March 12, 2014

Dün.

Dün yazdığım 18:30 Güvenpark çağrısı yalan oldu, saat 18:00 civarı gaza boğulduk, ağzımız burnumuza girdi, önümüzü göremez olduk. Erken kalkan yol alır tabi, iyi düşündü polisimiz.

Anneme anahtar bırakmıştım, olur da eve dönemezsem köpeklere mama versin diye. Anahtarımı almaya gittim, astımlı annem yanıma yaklaşamadı gaz kokusundan. Ayaklı fişek olmuşum, bunlar hep hizmet.

Korkunç bir baş ağrısıyla yattım, aynı ağrıyla uyandım. Bir de yanına boğaz ağrısı eklenmiş, ne güzel ne güzel. Annem çorba yapmaya geldi, ben paçavra olmuşum zira. Bilmiyorum üşüttüm mü, beynim mi infilak etti sıkıntıdan, yoksa mutant falan mı oluyorum.

Velhasıl, dün çok uğraştık Berkin'i anmak için ama biraraya gelmeye pek muvaffak olamadık, izin vermediler. Olsun, biz varoldukça Berkin de unutulmaz. Ölümsüz olduğundan, şehit olduğundan değil, öyle inançlarım yok benim, uymadı yani bir türlü bana o söylemler. Başına gelenlerin korkunçluğu, şu geçen sürecin adaletsizliği bana yetiyor; o gazların, yerlere yapışmamın falan hiç önemi yok, hakkı her türlü helal olsun.

Hala aynı şeyi söylüyorum, hala hiç bir politik organizasyona dahil değilim. Herkesin politik bir organizasyona dahil olma hakkına da inanıyorum. Hala şehrin meydanlarında toplanabilme hakkımıza inanıyorum. Polis beni düşman ilan etti, ben nefret etmemeye çalışıyorum, kendimi terbiye etmeye uğraşıyorum. Halklar kardeştir, inanç özgürlüğü vardır, barış içinde yaşamak hakkımızdır. Beni sağdan sola savuramazsınız, nefretle dolduramazsınız, benim kendi aklım var, bir kalbim var. Bu iki cümleyi tekrarlayarak akıl sağlığımı muhafaza edeceğim diye umuyorum.

Yazımı old-school bir referansla bitiriyorum, "Durduramayacaklar halkın coşkun akan selini". Çünkü biz gaz içinde dizlerinin üstünde sürünüp birbirinin yüzüne talcid, burnuna vicks süren tipleriz. Anlayamazsınız.










No comments:

Post a Comment