September 26, 2014

(12) Hem Sevdiğim Hem Nefret Ettiğim Bir Kitap

Bir kitap değil, bazı kitaplar, bu yanda gördükleriniz gibi.

Tek ortak noktaları, hepsinde cinayet ya da cinayetler olması. Bir de genelde hacimli oluyor bu kitaplar. Basıldıktan bir süre sonra indirim sepetlerinde bulma olasılığınız da çok yüksek. Büyük bir çoğunluğunun çevirileri de çok özensiz oluyor, bolca baskı hatası oluyor, imla yanlışları sizi hayattan soğutuyor.

Kendi aralarında ayırmak mümkün, biraz alışınca yani, insan iyisini kötüsünü ayırabiliyor. Simon Beckett'inkiler fena değildir mesela. James Patterson'un bir asistan yazar ordusu varmış, onlara yazdırıyormuş. Yılda 40 kitap üretmek öyle mümkün olabiliyormuş, bu bilgiye takılmazsanız eğer, en Si-es-aylılar, en cinayetliler onunkiler. Tami Hoag'ı bir türlü sevemedim. Neyse yani, şunların hepsini okudum, kaç tanesinin konusunu baştan sona hatırlıyorsun diye sorsanız, cevabım 3.

Seviyorum çünkü ezelden beri cinayete, polisiyeye meylim var. Aman birazcık kovalamaca olsun, sabahlar olmasın. Hele bir de dedektif serisiyse, işi gücü bırakayım, bütün seriyi okuyayım. Nefret ediyorum çünkü sadece vakit geçirtiyor bu kitaplar, bunlara para harcıyor olduğumuz için bozuluyorum.

Bir yandan da şu var; bu kitapların, Grange ve Dan Brown kitaplarından sadece bir eksiği var, o da Grange ve Brown'un üşenmeyip aralara doldurduğu efsaneler, tarihi mekanlar falan. Kaiken'deki her yerden fırlayan Japon motifleri; Cehennem'deki gitseniz yerinde görebileceğiniz şehirler, binalar, saraylar falan. Harika diyaloglar mı var? Yok. Düğümü sonuna kadar çözemedik mi? Hayır, ortalara gelmeden uyandık olaylara.

Yani benim gibi sadece kuduz bir seri katil peşindeyseniz, bütün olayların tek bir uyuz şehirde geçmesinden gocunmuyorsanız, gelsin kutsal mezarların günahkar misafirleri, gitsin ölülerin fısıltıları. Ne yalan söyleyeyim, Vatikan'ın gizli emellerinden, envai çeşit sanat eserinin gizli mesajlarından falan da fenalık geldi bana. İşin içine uluslarası ve çok gizli örgütler girmeden, "çok derin" psikolojik tahliller burnumuza dayanmadan, şöyle eski usül cinayet macerası okuyasım var her daim. Lawrence Block'un Matthew Scudder ve Bernie Rhodenbarr maceralarına benzeyen seriler olsa da okusam keşke.

7 comments:

  1. zeki insanin hali baska.. bu soruyu nasil cevaplasam diyordum.. =).. ilham verdin..
    ha bi de ben de polisiyeleri kitaptan sayamiyorum.. ama bi o kadar da vaz gecemiyorum.. kulliyat kulliyat goturuyorum.. ama kitapliga koymuyorum.. hemen birilerine pasliyorum.. nerdeyse utanacagim okudugum icin..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Zekadan değil, bütün ömrümü öğrenci olarak geçirdiğimden :D Her türlü soruyu savuşturabilmek gibi bir esneklik sağladı okula gömdüğüm yıllar.
      Of ben resmen utanıyorum kitaplıkta bunları görmekten. Yazara göre falan da dizmiyorum kitapları, herkes sırt sırta oturuyor, kendi çapında bir skandal :D

      Delete
  2. biranın renkleri gel iç diyor resmen! :) ben de okiim şu kitaplardan diye aldım bir tane... hala internetteyim bak, gittim ben... :P

    ReplyDelete
    Replies
    1. Alma gözünü seveyim, ben yollarım sana. İstediğin seri katil olsun :D

      Delete
  3. Hiçbir zaman alışamadım polisiyelere. Agatha Christie vb. ayırıyorum. Onlar aşmış insanlar zaten.

    D'oh !!!! :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Havaalanı kitabı diye bir janr varsa eğer, bunlar onlar işte :D Yollardan alınır, gittiğin yerde bırakılır.
      Bu arada Tatbikat Sahnesi'nde Marquis de Sade oyunu varmış, Quills, yolda afişini gördüm :D

      Delete
    2. Havaalanı kitabı ahahahaha D:

      Sade olmasın bu defa çilekli olsun :(( Öfff çok kötüydü kabul ama hak ediyor kerata :p Psikolojimi bozdu resmen adam :D

      Delete