June 21, 2014

Yağmurlu Gün Mimi

Bayansilvia'nın yağmurlu gün mimini, carıl carıl güneşli ama vızır vızır rüzgarlı bir Ankara gününde yapıyorum. Gerçi memleketçe tropikal çöl iklimine geçtiğimiz için kesin bir şey de diyemiyorum, dolu yağabilir, hortum çıkabilir. Olabilir.

1- Telefonun nerede?

Burada, yanımda. Aslında aramız çok iyi değil, arayanı duymam, geri aramayı unuturum, evde unuturum, şarj etmeyi unuturum, üstüne köpek yatar falan ama biraz önce biri aradı. O yüzden telefonumun nerde olduğunu biliyorum. (Ay tamam, bazen de bilerek açmıyorum. Telefona cevap vermemek, insan hakları kapsamında değerlendirilmeli bence.)

2- Partnerin?

Kocam the Barbarian. En asil duyguların barbarı.

3- Saçların?

Şöyle:


Bir senedir berbere gitmiyorum. Hem Emre'yi her aradığımda başka bir semtte çalıştığını öğrenip maceralara atılmaktan yıldım hem de içimden gelmedi bir türlü. Saçlarımda boya artığı var, geçenlerde de uçlarından dört parmak kadar kestim, biraz yamuk oldu.

4- Annen?

Hayatımda gördüğüm en acayip kadın. Hep çok acayipti. Çeşitli mizansenlerle anlatmaya çalışayım efendim.

Evde iskeleti pek sağlam olmayan bir koltuk vardı, bir gün minderini kaldırınca suntaya basılmış büyük bir fotoğraf gördüm. Sabanla tarla süren yaşlı bir amca, siyah beyaz çekilmiş. Destek olsun diye oraya sokuşturulmuş vaziyette.
Ben: Anne bu fotoğrafa yazık değil mi burda yahu?
Annem: Haa Sinan Çetin'in o fotoğraf.
Ben: Ne? Bildiğimiz Sinan Çetin mi?
Annem: Evet. Eskiden hem solcu hem fotoğrafçıydı.
Ben: Neden bizde bu? Duvara asmayalım mı? Üstüne oturuyoruz fotoğrafın?
Annem: .... (Odadan çıkmış. Umrunda değil.)

Annemi telefonla arıyorum.
Ben: Anne nerdesiniz?
Annem: Ayşe'yle El Cezire kanalına sokak röportajı veriyoruz. Sonra ara.
Ben: Ne?
Annem: .... (dıt dıt dıt dııııt. Kapatmış telefonu.)

Annem, sabah beni yataktan kaldırıyor.
Annem: Kalk, Prens yeni albüm çıkarmış.
Ben: Kim?
Annem: Prens.

Prens şu:



Berkin'in ölün haberini aldığımız gün, iki arkadaşımla buluşup Güvenpark'a gideceğiz. Anneme uğrayıp anahtar bırakıyorum.
Annem: Ben de geleceğim.
Ben: Gelme, astımın var, seninle uğraşamayız.
Annem: Olsun, bir bakıp dönerim.
Ben: Anne gelme.
Annem: .... (Ayakkabılarını giyiyor.)
Güvenpark civarı arkadaşlarımla buluşuyorum, annem o arada ortadan kayboluyor. Bir şekilde kalabalık içinde sarı kafasını görüyorum.
Ben: Anne hadi git artık.
Annem: Tamam gidiyorum, bizim kuşaktan pek kimse yok zaten. Ben yaşlı kaldım.
Derken gaz, su, olaylar. Arkadaşım beni sürüklüyor falan. Aklıma annemi aramak geliyor.
Ben: Anne nerdesin sen?
Annem: Meclisin orda bir kafede çay içiyorum. (Güvenpark ile Meclis arası birkaç dakikalık yürüme mesafesidir.)
Ben: Anne neden eve gitmiyorsun? Gaz atıyorlar.
Annem: Ay bir çay içeyim dedim. Görüyorum burdan gazları, çok atıyorlar hakikaten.
Ben: Anne eve git.
Annem: İyi bir garson çocuk var, onunla sohbet ediyoruz.
Ben: Ay anne gözünü seveyim eve git.
Annem: ... (dıt dıt dıt dıııt. Kapatmış telefonu.)

Böyle bir anne. Benimki de böyle bir hayat oldu dolayısıyla.

5- Baban?

Babam 1945 doğumlu bir delikanlıdır, bir türlü amca olamadı. Sürekli kendini güncelliyor, her şeyden haberi var, hayat dolu bir adam. Turşu yapar, veterinere kedi taşır, duvar boyar, sağa sola yazı yazar, çeviri yapar, bütün arkadaşlarıma bayılır. Beni hep kendi halime bıraktı, başkaları ergen çocuklarına hayatı dar ederken benimkinin tavrı şuydu, "Benim kız tütüne çok meraklı meh meh meh". Gençlik fotoğrafını koyayım bir tane.


6- En sevdiğin eşya?

Yemek masasından bozma çalışma masam ve kahve makinası arasında kararsız kaldım.

7- En son gördüğün rüya?

Adamın biri elinde demir levyeyle eve girmeye çalışıyordu.

8- Hayalindeki araba?

Araba hayali kurmuyorum hiç, zaten ehliyetim de yok. Ama şunları beğeniyorum.


9- İçinde bulunduğun oda?

Salondayım, bir ucunu çalışma alanı olarak kullanıyorum, masamı falan dayadım, her şeye yetişebiliyorum burdan.

10- Korkun?

Hamamböcekleri. Çevik kuvvet polisi.

11- On sene içinde ne olmak istiyorsun?

Sakin bir yerde bahçe, ağaç, daha çok köpek ve daha çok huzur sahibi olmak istiyorum.

12- Sen ne değilsin?

Vicdansız değilim.

13- En son yaptığın şey?

Yoğurda müsli ve çilek reçeli karıştırdım, yiyiyorum şu anda.

14- Üzerinde ne var?

En son ne zaman giyebildiğimi hatırlamadığım ama TAM 10 KİLO VERDİĞİM İÇİN şu anda bol bile gelen eski bir kot var. (Kalkıp neşeli dans yaptı.)

15- Senin hayatın?

Sadece bana ait. Ve fena değil.

16- Moralin?

O da fena değil.

17- Şu an ne düşünüyorsun?

Uyandığımdan beri terastaki saksıları düzenlemeyi düşünüyorum. Radyoda Blind Melon'dan No Rain çalıyor, ergenliğimi hatırlattı.

18- Senin bilgisayarın?

Toz içindeymiş yahu, yazık. Laptoptan masaüstüne geçtim, çok memnunum.

19- Bira?

Evet.

20- Aşk?

Aşk bence, tam olarak Jack White'ın aşağıda anlattığı şey.



30 comments:

  1. Annen süper biri ya :) Enerjik bir bayan :) güzel bir mim olmuş :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ayh, annem fenomeni. Ömrümü yedi :) Yapsana sen de vaktin varsa, sıkıştırmayayım diye mimlemedim kimseyi, sevine sevine okurum seninkini.

      Delete
    2. hihih .. Bugün cumartesi işlerimi bitirdim dur bakayım bende yapayım:)teşekkür ediyorum

      Delete
  2. Ahahaha Mina annene bayılıyoz. Babana da.
    Saçların ne güzel olmuş, umarım benimkiler de bir uzar.
    Hep diyorum, çok eğlenceli bir ailesiniz. :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bana hiç eğlenceli gelmiyor ya, hep dramlı acılar, kavgalı gürültüler geliyor aklıma, kendimi kesesim geliyor :D
      Berbere gitmeyi bırakırsan uzuyor bak saç. Berberin varlık sebebi saç kesmek, öyle düşün :)

      Delete
  3. ben mim olayını pek sevmiyorum ama seninkileri okumaya bayılıyorum.aslında yaķın zamanda okuduğum ikinci mimin bu.bayıldım demeliydim sanırım ((:

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yaaa teşekkür ederim, sevindim okurken eğlenmene :) Ay bu mim meselesi çok fena aslında, her mimi yapıyorum "Aaaaa bayılırım mimlere!" diye diye, sonra yarı yolda kavga etmeye başlıyorum sorularla, bir ara "Dövmeyeydin soruları iyiydi" diye yorum bırakıyordu arkadaşlarım :D Bayansilvia'dan gelen mimleri neşeyle yapıyorum ama hep, sen de yapsana, ne güzel olur :)

      Delete
  4. Yazdığın yazılar içinde 'annen' geçiyorsa mutlaka kalan her şeyden rol çalıyor. Ve hep aynı şeyi istiyorum içten içe; annen blog yazmalı, ben yandan yandan gülümseyerek okumalıyım. Ancak nasılsa sabırsız ve hızlı düşünen biri gibi hayal ediyorum onu, öyle pır pır hareket eden-düşünen insanların bir süre duraklayıp bloga vakit ayırmaları zor olur. Ayh nasıl da farazi konuştum. Bu kurguculuğumla belki de yorum yazmak yerine roman yazmalıyım peh.
    Roman deyince aklıma geçen günkü yazın geldi. Gecenin 3:30'unda şahsıma ait bir şiirle(!) bitirdiğim uzun bir yorum yazmıştım ama yayınla butonuna basınca bir şeyler ters gitti. Yorum uçtu. Ben de bunu şiirime ilahi bir cevap olarak görüp sustum, şemsiyecilik kariyerime ağırlık vermeye karar verdim. Peh.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Annem blog yazmalı hakikaten, bu işle uğraşmaktan hoşlanacağını düşünüyorum. Şahsi bir bilgisayarı yok, tablete mablete de yüz vermiyor, bunu bir halletmem lazım. Sabırsız biraz ama çok da emin değilim, benim yavaşlığım mı delirtiyor kadını yoksa gerçekten sabırsız mı :D
      Ay ben de uçan yorumları ilahi bir işaret olarak görüp kaçıyorum bazen :) Ama şiiri çok merak ettim ahahhahha :D

      Delete
  5. Benim kardeş babanın gençlik resmini gördü mü acep, daha çok sever sanırsam gördüyse :)
    Bu mim eglençeliymiş yav, yapsam mı ki? Güya ben mim sevmezdim, sayende alıştım :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bilmem ki, facebook'a koymuştum kaç zaman önce. Gelecek bu aralar Ankara'ya, ya acaba Mimarlar Derneği'nin bu Cinnah'taki lokalinde bir çay mı içsek babam gelince? Çok acayip bir bina, çok seviyorum ben. Ordan da Türk-Amerikan Derneği'ndeki sergiye gideriz mesela?
      Yapsana mimi hakikaten, hemen gelip okurum ben :)

      Delete
    2. Aa gidelim gidelim, bacıguşla beraber, severim öyle binaları ben, sonra da sergiye gideriz. Ay hadi yapayım, matrakmış, ööle boş boş oturuyorum, nasılsa akşama makarna var :)

      Delete
    3. Mimi de cevapladım, ne iyiyim yahu, ne dersen he diyorum :)

      Delete
    4. Ablalığın fıtratında var he demek :) Cevaplara bakmaya geliyorum, makarna varsa yerim.

      Delete
  6. yok yok ben yapmasam iyi ((: ama seninkileri hep zevkle okuyacağımı düşünmekteyim.

    ReplyDelete
  7. Prens'te kalbime ağrı girdi gülmekten. En fenası da ben de ona Prens diyebilirim diye. Çok keyifliydi hakkaten okuması.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Prens, evimizin prensi :D Normalde sabahın köründe kalkıp haberleri seyreder, fenalık geçirip beni de "Kalk, her şey çok korkunç memlekette, İran oluyoruz" diye uyandırırdı, o sabah ne seyrettiyse artık, Prens'le uyandım :)

      Delete
  8. Böyle keyifli sayfalari cok seviyorum bende,tesekkürler efgendim,mimi cok begendim,gerci ben toptan yapip sanirim rekor kirdim ama bunu hemen yapasim var,en azindan bu aksam hayalim du bakalim!

    Sayfama linkini ekledim,kacirmayayim seni diye,sevgiler sana ve annene! Ankara`ya bide!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Nispeten çabuk yapılıyor bu mim, yazması 4 saat sürenler olmuştu :)
      Ben de sizi ekliyorum şimdi, bizden sevgiler, selamlar! :)

      Delete
  9. Ustune oturulan resim... HAHAHAHAHAAHAHAHAHAHA

    ReplyDelete
    Replies
    1. Fotoğrafçıya bir mesaj var sanırım orda :D

      Delete
  10. Ay annene bayıldım yaa çok tatlı. Nazar değmesin. Annenin de babanın da hep ruhu genç olsun böyle :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bir şey olmaz onlara :) Zaman zaman benim ruhumu göçerterek kendi ruhlarını gençleştiriyorlar, bir nevi vampirlik yani :D

      Delete
  11. Evet,vicdansız değilsin =) Bu soru bana sorulsa böyle cevap vermek de aklıma gelmezdi =))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Eskiden aklıma tombul, tekir-beyaz bir kedi gelirdi "Vicdan" deyince :) İki soru önce çevik kuvvet yazınca aklıma vicdan gelmiş kesin, kafam bir hayli rölantide çalışıyor :D

      Delete
  12. Bayılıyorum seni okumaya, hem de herr zaman. Özellikle mim cevapladığında bi de güncelden haber verdiğinde.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yaaa, teşekkür ederim! :) Nerelerdesin yahu, ben de seni okumayı özledim. Efetoş neler yapar oldu, bahçeden havadisler falan, eksikliğini hissediyorum :)

      Delete