June 17, 2014

Çatı Adayı-Bir Eski Flört



30 yaşıma merdiven dayadığım dönemde bir flörtüm vardı, nasıl flört noktasına geldik hala anlayabilmiş değilim. Tanıştıktan çok kısa süre sonra bir tiksinmeye başladım ki anlatamam. Ağzından ses tonuna, yürüyüşünden sırt çantasına kadar nefret ediyordum. Bir ağızdan nefret edilebilir mi? Olabiliyormuş.

İş yüzünden uzak bir şehirdeydi, nasıl olsa sürekli görmüyorum diye salladım. Benim sallamalarım uzuuuun telefon kavgalarına sebep oldu. Nefret ettiklerim listesine bir de o telefon konuşmaları eklendi, başı sonu olmayan ve saatler süren saçmalıklar. Telefonu masaya bırakıyordum, ordan kavga etmeye devam ediyordu benimle. Arkadaşlarım bu flörtümü "Çirkin-buraya meslek ekleyin-buraya isim ekleyin" olarak hatırlar.

Oraya ekleyeceğiniz meslek, tam da annelerin bayıldığı mesleklerden olduğundan ve ben de günden güne kartlaştığımdan, annem ayrılmam taraftarı değildi, oğlanı da nedense sevmişti. Bir gün evden çıkarken şöyle bir diyalog geçti aramızda:

Annem: Ayrılacak mısın bu çocuktan?
Ben: Evet.
Annem: Yapma kızım, nesi var, düzgün bir çocuk.
Ben: Anne yüzüne bakmaya tahammül edemiyorum, tiksiniyorum diyorum sana, içim almıyor yahu!
Annem: Olsun, zamanla severdin.

Yere çökmüş ayakkabılarımı bağlıyordum, kafamı kaldırıp bakakaldım anneme. Demek ki istediğiniz kadar eski hippi, eski devrimci falan olun, kızınız gözlerinizin önünde evde kalmak üzereyse, evliliğe doğru her yol mübah. Müstakbel eşinize baktıkça öğürecek gibi olmanız falan da teferruat.

Tabi ki ilk fırsatta tüydüm, arkama bile bakmadım. Gönül meselelerinde hayatım boyunca gönlümün sesini dinledim, hesaplı kitaplı biri değilim, böylesi daha dürüstmüş gibi geliyor.

Yarım saattir üstteki habere gülüyorum, meğer CHP de bir nevi panikli anne ruh hali içindeymiş, sinirlerim bozuldu. "Ay olsun, yeter ki karşı taraf kazanmasın" usulü oy vermeyeceğimi, o devrin şahsım için kapandığını, nasıl öğürerek evlenmediysem, aynı şekilde öğürerek cumhurbaşkanı seçmeyeceğimi buradan bildirmek istiyorum.

Bu "ateşe ateşle karşılık ver" taktiğinden çok sıkıldım. Belki Ekmeleddin İhsanoğlu öğürtecek biri değildir, iyi bir insandır falan ama seçime kalmış bir ay, kimse tanımaz etmez, nasıl oluyor da bunun iyi bir fikir olduğuna kanaat getiriyor koca koca adamlar, anlamıyorum.

Hükümetle ilgili temel sıkıntım, varlığımın göz ardı edilmesi, hayatımın küçümsenmesi, kaale alınmamasıydı. Ana muhalefet hiç anlamamış bu sıkıntıyı, gene lök gibi kaldım ortada. Hayırlısı.

25 comments:

  1. İki düşman çocuğun elindeki oyuncak gibi ülke. İşin kötüsü masum da değiller çocuk gibi. Taktikler, hesaplamalar, kalıbına uydurmalar hiç bitmiyor. Biz gene ortada kalıp ağzı açık izliyoruz bu tiyatroyu.
    Harika bir yazı ve örnekleme, kalemine sağlık :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Teşekkür ederim :) Annem okumaz umarım :)
      Bana çok şark kurnazı geliyor bu taktikler, bu şekilde "çantada keklik" görülmek de canımı sıkıyor. Hayatımda ilk defa kendim için oy vereceğim bu sefer ya da evdeki çiçekli-arılı damga mühürlerden götürürüm, o da bir tercih :)

      Delete
  2. :-D cirkin doktor ahmet... tahmin...bastan her türlü insani zaten sevebilen bir yapida olan insanlar zamanla kimseyi daha cok sevemiyor, tiksinebiliyor lakin.
    o kadar bunaldim ki "gündem"den...yorum bile yapmiycam. yokmuslar gibi yapmak istiyorum. nasil sirkler yokolsun diye, sirklere gitmiyorsam, burada da ayni mantigi gütmek, yokmuslar gibi yapmak istiyorum... :-)
    hayat cok kisa, biraz gülmek, nefes almak,iki insan cay icip keyif catmanin tadina varmak hakkimiz....
    cok güzel anilarla doluyum.... hala rüyalarimda mardin sokaklarindayim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahahh vallahi bir hayli yaklaştın :D Bu kadar uzun isim takmazdık aslında ama hem o aralar ortalıkta dolanan bir adaşından ayırmamız gerekiyordu hem de çok haketti bu ismi :D

      Aman ben de kaçmak istiyorum gündemden, olmuyor, gene kendimi çemkirirken buluyorum. Çıkıp yürüyeceğim biraz, yağmur yağmayacak gibi görünüyor, sandalet giyeyim, bir yandan da bununla bozdum aklımı :D

      Delete
    2. bu arada, Urfa'dan attigin kart dün aksamüstü elime gecti. Sana bir kart atmis, ardindan deniz otobusunden misafirimi almis eve gelmistim, kapida ust kat komsumla karsilastik, konusurken biraz laf lafi acti, ardindan bana gelen kartlarin kayboldugunu farkettigini söyledi, ve de hatta bir tanesini kaybolmasin diye aldim, sana onu vereyim dedi vs...
      tesekkür ederim kart icin. kac tane kart kayboldu bilmiyorum. insanlar cok mu yalniz ve kartlarima tamah ediyorlar bilemiyorum... ne diyeyim, umarim mutlu olmuslardir.
      sanirim bu baslikta cumhurbaskanligi secimi tartisiliyordu, ben kendi kücük meselelerimi dert edindim... :-) ben de minik bir yorum yapayim bari o zaman, bu sabah diken'de nuraymert'in yazisini gördüm, bence iyi bir analiz..

      Delete
    3. Okuyayım Nuray Mert'i. Apartmandan birileri mi araklıyor senin postanı yani? Ay ne fena ya, ne yapıyorlar ki kartları? Alt tarafı kartpostal. Benim yolladıklarım geçti galiba hep eline, kayıp var mı bilmiyorum. Neyse, allahtan kart dışında bir şey olunca kargoyla yolluyorum :)

      Delete
  3. Çirkin Mühendis olabilir zira benim annemde de Mühendis takıntısı var galiba .
    Şu anda bile Yet ile her tartışmamız da sürekli beni haksız çıkarmalar aman alttan al yavrum demeler falan 29 yaşında başıma kalmasın korkusuyla yaşıyor galiba .
    Ve maalesef beni de tatava yapacak duruma getirdiler. Demokrasi konusunda tek hakkım oy kullanmak , ve onda bile çaresizlik içindeyim. O tarihler arasında kafamdaki Güney Doğu turunun Antep bölümünde oliciğim kalan arkadaşların hepsine Elemeddin,elmeddin yada neyse onlarla mutluluklar

    ReplyDelete
    Replies
    1. Vera yukarda mesleği tutturdu :) Ama tabi doktor, mühendis, bunlar hep aynı kümenin meslekleri. Sanki her doktor dağ taş dolaşıp cüzzamlıları tedavi ediyor, ne var bu işlerde bu kadar bayılacak anlamıyorum :) Başıma kalır korkusu, sanırım annelik paketinin içinde geliyor :)
      Ben buralardayım seçim zamanı, gidip kullanırım, hiç kullanmamazlık etmedim. Belki birileri gerçekten Yıldız Tilbe'yi aday gösterir, ona veririm.

      Delete
  4. Ülen ben de koşa koşa gidip nüfusu buraya aldım ki oy kullanayım, sılaaaaak kafa derdi kuzen, aynı ondan işte :) Dehşet içindeyim, gülsem mi ağlasam mı bilemedim, bizimle dalga geçildiğini düşünüyorum ya da hakkaten paralel evrende yaşıyoruz :)
    Annen bu bloga çok konu olmaya başladı, yapıştıracak terliği ağzına söylemedi deme. Çağdaşımdan yana olacam herhal, seni mi savunacaktım, hıh!
    İmza: Rüzgarın estiği yere dönen, yazarlardan çemkirik yiyen apla

    ReplyDelete
    Replies
    1. Evet boşu boşuna çocuklarla aynı eve taşındınız :D Galiba bütün ülke olarak paralel bir boyuta kaydık biz, düzenli olarak hayretler içindeyim.
      Ay dün çıkıp sipariş usulü istediği gömleği aldım, sırtımdan ter aktı, ödeşmiş olabiliriz annemle. Hiç de şaşırmam birlikte saf tutmanıza, diğer arkadaşlarım da zaten hep annemin tarafında :)
      Edebiyat treni geri mi geldi? Gidip bakacağım şimdi ahhahhaha :D

      Delete
    2. Yok yok şükür sessiz, eski çemkiriği andım :)

      Delete
  5. Bazen Kılıçdaroğlu'nun arkasında gizliden gizliye AKP mi var diye düşünüyorum, gerçekten.
    Yalnız aynı lafı bana da aynı yaşlardayken ettiler. Ben adamdan tiksinmiyordum, ama ilk buluşmada bu insanla asla uzun vadeli bir birlikteliğimin olamayacağını anladım. İnsanlar nerden nasıl dahil oldu bu kararıma onu hatırlamıyorum, çünkü normalde kimseye bahsetmem, herkesten acaip bir baskı gelmişti. Aynen "belki zamanla seversin" filan dediler. Ay çok sinirlendim şimdi.
    Eee ben de sana oy vereyim madem. Oluyor mu öyle? Fermina yazıp, mühürü bassam?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kılıçdaroğlu'na sempatim var, Deniz Baykal'ı hatırladıkça kaşım gözüm seğiriyor, hiç sevmedim o adamı. Ama korkunç boyutlarda bir basiretsizlik de var, onu naapıcaz bilmiyorum.
      Zamanla kimse kimseyi sevmiyor, en fazla kaderine razı oluyor. Beni tongaya düşürüp görücü usulü yemeğe de çıkardılar, "oğlan mühendis" diye diye. Kazık kadar bir herif çıktı o oğlan, bütün gece yüzüme bile bakmadı, delirmiş gibi yemek yedi. En son bir de karışık tatlı tabağı söyledi kendine, yarım kilo kadar baklavayı maklavayı on saniyede süpürünce bir sigara yakıp uzaklara dalmıştım ahahhahha :D
      Ben de sana oy vereyim, iyi fikir, hem belki haberlere çıkarız :D

      Delete
    2. Aahahahaha seni bari başkaları tongaya düşürmüş, ben kendi elimle yaptım. Kendimden hiç beklemezdim ama yaptım. Ben evlenmek istiyorum, var mı tanıdık diye. Ahhhh! Tabii ki. O yüzden insanlar dahil olmuştu. Bir daha asla aynı hatayı yapmadım elbet.
      Ne tuhaf insanlar var. Bir kadınla başbaşa yemeğe çıkıyor, tanışmak için, sonra da kadına ilgi göstereceğine yemeğe ilgi gösteriyor. Öküz yani pardon ama. Nasa'da roket fırlatsa onu kim ne yapsın.

      Delete
    3. Ay başbaşa çıkmadık ki ahhahhaha :D Ben kaçmayayım diye annemin arkadaşı geldi, herifin abisi, abisinin karısı, küçük çocukları. Birileri daha mı vardı acaba? Olabilir valla. Abisinin karısı her karşılaştığımızda boynuma sarılıyor hala, ben de onu çok sevdim, öyle bir saçma akşam yemeği olmuştu :D
      Benim elimde kolumda dövme var, fosur fosur sigara içiyorum, ağzım bozuk. Annemler alışık bana tabi kaç senedir, belki de adam hanım hanımcık birini arıyordu, ona da yazık ya :D İyi yaptı boşver, yedi yemeğini güzelce :)
      Boşver evliliği, koruyucu aile olalım biz, ben oturup her şeyi okudum bakanlığın sayfasından. İstesek aday olabiliyoruz, verirler mi bilmiyorum.

      Delete
    4. Fermina'm ya her yorumunda yüksek sesli bir kahkaha kopuyor burda. Belki de adam öküz değildi, belki de onu da tongaya getirmişlerdi ve intikam alıyordu.
      "Bakanlığın sayfasından okudum" ilahi Fermina. Koruyucu aile olmak ister miyim pek emin değilim. Bazı çekincelerim var. Birini sevmek istiyorum, ve sonra olaylar gelişsin :D

      Delete
    5. Tabi canım, bir an kendimi onun yerine koydum, kendini baklavayla teselli etmiş yazık :)
      Ben istiyorum koruyucu aile olmak, yıllardır sayıklar dururum, bakalım o noktaya gelebilecek miyiz. Yıllar içinde kolaylaştı kanunlar falan.
      Ay o olaylar gelişsin, ben bayılırım dinlemeye :)

      Delete
  6. Kendisini yakından tanımam etmem fakat özgeçmişi diğer aday veya aday adaylarından çok daha birikimli (profesör olması..) görünüyor. En azından birkaç dil biliyor ki normalde bunu yazmaya bile utanır insan lakin bizim politikacıların bir kısmı değil Fransızca, İngilizce dahi konuşamıyor sular seller gibi. Biz çıksak çoğundan daha iyi konuşuruz. Aslında hayalimdeki aday böyle eski bir diplomat olacak. En az iki yabancı dil bilecek. Partili olmayacak. Falan filan. Tabii öyle bir ülkedeyiz ki böyle şeyler beklemek, UFO'nun tekinin bahçeme inmesinden daha olasılıksız. Her neyse. Nedense dıştan bakıldığında soğukkanlı ve efendi bir kimseye de benziyor (gitgide anne moduna giriyorum).

    Zamanında ben de "eğer doğru düzgün bir aday çıkmazsa sandığa gitmem" diyordum ama düşününce göze göz dişe diş bir adayla ne olursa olsun şansımızı denemekte fayda var. En azından bu benim düşüncem. Sonuçta bu aşı 30 Mart'ta kısmen tuttu. Yavaş olayı. Tatavacılar olmasaydı (bu deyimi de samimiyetsiz bulsam da..) Ankara'da değişim gelmişti. Şimdi ulusalcı kafaların çemkirmesini kale almıyorum. Nasılsa paşa paşa verecekler oyları ;:D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Biz de dün gece, "En azından yabancı dil konuşuyor" diye gülüştük evde, halimiz içler acısı hakikaten. Ya valla ben de uzaktan bakınca Abdullah Gül'le arasında bir fark göremiyorum, Gül de o kadar hiçbir şeye bulaşmadı ki varlığını unuttuk. Ama esas tepkim İhsanoğlu'nun aynen bir UFO gibi bir anda bahçemize inmesi, yoksa İslam tarihi falan çalışmasına gıcık kapıyor değilim.

      Sosyal medyadaki İhsanoğlu karşıtlarına bakıyorum, o kadar berbat şeyler yazıyorlar ki her şeyi unutup onlara sinirleniyorum. Başımıza gelen onca işten sonra hala papağan gibi "laik ve çağdaş bir birey" falan yazıyorlar, "CE-HA-PES" diye laf cambazlıkları falan. Neye itiraz ettikleri konusunda en ufak bir fikirleri yok, adam uzaktan bakınca yeteri kadar "laik ve çağdaş" görünmüyor anlaşılan. Herkes bir tuhaf.

      Ankara, tatavacılar yüzünden değil, sabaha karşı oy toplama merkezi basan İçişleri Bakanı falan yüzünden gitti bence. Bilmiyorum komplo teorileriyle kafayı bozmuş tipler gibi mi oldum sonunda ama o gece hiç de normal bir gece değildi. Ben yapamayacağım ya, valla bak, bütün adaylar belli olsun, kendime göre en iyisine vereceğim oyumu. İçim rahat olur en azından. Pek şansımız olduğuna da inanasım gelmiyor. AKP seçmeni, "düşman" CHP'nin sırtına patpat yaptığı adaya oy moy vermez.

      Bak ne Soma kaldı ortalıkta ne madencilere ağlayanlar. Adana'da çocuğun kafasını uçurdular, sokaklara mı döküldük? "Ama elinde bomba varmıııaaaş" diyor çok "çağdaş ve laik" kızlar-oğlanlar. Ayrıca geçen seneki protestoların tatil mevsimiyle birlikte fısss diye durulduğunu da hatırlıyorum, seçime katılım da öyle pek ahım şahım olmayabilir. Tatile gidiyoruz çünkü. Tatil çok önemli.

      Delete
  7. artık diyecek sözüm yok yemin ederim.Hepsinin canı cehenneme.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaa olur mu, hayatımızın sonuna kadar bunlarla uğraşacağız, hiçbir yere kaçamazsın :D

      Delete
  8. Ekmeleddin beyefendiyle ilgili aynı düşüncelere sahibiz :)
    Genelde duyduğum şey "kim bu adam neyin nesidir ne iş yapar tanımayız etmeyiz" oldu.
    Ayrıca şu tiksindiğin şahsiyete gelince de, anneler bizim gibi düşünemiyor sanırım. Onlara göre eş zamanla sevilebilecek birşey :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yerel seçimlerle de arası pek kısa oldu cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, çekilecek çilemiz varmış :) Yukarda Vera bir yazı tavsiye etmişti, sen de oku bak:
      http://www.diken.com.tr/agora/mesele-muhafazakar-bir-cumhurbaskani-degil-siz-hala-anlamadiniz-mi/
      Annelerin motivasyonunun "Yaşlanınca yalnız kalmak zor" olduğunu düşünmek istiyorum, öbür türlüsü insanlığa sığmıyor :D

      Delete
  9. "nasıl oluyor da bunun iyi bir fikir olduğuna kanaat getiriyor koca koca adamlar, anlamıyorum." demişsin ya aslında asıl olarak nedeni koca koca adamlar olmasıdır belki de. gençlerden uzaklar... bütün partiler için durum böyle.
    stefan zweig'ın, sanırım Fouche kitabında, Napolyon'un başta kazanması güç görünen zaferini savaşa birlikte girdiği, yanındaki komutanlarının yaş ortalamasının karşısındaki komutanların yaş ortalamasından çok daha az olmasından dolayı gerçekleştiğini söylemişti. daha keskin bir zeka, daha riskli girişimlerde bulunabilmek,daha esnek bir düşünce tarzı savaşın kazanılmasının nedenlerinden biriydi Zweig'a göre.
    Hep deriz ya "bizi anlayan kimse yok" diye... Koca koca adamlar,oturdukları ceylan derisi koltuklardan kimin neye ihtiyacı olabileceğini unutuyorlar rahatlıkla. Halbuki ben ceylanı dağda bayırda görmek isterim,günlük hayatta da karşıma çıksa sever, bağrıma basarım,üstüne oturmak aklıma bile gelmez.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay dünya üzerindeki en tuhaf iş bu siyasetçilik, insan nasıl aklını kaçırmaz sürekli aynı yerde durmaktan, aynı lafları etmekten, anlamıyorum. Grup toplantılarında biri öbürüne "despot höaaa" dedi, sonra diğeri "despot diyemez, hesabı sorulur höaaa" diye cevap verdi. Bu saçmalık akşam haberlerinin içeriğini oluşturuyor, ben de televizyonla konuşuyorum bir süredir.
      Bu, oylar sayılırken CHP'de yatıp kalkan arkadaşlarım oldu, partili martili değiller. Hatta tam tersi, senin benim gibi gıcıklar. Kıyamet gibi telefon geliyormuş, bir adam aramış, "Şu şu okuldayım, sandık unuttular burda, üzerinde oturuyorum, yardım edin" diye. Yetkili birine bakınmışlar iletmek için, yetkili hanım "Aman çok geliyor böyle telefon" diye kapatmış gitmiş meseleyi. Hala aklıma geliyor, o adam daha ne kadar oturdu sandığın üzerinde? Yetkili hanımın bir bildiği mi vardı? Telefonu açan o gönüllü çocuklar ne hissetti?
      Herkesin işi gücü bırakıp CHP'ye yardıma gitmesi nefisti. CHP'den gelen "Lütfen gelin, istediğiniz gibi işgal edin" açıklaması çok güzeldi. Ama sonra ne oldu bilmiyorum, en son Ethem'in duruşması için adliyede bekleşirken OccupyCHP'ciler geldi. Üç kişiydiler, iki kız, bir oğlan. Aynı şekilde CHP'den de 3-4 milletvekili vardı, bir tek onlar düzenli geliyorlar duruşmalara. Bu partinin gençlik kolu yok mu? Kaç tane Ankara milletvekili var toplam? Ethem'in herkesin gözü önünde öldürülmesi ve o polisin bir türlü ceza almaması benim küçük hayatımın en önemli sorunu bir senedir. Perspektiflerimiz tabi, aynı olamıyor bir siyasi partiyle. Zira ben de ceylanı dağda bayırda seviyorum.
      Geçen yaz bir gece, parti rozetleriyle ve kameralarla direniş turu attıklarından beri pek bir beklentim yok ana muhalefetten. Koşturup sordu kardeşim bir tanesine, "Duracak mısınız sabaha kadar? Siz gidince öldürüyorlar bizi" diye, "Siz eve dönene kadar burdayız" demiş E.Ü.Tarhan. Yarım saat sonra yoklardı, o gece gene geberttiler hepimizi gazla, suyla. Bir gece durdular polisle aramızda, haklarını yemeyeyim, yerlere oturduk falan, adeta İsviçre'de bir protesto gibi medeniydi her şey. Bir gece. Sonra aylarca perişanlık.
      Yani biliyorum biraz aklımı kaçırdım, biraz da kendi başıma geldiği için fikrisabit oldum bu meseleyle sanırım. Milletvekilleri neden varlar, bilmiyorum. Demokrasi, taaa Yunanistan'dan çıktığından beri bir boka yaramıyor, olan ceylanlara oluyor. Çok haklısın.

      Delete