February 6, 2014

Mozaik Falan Yapmışsınız Uğraşıp Ama Buralar Hep Market Olacak

Efendim bu güzel perşembe günü kısaca bir arkeolojik meseleden bahsedeceğim. Duymuşsunuzdur, İzmir'in bir ilçesinde dünya güzeli mozaikler bulunmuş, BİM Market depo yapmak istiyor diye sit derecesi düşürülmüş, mozaikler taşınacakmış falan. Neden dertleniyoruz peki, neticede mozaiklere bir şey olmamış?

Böyle şeyler mozaikler, Hürriyet'in web sayfasından aldım.



1. derecede sit alanı ilan edilen bir alanda bilimsel kazılar dışında hiçbir faaliyet mümkün değildir. Tarım yapamazsınız, inşaat yapamazsınız. "Aynen korunması" kanunen garanti altına alınmış olur. Bu derece 3'e doğru indikçe gevşer, inşaata yönelik çözümler aranır falan filan, yeter ki kalpler kırılmasın, aman inşaatlar durmasın.

Yerinde koruma meselesinin hem teknik hem de duygusal tarafları var. Mesela bu mozaikli villa burda tek başına mı duruyordu yoksa başka villalar da var mıydı? Mesela rüzgar ne taraftan esiyordu, villanın sahipleri gün batımını mı seyrediyordu, ben gitsem acaba o binlerce yıllık manzarayı seyredip bu eski İzmirliler'i anlayabilir miyim? Bu mozaiklerin üstünden kaldırılan topraklar acaba iyice elekten geçti mi, içinde tohum mohum var mı diye incelendi mi? Ne yediklerini biliyor muyuz? Acaba yakınlarda bir yerde tarlaları, bağları var mıydı? Niye buraya yerleşmişler, neden terketmişler, bunları biliyor muyuz?

Bakın bu aşağıdaki boşluk, Bergama'daki Zeus Sunağı'nın arkasında bıraktığı boşluk.


Tam göbeğinde ağaç bitmiş. Sunak yıllardır Berlin Müzesi'nde sergileniyor ve hepimiz yıllardır tepiniyoruz sunağımızı geri verin diye. Çünkü o bu topraklara ait, çünkü onun bir yeri var. Çünkü sunak koparıldığı köklerine geri dönerse ihtişamını daha iyi anlayacağız, Bergamalılar'ın sunağın önünde durup vadiye baktığını hayal edebileceğiz, yanından geçen incecik yolla ve etrafındaki diğer yapılarla birlikte değerlendirip içimize sindirebileceğiz.

Ay çünkü bu kaldırıp götürme işi yüz sene öncesinin kafası, cahil cühela memleketler yapıyor bunu. Kaldır götür, uyuz gibi müzeye kapat o mozaikleri, 40 yılda bir belki bir okul gezisi falan gelir, çocuklar esneye esneye bakar toz içindeki eserlere. Çünkü renkli ve göze güzel görünen şeyleri toplayıp götürdükten sonra toprakta kalan insan izlerinin hiç önemi yok. Ben bu yerinde korumanın önemini 12 yaş grubu çocuklara anlatmayı başardım, çok büyük bir başarı da değil aslında, şu yukardaki fotoğrafa bakıp kendileri anladılar. "Öğretmeniiiim, sunağın yerinde kocamaaan bi boşluk vaaaar!", böyle heyecanla ve dev gibi açılmış gözlerle falan. Aynı sunumu bir takım karar merciilerine de teklif ediyorum buradan, para falan da istemem, herhalde 12 yaş çocuklara anlatır gibi anlatılmasına ihtiyaç var. Yahu Zeus Sunağı'nı niye istiyoruz o zaman ağlaya ağlaya? Berlin'deki de müze. Ne güzel bakıyorlar orda, temiz temiz.

Sakin başlayıp çemkirerek bitirdiğim yazımı burda noktalıyorum. Belki kazılar devam edecektir, belki İzmirliler antik hemşehrileri için bir şeyler yaparlar, belki kalır mozaikler ait oldukları evin içinde. Bu sit dereceleri oyuncak oldu yalnız, en çok ona endişeleniyorum. Hepimize ait miras üj-bej kişinin vereceği kararlara bağlı, tuhaf değil mi biraz? Kimseye güvenim yok.

13 comments:

  1. gerçekten haklı bir konuya parmak basmışsın. bu avm çılgınlığı sadece türkiye de var. hele yabancı ülkelerde şehrin içine avm yapıcan adamın ağzına sıçarlar şehirden en az 1-2 saatlik uzaklığa yapıyorlar. o da çok nadir olarak.

    ReplyDelete
    Replies
    1. E sıçarlar tabi, bak İtalyanlar mesela Starbucks'ı barındırmamış memleketlerinde. Öyle protestolarla falan da değil, tenezzül etmemişler gitmeye, kendi kahveleri daha güzel, küçük kahvecilere sahip çıkmışlar. Tek bir Starbucks yokmuş İtalya'da. Kahve kültürü bu, bırak yani kültürel mirası falan, alt tarafı kahve. Değil işte.

      Yani anlıyorum, alt tarafı bir ev bu, yani ne bileyim bir tapınak değil, amfitiyatro değil falan ama hiç mi heyecanlanmıyoruz? Marketin deposundan bize ne yahu, gitsin başka yere yapsın. Önceliklerimiz çok acıklı.

      Delete
  2. Daha önceden de dediğim gibi işimle bir alakası olmasa da böyle arkeoloji ve tarih işlerine meraklı bir herifim. O Bergama'yı gezerken gördüğüm manzara içimi acıtmıştı. Koskoca sunağın yerinde deyim yerindeyse yeller esiyordu. Nasıl bir politikasızlıktır bu ? Kültür ve sanat konusunda politikamız olmadığı kesin. Aaa yol geçecek YIK ! Depo yapılacak TAŞI ! Yahu Paris'liler tarihi dokularına zarar veriyor die zamanında Eyfel'e bile karşı çıkmışlar ki Eyfel yapıyor adam Bim deposu değil. Biz o bilince ulaşamadık. Yüz yıl geçti nerdeyse hala ulaşamadık. Yuh olsun bize.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tarihe nasıl meraklı olunmaz anlamıyorum zaten, müziğe meraklı olmak gibi bir şey bu da. Bunlarla ilgilenmeyip neyle ilgileniyor millet? Bak entelektüel de demiyorum, hani böyle biraz havalı, dolu falan bir insan bir şeylere meraklıdır yahu.
      Ay Eyfel ve Bim deposuna güldüm ahhahhaha, çok feci :D
      Bergama sunağının durumu karışık, padişah fermanı var Almanya'ya gitmesine izin veren. Zaten Berlin'deki müzede hemen sunağın yanında duvarda asılı duruyor o ferman :) Ölme eşeğim ölme yani iadesi. Güncel durum içinde, Zeus sunağı için milyonlarca dolar avukat bok püsür masrafı vereceğimize memleketin müzelerini elden geçirelim, bu mozaikli villa gibi güzel sürprizlere açıkhava müzeleri yapalım isterdim. Şöyle iddialı sergiler, etkileşimli ekranlar, camdan yürüme yolları falan. Hayaller, hayaller :)

      Delete
    2. I have a dream.. Neyse buna da şükür. Elimizdekileri hakkıyla gözetelim, yeter. Yakında Efesi filan da satmaya kalkarlar. Ya da daha kötüsü, Aspendos'u BİM'e dönüştürürler. Ne güzel fikir aslında ! Düşünsene oturma yerlerine ürünleri yerleştirirler. Tabii Dost yoğurt ve Murat Bey kaşarlar ekşir iki güne :"(

      Delete
  3. bim poşetler satar bunları valla demedi deme:/

    ReplyDelete
    Replies
    1. Di mi? Ufak ufak, Dost yoğurtların ve Muratbey peynirlerinin yanında. Valla İzmirliler'i biraz da pratikte vatan savunurken görelim, içimiz dışımız "İzmir'in kızı deniz, denizi boyoz" oldu, bu İzmirlilik bir şehir efsanesi mi yoksa gerçekten öyle bir ruh var mı görelim :)

      Delete
    2. Yanlız Dost yoğurt epik bir ürün :D Dalga geçiyoruz filan ama o yoğurdu yedirmem kimselere :P

      Delete
    3. Dost tava yoğurdu en güzeli. Aslında kendi çapımda boykot ediyorum Bim'i ama lanet olsun ki eve en yakın market, diğerleri için bir takım "Dönüş Yok" alt geçitlerinden Cinnah'ı geçmek zorundayım ki zaten onlar da alkol satmayan, prensip sahibi marketler.

      Organik yoğurt-organik sütle yoğurt mayalayıp bu sorunu çözmüştüm, sonra kazıya mazıya gidince şiştim. Ben gene yoğurt yapayım evde en iyisi, o kadar kolay ki hiçbir şey yapmana gerek yok, bekliyorsun sadece.

      Delete
  4. Geçenlerde de İznik'te kanalizasyon kazısında Bizans dönemine ait olduğu düşünülen bir mozaik çıktı. Akıbetini merak ediyorum. Kanalizasyon...kazı... üzücü.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çalışacaklarmış üzerinde, öyle okudum. Belgeleyip kaldırırlar en yakındaki müzeye, en azından bulanlar haber vermiş, ona sevindim. Kazmaya devam ederlerdi, kimsenin de ruhu duymazdı.

      Delete
  5. İznik Gölün'ndeki kendi kendine ortaya çıkan Bazilika'ya ne diyorsun. Hepsi kendi çabalarıyla var oluyor neredeyse. Herhalde orayıda yıkıp gölün ortasına yapay ada falan yapmazlar :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bazilikayı sulara gömülmesi korumuş valla :) Kayıtlı falan da değil anladığım kadarıyla, bir an önce sit ilan edilip kazısı, temizliği başlasa mesela, ne güzel olur. Üzerine moloz dökülür, amatör dalgıçlar ne bulursa götürür, bir manyak dinamitler, bunlar hep olabilir :)

      Delete