March 8, 2014

Çeşitli Şeyler

Kadınlar Günü'nü evde köpeklerle geçirdim şu saate kadar, bir de sosyal medya üzerinden herkeslerin çok kıymetli fikirlerine maruz kalarak. Dışardan da bir eğlenceli müzik sesi geliyor; kadınlara karanfil dağıtıyor olabilirler, seçim kampanyası olabilir, semtimize kendi etrafında dönen dev bir plastik gül monte edilmiş olabilir. Bunlar hep olabilir. (Kebapçı açılışıymış.)

Erkek başmış, kadın boyun; o yüzden baş, boyun nereye isterse oraya dönermiş. Ne kadar edebi bir uyuzluk ve bir o kadar da tıbben tuhaflık.

Ev arayan kedi ilanlarının altına "keşke kısırlaştırmasaydınız, her canlı en az bir kez anneliği tatmalıdır" yazanlar. Ne yapacak tekir, yavrularının hayırlı evlatlar olduğunu mu görecek, üniversiteyi kazanınca gururlanacak mı?

Tecavüze uğrayan köpek ev arıyor, altına "bunu yapanı ormana götürüp fiili livata yapıp kazığa oturtmak lazım, çırılçıplak videosunu youtube'da ifşa etmek lazım. erkek olmamışım ki bu şerefsizlerin cezasını vereyim." yazan kadın. Bu kadına cevaben "seni doğuran anaya kurban olurum." yazan adam. Fiili livatayı ben yazdım, yoksa kadın en amiyane haliyle tarif etmişti. İyi ki erkek olmamış, demek ki bir tür intikamcı canavar olacakmış; ormanlar, kazıklar falan; şu anda ne durduruyor bunları yapmaktan, onu da tam olarak anlamış değilim. Biliyorum tabi, gidip polise şikayet etseniz hiç bir yere varamazsınız, bu kaçıncı tecavüz vakası üstelik. Çocuklara ve hayvanlara eziyet edenler insanlığın en alt tabakası, ama nasıl böyle ulu orta bunları yazacak hale geldik yahu?

Her kediyi ve köpeği kalpten hislerle sevemedim. Aynı şekilde her çocukla da anlaşamıyorum. Ama her birinin iyiliği sağlığı için kendimi siper ederim. Bütün kadınları da aynı kefeye koyamıyorum. Yolda karşılaşmamak için insanüstü çaba sarfettiğim kadınlar var, günümü zehirliyorlar. Tanıdığım tanımadığım, etrafına iyi bir etkisi olsun diye çabalayan, dişiyle tırnağıyla olduğu yere gelmiş ve hala kendiyle derdi olan, hayatın annelik de dahil her türlü müessesesiyle dalgasını geçebilen, işçi-emekçi-işsiz-kadın ruhuyla ama erkek bedeninde doğmuş-direnen-uğraşan-kalbi olan tüm kızkardeşlerimin her günü kutlu olsun.

Beklenen Helen buluşması da gerçekleşti bu arada, ben yetişemedim. Fotoğraf yolladılar. Soldaki bir zamanların sırt çantalı gezgini Helen, sağdaki annem.


Umarım hayat karşılarına birbirleri gibi insanlar çıkarmaya devam eder, sırt çantalarıyla gezmeye devam ederler. Yunanca ti na sou po derlermiş, sözlerin duyguları ifadede yetersiz kalmasına. Öyle şeyler işte.

6 comments:

  1. galiba bugün biraz gicik oluyoruz biseylere? :-))
    bugünün kadinlar günü oldugundan cok gec haberim oldu.. üsküdardaydim gün boyu, orada kimse bu konudan bahsetmedi.. erkek bastir, kadin boyun diyen kisi, bana ortaokul din kültürü ögretmenimi animsatti, böyle ilginc fikirler ondan cikardi... :-))) bir keresinde gülme krizine girmistik dersinde, ama o cok hoslanmamisti bu durumdan..
    cok tuhaf insanlar var, tam cogundan umudunu kesmisken, inanilmaz iyi biriyle tanisiyorsun, tam herkes cok iyi gibi gelirken, biri inanilmaz bir kazik atip gidiyor.. deNisik bisey su hayat... :-)
    annenle helen'in bulusmasina sevindim, güzel seyler bunlar hep..

    ReplyDelete
  2. Ay bilmiyorum ki Veracığım, belki de gözümü açar açmaz facebook'a bakmamam lazım :D Genel bir gıcıklık var ama bir süredir, kendimi tutamıyorum :)
    Biz de arkadaşımın kızını dersaneden almaya gittik, yol boyu 5 toma, 3 de akrep saydım, polisleri sayamadım. Neyse beklerken çay içtik pastanede falan, yürümüş oldum hem. Ama hayat denişik bir şey hakikaten, iyice bahar gelene kadar evde mi saklansam acaba? :D

    ReplyDelete
  3. Valla ben hem emekliyim, hemi de emekçiyim diyerekten kendimi konserle ödüllendirdim. Pek de güzel bir konserdi, opera solistleri türküler söylediler gümbür sesleriyle. Akşam da belediyenin konserine gittim Şebnem Sönmez ve Suzan Kardeş aşkına ama salon çok kalabalik ses düzeni kötüydü yarısında terkettik, paket yapıp eve yollayın dedik :)
    Helen buluşması pek keyifli geçmiş belli oluyor, hoş şeyler bunlar, pek severim. Devamı gelsin işşallah :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Şebnem Sönmez'i çok beğeniyorum, Suzan Kardeş'i duymamışım, benim cehaletim :) Yatıp kitap okuyacağım birazdan, en sevdiğim aktivite bu :)

      Delete
  4. "keşke kısırlaştırmasaydınız, her canlı en az bir kez anneliği tatmalıdır"cılar yüzünden sokaklar bu halde zaten. Her kedi iyi kötü tek seferde üç dört yavru getiriyor dünyaya ve iyi ihtimalle bir iki tanesi hayatta kalıyor. Sonra onlar ürüyor ürüyor. Bu sefer hayvan sevmeyenler "ıyyy kediler köpekler arttı" diyip onları uyutmaya, zehirlemeye en iyi ihtimalle toplatmaya başlıyor. Sokaktaki popülasyonu belli seviyede tutmak için kısırlaştırma şart. Teorik olarak karşı olsam da bu işleme pratikte başka bir alternatif yok.

    ReplyDelete
    Replies
    1. "keşke kısırlaştırmasaydınız, her canlı en az bir kez anneliği tatmalıdır"cılar piliç şiş ve kuzu kavurma yiyiyorsa mesela, ben de o bağlamda tartışmak isterdim aslında :D Ay bu hayvan meseleleri çok acayip, en iyisi faaliyete bakmak. İlgileniyor musun etrafındaki kediyle köpekle, ne ala; bir tas su indirmeyip başkalarının yaptıklarına bok atıyorsan konuşacak bir şeyimiz yok zaten. Di mi ama?

      Delete