January 2, 2014

Bir Çanta ve Bazı Arkadaşlarım

Aldığım en güzel hediyelerden biri bu çanta, arkadaşım S. yılbaşı akşamı verdi. Ben alın teriyle hakettim bu çantayı.

Geçen yaz S., kardeşim ve gavur damadımızla Urla İskele'ye indik, Limantepe'yi gezdirmemi istediler arkeolojik markeolojik diye, pişman oldular. Herkesin anladığı ortak dil diye İngilizce anlatmaya başladım, kazı yerleri de bütün kış makus kaderlerine terkedildiği için çok perişan görünür, zaten tarihöncesi yerlerde malzeme hep taş ve kerpiç olduğu için öyle çok da bakılacak bir şey olmuyor. Bir ara bir baktım ki herkesin gözler faltaşı olmuş ben "işte burda da bir fakin kuyu var, yanında fakin ev duvarı, may-fakin-gad her şey ne kadar çirkin görünüyor öff fakfakfak" falan dedikçe. Sohbet ederken batmayan kelime haznem arkeolojiden bahsederken kalplerini kırdı biraz sanırım. O günden beri de eğlence malzemesi oldum bu üçlüye, bana fotoşoplanmış kazı alanı fotoğrafları yolluyorlar, birine "you little shit" dedim diye mehihihi diye gülüyorlar.

Çok güzel çanta vallahi, gururla taşıyacağım, aynen böyle biriyim ben.


Yılbaşı gecesi de genel olarak şu şekilde geçti; yanımdaki pek kıymetli arkadaşımız Emrah Efendi'dir, elimde beyaz çarşafla salona girince "OHA KEFEN!" diye sevinen tek insan olduğu için kalbimde yeri çok ayrı.


Sabah kalkınca da duvarda bu aşağıdaki notu buldum. 10 senelik baş belası, dramaların kraliçesi, çok yanlış nedenlerle ruh ikizim sarı kafa 6 aylığına İngiltere'ye gitti dün, arkasında böyle küçük bir mektup bırakmış. Aklıma bir şey geldiğinde küt diye arayamayacak olmak, akşamüstü bir bira içelim diye buluşup eve 48 saat dönemediğim maceralara atılamayacak olmamız falan biraz üzüyor beni ama neyse sayılı gün çabuk geçer.


Böyle geçti 2013'ün son anları, bugün de pazartesiymiş gibi geliyor, iyice kafam karıştı. Eveth.

14 comments:

  1. Ne alaka diyeceksin belki ama "Geçen yaz S., kardeşim ve gavur damadımızla Urla İskele'ye indik" kısmını okurken aklıma The Sheltering Sky filminin başı geldi. Orda da ana karakterler bir limana iniyordu yanlış hatırlamıyorsam (güya en sevdiğim filmlerden ve 2-3 defa izlememe rağmen unutmuşum). Neyse :D

    Mina sen de zenci damarı var bence. Her kelimenin ardından fuck ve türevleri geldiğine göre :D Yazıyı okurken Wire izliyormuşum gibi hissettim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Seyretmemişim ben The Sheltering Sky'ı, merak ettim şimdi. Ya bak, şu satırları yazarken son sigaramı içiyorum, bırakmayı deneyeceğim, bayağı son sigaram yani. Bakalım nikotin yoksunluğu bana neler yapacak, çok endişeliyim; iyice zenci mi olurum, beni alır Çin Çin'e mi bırakırlar bilmiyorum :D

      Delete
    2. Beğeneceğini düşünüyorum. Müthiş bir film. Tek sefer kesmemişti beni sonradan tekrar tekrar izledim. Gerçi Bertolucci'nin çoğu filmi bende aynı etkiyi yapıyor ama neyse :D Feedback'lerini bekliyorum :)

      Ahahaha :D Aman bırak bence de. Sigara cidden sağlığa zararlı. Zaten yediğimiz içtiğimiz her şey zehirli. Bir de vücudu sigarayla yormamak gerek.

      Delete
  2. Eheh çok eğlenceli arkadaşların var.
    Benim Burcu kendini Metin 2'ye hibe etti, biz de Mert'le House izledik *.*

    ReplyDelete
    Replies
    1. Mert'le gelseymişsiniz keşke, herkese yetecek kadar yemek ve beyaz çarşaf vardı :)

      Delete
    2. Ay Mert biraz gulyabani gibi.
      Utangaç bir de insanları sevmiyor. O yüzden yeni birileriyle tanışamıyor muymuş, ben de bilmiyorum. Ehe belki bi' dahaki sefere geliriz. *.* Olmazsa ben bu hindileri bırakıp canımı kurtaracağım!

      Delete
  3. Blogu, yazılarını çok sevdim. Bu son post diye buna yorum yapayım dedim şimdi ama ara ara eski yazılarına da yorum yapıp darlayacağım ben seni belli ki.

    Asıl ilginç olan nasıl da görmemişim ben burayı şimdiye kadar ? :O

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yaa çok teşekkür ederim, hiç de darlamazsın, yaz sen :) Ben de "Oha Marina Abramoviç kalpsizmiş! Oha falafel tarifi!" diye diye gidiyorum geriye doğru blogunda, Tarlabaşı röportajını seyredeceğim şimdi. Hafta sonuna kentsel dönüşüme küfrederek başlamak gibisi yok gerçekten de.

      Delete
  4. Yine alakasız bir başlık altına yazıyorum ama yuh denecek bir haber var: http://www.radikal.com.tr/hayat/resmi_aciklama_miro_sergisi_sahte-1169266

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ne diyeyim artık ahhahaha :D Valla Miro satın alıyorum diye parayı basan dertlensin, acıklıymış çok.

      Delete
  5. Ne fak fak gavurcasını söyleyecen be, doğrudan zittiredersin olur biter :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay gavur damat eksik kalmasın diye fak fak, yoksa zaten kendimi tutamıyorum "yes dis iz a fakin haus, hay a.k. her yeri ot bürümüş, end dis iz e veri nays haus" diye dolanıyorum. İki dil iki insan, arkeoloji zaten oldukça şizofren bir disiplin. Gel de baharda Anadolu Medeniyetleri'ne gidelim, en son çömleklere güneş vuruyor diye tatsızlık çıkardıydım, bok suratlı tur rehberin olayım canım ablacığım :)

      Delete
    2. Anam, bunu yazdım bir köşeye. Gelir gelmez gidelim, hiç rehberli gezmedim vallah. Suratına gurban :)

      Delete
    3. Tamam o zaman, ben sen gelmeden çalışırım biraz, bonus olarak da arkeoloji camiası dedikoduları var; efendim müzedeki hangi bıçak aslında havaalanında bavuldan çıkmış, ana tanrıçalar gerçekten tanrıça mıymış, bazı yanardağlar aslında leopar postu muymuş, İstanbul'da aniden yanıp kül olan bir yalının bunlarla ilgisi neymiş? Bunlar hep dahil tura :)

      Delete