February 28, 2014

"Sadece Aşıklar Hayatta Kalır"

Başka Sinema, sen olmasan halimiz ne olurdu?
Valla burda hiç sinemadan çok anlarım ayaklarına yatamayacağım, 3 gün öncesine kadar Jim Jarmusch filmi seyretmedim zannediyordum, arkadaşım sarıkafa binlerce kilometre öteden azarladı "seyrettin gerizekalı" diye ahahhaha! Tek başıma bir hiçim. Herneyse. Evet. Jim Jarmusch.

Tilda Swinton'ın ezelden hastasıyım, Tom Hiddleston'a karşı da burda detaylarını vermeye utanacağım hisler besliyorum. Kaşına gözüne, eline ayağına kurban olduğum.

Aylardır bekliyorduk bu filmi, 4 kız toplaşıp gittik. Yemin ederim hülyalar içinde, bir tuhaf çıktık.

Daha önze Byzantium için övgü dolu laflar etmiştim buralarda, Only Lovers Left Alive onun birkaç gömlek üstü. Zaten o yazıda bahsettiğim merakla beklenen diğer vampirli film de buydu. Yarabbi ne istikrarlı insanım, çok şükür 35 yaşıma 2 gün kala hayatımda bir denge var, bir tutarlık göründü tünelin ucunda.

Alıştığımız vampir filmlerinde nadiren görüyoruz yüzyılların yılgınlığını, Jarmusch'un vampirlerinden Adam'da var o bıkkınlık, özellikle de insan ırkının hem kendini hem çevresini nasıl mahvettiğini ve güzel fırsatları nasıl çöpe attığını seyrede seyrede çökmüş bir sıkıntı. "İntihara meyilli bir romantik", öyle dediler Adam'ın arkasından filmde. Ve etraflarıyla olan ilişkileri; ışıkla, müzikle, bitkilerle, eşyalarla; bir incelik, tabi ki bir bilgelik. Zarafet.

Ve film nasıl edebiyat referanslıyla doluydu, anlatamam. Açık da vermeyeyim burdan ama yanımda iki tane Anglo-Sakson edebiyatı mezunu insan vardı allahtan. Biraz meraklıysanız satır aralarında bambaşka bir dünya, karakterlerden birinde güzel bir sürpriz ve kitap dolu bavullardan birinin içinde tanıdık bir isim var.

Görmüş geçirmiş, olgun ve aklıbaşında ama tuhaf bir şekilde de hayat dolu bir dünyaydı filmdeki. Ve müzikler, oha müzikler! Bulduğum anda 24 saat dinlemeye başlayacağım, kim yaptıysa ne zamandır gördüğüm en iyi müzik kullanımıydı. Ve mekan kullanımı tabi, Detroit ne iyi bir fikirmiş.

Adam ve Eve'in arasındaki aşka gözlerim doldu, bazı yerlerinde kıkır kıkır güldüm, ben bu filmi düzenli olarak seyrederim, gönlüme göre çekmişler resmen. Fragmanını koyayım, gideyim.



12 comments:

  1. ahah aynı fikirleri paylaşıyoruz film hakkında bende tanıtımı 2-3 gün önceden yazdım da yarına ayarlamıştım. :D ama fikirlerimiz genelde örtüşmüş sevindim. :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaa bak hadi merak ettim şimdi yazını! Yarın hemen okurum :)

      Delete
  2. Ben de festivalde izlemiştim, en çok yürüyüşleri hoşuma gitti yahu, ne endam, ne salınımdı o :)
    Ama fakat lakin o şarap kadehinde kan içme sahnesi bööööyyyyk :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yani gidip en beyaz, en uzun, en ince iki oyuncuyu oynatmış adam filminde. Uzun süre Tom Hiddleston'ın ellerinden gözümü alamadım, eli güzel adamın :)
      Valla ablacığım seyrettiğim bağğzı vampir filmlerinin yanında o şarap kadehli sahneler kibarlıktan kırıldı; et yok, iç organ yok, bayağı edepliydi yani :D

      Delete
  3. Oha bi sny. ne zaman geldi bu film be. izmire gelmedi. ya once ben yazcaktım. kac zamandır takipteyim. yapma sil yazdıklarını. ben de aynı sözcükleri seçmek üzere hazırlanıyodum. ııaaah.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Oha saçmalama, sen neler çıkaracaksın tahayyül bile edemiyorum, tam senin kalemin little miss vampire slayer. Bak bu da kendi çapında bir janr oldu, olgunlu sakinli vampirler. Pastaneye oturmamız gerekiyor çok acil :D

      Delete
    2. o pastane izmirde olsun gari, leon diye bi yerin haberini aldım pek bi fransız pek bi jantiymiş. orda 2 crème brulee, 2 éclair, ya da bi petit fours tabağı bizi keser.

      Delete
    3. Tüllü şapka takar gelirim; pastanelerin ustası, pötifürün hastasıyım.

      Delete
  4. Çocukken vampirleri çok severdim. Böyle aristokrat oluşları, kan emmeleri, pelerinleri filan havalıydı. Sonra büyüdük. Kitaplar okuduk. Farkına vardık ki vampir-kurt adam çatışması bildiğiniz burjuvazi-işçi sınıfı çatışması. Evet böyle bir şey okumuş duymuştum ama nerede olduğunu tam hatırlayamıyorum. Tabii soğuduk vampirlerden. "Şatolarında boş boş oturup halkın kanını emen şerefsiz aristokrat vampirler (tuu!-yazar burda suratlarına tükürür)". Twilight saçmalığı çıktığı günden beridir de bu nefretim yıllar sonra yeniden depreşti. Sarımsaklarla dolanır oldum sokaklarda.

    Şakası bir yana keşke gerçek hayatta da burjuvaları sarımsak gibi masum bir şeyle ürkütmek mümkün olsa. Nerde.. Sadece aşıklar hayatta kalır.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla burjuvalar zaten kendilerini şatolarına kapattı, depoladıkları kanları tüketiyorlar usul usul, sanki? Ortalık tuhaf mutantlarla dolu; bırak sarımsağı, gümüş kurşunu, kalbe kazık bile işe yaramıyor.
      Önemli olan aşıkların hayatta kalması, çok haklısın.

      Delete
  5. Seviyorum bu tür filmleri ama bu iki karakteri daha çok seviyorum. Onlara yakışmış tavırları. Filmi hemen indiriverdim ama alt yazısını bulamadım, arıyorum şu an:) bulursam oscar töreninden önce izlerim diyorum bu akşam:) Yalnız korkmam dimi komşuuuuuuuuu:(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay korkmazsın, hiç öyle sahne yok, normal film gibi ama karakterler vampir sadece :)
      Acaba hangi kanal veriyor oscar törenini, ben de ona bakayım.

      Delete