December 16, 2013

Sevdiğim Şeyler (Yemin ederim bu sefer azarlamadan yazdım)

Hohoyt mimlenmişim! Arka sokakların sahibi Zihni Bey eksik olmasın, onun cevaplarını güle eğlene okudum, kendiminkileri aşağıya yazıyorum, bu büyük toplumsal eksikliği de gidermiş oluyorum böylece. En son yaptığım mimde atarlandığım konusunda uyarmıştı arkadaşlarım, atarsız gidersiz sevdiğim şeyler şöyle:

1. En sevdiğin renk?

Renkli şeyleri seviyorum. Bu aralar mavileri yeşilleri daha çok seviyorum; turkuaz mesela, gözüme çok güzel görünüyor.

2. En sevdiğin çiçek?

Çiçekçiden alınacaksa elim hep kasımpatlarına gidiyor, gülü ve papatyayı sevmiyorum. Son zamanlarda market köşelerinde, çiçekçilerin kapı önlerinde falan boynu bükük duran ne varsa alıyorum, pencerenin önüne diziyorum.

3. En sevdiğin yemek / sebze / içecek?

Patatesin her halini seviyorum, yemediğim sebze de yok galiba. Ispanağı ve pazıyı çok severim, kuzukulağını geçen kış keşfettim, o da çok güzel, pırasayı da çok severek yerim. İzmir tarafının envai çeşit otlarını da bayıla bayıla yiyiyorum. Yemekle ilişkim çok mütevazi bir hale geldi, taze soğan ve dereotuyla omlet yapar, heyecanla yer hale geldim. Yemekle ayran ya da soda iyi oluyor, geceleri de kırmızı şarap içerim bazen, bazen de votka-tonik. Rakı da içiyorum, çok güzel. Bazı arkadaşlarımla "akşamüstü birası" geleneğimiz var ayrıca. Bunlar saat 22:00'den önce de olabiliyor, sonra da.

4. En sevdiğin yerli  / yabancı şarkı?

Birer tane seçeyim hemen, bu aralar çok aklıma düşenlerden; Suede'den Everything Will Flow ve de Zeki Müren'den İnleyen Nağmeler.

5. En sevdiğin komedyen?

Eddie Izzard. Hayatımda kimseye bu kadar gülmedim. Aşağıdaki küçük videoda yakın dönem Avrupa tarihinden, diktatörlerden, genç yaşlarda Risk oynamanın gerekliliğinden, İngiliz kraliyet ailesinin gen havuzundan ve 2. Dünya Savaşı'ndan falan bahsediyor. Lisede tarih derslerini böyle anlatan olsaydı keşke.



6. En sevdiğin kız / erkek ismi?

Zehra; Zeynep, ne güzel kız isimleri; erkek isimlerinden de Sinan, Deniz, Ömer mesela böyle sanki iyi insan olurlarmış gibi geliyor. Kendi çocuğum olursa ne koyarım bilmiyorum ama birer göbek adı ekleyeceğim, kız olursa Sava, annanemin köyünden geçen nehrin adı; erkek olursa Adem, kuzenimin hatırası için.

7. En sevdiğin kitap?

Latin Amerikalı yazarların yeri çok ayrı, bir kitap seçmeyeyim aralarından. Türkçe yazanlar arasından da Haldun Taner'in müthiş bir öykü yazarı olduğunu düşünüyorum, Latife Tekin'in Berci Kristin Çöp Masalları beni çok etkilemişti yıllar önce okuduğumda, o geldi aklıma nedense.

8. En sevdiğin yerli / yabancı oyuncu?

Ay bu şiştiğim soru oldu. Yabancı oyuncu deyince aklıma Dustin Hoffman geliyor, yerli deyince de Şener Şen.

9. En sevdiğin yerli / yabancı film?

Korkuyorum Anne herhalde açık arayla en sevdiğim yerli film, yabancılardan da Lives of Others diyesim geldi, ağlamıştım çok seyrederken.

10. En sevdiğin yerli / yabancı dizi?

Valla buraya dürüstçe Aşk-ı Memnu yazmam lazım, çünkü baştan sona seyrettim Beren Saat'in toplam 3 adet mimiğini ben, son bölümde Kıvanç Tatlıtuğ'un kötü sakalına bakmadan ağladım falan ama neyse artık. İkinci Bahar güzel diziydi, bir de daha eskilerden Gülşen Abi var, Haluk Bilginer gazetede "Güzin Abla" olarak çalışıyordu, güzel bir absürd komediydi. Yabancı dizilerden de bütün sezonlarını ikişer kere izlediğim Buffy the Vampire Slayer ve Angel'ı yazmam lazım ama klasımı korumak adına Six Feet Under yazacağım, o sezon finali ruhumu sakatladı benim. Breaking Bad de galiba tırnaklarımı yiye yiye seyrettiğim ilk ve son dizi oldu, bitince hayatımda bir boşluk kaldı resmen. Ama hepsini alsalar, bana tek bir dizi bıraksalar Kuzey'de Bir Yer olurdu o dizi.

11. En sevdiğin yerli / yabancı şehir?

Urfa ve Saraybosna. Çok yer de görmüş sayılmam aslında ama bu iki şehrin kalbimde çok yeri var, belki de benzer sebeplerden, bilmiyorum.

12. En sevdiğin gazete / gazeteci?

En sevdiğim gazete yok, sabah kalkınca hem ana akım gazetelere hem de alternatif haber sitelerine bakıyorum. Çok ani güncel bir gelişme varsa eğer, twitter'a bakıyorum, gazeteler kıçını kaldırana kadar ordan takip ediyorum gelişmeleri. Gazeteci deyince aklıma hala Uğur Mumcu geliyor benim, bir de kaldırımda yüzükoyun yatan Hrant Dink geliyor.

13. En sevdiğin mevsim / gün / ay?

Baharları seviyorum, en çok da yaz mevsimini. Gündü aydı farketmez, sabah kalkıp kahve içebildiğime, gece yatağa girip kitap okuyabildiğime şükrediyorum.

14. En sevdiğin kıyafet / kıyafet tamamlayıcısı / takı?

Dar pantolon üzerine bol ve uzun gömlek, onun da üzerine gömlekten biraz kısa kazak. Bu aralar formül bu. Kendimi bildim bileli boynuma bir şeyler sararım, tamamlayıcı o oluyor sanırım. Çok küpe takardım, nedense elim gitmiyor takıya makıya bir süredir. Burnumda halka var, bir de alyansla beraber taktığım gümüş bir yüzük, onları hiç çıkarmıyorum.

15. En sevdiğin makyaj malzemesi / bakım ürünü?

Göz kalemi-rimel-kapatıcı; makyaj numaram bundan ibaret. Bakım ürünü olarak da passion fruit'lu body butter! Burdan Body Shop'a sesleniyorum, geri getirin o ffücut tereyağını! Neyse, zaten paraları saçmamak felsefesi doğrultusunda artık parfümeride ne varsa onu alıyorum tereyağı olarak. Zaten hepsi yalan, vazelin tek gerçek bence.

16. En sevdiğin çizgi karakter?

Simpsonlar'ı yıllardır seyrediyorum, tüm aileyi teker teker çok seviyorum. Aklıma da başka karakter gelmiyor, lisenin son yıllarında gerizekalı gibi Nickelodeon seyrettim ben; Pete ve Pete'in Maceraları, Rocko's Modern Life, Malcolm in the Middle falan.

17. En sevdiğin anı?

Annem, kardeşim ve ben Ayvalık'ta küçük bir kış tatili yapıyoruz, hatta nedense yanımızda bir de kedi yavrusu var, hastaydı galiba, evde bırakamamıştık. Annem bizi uzuuuun bir yürüyüşe çıkardı, dönerken tek sıra halinde askeri bir yerin önünden geçiyorduk; önde annem, ortada ben, en arkada kardeşim. Askerler dışarda sıraya girmişti, aramızda bir bahçe duvarı vardı sadece. Annem eski Türk filmlerine referans verip romantik romantik "Kızlar bakın genç zabitler!" dedi, ben "ehehehe genç zabit" dedim, kardeşimden ise şu çıktı: "NEAAAA GEY ZABİTLER Mİİİ?". Askeriye tarafında büyümüş gözler gördüm, küçük bir "pffffahahaha" geldi, ben kafamı eğip kaçtım, annem toz olmuştu zaten, kardeşim bir süre daha sincap gibi durdu kaldırımda. En sevdiğim anı buysa gerisini siz düşünün artık diyerek kaçıyorum bu sorudan.

18. En sevdiğin özelliğin?

Temiz kalbim, insanlara güvenmem ve yılandan yalandan korktuğum kadar korkmamam. Ehihihihi, yok be, Gandhi falan temiz kalpliydi, ben öyle normal biriyim, kimseye de güvenmiyorum bir kaç arkadaşım dışında, bir de berberim Emre'ye çok güveniyorum, hiç hayal kırıklığına uğratmadı beni. Yılanlardan da korkmam zaten, dengesiz insanlardan korkuyorum biraz; bir gün merhaba deyip ertesi gün yüzünüze bakmayan cinsten, onlar bir tuhaf. En sevdiğim özelliğim nedir bilmiyorum, bu arkadaşlarımın cevaplayacağı türden bir soru galiba. Çok güzel tarhana çorbası yaparım ama.

19. En sevdiğin his?

Gavurların "Fuck this shit!" diye tabir ettiği his, "Eaaahhh yeter ulan!" diye edepli bir şekilde çevireceğim. Şu kitabı kapatıp fırlattığın, gözlerini belerttiğin falan an.

20. En sevdiğin canlı?

Köpek.

Sanırım 3 saatimi aldı bunları yazmak. 3 tane kahve içtim. Arada eve su söyledim. Köpekler 2 kere kudurup 2 kere kısa uykuya yattı.

Hemen mimliyorum; Tuğba, Saçaklı, Bayansilvia, Cessie, belki evannesi, Berfin ve Leylak Dalı da yapar, şenay izne ayrıldı'nın sahibi, Mino, 4 blogunu açarsa o da yapsın isterim, helloradio zaten mimlenmiş. Leyla Vera yazıyor olsaydı ona da ısrar ederdim. Yapınız, yaptırınız, bu anket geleneği ölmesin efendim.

24 comments:

  1. Ahh ahhh diye başlayacağım yine:) Ne yapayım duygularımı en iyi ifade eden ünlemsel araç bu ahh :) Bir çok mana yüklüyorum inan buna. Dün blog yazına yorumu yazıp da kopyalamayıp saf gibi yayınla deyince yayınlanmadı tabi benim salak internetim yüzünde. Sonra da sinir oldum yazmadım ama yazıcam aklımda:) Bu anket geleneği, mektup, kartpostal yazma geleneği hiç ölmesin ne olur. Hep ama hep yazalım. Ben yeni dönem bir anı defteri de oluşturmayı düşünüyorum bu gelişte. Evlendiğimizde gelen konuklara yazdırmak için bir adet defter almıştım güzel ama o telaşede unuttuk gitti, çok üzülüyorum halen düşününce, ne büyük salaklık. O deftere eşe dosta sevdiğim arkadaşlarıma falan yazdırma hayallerim var:) Anket cevaplamak konusunda çok ustasın bence ve çoook içten:) Benim için cevapladıklarına da bayıldım, okuyup duruyorum. O konuda sana yazmış mıydım unuttum:) Bu arada merak ettim sana çektiğim cd deki müzikleri beğendin miiiii? Umarım sevmişsindir, ben hep en çok dinlediklerimi, en sevdiklerimi ve bende anısı olanları çektim sana kaset çeker gibi hissederekten:) Severek cevaplayacağım ben de bu akşam elimde kahvemle:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Efkar Karması'nı severek dinliyorum, videolar da çok makbule geçti! :D Birdy'nin Skinny Love'ını da koymuşsun ya kalp kalbe karşı vallahi, çok beğeniyorum o şarkıyı.
      Yaaa yazmadın bana o anket sorularının cevaplarını, unuttuk bak :) Bir ara boş vaktinde yolla da okiyim senin cevaplarını, bu mimi de bekliyorum heyecanla, sen güzel yazarsın, ince ince.
      O uçan yorumlar senin internetinden mi yoksa başka bir şey mi var bilmiyorum, bu aralar var öyle bir genel şikayet.
      Mektup yazayım diye oturdum masaya, hava karardı, bugünü de yedim abesle iştigal ederek, anlamıyorum nasıl geçiyor günler.

      Delete
  2. Oh ohh çok sevindim pek sevindim ben bu işe..Ben de bu sıra hep skinny love dinlemek ve dinletmek istiyorum. Anket sorularının cevaplarının bir kısmını yazdım ama hepsi bitmedi. Bugün onu da bu mimi de bitireyim bari. Bu sıra yaptığım en iyi iş tv izlemek ve kediyle uyumak. Biraz enerji toplamalıyım harekete geçmeliyim. İnternetten diye tahmin ediyorum şu sıra yaşadığımız durumların. Babam da dedi dün buralarda da net kötü bu sıra diye, bizde zaten heeeep kötü. Ben de mektup işini erteliyorum. Yeni yıl kartını yolladım ama bakalım ne zaman gelicek:) Bana da geçmiyor gibi geliyor sanki, her gün rutin ya, hep aynı günde yaşıyormuş hissindeyim hep sanki truman show'da olduğu gibi hayat benim için:) Neyse anketler cevaplamalar iyi gelir bana:) Bugün yemek yapmayayım anket cevaplayayım en güzel bişey:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben ekmek yapmaya giriştim, kahvaltı dayamayı düşünüyorum akşam yemeği olarak :)
      Bu gece mektup yazayım ben de madem, sana yılbaşına yetiştirebilecek miyim bakalım, belki bir mucize olur 2 haftada geçer eline. Dur bak, Skinny Love'ın daha da üzüntülü bir versiyonu vardı, bulursam onu da koyayım buraya :)

      Delete
  3. Benimle ilgili bilinmeyen gerçek kaldı mı bilmiyorum ama zevklerim ve renklerim 2 yılda denişmiş olabilir, bir kere daha yazayım, hem de yazacak konu çıkmış olur. :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Makyaj malzemeleri bir yenilik olabilir belki :) Ay yaşasın, çok sevindim, senin cevaplarını da merakla bekliyorum ablacığım!

      Delete
  4. "erkek isimlerinden de Sinan, Deniz, Ömer mesela böyle sanki iyi insan olurlarmış gibi geliyor." O isimdeki hemcinslerimle kanka olmak daha kolay oluyor. Doğru tespit :)

    Saraybosna'yı çok merak ediyorum. Bir de ayak üstü -iğrenç- espri gelsin: Fermina yoksa Bono sen misin ? Saraybosna filan o_O Mazallah :p

    Heyt be Rocko's Life :) Şimdi olsa gene seyrederim. Gerçi ben çizgi film şeylerini hala seviyorum. Eğer iş güzelse izletiyor. Bir itiraf, bu yaz Monsters University'e gittim. Evet :((

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bono'nun alter-egolarından biriymişim meğer, ne büyük bir hayal kırıklığı olurdu ahhahaha :D Urfa sevgisinden ve belki de kuzukulağı sevmemden Bono olmadığım anlaşılıyordur diye tahmin ediyorum mehhehe :)
      Saraybosna'yı seversin, çok sanatlı bir şehir."Kalan Bosna paralarımızı harcayalım, dönüyoruz yarın sabah" diye bir bara girdik, caz triosu vardı, ağzımız açık kaldı. Yemekler de güzel, insanlar da. Sağa sola laf atmaktan, atılan laflara cevap vermekten bir hal oldum, tuhaf tuhaf arkadaşlar edindik. Fırsat olsa hemen geri giderim :)
      Ahhahah Monsters University itirafı! :D Ben de seviyorum hala çocuk filmlerini de çocuk edebiyatını da. Rocko var mı hala televizyonda acaba?

      Delete
  5. Ay ben de tam yazmaya karar vermiştim ki bi' baktım mimlemişsin.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sen gençsin, enerjin var, yaparsın diye düşündüm :) Ben beğendim soruları, sakin sakin ne güzel. Yalnız en sevdiğin kıyafet tamamlayıcısına "tuhaf çanta" yazmazsan kırılırım bak! :D

      Delete
  6. Yaptım kiii. Çok uzunmuş yav, senden başkasının hatırı için çekemezdim valla, sevildiğini bil :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Şimdi gidip okudum :) Gerçekten saatlerimi aldı benim de, bu sevgiye layık olmaya çalışacağım, ilk fırsatta gidip adını yanlış bildiğim ağaçlara sarılacağım :)

      Delete
  7. :-)) ben yaziyorum ya Ferminacim, senin blogta yorumcu olarak.. :-)) yalniz benim günlerce bitmezdi bu aktivite, neyi en cok sevdigime bir türlü karar veremezdim, diger sevdiklerime haksizlik olur diye... zaten de öyle en cok sevdigim tek birsey bulamam ben hicbir konuda, ne desem yalan olurdu. Müzik olarak, dün aksam goran bregovic dinleyerek yattim (arizona dream müzikleriydi) bu sabah beynimde "bana yalan söylediler" - semiramis pekkanla uyandim... film diyince de arizona dream cok sevdiklerimden biridir.. ama cok sevdigim bir kac tane italyan sinemasi filmi vardir, bazi karakterlere platonik olarak asigimdir o denli, onlari baska zaman anlatirim... yemek diyince, ben egede büyüdüm, her yesilligin kalbimde ayri bir yeri vardir.. Hatta bir laf vardir "Giritlinin gectigi yerlerde esekler ac kaliyormus" diye, yani o denli otlari yer bitirir bu egeliler... :-)))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahahha çok beğendim bu lafı :D Urla'da güzel küçük bir lokanta var, Beğendik Abi'nin Yeri diye, güzel ot yapıyorlar, belki kalkar Urla'ya gelirsin güzel bir havada. Miyu'lu bile gelebilirsin bak, kedili tam pansiyon :)
      Eminim bu soruları 3 ay sonra tekrar cevaplasam bambaşka şeyler yazarım. Ehhehe sen blogu kapatınca çok endişelenmiştim ortadan kaybolacaksın diye, aklıma geldikçe gülüyorum :) Çok şükür kaybetmedim seni.

      Delete
    2. :-) muhtesem bir teklif, mutlaka bir gün geliriz. Hatta günün birinde oralara yerlesmek bile geciyor aklimdan, o zaman bahceden toplar evde pisiririm ben de size... ;-)

      Delete
    3. E bir ara gel o zaman da ev bakalım hafif hafif, en kötü hayal kurarız :)

      Delete
  8. OOOOO MİM! Sözde ben de yapacaktım ama bırak mimi, blogtan uzak kaldım, senin kartı bile çok geç yolladım, özürler istanbul'dan :( Mim 'i görünce accayip sevindim, kendi yazılarımı toparlarken, kafa dağıtmak için bire bir. Bloga son 2 haftanın yazısını koymadan, şu mimi hemen yapayım, ay çok tatlııııııııııı

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay olur mu, kartlar gelir, mimler yapılır, ne acelesi var? :) Bak 20 soru diye hafife alıyorsun, acayip uzun sürüyor yazması, küfretme sonra "ömrümü yedi bu mim" diye ahhahhaha :D

      Delete
  9. AAHAHAHAHAHA valla 2,5 saatimi aldı, bütün işler duruyor ofiste, saat 6 olsa da eve gidip çay yapsam derdindeyim, müdür beni kesecek! AMA YAPTIM, EKSİK KALIR MIYIM HİÇ? http://egeninlaciverti.blogspot.com/2013/12/mim-yaptm-gibi-bisi-oldu-2.html

    ReplyDelete
    Replies
    1. İyi oldu, ben de pornocu itiraflarımı şaapmış oldum. Evet, çok güzel oldu :D

      Delete
  10. pelte beynimi yoruyosunuz benim! anı nedir yaa.. ben nasıl hatırlıcam şimdi onu... 128 günün ardından beynimi çalıştırmam gerekecek! :))
    (128 her daim abartma rakamımdır) :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Güzel allahım. Bak ömrünün 2-3 saati, kedi peşinde koşacağına otur yaz şunları, okuycaz kızım bekliyoruz bütün ciddiyetimizle. Hadi bak, şimdi başlasan, ohooo 1buçuk saate bitirirsin sen, valla bak :D

      Delete
  11. Mim ne demek? Ben niye yokum?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Mim şöyle bir şey, bu soruları kopyalayıp kendi cevaplarını veriyorsun, sonra da aynı şeyi yapması için başka blog yazarlarının isimlerini yazıyorsun. Sen yoksun çünkü aylardır blog yazmıyorsun. Yapacak mısın? Yapsana.

      Delete