October 15, 2014

(29) (30) Ve Böylece Afiyet Olsun

İzmir Karşıyaka'da bir et lokantası vardı, arada ailece giderdik. Sipariş falan vermezdiniz, o gün ne varsa pişirip getirirdi abi. Siz yedikçe de getirmeye devam ederdi, ta ki elindeki şişten etleri tabağınıza sıyırıp neşeyle, "Böylece afiyet olsun!" diyene kadar. O zaman anlardınız ki son parti etler tabağınıza bırakıldı, yemeğin sonuna geldiniz. Şimdi düşünüyorum da çok büyük ihtimalle sırf bu cümleyi duysun diye sürükleyip durdu babam bizi bu lokantaya, tam onun kalemi numaralar bunlar.

Herkeslerin nefret ettiği ama benim sevdiğim bir kitap bulamadım. Herkesle beraber sevip herkesle beraber nefret ediyorum anlaşılan. Belki Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi. Ama onu da bütünüyle sevdiğimi yazmaya elim varmıyor, zaten nefret edeni değil, seveni çoktur kitabın. Doğru dürüst bir cevabım yok anlayacağınız.

30. ve sonuncu soruya geldik, vay canına. Tüm zamanların en favori kitabı.

Bir ay boyunca kitaplarla yattım, kitaplarla kalktım. Bir yandan iki satır okuyup bir yandan ertesi günün sorusuna cevap düşündüm. Evin altını üstüne getirip Gregor Samsa rozetimi buldum, Dönüşüm'den ne kadar etkilendiğimi unutmuşum, hatırladım. Yıllardır ağzıma sakız ede ede bayatlattığım Marquez'in, zamanında küçük hayatıma yanan bir meteor gibi nasıl çarptığını hatırladım. Ucuz kitaplar, kalın kitaplar, ağlatıp öldüren kitaplar; hepsini, hepsini hatırladım.

Neden okuduğumu hatırladım. En çok buna seviniyorum. Bu bir ay içinde iki de taslak okudum. Birinde annem hayatını alt üst eden bir seneyi anlatıyor, diğerinde yüzünü görmeden kardeşim saydığım güzel bir kız hem kendini hem etrafını liğme liğme edip önünüze koyuyor. İkisini de ağlayarak okudum; ikisinin de içine girmek, çocuk annemi çekip almak, arkadaşıma sarılıp saçlarını sevmek istedim.

Basılır ya da basılmaz, kitap haline gelir ya da gelmez, 30. sorunun cevabı bu iki taslak. Annem zaten benim için yazmış, arkadaşımınkini de seve seve sırtımda taşırım, bu yüklerin en birinci gönüllüsüyüm.

Okumazsam aptal olurum. Yüzüme yüzüme yalan söylerler, verecek cevabım olmaz. Okumazsam bencil, güdük, zalim olurum. Kardeşim yanar, haberim olmaz. Okumazsam herhangi biri olurum. Varlığımın yokluğumdan bir farkı olmaz.

Bunları yeniden hatırlamama vesile olduğu için Zihnin Arka Sokakları'na ve bir aydır dolaylı olarak kitaplıklarından faydalanıp kitap listeleri yaptığım herkese çok teşekkürler. İyi oldu bu.

Saat gecenin 2'si, herkesleri herkeslere emanet ediyorum, gidip yatıyorum.


10 comments:

  1. Lokantanın olayını çok sevdim ya. Keşke burda da öyle bir yer olsa. Ama et lokantası olmasın :)

    İnsanın çevresinde yazan birilerinin olması ne güzel.

    Kocaman TEŞEKKÜRLER sana da :) Güzel bir şalanjjj oldu.

    Not: Çiller'in en efsane repliğidir herhalde bu. Ne zaman aklıma gelse kendimce gülerim :D Caps de harik olmuş.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bir tane de pizzacı vardı, gene dadandığımız, 15 sene aynı cd'yi çaldılar. "Why why why Delilah" bana hep pizzayı hatırlatıyor mesela :D Bir ara içki ruhsatlarını yenileyemediler ama benimkilere bardakları folyoya falan sarıp veriyorlardı. Bir gece zabıta bastı lokantayı, annemle babam saniyenin onda birinde yok ettiler folyolu bardakları. Zabıta gidince şef garsonun bir sarılıp öpmediği kaldı benimkileri, bir yandan da "Ama nasıl bu kadar hızlı davranabildiniz? Nasıl? Nereye sakladınız?" diye aklını kaçırdı. "Dalga mı geçiyorsun, azılı kriminal bunlar" diye elimle annemi babamı göstermek istemiştim, edebimle yemeğimi yemeye devam ettim ahahhahaha :D
      Şalanjjj güzel oldu valla, iyi ki başlatmışsın.
      Tansu Çiller'i hatırlayacak yaşta birilerinin caps yapabiliyor olmasına çok sevindim :)

      Delete
    2. AHahaha Tom Jones'un o şarkısını o kadar çok dinledim ki.. Pizza hariç dünyada kalan herşey aklıma geliyor :D

      Mimledin bu arada. Tabii istersen :)
      http://zihninarkasokaklari.blogspot.com.tr/2014/10/meydan-okuma-aras-mim.html

      Delete
    3. Gördüm mimi, bence yaparım :)

      Delete
  2. Mina sendeki mizah kimsede yok inan ki. Alt tarafı bir tane kitap challenge'ı son yazısı, en sonda bombayı patlatıyorsun. O kadar güldüm ki. Doğru, demişti o kadın öyle salakça bir laf diye.
    "Okumazsam aptal olurum, yüzüme yüzüme yalan söylerler, verecek bir cevabım olmaz." Bunu okullarda tahtaların üstüne filan mı yazsalar? Benim çok sık hissettiğim bir duygu. Yalan söylüyorlar fakat eksik bildiğimden cevap veremiyorum. Bir günde değişmez ki bu halim. Bir ömür yeter mi?
    Seninkilere de çok özeniyorum. Keşke benim de annem babam olsalardı.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ehihihihi güldüysen ne mutlu bana :)
      Ben de aynen öyle hissediyorum, eksik biliyorum, unutuyorum ama biliyorum ki haklıyım. İşte internet var allahtan, bir nevi yapay hafıza.
      Benimkiler, bugün gelip alsan hiç itirazım olmaz. Birkaç gün sonra geri almak isteyebilirim, aile müessesesi böyle bir tuhaf bir şey, giriş var, çıkış yok.

      Delete
  3. Merak edilesi bir yermiş bu lokanta. Yani amca kendi karar veriyor öyle mi getirdikçe getiriyor, ne hoş:) Tombili olmam için büyük fırsat:) Hem repliği de türk filmleri gibiymiş sevdim.
    Bu kitap mevzusuna gelince, bazen yazamayacağım diye korktum ama şimdi de bitsin istemedim hiç. Bugün son günleri yazacağım ve bitireceğim. Ayrıca böyle farklı insanlardan kitaplar hakkındaki fikirlerini öğrenmek de çok güzel bir deneyim oldu. Yeniden olsa katılırım:)
    Her şeye rağmen hayat güzel'
    Gideyim tıpış tıpış kahvemi yapayım, sonra da oturayım blog sayfama yeni yazı yazayım:)
    Yarın tatil, mutluyum!
    Belki sende müsait olursan azıcık da olsa konuşuruz skype ileee:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Evet, kendi planı programı vardı abinin, esnaf lokantasından biraz hallice bir yerdi. Ben Ankara'ya taşınmadan kapandı, çok üzülmüştük arkasından.
      Kitap meydan okuması bitti, ne yazacağımı bilmiyorum şimdi :) Ne güzel, hiç uğraşmadan her güne yazacak bir mevzu oldu.
      Şimdi bi mim yazıcam, sonra dışarı çıkmam lazım ama çabuk dönerim, seni dürterim dönünce.

      Delete
  4. fakirlikten iki senedir kütüphane alamadığımız için kolilerden duran kitaplarımızı karıştırdım yaklaşık bir saat önce... :)) meğer ben de bir iki bir şey okumuşum yahu... bir ara üşenmeyim de en azından fasbükteki listeme ekleyeyim onları, böyle zamanlarda ordan açar bakarım en azından. sonra da yine bloga yazmam ahhahah :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aman sakın yazma bloga, sakınn :D Kütüphane dediğin biraz rafa ve bir adet matkaba bakıyor la, bir gelebilsem İzmir'e, ben çakarım sana kütüphane.

      Delete