May 29, 2014

İçim Şişti


Bu kartonu, geçen sene 14 Haziran'da öfkeyle ve üzüntüyle yazdım. Daha önce hiç kafasından vurulan birinden haber beklemediğimden, olanca saflığımla iyi haber bekliyordum. Olmuyormuş öyle meğer. 

1 Haziran'da, şehrin tam da kalbinde, yere düştü Ethem. Ay durun, yere düşmek falan, elim varmıyor çat diye yazmaya ama bu romantik laflarla bir yere varamıyoruz. 1 Haziran'da, şehrin tam da kalbinde, Ahmet Şahbaz isimli bir polis, gerçek silahla ateş etti Ethem'in kafasına. 14 Haziran'a kadar hastanede direndi, sonra pes etti Ethem. 

O kadar beklemiyorduk, o kadar şaşkındık ki "Biraz önce polis birini vurdu. Gerçek silah kullandılar!" yazan arkadaşımın üzerine çullandılar sosyal medyada, "Yanlış bilgi yayma" diye. Vurulan arkadaşım olabilirdi, yazan da Ethem. Kurda emanet kuzular gibi koşturduk ortalıkta, günlerce, günlerce. 

Ethem'in duruşmalarına destek olayım diye adliyeye gidiyorum, dandik kartonumla. Flamalı, örgütlü çocuklar geliyor, ailesi ve arkadaşları geliyor; 3-4 milletvekili, bir de üzüntüsünden evde duramayan bir avuç teyze ve amca. Beni kaldırım kenarında teyzelerle, amcalarla çay içerken bulabilirsiniz. Flamalı çocuklardan kendimi ayırdığımdan değil; hem çevik kuvvet polisiyle burun buruna duramayacak kadar ödleğim hem de ayakta durup çay içemiyorum, tansiyonum düşüyor. 

Geçen pazartesi yine çökmüş otururken, elinde torbalarıyla yanımızdan geçen bir teyze neden toplaşıldığını sordu. Yanımda oracıkta tanıştığım, güzel gözlü, kolonoskopiden çıkıp gelmiş bir kadın vardı, "Ethem'in duruşması var. Duydun mu hiç adını?" dedi. Teyze "Ah duymaz olur muyum, duymaz olur muyum" diye çöküverdi kaldırıma. Biraz konuştular, ben twitter'dan duruşmaya baktım o arada. Torbalarıyla çöken teyze herkesi dürtüp Alevi olup olmadıklarını sordu, kendi dürtük sıram gelince "Yok değilim. Ama belki olurum" dedim, güzel gözlü kadınla gülüştük, teyze pek anlamadı. O teyze grubu içinde Alevi olmayan bir tek benmişim.

Sonra beyaz saçlı, pos bıyıklı bir amca ilişti diğer tarafıma. Ona da twitter'dan okuduklarımı aktardım, kartonumu işaret edip "Tanır mıydın Ethem'i, kardeşimdi yazmışsın?" diye sordu. Tanımadığımı, bir senedir kartonu taşıdığımı söyledim. Meğer o tanırmış, anlattı biraz, ağlamaklı oldum. "Nerden geliyorsun sen?" dedi, neyi sorduğunu anladım ama verecek bir cevabım yoktu, "Evden geliyorum, ben hep evden geliyorum" dedim. Güldü, "Taksim Dayanışması'ndan mısın diye merak etmiştim" dedi. "Ev" dedim, "Hep ev".

Bir sigara daha yaktım, twitter'a baktım, "Tutuklama talebinin reddine...", güzel gözlü abla gitti, yerine imc tv'nin muhabiri oturup sigara yaktı. Twitter'ı sordu, ona da aktardım çıkan kararları, burnundan derin bir nefes verip teşekkür etti. 

"Evden gelen arkadaş!"
"Efendim abi?"
"Ne düşünüyorsun genel durum hakkında?"
Biraz düşündüm, şöyle usturuplu bir cevap versem diye. Hayatta en çok aptal sanılmaktan korkarım. Ve fakat tavşan gibi kaldım, ağzımdan sadece şu çıktı.
"Ben. Çok mutsuzum."

Amca "Hah işte!" diye dizine vurup hepimizin mutsuzluğundan, biraraya gelmekten falan bahsetti. Canım sıkıldı; Alevi değilim, örgütlü değilim, Ethem'in ne ailesi ne arkadaşıyım, gazeteci-fotoğrafçı da değilim. Geçen yaz ben ve benim gibiler birleşip onbinler olduk, aile olduk, gazeteci olduk, neden adliye önünde bir başımayım ulan ben? 

Kendi iç dünyamızda hepimiz ayrı ayrı yanıyoruz ama bir de o duruşma var. Müsamere haline gelmiş de olsa, hiçbirimizin adil bir karar beklentisi olmasa da o duruşma var. Bizim sayımız azaldıkça, bir yerlerde birileri kötü kötü gülüyor gibime geliyor.

Bu hislerle, 31 Mayıs'ta Gezi'nin sene-i devriyesi münasebetiyle Kızılay'a inip inmemek arasında gidip geliyorum. Kızılay'da toplaşıp durabilmenin ortalama süresi 5 dakikaya kadar indi. Ondan sonra ya kenarlara çekilip polisle itiş kakışa giriyorsunuz ve büyük ihtimalle darp edilerek gözaltına alınıyorsunuz ya da ilk anda yediğiniz gazın etkisi geçince güvenli bir yere tüyüyorsunuz. 2 Haziran'da ne yapacağız, 3 Haziran'da? 

En ufak bir fikrim yok. 

Ethem, son metroyu yakalamış, eve dönüyor bir gece. Gidip koluna giresim geliyor her seyrettiğimde. Geçen 1 Haziran'a dönüp "Gel be, boşver, bi' çay içelim" diyesim geliyor. Ben geçen seneye dönemem, Ethem de arkadaşlarını bırakıp benimle gelmezdi zaten.



31 Mayıs'ta ne yapacağımı bilmiyorum ama 1 Haziran'da Güvenpark'ın malum köşesine gideceğim, kardeşimi saygıyla anmak için. O köşeden aylarca geçemedim ben, sonraları da her geçişimde ağladım. Bir sene gerekti ağlamamın kesilmesi için. Biraz çiçek alır giderim, benim gibi "evden çıkıp gelenler"i de bekliyorum. 

Hadi la Angara, içimiz şişti bütün kış. Bakın hala yağmur yağıyor.

16 comments:

  1. Bizim metrolar falan kapanacakmış yine.En azından tecrübem var geçen yıldan bu yana, maskeyi yeniledim,baret falan . Şimdiden bizim stüdyodakileri aradım bak birşey olursa gelicem ona göre diye.
    Kendime çaktırmıyorum ama ben resmen geçen senenin hayalini kuruyorum. Çadırlar falan olacak. Şarkı söyleyeceğiz , halay çekeceğiz falan.
    Ama bilmiyorum ki . Ankara haberlerini senden bekleyeceğim.
    Bir de iki kelam etmeyi özledim seninle yahu.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de özledim valla!
      Buranın Kızılay'ı Taksim'e benzemiyor, meydan falan da değil aslında, bakma sen Kızılay Meydanı dediğimize. Avuç kadar bir alan var duracak, dört tarafında vızır vızır trafik işliyor. Meydanın göbeğindeki Güvenpark da aslında park değil, yarısı dolmuş durağı, diğer yarısını da çevik işgal etti, tomaları falan park ediyorlar, 7/24 orda takılıyorlar. Polis gelmiyor yani Kızılay'a, zaten hep ordalar.
      Ben de bilmiyorum. Maskeyi falan attım ben, yanımda Vicks merhem taşıyorum, bayağı işe yarıyor :)

      Delete
  2. bir şey diyesim geliyor ama diyemiyorum be sevgili fermina, diyemiyorum işte.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kartonlara yazıp yanımızda taşıyalım diyeceklerimizi, o da bir yöntem bak.

      Delete
  3. Ben bilmiyorum napıcam. Evim de yok zaten.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Cumartesi 17:00 gibi Kuğulu Park'ta çeşitli atraksiyonlar olacakmış, film gösterimi, çorba pişirmece, kitap okumaca falan. İlişmezler oraya gibime geliyor. Zaten beş dakika koşsan bizim evdesin. Belki biz de ineriz parka, bilemedim şimdi.

      Delete
    2. Moralini daha da bozmak niyetinde değilim ama bu etkinliklerden birini yapabilirseniz şanslı sayın kendinizi. Parklara ve meydanlara sadece hobi olarak gidilmesine izin veriliyor artık. Herkes gergin, baştakiler daha gergin...

      bu arada birkaç post önce blog istatiskilerini yazmıştın, stupid little things diye aratıp gelen muhtemelen benim. Hesabı açmadan girdiğimde blog ismiyle aratıp geliyorum,okuyup çıkıyorum =)

      Delete
    3. Ay yok ayol, ne moral bozması, haklısın. Kızılay'a girebilmek mümkün olabilecek mi bilmiyorum, bırak toplaşıp durmayı. Kuğulu Park'ı da kandil gecesi dağıttıklarını hatırlıyorum, cebimizden simitler uçuştuydu kaçacağız diye. Bakayım, cumartesi öğlen havadaki polis helikopteri sayısına ve rotalarına göre bir plan yaparım artık :)
      Sen istediğin gibi gel bloga, kurban olurum :)

      Delete
    4. Ben Cansu'ya soriym bi. O giderse peşine takılırım, yoksa bi başıma gidemem.

      Delete
  4. Fermina? Ne yapıyorsun? Soramıyorum dün nasıl geçti diye.
    Bir benim bloga uğrayabilir misin? Yorumlara özellikle.

    ReplyDelete
  5. Fermina!!! Nerdesin sesin soluğun çıkmadı. Umarım herşey yolundadır. :((((

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay yolunda tabi, o kadar ödleğim ki benim başıma bir iş gelirse anla ki hepimizi toptan ortadan kaldırmaya karar verdiler. Geliyorum hemen senin oraya :)

      Delete
  6. Sen ne güzel işler yapıyorsun.. Ethem benimde kardeşimdi:(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay bilmiyorum ki ne yapıyorum Berfin ya, vallahi şaşkın bir tavuk gibiyim. Unutmayacağız hiç, belki o bile bir şeydir.
      Sana Urfa'dan attığım kart geldi mi?

      Delete
    2. Geldi geldi:)) sen Urfa'dayken benim sana gönderdiklerim geldi mi acaba? Bende onları merak ettim:) biz sırayı mırayı hepten şaşırdık..

      Delete
    3. En son "mavi" temalı mektubun, Blausee kartı, bir de 1928 damgalı eski kartpostal geldi, Başkent Ekspresi ile :) Onun üstüne başka bir şey yolladıysan henüz yok ortalıkta. Kalmadı sıra mıra hakikaten ama olsun, zaten bana sıra devamlı bendeymiş gibi geliyor :)

      Delete