazım, zaten sadece Kara Kitap ve Yeni Hayat'ı okudum. Ne okuyayım mesela?
      Murat Uyurkulak okudum, Tol galiba ama hiçbir şey hatırlamıyorum! Aslı Erdoğan'a hiç cesaret edemedim, neden bilmiyorum.
      Kart bu hafta gelir gibime geliyor, malum İstanbul kendi başına bir ülke gibi :)

      Delete
    4. ben de cesur, bagimsiz, dürüst ve yürekli olmasini bekliyorum insanlardan... beklentilerimi bu konuda düsürmeye niyetim yok.. Gecen yazin olaylari ne büyük aydinlanma yasatti hepimize. Hicbirsey ayni degil artik, arkadaslardan tut da, okudugun yazara kadar, kimse saklanamadi, herkes göründü biraz..
      Orhan Pamuk diyince... Ilk Yeni Hayat'i okudugumda 18 yasimdaydim. Bana uzaklara gitme duygusu asilamisti, baska hayatlari, baska dünyalari kesfetme meraki. Ardindan hemen Kara Kitap'i okudum, o zaman, yeni hayat neymis ki dedim, "kara kitap" basbaya böyle hayatin büyülü bir boyutuna anahtar veriyor. Hayatimda hic istanbul'a gelmemisim o yasimda, Kara Kitap bir istanbul anlatiyor ki, zaten masallarda olacak bir sehir.. Ben de o dünyadan cikmamak icin, kitap bitmeden odamdan cikmamistim, derslere ugramadim bir gün, pek uyumadim. Sonra tekrar okumustum.
      Ardindan, sessiz ev'i okudum sanirim. O bambaska bir kitap.. Orhan Pamuk dili yok bence o kitapta, ama cok güzel bir anlatimi var, orhan pamuk okumayi sevmeyenler bile cok seviyorlar o kitabi (örnek: annem). Cok güzel bir roman bence, güzel bir resim gibi...
      Beyaz Kale ve Benim Adim Kirmizi, Orhan Pamuk'u sevdigimden, daha yok mu, diye okudugum romanlardi.. Severek okudum ama cok iz de birakmadilar.
      Cevdet Bey ve Ogullari'ni okudugumda, aslinda bütün kitaplarinin babasi buymus demistim. Önce bunu yazmis, sonra tekrar tekrar bunu yazmis. Ama yine de digerlerini de iyi ki yazmis, hepsi bütünün bir parcasi demistim. Kar'i cok sonra okudum.. Kars benim icin Kar... Öteki Renkler ve Gizli Yüz'ü de okumustum (eksk kalmasinlar diye) ama gitti onlar aklimdan, yalandan okumusum. "Istanbul" ise roman gibi gelmedi bana.. Nerede dedim, senin anlatmis oldugun istanbul, ne gerek vardi bu kitaba, bütün büyü bitti. Benim beklentilerim fakrliydi belki, simdi tekrar bir elime alsam olur aslinda o kitabi.
      Masumiyet Müzesi'nin kac defa kapisindan döndüm. Bir ara o kitabi okuyup müzeye gitmeyi de düsünüyorum. Ama eskisi gibi bir tutkum kalmadi kitaplarina. Benim icin, yasanmis bitmis bir ask kendisi. Ama düsünüyorum bazen, insan kimleri unutuyor, ama bak bir kara kitap unutulmamis, izi öyle derin. Simdi bir daha okusam ayni etkiyi yapmaz eminim, belki de o yüzden tekrar okumuyorum.
      Benim sevmis oldugum Orhan Pamuk, istanbulda bir evde yasayip, herkes onun ne yaptigini anlamayip, tuhaf bulurken, romana gönül vermis, ve senelerce insanlarin ne düsündügünü umursamadan yazmis icine kapanik gözlüklü genc adam. Öyle hayal etmistim ben onu. Kendisi gelse bulamaz bana o adami. Zaten o da küstü gitti Newyork'a... Insan senelerce istanbul'u sevsin, her kitabinda bastan anlatsin, ve bu istanbul'u anlatisiyla ödül alsin, sonra da gidip Newyork'ta yasasin... Sürgün gibi birsey olmali.

      Delete
    5. Şu yazdıkların Orhan Pamuk'la ilgili okuduğum en kişisel ama bir yandan da en objektif şey olabilir, çok etkilendim! Dur bakiim il halk kütüphanesinde var Orhan Pamuk, ordan yavaş yavaş alır okurum okumadıklarımı da. Ben de gitmek istiyorum Masumiyet Müzesi'ne, kitabı okurum bu kış, belki denk gelir beraber gideriz. Hem kartpostal da varmış, alır birbirimize yollarız aynı postaneden, gizemli ve gerizekalı olur, en güzel hislerin birlikteliği bu :)
      Geçen yazın yaşattığı aydınlanmaya da kesinlikle katılıyorum; "kimse saklanamadı, herkes göründü biraz" yazmışsın ya, çok beğendim o cümleyi. Orhan Pamuk'a da biraz gıcığım var geçen yazdan ama ona gıcık buna gıcık, hayat çok sevimsiz bir hale geliyor.

      Delete
    6. Gizemli ve gerizekali aktivitelerdeki cocuksuluga bayilirim, mutlaka yapmaliyiz.. :-) Iyi madem, seninle gidelim masumiyet müzesine, zaten baska türlü gidecegim yok gibi görünüyor... Masumiyet müzelik olmus madem, biz de gidip bakalim..

      Delete
  5. yazarlar dünyasında fazla dalmamalı, tanımamalı onları. sonrası karanlık çünkü
    yazının kendisi kadar masumane değil hiçbir zaman. acıklı ama ben öylesini tattım.

    keşkelerim olmasın diye,
    kitap adlarından öteye geçmemek şimdilerde uğraşım.

    yazı güzeldir.
    yazar ise; insan.

    bir insan, ne kadar pürüzsüz olabilir ki?

    sevgi ile,
    luna.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok haklısın, aslında son derece sürreal bir talep bu ki çoğu sevdiğim yazar da gerçek hayatta berbat insanlar; alkolikler, kabalar, çocuklarına annelik-babalık yapmamışlar; işte böyle bir yığın kusur.
      Çok okuyorum demek istemiyorum, öyle arkadaşlarım var ki onlara ayıp olur. Ama kendimi bildim bileli elimde hep bir kitap var. Esas amaç yazıdan tat almak olmalı, o konuda da sana katılıyorum ama edebiyat eskisi gibi masum bir şey değilmiş gibi geliyor bana, işin içine büyük paralar büyük reklamlar falan girdi. "Büyük yazarlar"ı gözümüze gözümüze sokuyorlar. Bu ahval ve şerait içinde, benim de katkılarımla dönen bir piyasanın en azından ahlaklı olmasını talep ediyorum. Belki Elif Şafak masumdur, benimki genel bir istek.
      Bir diğer mesele ise, bazı yazarların kitap yazmak dışında da hayatla ilgili görüş belirtmesi, yazar olduklarından dolayı tabi seslerini geniş kitlelere duyurabilmesi; bazen cevap vermek istiyorum onlara, kendimi tutamıyorum. Yazma işiyle meşgul birinin insan kalbinden anlaması gerekir gibi geliyor bana, bu da tamamen benim çarpık bakış açım :)
      Ben de sevgilerimi yolluyorum, güzel yazılarını severek okuyorum.

      Delete
  6. Ah Elif Şafak konusuna derin dalışlar yapmışsınız bir an yetişemedim:) Yorumların hepsini okudum pek güzel geldi. Bilmiyordum yeni kitabını, senden duydum ilk sonra da bugün Ayşe Arman'da röportajını okudum. Elif Şafak'la üniversitedeyken tanıştım. Hangi kitabını okumuştum ilk bilmiyorum. İmge kitabevine imzaya gelmişti gitmiştim. O zamanlar o kadar çok sıra da olmuyordu herhalde çok beklememiştim. Koluma bir arkadaşım uzunca bir süre çıkmayacak bir kalemle bir örümcek dövmesi yapmıştı. Yazdı, kısa kolluydum, dövmem bağırıyordu. Sıra bana geldiğinde kitabı alıp imzalamadan önce kolumdaki örümceği gördü ve ben de o sırada aynısından bir yüzüğü olduğunu gördüm. Örümcekler üzerine konuşmaya başladık. Sonra yüzüğünü bana vermek istedi utandım alamadım. O zaman bir elektrik hissetmiştim kendisiyle, sıcak, samimi, iyi niyetli gelmişti. Kitaplarını bu hislerle okumaya başladım. Seviyorum da o ilk kitaplarını hala. Med, cezir'i zaman zaman açar okurum. Öykü tadındadır onlar. Açıkçası şu an yazdığım nasıl bir tarzdır bilemiyorum ama ondan etkilenmişim gibi geliyor bazen, cümle kuruluşlarımda falan. Yalnız son zamanlarda kendini çok tekrar etmeye başladı. Uzunca bir süre takip ettikten sonra sanki karşımda bir robot insan varmış gibi hissetmeye başladım. İnsan hep aynı cümleleri nasıl kurabilir ki? Röportajlarda hep aynı cevaplar, aynı kelimeler var konferanslarında. Bir de erkeklerin askerliklerini dilinden düşürmedikleri gibi anlattığı hikayeler her yerde hep aynı şeyler. Uzun süre takip edince artık hep sesini teypten dinliyormuş izlenimine kapılıyorum:) Yani ben de artık soğudum sayılır. Ama baba ve piç, mahrem, med cezir, bit palas sevdiğim kitaplarındandır. Bu yeni kitabını da okumak istiyorum. Merak ediyorum acaba hala kendini tekrar ediyor mu yoksa bir yenilenme hali mevcut mu diye. Bir de bu kadın biraz wirginia woolf'u anımsatıyor bana. Buhranları olan, yalnızlığı seven, izole olarak yazabilen, kasvet düşkünü olması eski dönem yazarlarını anımsatıyor, o hallerini seviyorum. Ama artık kendini tekrardan kurtulmalı diye düşünüyorum. Şu anda nötr duygularım ona karşı ama maillerime dönmesi itiraf etmeliyim ki hoşuma gitmişti. Yazarların ulaşılmazı oynamalarından hoşlanmıyorum. Ayrıca kitap tavsiyelerini de çok beğendim canım. Okumak istediklerim var aralarında. Şimdi Hakan Günday'a başlayacağım sonra da çok merak ettiğim Bizim büyük çaresizliğimizi okumak istiyorum Barış Bıçakçı'nın, ama onu almayı unutmuşum saf gibi, artık Türkiye'ye gelince başlarım:) Ben de kitap tavsiyesi istiyorum bol bollllll:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hah Barış Bıçakçı evet, ben de okuyacağım, sırada bekliyor. Bu tavsiye işini elbirliğiyle yapacağız Tuğbacığım, ben çok cahilim son dönem Türkçe romanlar konusunda :)
      Elif Şafak yıllaaar önce bizim okula bir konuşma yapmaya gelmişti, okul boşaldı yemin ederim, sadece çalı öbekleri uçuşuyordu yollarda :D Salon adam almadı, öyle koştu herkes dinlemek için. Son zamanlarda konuşmaları hep birbirine benziyor haklısın, bana da öyle geliyor. Ya bak senin karşılaşman ne güzelmiş! Ama işte insan orijinallik bekliyor, iyi bir fikir falan bekliyor. Bu intihal meselesi gerçekse eğer, ne fena yahu değil mi? Artık bu kadar laf ettik, alıp okuyayım Elif Şafak'ın filini de, ayıp olacak :)
      Artık 2 çocukla biraz zor yaşıyordur yalnızlığını, buhrana da fırsat kalmıyordur gibime geliyor :)

      Delete
  7. Offf onca yazdığım kelimem silinmiş olmasın lütfen:( Bana yazarın onayından sonra yayınlanacak demelisin!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bu yorumun vardı bir tek, ay nooluyor yahu bu yorumlara?

      Delete
  8. ben kıskanç takipçiyimdir yalnız, biliyosun! bu yorumların hali ne, çok aşaalarda kaldım! (dur şuraya güleyim de manyak sanmasınlar) :)))

    Subhro'ya söle gelsin böğrümdeki fili kaldırsın...
    (ba ba ba... çirkef başlayıp entel bitirdim yorumu)
    :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Herkesin bir diyeceği varmış :) Sonra da kitap tavsiyesi falan, aldı başını gitti buralar :)
      Subhro kim allahım, iyice büzüldüm çalışmadan sözlüye kalkmış gibi? Hem dersimi çalışmadım, hem de şişmanım herkesten. (Böyle belki yırtarım, şiirli miirli.)

      Delete
    2. Mimlendin Fermina: http://zihninarkasokaklari.blogspot.com/2013/12/mimlendik-dostlar.html :)

      Delete
    3. Oha çok heyecanlandım! Hemen geliyorum bakmaya :)

      Delete
  9. Merhaba Subhro. Hem atarlan hem elindeki kitabın karakterini bilme. Cahil değilim galiba ama bir hayli gerizekalıyım.

    ReplyDelete
    Replies
    1. daha başlamadığın kitabın karakterlerini bilebiliyorsan zaten ben saygıyla eğilirim... gerçi bilmiyorsan da eğilirim, ne eğilmicem :)
      hayır, beeyyle dik dururken nasıl oturuyor o filler böğrüme ben onu hiç anlamıyorum... gidip uyiim de rahat etsinler.

      Delete
    2. Bak gene için şişmiş senin. Biz yeşili yaktık, sen rahat rahat uyu, sabaha çok güzel kalkçan bak valla. (Zoiiii zoiiiiii zoiiii) (Işın dalgaları)

      Delete
    3. mailllen bir şarkı attım sana... ondan şişti, iner şimdi...
      bir de Koko'ya bir şarkı armağan etmek istiyorum;
      Yonca Evcimik'ten geliyor
      "Ah bir baksa, uzunları yaksa, bana demir atsa, dillereeee destaan olsaaa bu sevdaaa..." (gugıla sormaya üşendim, umarım böyledir sözleri...)
      O değil de Koko yeşillleri söndürmese bari bu şarkıdan sonra ahhaha :D

      Delete
    4. Ay hiçbir şey olmaz ona. Biraz önce bir dilim kek verdim, galiba yatağa götürdü orda yiyiyor. Seni bir yakalasa demir de atar da işte fırsatı olmadı ehheheh :)
      Dinledim şarkıyı hemen. Bence dinlemememiz lazım böyle şeyleri. Yonca Evcimik ne güzel, onu dinleyelim.

      Delete
  10. Fermina az önce şu yazıyı okudum. Kitap intihal mi değil mi bir yana, bu yorumu okumalısın!
    http://www.arkitera.com/gorus/index/detay/mimar-gozuyle-elif-safakin-son-romani--ustam-ve-ben/449

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay okudum, bir arkadaşım yolladı geçen gün. Valla bunu daha vahim buldum intihalden çünkü "eh iyi madem yıllarca araştırmış Mimar Sinan'ı, Osmanlı'yı, alayım da okuyayım" noktasına gelmiştim, bir tokat da burdan yedim :) Boktan ödevini laf kalabalığıyla şişirip yedirmeye çalışan öğrenci gibiymiş Elif Şafak.

      Delete