January 19, 2014

Pazar Pazar Gene Çok Hainiz


Çünkü nasıl ben tek başıma dünyadaki bütün Türkler'in yapıp ettiklerinden bizzat sorumlu değilsem Hrant da bütün Ermeniler'i temsilen yaşamıyordu. Çünkü acıları yarıştırmak, çarpıştırmak zorunda değiliz. Çünkü sırtından vurdular, 7 sene olmuş, adalet yerine gelmedikçe hepimizin iyi niyeti, temiz kalbi ve namusu suistimal ediliyor. Çünkü biz bir kısım kanı bozuk hain, bu memleketin ürkek güvercinlerinin yanında durmak istiyoruz. Çünkü sana ne be kardeşim.

Profil resmini değiştiren çocuk gittiğim kazıların birinden tanıdığım biri, yorum yapan tosunu tanımıyorum, zaten önemli değil. Yukarda yazdıklarımla çelişmek pahasına yazıyorum bunu, yorum yapan tek başına bir grup insanı temsil ediyor. İçin için Hrant'ın hakettiğini düşünüyor, kendi kanıyla gurur duyuyor, hain olmadığını düşünüp seviniyor çünkü o Azeriler'e üzülüyor, çünkü Azeriler Türk. Yolda çevirip sorsan kaç Azeri Türkiye'nin yavrusu olarak anılmak istiyor acaba ya da umurlarında mı? Mesela benim kanımla Hrant'ın kanı arasında benim bilmediğim farklılıklar mı var, benim din hanemde İslam yazıyor falan diye? Kaldırımın üzerinde kırmızı, normal insan kanıydı benim televizyondan gördüğüm.

Ve o altı delik ayakkabı, ah o ayakkabı. Ah benim tosunum, sen bilmiyorsun bizim babalarımız başka türlü insanlar. O görmemiştir bile o deliği çünkü daha önemli işleri vardı, yazacak yazıları vardı. Sapı çıkan gözlüğünü bantla sarıp çalışmaya devam eden babalar bunlar, hayatları boyunca şu ya da bu sebepten kenara ayrılmış, işinden olmuş, uzaktan parmakla gösterilmiş, cezaevine falan girmiş babalar. Vicdanı olan insanlara hayat çok zor buralarda.

Velhasıl, bu kan üzerinden, İslam ve Türklük üzerinden yaptığınız kanırtmalar bir işe yaramıyor, birleştirmiyor, ayırıyor. Ayrılmak istemiyorum kimseden. Kan kan kan dedikçe aklıma Nazi deneyleri geliyor, irkiliyorum. Bu topraklarda bin yılların şarkıları, kokuları, hayaletleri var, sen istiyorsun diye tek-tipleşmez, hizaya girmez. Madem çok eminsin soyunun sopunun Anadolu'ya giren atlılara dayandığına, onlar geldiğinde buralarda zaten hayat vardı, kadim krallıkların sağa sola dağılmış çocukları vardı, köyler vardı; ocaklar yanıyor, bacalar tütüyordu. Bugün yediğin yemekte, konuştuğun dilde izleri var, teorik olarak sen de sonradan gelmesin, spiritüel olarak hepimiz misafiriz bu dünyada.

Onlarca yıldır tıkır tıkır çalışan bir mekanizma var, hedef gösteriyor, besliyor, vurduruyor, kırdırıyor. Sonra kurşun atan da yiyen de şerefli oluyor. Git bir oralara bak ne boklar yiyiyorlar. Benim hainliğimin tespit müessesesi sen değilsin.

6 comments:

  1. "Bugün yediğin yemekte, konuştuğun dilde izleri var, teorik olarak sen de sonradan gelmesin, spiritüel olarak hepimiz misafiriz bu dünyada." Altına imzamı atarım. Burası Anadolu. Milletlerin beşiği. Kazdıkça farklı kültürlerin fışkırdığı topraklar üzerinde oturuyoruz. Kaldı ki bunları görmek için arkeolog veya tarihçi bile olmaya gerek yok. Biraz çevresine bakınsa her insan bunu fark eder. Şükürler olsun ki ben gerçeğin farkındayım.

    Tosunlara sorsan sapına kadar Müslüman'dır. Keşke biraz Kur-an okusalar: "Bilmez misin ki, gerçekten göklerin ve yerin mülkü tamamen Allah'a aittir. Size de Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır!" (Bakara 107). Buna rağmen "benim toprağım" diyerek, ötekileştirerek nereye varmak istiyor bu insanlar anlamak mümkün değil. Bu dünyada hepimiz yolcuyuz. Kaldı ki kutsal kitaplar yazıyor herkes birbirinin kardeşi diye. Ayetler var: "Arabın Arap olmayana, beyazın siyaha, takva (Allah’tan korkma) dışında hiç bir üstünlüğü yoktur.", "İnsanlar, tarağın dişleri gibi eşittirler" şeklinde. Daha neyi tartışıyor bu insancıklar ? Sen kim oluyorsun da bunları görmezden gelip kimilerini hor görüyorsun ? O altı delik ayakkabılarıyla yerde yatan adam kardeşimdi. Kardeşindi. Bunu kafana sok tosuncuk !

    Hrant.. Sezen'in değimiyle "son İstanbul Bey'i gitti". Huzur içinde yatsın. Herkese inat barış, yine barış, yine barış !

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kafalar çok karışık, e valla benim de karışık, hiç bir yere yetişemiyorum, ne diyeceğimi şaşırdım. Ama yani bu mesele insanlık meselesi, Hrant'a yanmayanı anlamıyorum ben. Ah ya nasıl haklısın, müslümanlığın hakkını verseler keşke, bunlarınki nasıl sevgi dinidir böyle ki herkesten nefret ediyorlar.
      Birbirimize emanetiz, ne yapalım, böyle vaziyetler bu aralar. Barış gelene kadar, ömrümüz yettiğince.

      Delete
  2. ne bizim ömrümüz yetecek ne de çocuklarımızın. daha bugün bir dünya kalpsiz, zalim şey okudum. bırak anlamayı, hrant'ı anmamızdan bile rahatsız olan insanlarla yaşıyoruz. bu insanlar anne, öğretmen, esnaf, doktor .. çocuklarını da böyle yetiştirecekler, mahallelerindeki "yabancı"ya da böyle bakacaklar, ali ismail gibi ölüme 5 kala yardım bekleyen insanları "allahsız köpek" diyerek ölüme yollayacaklar..

    ve biz hiç bir zaman "ne allahsız ne de köpek olmak bizim için hakarettir"i onlara anlatamayacağız..

    çok mu karamsarım..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bana bir tür salgın hastalık gibi geliyor bu. Zaten ezelden beri ayağa kalkıp kendi fikrimizi savunmaya alışkın insanlar değiliz, şimdi bir de yöneten zümre çok güçlü, korkutucu ve asla affedici değil. Millet dışlanmak istemiyor, işinden-kariyerinden olmak istemiyor, kalabalığa uyum sağlamak istiyor; güçlü takımın taraftarı olmak istiyor. Yani böyle sürü psikolojisi argümanlarını da oldum olası sevemedim ama başka da bir açıklama bulamıyorum.
      Bir de tabi bilmediğimiz, tanımadığımız şeyden korkuyoruz, öyle yetiştiriliyoruz çünkü. Bilmediğimizi öğrenmek için çaba da göstermiyoruz, zor iş çünkü çaba göstermek. Elimizde avucumuzda bir bok yok ama saat başı hööaaarr diye gaz var, en büyük millet biziz, en güçlü ekonomi bizde. Sınırları Bosna'dan bir takım Afrika ülkelerine uzanan sönmüş gitmiş sanal bir imparatorluğun en kıymetli evlatlarıyız. Gaz yerine insan gibi iyi kalpli iki laf edilse o yüksek merciilerden, kimsenin kıçı yemez çıkıp da öldürülmüş bir masumun anısına hakaret etmeye.
      Bu nefretli gazlar, gazı verenlerin işine yarıyor, tarih boyu yaramış yani işe. Ama hepsinin bir sonu var, bak bir düşün. Çok büyük felaketler, çok fazla acı ama bir sonu var. Bugün binlerce insan tomaların önünden yürüyüp gitti ya Agos'un önüne, ölmemişiz daha. Senle ben oldukça da ölmeyiz, insanlık daha ölmedi buralarda. Ben de güleryüzlü bir iyimser değilim ama var yani bu tünelin ucunda bir ışık. Taa geçen bahar, pastanede hiç tanımadığım bir kadını avuttum kasa sırasında beklerken, geçecek bunlar, iyi şeyler olacak diye, bak yaz boyu en azından onurumuzu kurtardık. Bir sağıma baktım, bir soluma, insan, insan, insan; yalnız da değiliz çaresiz de. Yeter ki sesimiz yüksek çıksın.
      "Allahsız köpek-sever" diye imzalamak istedim bunu :)

      Delete
  3. Fermina ya bunlar akıllanmıyor. Geçen gün de bu konuda birkaç bir şey yazmıştık. Geçtiğimiz günlerde Erkan Petekkaya, Okan'ın programında evlilik programlarına çıkanlar hakkında "bu ne abi bu insanlar oy kullanıyor bir de" şeklinde bir laf etmiş. Doğru, bu sözü söyleyen Petekkaya büyük bir alim filozoftu. Politikadan çok iyi anlıyormuş. Unutmuşuz :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Erken Petekkaya'yı google'ladım kim olduğunu hatırlamak için. Aşk-ı Memnu'da oynamış olsaydı bilirdim kim olduğunu, öbürlerini seyretmedim hiç :D
      Evlilik programlarına katılanlardan ziyade o programları hazırlayan ve sunanları eleştirse keşke, onların da oy kullandığı yetmezmiş gibi bir de hepimizi aptal eden o programlarla dünyanın parasını kazanıyorlar. Televizyon dünyasında herkes aynı kaptan yiyiyor anlaşılan.

      Delete