December 23, 2013

Meh.

Nihayet bu hafta sonu yılbaşı çiçeği almaya muvaffak olabildim. Dün de biraz ışık mışık aldık, bir miktar da geçen yılbaşından kalma mahalle pidecilerine layık dekorasyon malzemesi vardı ve fakat benim içimde pek yılbaşı ruhu yok galiba.

Bir-iki blogu da takip etmeyi bıraktım, o aynı Vestel-Garanti Bankası reklam metnini baktığım her yerde görmekten hoşlanmadım. "Aldım bu Vestel tost makinasını, ouuvvv nasıl da tost ediyor ekmekleri!" yazsanız okurum, hatta etkilenirim hemen ama 2014'ün en güzel kahvaltıları böyle olmaz bence. Neyse.

Saramago'nun Filin Yolculuğu'nu yarıladım sayılır; bir yerde "patates püresi gibi bir sis"ten bahsediyordu, çok hoşuma gitti. İnsanlar patates püresinden çıkıp geldi falan, mehi mehi diye güldüm yatakta. İmla kurallarını hiç takmamış Saramago yazarken; uzun uzun cümleler, arada diyaloglar var ve sadece noktayla virgül ayırıyor her şeyi birbirinden, özel isimler de küçük harfle başlıyor, biraz zorlandım ne yalan söyleyeyim. Neyse yani, adamın Nobel'i var, iki küçük harf için söylenmeyeyim şimdi.

Kuğulu Pasajı'ndaki sahaftan bir adet Salman Rushdie (nasıl yazıyoruz, Rüştü mü yazıyoruz?), bir adet Stephen King aldım, bunlar İngilizce. Bir de bir türlü bulamadığım bir Hop-çiki-yaya kitabını 7,5 liraya bulup sevindim.

Kudi ve Koko köpenklerine kemik aldım, kargo bekliyorum. (K'nin ev hayvancılığı bağlamında önemi ve kullanım alanları.) Bir de evi süpüreceğim, ağzımız burnumuz tüy oldu, evde uzun tüylü hayvanla yaşayanlara allah sabır versin, 2 günde bir ev süpürmek lazımmış.

Böyle yani, mühim bir şey yok Ankara cephesinde. Ha Cinnah Caddesi'nde günlerdir bir trafik, bir trafik; geçen makam arabasının, bokun püsürün haddi hesabı yok. Öyle bir şey var tabi Ankara cephesinde. Lüks makam arabalarınızdan da onlarca koruma polisinizden de nefret ediyorum. Sadece trafiği yara yara, sirenlerle falan geçmeniz bile beni hasta ediyor. Muhalefetin Ankara aday adaylarına bakıp saçımı başımı yolasım geliyor. Burdan tüm partilerin adaylarına madaylarına sesleniyorum, kapıma gelmeyin, köpekleri salarım.

26 comments:

  1. Bu cok kiymetli insanlari bizim gibi ilkellerden koruyorlar sanirsam, koruma sart, bazen ben bile kendimi kendimden koruma istegiyle yaniyorum...
    Yilbasi kutlamalarini sevmiyorum, kendi capimda sevmek icin caba sarfettim gibi geliyor, disarda, evde, aileyle, arkadaslarla, yalniz.. yilin basiyla sonuyla bir derdim yok ama, insanlarin zivandan cikmiscasina, göbekler atarak, hasta oluncaya dek yiyerek takvimdeki alelade bir günü kutlayislarina anlam veremiyorum.. yilbasi ciceklerini severim ama! :-)
    aslinda anlam verebildigim seyler de giderek ve hizla azaliyor sanirim..bazen adi sani duyulmamis kenar mahallerlerde gezerek, birseyleri arar gibi yaparak, huzur bulmaya calisiyorum... eskiden birseylerin iyi olmus olduguna inancimiz, sanirim, bizi ayakta tutan bu..

    not: saramogonun ressamin el kitabi, kabil, körlük'ü okumustum ben, ayni problem onlarda da vardi, ceviri mi kendisi mi bilemedim.. neden nobel aldigini da hatirlayamadim. ama aklima birinin bir torba patatesi nobel ödülüne tercih edecegini söyleyip, o ödülü reddedisi geldi..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Canları sağolsun, biraz geriye dönüp baksalar aslında rahat rahat yürürler sokakta, büyük bir oranla kötülere bir şeycikler olmuyor çünkü :)
      Ya çiçekçi dedi ki don yapmış bu sene çok, 15 lira verdim cılız bir demete. Daha doğrusu 2 demet alıp birleştirdim, öyle 15 lira tuttu. Meze yapar, içecek bir şeyler alırız; erkenden içkisiyle gelen güzel bir arkadaşımız var, çok seviyorum onu. Her şeyi yer, çok beğenir, Koko'yla uyurlar sonra. Evden çıkmamak en iyi plan herhalde yılbaşı için. Zaten etrafımız otel dolu, onların lazerlerinden, dansözlerinden falan faydalanırız en iyi ihtimalle :)
      Anlam biziz. Öyle duruyoruz galiba ayakta.
      Saramago'nun olayı bu anladığım kadarıyla, çeviriden değil yani. Sartre mıydı acaba o Nobel'i reddeden?

      Delete
    2. yemek yemek iyidir bence de.. ögle yemegine ciktim zihnim acildi, kendimi güclü kuvetli hissettim yeniden.. gecen yilbasisinda son gün bir atak yaparaktan, yemek pisirip iki arkadasi yemege almistim istanbulda.. bu yilbasisinda alamanyada yine yemek pisiririm, bi kac arkadas yeriz diye düsünüyorum...
      cicekler sümerbank basmasini animsatti bana, cok neseli güzel... sartre kisisiymis evet, nobeli reddeten, bunda da bir olaganüstülük bulmuyorum. saramagonun da ödül alma sebebine baktim, söyle yazmislar "who with parables sustained by imagination, compassion and irony continually enables us once again to apprehend an elusory reality"

      Delete
    3. Aaa bak hakikaten Sümerbank basması gibi, ne güzel benzettin. Basma çok güzel kumaş, küçükken annem dikerdi bana basma elbiseler. Haftalardır oturduğum yerde mızıldanıyorum kumaş, yün falan almaya gideceğim diye, bugünlerde kıpırdarım inşallah yerimden :)
      Irony tabi, haklılar ama böyle hafif hafif, güzel bir ironi var cümlelerinde. Ben de hemen Marquez'in alma sebebine baktım: "for his novels and short stories, in which the fantastic and the realistic are combined in a richly composed world of imagination, reflecting a continent's life and conflicts". Saramago'nun da kandırmalı gerçekliğine gireceğim, çok istiyorum ama noktalı virgülsüz, kesme işaretsiz çok zor durumdayım ahahahah :D

      Delete
    4. marquez, evet, kendisini pek bir fantastic buluyorum ben de.. gecende 100 yillik yalnizliign cok bi kismini ihatirlayamadigimi farkettim, hemen arkadastan aldim, siraya koydum, bi daha bir okuyasim var. bu blog aleminde yazanlarin cogu benzer kitaplar okuyup benzer egilimler mi sergiliyor acaba (dikis, el isleri, okumak, yazmak, kirtasiye malzemeleri ... kedi köpek sevgisi) yoksa bana mi öyle geldi, belki de senin bloga gelenler benzerlikler üzerine geliyorlardir. üzerine bir istatistiksel analiz yapmak lazim... pehh.. uzun is..
      bu arada, kartpostala cizdigin illustrasyonu cok begendik biz, senin öyle bir yetenegin var belli, su background resmini bi gün sen illustre edersin diye de bekliyoruz.. ;-)

      Delete
    5. Yaa beğendiniz mi? Hayatımda ilk defa vesikalık köpek çizdim, Koko görse bozulurdu bence :)
      Buralarda ilgi genelde aynı şeylere, haklısın. 3 yıl falan oldu galiba yazmaya başlayalı, en çok Murat Boz diye geldi insanlar benim bloga, yakışıklı bir fotoğrafı var buralarda bir yerlerde :) Doberman arayıp gelen de çok, tuhaf bir şekilde ne müzik ne kitap var google aramaları içinde.
      Ben de geçen mim yaparken alıntı yapacağım diye elime Kolera Günlerinde Aşk'ı aldım, aklım kaldı, 2 sene falan oldu okumayalı, belki bu aralar okurum.

      Delete
  2. AYYYYY Background değişmiş çok tatlış olmuş bence!!! hoplayan zıplayan jonglörlerden sonra bu çıtır patlak çiçekler sanki yeni bir blog açmış gibi olmuş ^ ^ İyi markalar, kimliklerinde arada bir değişimler yapınca, sadakatli tüketicilerin hislerini tazelermiş. :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ehihiihi iyi sevindim beğendiğine :) Eskiden siyahtı her yerler, sonra bir gün Tuğba bunlardan 20-30'unu paket yapıp yolladı "Al canım sen bunları, bak şıkır şıkır, ne güzel!" diye, nasıl bunalttıysam artık kapkara :D
      Sadakatli tüketiciler önce kendileri tost bastırsın bir, ondan sonra bana hediye tavsiyesi versin. Bak Penti çorap yazdın iki kere, gidip bakıcam bugün, var mı buralarda Pentici, onu bile bilmiyorum. Ama alıcam yani çorap, çok heyecanlıyım :D

      Delete
  3. öyle çok başım ağrıyor ki.gözlerimi zor açıyorum.mail atacaktım sana.şifre yazmaya üşendim.hazır yazını okumuşken yazıyla alakasız veya alakalı da olabilir yorum yazmak istedim.
    canım şöyle kaşarlı- sucuklu tost istedi reklam şeysini okuyunca.
    bu aralar yazı mazı yazamıyorum.aslında bir öykü yazıp yollama niyetindeyim.üşenmez isem.
    ha benim yazdığım öyküden bir hayır çıkar mı ? ee belki çıkar.

    Normalde E.şafak kitapları dikkatimi çekmez.Ama sen yazdıktan sonra her girdiğim kitapçıda gözüme gözüme sokuyorum kitabı.reklamın iyisi kötüsü olmazmış mantığı böyle birşey olsa gerek.
    daha çok şey yazacağım.gidip bir çay yapayım.yoksa baş ağrısından çatlayacağım.

    öptüm.
    Ay lav yu.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaa baş ağrısı mı? Ay umarım grip mrip değildir, herkes yerlere yapıştı hastalıktan. Sen çay iç evet, su da iç, sıvı tüket bol bol.
      Geçen yaz nasıl olsa annemler yok diye evlerine girip tost makinalarını arakladım. Eve dönünce arayıp geri istediler. Tost makinalarıyla beraber pazar arabalarını ve ütülerini de geri vermek zorunda kaldım ahhahah :D
      Blogunu açtığını görünce çok sevindim, yolla öyküyü, merak ettim bak sen yazınca. Ben de "ya neyle dolduruyorduk baykuşun içini, pamuk muydu, neydi?" diye bir dertlendim, sana email atmaya da utandım. Neyse silikon pamukmuş, hatırladım sonra :)
      Ay evet, tam reklamın iyisi kötüsü olmaz mantığı bu bence de, bu anahatlar dışında kitapların içeriklerinin benzediğini zannetmiyorum ama okuyacağım Elif Şafak'ınkini de. Baktım biraz röportajlarına falan, çok Osmanlı okuduğunu, araştırdığını söylemiş, günlük hayatları, sıradan insanları falan. Hep ilgimi çekti bu eski dönemde günlük hayatlar. Ama satın almayacağım galiba kitabı, halk kütüphanesine gelir elbet bir kopyası, ordan alırım.
      Öpüyorum ben da, ay lav yu tuu <3

      Delete
    2. yataktan 12:30 da kalkabildim.oğlum gelip kapıyı çalmasa tabii kalkacağımda yoktu.ben bu aralar ALPER CANIGÜZ okuyorum.son kitabından başladım.bir öncekini de aldım.daha sonra ilk ikisini de alacağım.biraz daha ucuz olduğundan internetten alıyorum kitapları.kampanya felan yapıyor köftehorlar.Okudun mu bilmiyorum Canıgüz kitapları.absürt komedi.ama her bölümün sonunda aaa diye bir ses çıkıyor benden.
      Entel abiler Elif Şafak'ı beğenmiyorlar.bende iki kitabını almıştım.Meşhur aşk ve firarperest.
      firarperesti ilk sayfalarını okuyup devamını okumanın (gazete yazıları bu kitap sanırım.emin değilim) gerekli olmadığını düşünüp öylece bıraktım.her kitabında esinlenme,etkilenme söylentileri açıkçası beni soğuttu kendisinden.
      kitap kapaklarında dahi esinlenme biraz okuyucuyu ya da belki sadece benim sıtkımı sıyırdı.
      sıtkı kim ayol deyip bir espiri yapmak istiyorum.şu soğuk kış gününde.lakin çorapsız ayaklarım çok üşüdü:))
      diktin mi baykuşları.ben üç tane diktimde bir bıkkınlık geldi.iki tane daha dikmem lazım.gitgide daha iyi dikmeye başladım.
      Aylin'le iş kuracaktık aslında.Geldi hayal felan kurduk.Kuşada'sında benim diktiklerimi satacaktı.
      iki gün sonra sattı beni Aylin.Sonra başka biriyle restorant açma hayali kurmuşlar.
      Kızım dedim ne çabuk sattın.? espiri yaptım ama her espirinin altında bir gerçek yatar mantığıyla pis pis bakıp ,pis pis güldüm.
      Bak bu aralar yorum yazarlığı yapmayı düşünüyorum.Blogu niye yazmıyorsun,niye kapattın diye mail atan güzel kalpli arkadaşlarım için açtım.
      Yazarım belki de.
      Çay sallamaydı ama gene de iyi geldi.
      ay!yazmayalı özlemişim.
      çenem açıldı.ev beni bekliyor.gidip bir sihirli parmaklarımı dokundurayım.
      sihirli parmaklarımı sinirli sinirli dokunduracağım ama.
      sanki evde geri kalan yüzde elli yaşıyor.
      hergün hergün bu karışıklık akıl almaz bir durum.

      Delete
    3. Ben de geri kalan %50'nin şu anda salonun ortasında güreştiğinden şüpheleniyorum ahhaha :D Bir de bir tanesinin kakasında şüpheli şeyler buldum ama bunu %50'ye mal etmeyeyim, zaten kaka yazdıkça envai çeşit insan gelip bu blogda bir şeyler arıyor, o yüzden susuyorum. Veteriner yolları taştan, oh oh gelsin iğneler.
      Ben de bu yaz okudum ilk defa Alper Canıgüz, en yenisinden başladım senin gibi. Sonra geriye doğru ukudum, galiba bir tek Gizli Ajans kaldı okumadığım. Alper Kamu'ları daha çok beğendim.
      Ya valla bayağı farkediyor internetten kitap almak, ben de alıyorum. Bu sahafa sık sık gidiyorum, aynı pasajda bir dükkan kapanmış, camına kocaman bir kağıt yapıştırmışlar "İcra yoluyla, mahkeme kararıyla kapanmıştır" diye, bir fena oldum. Sanki bizzat ben sorumluymuşum gibi bundan. Ki aslında sorumluyuz, biz alışveriş merkezlerine, d&r'lara falan gittikçe esnafın hayatı kararıyor.
      Baykuş dikmedim, yastık kılıfı var ama, onların içini doldururum diye düşündüm. Onları da tabi annemden arakladım. İnternet dükkanı açalım senin baykuşlara? Nasıl yapılıyor bilmiyorum ama herkesler açıyor.
      Çay yapayım bari ben de.

      Delete
    4. Canıgüz okumama http://verbumnonfacta.blogspot.com/ kendileri sebep olmuştur.
      Blog dünyasında okumayı sevdiğim bloglardan biri.

      evet çok üzücü küçük esnafımızın durumu.Ama bu engellenemez bir durum.işte bir büyük balık,küçük balık hikayesi.

      Bugün sabah üç tane kocaman sokak köpeği zeytinliklerin içinde hayli heyecanlı davranıyorlardı.kahvaltıyı hazırlarken bir süre izledim onları.Kahverengi ve beyaz tüyleri olanın ağzında başka küçük tüylü bir şey vardı.Ne olduğunu bilmiyorum.Belki yazın karşılaştığım sincaplardan biri olabilirdi ya da başka bir hayvancağız.
      Parçalamak için hızlıca sallayordu dişlerinin arasında.
      Diğer ikisi de siyah ve süt kahverengi tüyleri olan köpekler paylaşımda bulunması için hiçte kibar olmayan davranışlar sergiliyorlardı.
      yaşam kuralı gibi beni hiçte mutlu bir laf ettim içimden.ve köpeklerin çok acıkmış olduğuna kanaat getirdim.yoksa böyle davranmazlardı.
      sonrasında kafamda devamlı kendi kendine üreyen bir takım düşüncelerle baş etmeye uğraştım durdum.

      çokça düşündüm el becererilerimle belki de para kazanabilirdim.ama sonrasında yapmaktan keyif aldığım olayların para işin içine girdiğinde bana işkence olacağı yargısına vardım.
      sadece hobi olarak kalması daha keyifli kanımca.
      zira ben klasik bir yengeç burcu olarak para ve türevlerinden pek anlamıyorum.
      evi süsleyim felan öyle uğraşıyorum.:))
      Annen meselesine gelince çok karizmatik yeminle.
      :)

      Delete
    5. Bakıcam bloga.
      Köpeklerin ağzındaki küçük tüylü şey kedi yavrusudur büyük ihtimalle, benim de önümde oldu bir kaç sene önce, evden fırlayana kadar olan olmuştu. Boğup atarlar. Köpeklerin dünyasında sürü mevhumu ve liderlik falan gibi meseleler var ya işte, böyle agresif durumlar oluyor. Sokak köpekleriyle aram iyidir ama bir toplanmış yemek yerken, bir de böyle sürü itiş kakışı varsa yanaşmam. Kendi iç meselelerini kendileri halletsinler :)
      Ay haklısın, işkence olurdu o baykuşlar sana, ha bire dik dik. Ne güzel, ne güzel yengeç burcuymuşsun! :) Yengeç kızlarının çok hastasıyım ama yengeç erkekleri bu dünyaya insanı delirtmek için yollanmış bence ahahhah :D Bir ara yazarım belki, başlı başına bir fenomen onlar.
      Annem de hala gripmiş, çok şükür evde oturabiliyoruz :)

      Delete
  4. sadece yılbaşı çiçeği değil arka plan çiçeği de gelmiş... hayırlı olsun :) Leylak Dalı gelse de tek tek saysa bize bunların ne olduğunu, ben sadece birini güle benzetebildim...
    ayrıca noel baba şapkalı Koko görmeden ben de yeni yıl ruhuna bürünebileceğimi sanmıyorum, istiyoruz! :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaaa ben de aranır gibi gidip koydum ya bunu arkaplan diye püüüüü! Papatya var gibi sanki bir de, ühü?
      Var tabi ki şapkalı Koko, yeter ki sen iste, hemen koyarım ben.

      Delete
    2. ben de Bastet'e takayım bir şapka... seri olur bundan, yaşasın kırismıs ruhu, wuhuu! :P

      Delete
    3. Çok merak ediyorum nasıl takacaksın o şapkayı. Biri video çeksin :D

      Delete
  5. Geldim la geldim ağlaman :) Amma velakin fantastiko çiçeklerden şudur diyebilmem namümkün tabikisi. Yalnız şunu söyleyebilirim aynı desenden elbisem vardı, hem de aynı renk, yeminle. Hem de kendim bizzat dikmiştim, pek de güzeldi. O zaman ben de güzeldim haliyle, 90-60-90 günlerimdi, şimdiki gibi 18-120-180 değildim :)
    Ben hala kokina alamadım, yarın alayım da eksik kalmasın, Hadi cümlenizi öpüp kaçtım...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ehehehh "İmdat Botanik" hattı :)
      Öptük biz de <3

      Delete
  6. aaaa aynı pasajdan ve aynı sahaftan sallinger "catcher in the rye" aldım, 7,5 tl. belki karşılaşıyoruzdur, ne acayip, köpekli her kişiye ekstra dikkat ediyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Cumartesi günü iki kız gelip İngilizce kitap sordu, yoksa onlardan biri sen miydin? :D Kudi'ye bak sen, Koko'yu ben çıkarmıyorum çünkü, ay çok heyecanlı belki de karşılaşırız!

      Delete
  7. hehhee, ben değildim. karşılaşırsak fight clup taki gibi kafamızı eğelim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Eheheheh tamam. Ay umarım Kudi elalemin mutlu sarı köpeklerine ulurken ve ben annesine küfrederken olmaz o karşılaşma.

      Delete
  8. Sis en sevdiğim şeylerden biri artık benim de. Yiğit yüzünden elbette. O çocuklar gibi mutlu oluyor ne zaman sis olsa her yer. İnsanlar uzun beraberliklerden sonra gerçekten birbirlerine benziyorlarmış, test ettik onayladık. Buradaki sis patates püresi gibi değil de pişmaniye gibi daha çok. Bu halini seviyorum. Yılbaşı çiçeklerin çok güzel. Kokinaları severim mini mini ve masumlar, üstelik bir de kırmızılar. Keşke onların pembelerini ve leoparlılarını da yapsalar:) Bu sene bende hala yeni yıl ruhu istenilen seviyede değil. Çok ot yerlerde bulunduğumuzdan kaynaklanıyor sanıyorum. Köpenklerine mutlu yıllar diliyorum çok çok onları seviyorum...İnsanın nobelinin olması mucizevi bir şey valla o yüzden küçük harf satır başı hep bunlar teferruat. Ben öyle özgür bir ruh hali ile yazılan kitapları daha çok seviyorum. Bir de şu içinde hiç e harfi olmayanı okuyamadım hala onu da okuyasım var kimindi hatırlayamadım. Muhalefet ile ilgili küfür içereceğinden bir şeyler yazmak istemiyorum ama bil ki hislerimiz karşılıklı...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahahhaha pembe ve leoparlı kokina fikrine bayıldım! :) Ay hakikaten benziyormuş insanlar birbirine, ben de farketmeye başladım, şimdilik hoşuma gidiyor ama ilerleyen zamanlarda gazeteyle kafasına vurur muyum bilmiyorum :D
      Valla benim bir Nobelim olsaydı sokaklarda donla koşardım herhalde, kim ne diyebilir ki? Çok kendimi vererek okumuyorum ama bu kitabı, dün gece kaldığım yerin 40 sayfa falan ilersinden başlamışım yanlışlıkla, hiç farketmeden okudum bayağı. "Kim la bu Fritz?" diye uyanıp geri döndüm :)
      Çankaya Belediyesi aday adaylarından biri bizim sokağın köşesinde çalışıyor, seçim minibüslerini teklemelerim geçerken hepimizin adına :)

      Delete