November 24, 2014

Çok Suratsız Bir Öğretmenler Günü Yazısı


Hayatım boyunca yaptığım, öğretmenliğe en yakın şey buydu. Fotoğraftaki yavrular kazı çalışmalarını bitirmişler. Plastik iskeletleri, Ulus'tan alınma "binlerce yıllık" çömlekleri falan ölçmüş biçmişler, çimlere yayılmış, ortaya çıkardıkları bulgular ışığında hikayelerini yazıyorlar. Ayaklarımın arasına kıstırdığım yavrunun adı Doğukan, otur saatlerce sohbet et, hiç aramızda 20 yaş yokmuş gibi. Beş sene geçmiş aradan, üniversiteli olmuştur şimdi, unutamadığım çocuklardan biriydi.

Bu projeyi yaparken blog tutmadığıma çok üzülüyorum. Bir sürü güzel detay uçtu gitti aklımdan. Fakat akşamları eve nasıl pelte gibi gelip 9'da falan uyuyakaldığımı hatırlıyorum. Çocuklarla uğraşmak çok meşakkatli bir iş. Bazı sabahlar uyanıp "Allahım çok şükür bugün çocuklar gelmiyor" diye sevindiğimi de hatırlıyorum.

Okuldan hayatım boyunca nefret ettim. Sevdiğim öğretmen sayısı da bir elin parmaklarını geçmez, hala çalışıyorlarsa umarım öğrencileri, benim sevdiğim kadar seviyordur onları.

Ama mesela dersi dinlemiyor, günlüğünü yazıyor diye sınıf arkadaşımızı rezil eden; bir de üstüne günlüğü açıp sınıfa yüksek sesle okuyan aşağılık herif, sen umarım acı çekiyorsundur. Üşenmedim gugılladım, Karşıyaka Anadolu Lisesi'nde Almanca öğretmeniymiş, maşallah bir anadolu lisesinden diğerine, sırtı da yere gelmemiş. Bu adamın da mı öğretmenler günü kutlanıyor yani şimdi? Almanca da konuşamazdı üstelik.

Ya da de'leri da'ları ayıramayan ilkokul öğretmenimi naapıcaz? Aradan yıllar geçmiş, ben kadını unutmuşken kardeşimin ilkokulunda karşımıza çıkması, koridorda koşturuyor diye kardeşimi tokatlaması falan?

Öf valla, gelip deseler ki "Liseden başlayacaksın tekrar, büyük bir yanlışlık olmuş", kendimi keserim gene de geri dönmem. Öğretmenler Günü deyince de bitmek bilmeyen törenler, bayat şiirler, sınıf annesinin topladığı hediye paraları geliyor aklıma.

Aklıma gelmişken üç öğretmenimin peşine düştüm, bir email falan bulurum diye. Harika insanlardı, iki satır yazarım, ne güzel olur. Bir de annemi arayayım, öğretmen marşını söyleyeyim telefonda. O da öğretmenlik yaptı kaç sene, eksik kalmasın törenden mörenden.

24 comments:

  1. Aoo!
    Projeyi çok merak ettim..
    Bende aynı miniklerle İstanbul'da arkeologlar derneğiyle birlikte bir proje yaptım.
    Onların öğretmeni oldum, birlikte şahane "istanbul" çalışmaları yaptık..
    :)))
    Anlatsan ya..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya tam şu anda aynı şeyi düşünüyordum, yaptık ettik de geriye sadece binlerce fotoğraf, saatlerce video görüntüsü falan kaldı. Bir de Tübitak'a yazdığımız raporlar ki onlar da tam olarak nerde bilmiyorum. Web sayfası gitti kimse uğraşmayınca, bir facebook grubu var ama orası da ölü 3-4 senedir.
      Bir ara yazayım hakikaten, makale falan yazmaya halim yok, bari buraya yazayım :)
      Sen yazdın mı peki senin minikleri? Çok isterim okumayı.

      Delete
    2. Evet yazdım, İtalya'da bir üniversite sempozyumu için yazdım.
      Üsküdar'da ilkokul çocuklarıyla birlikte.
      http://vimeo.com/23086715 tanıtım videosu burada..
      İlgilenirsen makaleyide sana gönderirim...

      Delete
    3. Seyrediyorum şimdi videoyu. Makaleyi de çok isterim okumak. Dur sana yeni aldığım ciddi email adresimi vereyim :)
      eroglumina@gmail.com

      Delete
  2. ha haaa marşı söledin mi anneneee :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahahhah ya aradım ama bir takım kedi meseleri marşı unutturdu, seneye artık :)

      Delete
  3. Öğretmeniim
    canım benim canım benimm :d

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bak gene onda bir masumiyet, bir naiflik falan var. Cehle karşı savaşlı olan çok gürlemeli coşmalı, beni endişelendiriyor :)

      Delete
  4. Hani len bana Öğretmen marşı? Biz örtmen deeel miyik?

    ReplyDelete
  5. Ha bir de mor ayakkaplar çok jantiymiş...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yeaaa anneme de söyleyemedim, eskisi kadar canavar hislerle dolu değilim galiba. Ayakkaplar, bütün janti arkadaşları gibi çok pis vururdu. Ve tabi ki leoparlısı da var. Ama vuruyor, çok vuruyor.

      Delete
  6. Şimdi öğretmenlerle ilgili pek de hoş olmayan anılarını anlatınca, bu durumda ben de öğretmen değilim ki zaten. Hele almanca öğretmeni hiç değilim, valla bak! ;) :D
    (Bi de yemin ettim ayak üstü, çarpılmam dimi? :P)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahahahahha yaaa bahsi geçen adam olmadığına eminim :D O günlük okunurken önce bir arkadaşım, sonra ben kalkıp itiraz ettik. Dersten sonra ikimizi sınıfa kapatıp ahlak dersi verdi. Ertesi gün velilerimiz okulu bastı. O arada kim olduğunu hatırlamadığım biri, bu herifin asker kaçağı olduğunu farkedip ihbar etti, böylece bir süre kurtulduk. Geri geldi ama. Bir süre ana dili Almanca olan çocukların derslerine girdi, orda almıştır boyunun ölçüsünü diye tahmin ediyorum :)

      Delete
    2. :D Yok, o adam değilim, bu sefer caaanı gönülden valla bak! ;)
      Ama şaka bi yana, çok talihsiz bi anı. Ve malesef hepimizin zamanında bu tarz çapsız öğretmenleri oldu illa ki. Öğretmenlik sevmeden asla yapılmaması gereken bi meslek bu yüzden, işin insan yetiştirmek. Sen çok doğru olacaksın ki güzel kopyaların olsun. İşte tam da bundan mütevellit, mesleği sevmediğimden, yıllar önce bıraktım ben öğretmenliği. Ve malesef konuyla ilgili hala yargılanırım, ne güzel meslek, sırtını devlete dayamışsın, keşke bırakmayaydın diye. Konu o çünkü, kolay meslek göya, bi de sırtını dayamak. E hal böyle olunca o adam hatıra defterini de okuuur, totoya şaplak da atar, sonuçta dayamış işte sırtını nasılsa... Neyse, yarama bastın ama bak. :P

      Delete
    3. Yazları 3 ay tatil, oh kebap da derler. Annem de edebiyat öğretmeniydi, bir gecekondu mahallesinden diğerine tayin oldu durdu, sonunda emekli oldu. Sistem annemle uğraşacağına bu adam gibi öğretmesi gereken şeyi bilmeyen asalakları temizleseydi mesela, iyi okullara tayin edip ödüllendireceğine. Bak sen de dayanamamışsın, bırakmışsın. Ben de üniversiteden kaçtım.
      Aman neyse, unutup gitmeye dünden razıyım da baktım millet yana döne öğretmenler günü kutluyor, bir bana mı denk geldi yahu kötü öğretmen diye sinirlendim :D

      Delete
    4. :) Seni çok iyi anlıyorum, kaçmanı. Çünkü ben de üniversiteden kaçtım. ;) Üniversitede derslere giriyodum, bi yandan da doktoramı yapıyodum. Akademisyen olmak en önemli hayallerimdenken bi zamanlar, arkama bile bakmadan topukladım o kötü birkaç yıldan sonra. Bazen rüyalarıma giriyo, yeniden ordaymışım, korku ve hayal kırıklığı içinde uyanıyorum, o kadar gerçek görüyorum. Nasıl düştüm yeniden buraya diye soruyorum rüyalarımda çaresizce.
      Belki de benzer tatsız tecrübelerden midir nedir, dün hiçbir kutlama yazısına takılmadım da, takıla takıla kendim gibi kara koyunun yazısına takıldım ve halen takılmaktayım görüldüğü üzere... ;)

      Delete
    5. Ahahhahah e biz kader ortağıymışız yahu! :D Allah kaçamayan ve kaçmak istemeyen kara koyunlara sabır versin, delirmeden çalışsınlar, tek temennim bu.

      Delete
    6. Aynen, delirmeden çalışırlar umarım. Hiloviiin amin... :) (Üniversite deyince aklıma bi Hiloviiin geldi bak, gerçi o bile şirin kalır ya, neyssse...)

      Delete
  7. Benim de ilk dikkatimi çeken ayakkabılar oldu. Kadifemsi bir izlenim edindim. Mor renk, kadifeye en çok yakıştırdığımdır. O günlere dair anılarını ben de çok merak ettim, kesinlikle yazmalısın. Çoğu detay kayboluyor böyle zamanla. İnsan üzülüyor. Keşke her anı saklayabilsek tüm incelikleriyle. Öğretmenler günü sadece hatırlanmayı hak eden iyi kalpli sevgi dolu öğretmenler olduğu için hala benim için kıymetli bir gün. Bir de o öğretmenlik yaptığım zamanlar geliyor aklıma tuhaf oluyorum. Bugün bloga yazmaya çalışacağım biraz bişeyler. Ailemde öğretmen var benim de, amcam yengem kuzenim falan o yüzden de öğretmenlik hikayelerine yakınımdır. Çok gaddar, psikopat olanlarını da gördük ama onları hatırlamak dahi istemiyorum. Geçenlerde çok sevdiğim bir öğretmenim ölmüş diye haberi geldi çok üzüldüm, en son onu gördüğümde zaten aklı uçmuş gibiydi. Şimdilerde onu eski haliyle hep anıyorum. Bana liseye dön deseler hemen evet derim. Okula giderken hep söylenirdim ama okulu çok sevdim, öğretmenleri hep sevdim. Üniversite öğretmenlerimi de hala arar sorarım. Çok dalga geçerler onlara da öğretmen dediğim için ama bunda ne yanlış var çözemiyorum bir türlü öğretmen işte da daha ne!
    Neyse senin leoparlı papilerin varsa benim de kedişimin henüz içine sokmayı bir türlü başaramadığım leoparlı bir yatağı var artık:):)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ayakkabılar saten gibi bi kumaştan, çok da ucuzlardı. Ama Tuğba valla giyemiyorum artık, o kadar acımasızca vuruyorlar ki. Bu fotoğrafı çektiğim gün eve varamadım, yolda bir yerlerde çıkarıp elime aldım ayakkapları :) Senin kedişle yarışırız leopar konusunda ahahhaha :D Yatağa girmez, karton kutu koysan ona girer, çok da sevinir. Kediler hiç laf dinlemiyor :)
      Kimseyi arayıp sormuyorum valla ya, hiç huyum değil. Bir Almanca öğretmenim vardı, onu bulmak isterim. Bir de ilkokul 1 ve 2'yi okutan öğretmenimi. Arandım dün biraz, bulamadım. Okula gidip sormak lazım, o da hiç huyum değil, düşüncesi bile içimi daraltıyor ahahhahah :D
      Sen yaz da okuyım, merakla bekliyorum.

      Delete
  8. bir simenon romanı daha yazdım. hollanda da bir cinayet :) yanda arşivde bilokumdaaa :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yazdığın gün okudum, ben de beğenmiştim Hollanda'da Bir Cinayet'i :)

      Delete
  9. ben de 2 kere ders verdim zengin çocuklara.. örtmen sayılıyo muyum? :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sayılıyosun. Seni de arayıp Öğretmen Marşı'nı söylemek lazım.

      Delete