February 25, 2014

Ne Diyorsun İmelda?

Bu son 8-9 aydır aklıma İmelda Marcos geliyor sıklıkla. Gündemden düşeli çok oldu, genç arkadaşlarım bilmiyor olabilir, Filipinler'in först leydisiydi bir zamanlar. Google'a adını yazınca "ayakkabı?" diye öneriyor arama motoru ki haklı, bir de şöyle bir ayakkabı manyaklığı var. 


Marcos çifti 20 yıl kadar ortalığın canına okudu, para para para, İsviçre bankalarında hesaplar, yolsuzluk, akıl uçurtacak zenginlik. Sonra ayaklanmalar falan derken kaçtılar ülkeden, geriye bu 3500 çift civarı ayakkabısı kaldı kadının. Ha kaçıp sefalet içinde yaşadılar, adalet yerini buldu falan sanıyor olabilirsiniz, ben öyle sanıyordum ta ki geçen yaz biraz okuyana kadar. Zaten kaçtıkları yer Hawai imiş, sonra Bay Marcos ölmüş, İmelda da geri dönmüş memleketine. Şu anda ülkenin en zengin kadını, net değeri 5 milyar dolar, senatörlük yapmış, çocukları mecliste, bir tanesi vali olmuş falan. Haklarında açılmış 900 civarı dava var, teker teker düşüyormuş onlar da. Ayakkabılar için de bir müze inşa edilmiş, İmelda bakmaya gelmiş ayakkabılarına falan. 


Bir acayip. (Ay gerçekten mi?) Değil galiba o kadar acayip. Biz acayibiz insan ırkı olarak. Ne bileyim.

Şiştim ben. İmelda ne yapıyordur acaba tam şu anda, internetten ayakkabı mı bakıyordur? Benim yetiştirmem gereken bir şeyler var, çalışıyorum mecburen. Arkadaşlarım okulda gaz altında. Yol açılışı var çünkü, asfalt yol çok önemli bir şey biliyorsunuz. Çok önemli. Aç karnına 3 kahve içtim, 10 kadar da sigara. İnsanın midesi de çok önemli. Sabah yataktan anonsla fırladım, sokaktan minibüs geçiyordu "yol açılacak, başbakanımız gelecek" diye. Köpenklerle hazırola geçtik. Başbakanımız, elhamdülillah, çok önemli.

Sen bilirsin bu işleri, ne olacak halimiz İmelda?

15 comments:

  1. vallahi ayakkabıyla ,yolsuzluğun saklı bir ilşkisi var sanırım.paralar ayakkabılara ve ayakkabı kutularına.
    bak şimdi kafam karıştı.zaten gündem yüzünden kafam pek toparlanamıyor ama.

    dinimiz amin.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bu ayakkabı meselesini birileri çalışsın, bizi aydınlatsın :) İçim dışım twitter oldu, daha fazla okuyamayacağım galiba, biraz ellerimi arkama bağlayıp camdan dışarı bakacağım :)

      Delete
  2. yalnız ayakkabıların hepsi birbirinin aynı, şu pembelere takıldım valla da aynı.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Benim de gözüm daldı bir ara, insanın kaç çift pembe ayakkabıya ihtiyacı olabilir hakikaten? Biri Chanel'dir, diğeri Dior falan; ben 3 gündür panterli peluş ev botuyla dolaşıyorum ortalıkta, bana da yazıklar olsun :)

      Delete
  3. Hayır onca ayakkabının içinde bi' tane spor ayakkabısı yok. Nasıl yaşıyorsa bu kadın, ilginç.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kadın eski süpermodel, 80'lerde jet sosyete falan, naapsın spor ayakkabıyı. Var bak gene aralarda topuksuz bi şeyler, pek yürümüyordur zaten diye tahmin ediyorum, tahtla falan taşıyorlardır :)

      Delete
    2. Tabi bee! O da doğru!
      Ama bence spor ayakkabı karizması diye de bişey var, onu buraya yazmak istiyorum -.-

      Delete
    3. Ya öyle tabi.
      Spor ayakkabı giyen insan cool olur.
      Bi de sandalet. Bunlar karizmatik kıyafetler.

      Delete
  4. Ahhhaahaa ben de çok zengin falan olsam böyle olur muydum acaba diye bir an aklımdan geçirmedim değil hani:).) Ama yuuh diyorum. Kadınların ayakkabı tutkusunu biliyoruz da bu kadarı nedir yahu. Yazık günah. Açları doyursun onlar önce..Var bu ayakkabılarda ve kutularda bişey!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yahu Filipinliler'de de hiç kin gütme yokmuş, kadını bağırlarına basmışlar, ben de ona inanamıyorum. Ay ben olurdum biraz İmelda, çok zengin olsaydım. Şu halimle bile fena değilim, çok şükür durdum bir noktada. Geldim nerdeyse 35'ime, hala olgunlaşıyorum, aydınlanmalar falan yaşıyorum kendi kendime, ne içsel yolculukmuş valla pes! :D

      Delete
  5. Merhaba bu bloga sanırım daha önce gelmedim. İlk baştan birkaç postu okudum takibe almak istedim. Neyse diyeceğim oydu ki bazı insanlar gerçekten çok tiksinç ama herkes matrak matrak yazmış. Ben ortama fazla ciddi kaldım :) Sevgiler yine de.

    ReplyDelete
  6. Galiba ilk defa geliyorsun evet, hoşgeldin :)
    Ya valla ben geçen yaz bir blog yazısı yazayım diye oturup İmelda'ya ne oldu diye okudum, nedense aklımda karı-koca kurşuna dizildiler diye kalmış, Çavuşeskular'la karıştırmışım. Kadının hiçbir şey olmamış gibi takılmasının şokunu aylar önce yaşayıp etrafımdaki herkesin kafasının etini yedim. Bayağı gün ortasında telefon açıp falan anlatarak. Yani meselenin bir hafifliği yok aslında ama ben "Filipinliler aklını mı kaçırmış?" diye sormaktan öteye gidebilecek kapasitede değilim, bunu bu konuda okumuş yazmış birilerine bıraktım. O yazıyı da yazmadım geçen yaz. Sonra işte tapeler mapeler derken geri geldi İmelda.
    Sen ciddi yaz, ortama ciddi kal, ben merakla okuyorum her yorumu. Yani ara ara o kadar ciddi ve üzücü oluyor ki burası, ben yazarken ağlıyorum, kimsenin de sesi çıkmıyor bazen ki anlıyorum yani, tuhaf zamanlar bunlar. En son arkadaşımın kardeşi cezaevinden çıktı, yazdım, takip etmeyi bırakanlar oldu. Bilmiyorum belki de ben evhamlanıyorumdur, benden sıkılıp gitmişlerdir, kimbilir?
    Bloguna bir göz attım, Pollock görünce heyecanlandım, birazdan geliyorum o tarafa :) Benden de sevgiler, selamlar.

    ReplyDelete
  7. ben de pabuç düşünürken, sende de pabuç akla düşmüş.

    ReplyDelete
    Replies
    1. J. bir çift lacivert spor pabuç almıştım geçen sene, hep onları giyiyorum.

      Delete