December 26, 2014

"Adam çok değerli ama bağımsızdır"

Hemen iki satır yazıvereyim unutmadan, Ovacık Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu'nun konuşmasından aklımda kalanları. Okulda çocuklar, konuşmanın öncesinde şu aşağıdaki Kanal D haber videosunu gösterdi. Başganın havasını çok iyi yansıtıyor diye düşünüyorum. Cüneyt Özdemir kadar dili sürçen ve saçmalayan bir adam nasıl oluyor da enkırmen falan oluyor diye de hep merak etmişimdir.



Amfi tıklım tıklım doluydu, başgan parkası ve çantasıyla oturanların arasından alkış kıyamet geçerek kürsüye çıktı, kafasına popçu mikrofunu taktılar, bize üç dilde merhaba diyerek başladı. Konuşmasının sonunda soruları da cevapladı, ortaya harman yapacağım şimdi anlattıklarından.

-Seçim çalışmasında asla başka partileri ve adayları kötülemediklerini, sadece planlarından ve yapacakları işlerden bahsettiklerini anlattı. Başka adaylar herkese belediyede iş sözü vermiş mesela, "Yav belediyenin 18 işçisi var, 4 işçi daha alsak batar belediye, maaş ödeyemez ki" dedi. Ovacıklılar anlamış boş vaadleri.
Kimseden hediye almamış, kimseye de hediye vermemiş seçim öncesinde. Ama halk yemek yapıp yollayarak, başganı ve çevresindekileri besleyip doyurarak destek vermiş.

-Yollar hep çamurmuş, kilit taşı döşeyerek halletmişler. Bunun için de ihaleye çıkıp korkunç paralar ödemek yerine bir yerlerden kum hibesi alıp kendileri imal etmişler kilit taşlarını. Anladığım kadarıyla zaten belediye işçileri, başganın kendisi, civardan görüp de yardıma koşanlar falan bir olup döşemişler yolları. Daha çok iş varmış yapılacak.

-Suyu 50 kuruştan veriyorlarmış halka. Bu aralar bir çalışma yapıp fakir aileleri belirleyeceklermiş, onlara 25 kuruşa inecekmiş su.
Konuşmasının bir yerinde belediyenin her ay 7bin-8bin lira açık verdiğini söylemişti. Birisi kalkıp bu açığın uzun vadede sorun olup olmayacağını sordu. Başgan dedi ki ilk geldiğinde belediyenin 30binküsur lira su geliri varmış, fiyatları indirdikleri halde şu anda 50binküsura çıkmış o gelir. Nasıl oluyor da oluyor peki bu iş? Başgan açıkladı, "Halka 50 kuruşa verdiğimiz suyu kamu kurumlarına, askere, polise 3.70'ten veriyoruz. Sadece jandarma 30bin liraya yakın su parası ödüyor Ovacık'ta". Başgan mehihihi diye güldü cümlesini bitirip, salondan kahkahalar yükseldi.

-Haber videosunda da gördüğümüz işaret dili kursundan bahsetti biraz. Benim anladığım, bu tür desteğe çok ihtiyaçları var. Para falan değil, projeler peşinde başgan. İnsanların işine yarayacak, hayatı biraz değiştirecek, uzun vadeye yayılabilecek gönüllü destek. "Gelin, görün, beraber bir şeyler yapalım" dedi,

-Ovacık'ın yakınında Munzur gözeleri varmış. Başgan hep "halk kültürü" dedi, bu Munzur'un kaynaklarının inanç sisteminde önemli bir yeri var, oralar düzenlenerek piknik alanları yapılacakmış. Kamu arazilerinin tarım alanlarına dönüştürülmesi için çalışacaklarmış.
Bunları çok önemsedim, tarım topraklarının kaybolmasını her yere TOKİ dikip televizyonda boktan kamu spotları göstererek değil, o alanları tarıma açıp ekip biçmeyi gerçekten destekleyerek önleyebilirsin. Alevi inancının da son derece Anadolulu ve hiç tahmin etmeyeceğiniz kadar eski olduğunu düşünüyorum, naçizane; kutsal suyu, kutsal dağı, deyişleri, türküleri filan unutulur giderse hepimiz sakat kalırız. Birilerinin azıcık kafası çalışsaydı üstüne atlardı bütün bunların, korumak ve yaygınlaştırmak için yırtınırdı çünkü bütün o diller, o aşureler, o kutsal nehir falan hepimize bu toprakların gerçek sahibi olma payesi veriyor. Ama nefret işte, insanı hem kör hem aptal ediyor.

-Soru-cevap kısmında moderatör kız söz veriyordu el kaldıranlara, başganın kıza eğilip "Kadınlara söz ver, kadınlara söz ver" dediğini duyduk. Konuşması boyunca da sürekli "kadın" dedi, hanımlıktan, bağyanlıktan bayılmış biri olarak bana çok iyi geldi.

Son sözü alan çocuk, sanırım organizasyonu düzenleyen SFK'dandı, "Biz ODTÜ olarak bir şeyler yapalım, başganımız bizi içirsin, beslesin, tarlada çalışalım" dedi. İçirip besleme fikri, başgan da dahil bütün salonu güldürdü. Kötü fikir değil, 40 sene öncesinin öğrencilerinin doğuya gidip çalıştığını, staj zorunluluğunun gerçekten birilerinin işine yarayacak ilkokul binaları, köprüler falan inşa ederek karşılandığını biliyorum.
Aynı çocuğa biraz da kızdım, söze "Komünist ODTÜ, komünist başkanı ağırlıyor çağrısına, komünizmi hakaret ya da aşağılık bir şey olarak algılamayıp geldiğiniz için teşekkür ederiz" diye başladı. Biz de altın gününden kalkıp, kısırımızı tabakta yarım bırakıp gelmedik o salona, yani hedef komünizm lafından rahatsız olanlara ulaşmak idiyse, o hedefe ulaşıldığını da pek zannetmiyorum. Zaten salonda yaş ortalaması 18-20 civarıydı. Ben annesi olsam, gerçekten karın tokluğuna tarlada çalışmaya yollardım bu oğlanı.

Velhasıl komünist başganın kısa zamanda yapıp ettikleri, planları, söylemleri filan gayet yerli yerinde; herkesin iyiliği için hep beraber çalışmak, dürüstlük ve şeffaflık, halden anlamak. Uzun yıllar acil serviste çalışmış, bunu duyunca aklıma Mustafa Sarıgül ve mini boy versiyonu oğlu geldi. Gökçek ve oğulları geldi.

Alın teriyle para kazanan, mütevazı insanı, otomatik olarak ne idüğü belirsiz hanedan mensuplarından ayrı bir yere koyuyorum. Ovacık'a selam, umarım önümüzdeki bahar Küba Kafe'nin pizzasını deneyeceğiz cümbür cemaat; Pertek, Pülümür, Düzgün Baba, Munzur falan, yoksa benim gözüm açık gidecek.


22 comments:

  1. Munzur'a çıkabileceksek, ben de giderim. Uzaktan bakıp, içlenmek son bulsun artık.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben aslında arabayla basıp gitme hayalleri kuruyorum ama arkadaşım uçakla gidelim, Pertek'ten babasının arabasını alalım diye plan yaptı. Munzur'a ne kadar çıkabiliyoruz bilmiyorum ama sorıyım bi. Arabayla maceralara atılmak mümkünmüş ama yer yer yol yokmuş.

      Delete
  2. Gurulandım böyle bi hoş oldum yazdıklarını okuyunca memleketim :) (hiç gidemediğim ama ilk fırsatta deneyeceğim memleketim)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay aniden sokağa çıktım, cevap yazamadım bir türlü.
      Benim de bir türlü gidemediğim o kadar çok yer var ki. Senin ama kesin gitmen lazım, seni başka türlü bağrına basar oranın suyu, dağı.

      Delete
  3. Bu arada burayla alakalı değil tabi 'Ev Hayvancılığı' etiketine bayıldım neredeyse hepsini okudum :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahha sen böyle yazınca hemen dehşete kapıldım "Allahııım kim bilir neler yazdım o etikete?!" diye :D Ben de bakıyım :)

      Delete
    2. Bazı bölümlerde ben de dehşete kapıldım ne yalan söyleyeyim :) Parçaladıklarını görünce. Bize gece uykusu haram oldu. Yazık sabah 8 akşam 8 çalışıyoruz ve hala wc filan için tüm eve dalamıyor ve enerjisini akşam yeterince boşaltamıyoruz sanırım 4.30 da uyanıyor aşağı komşu görevliyle haber göndermiş. Ses çıkartan oyuncakları kaldırdım :) kovulma ihtimalimiz vr büyüdüğünde.

      Delete
    3. Offf 4:30'da uyanmalar! Ben bugün 8'de fırladım yataktan, Kudi terastan sarkmış, aşağıdan geçen iki köpeğe avazı çıktığı kadar havlıyordu. Bizim komşular da kesin çok mutsuz ama bir-iki senedir filan kimse yüzümüze bir şey demiyor. Ben de hiç köpek möpek yokmuş gibi davranıyorum :)
      Sen anlattıkça hatırlıyorum yavru köpek enerjisinin nasıl bitmek tükenmez bir şey olduğunu. Emin ol bütün enerjiyi boşaltsanız bile o canavar gibi gene 4:30'da dikilir ayağa. Kudi'yi de kavga dövüş içeri soktum, fırçayı yiyince beş dakika kadar çok utandı, sonra çekme ipini getirip suratıma çarptı, mecburen biraz ip çekiştirdim gözümde çapaklarla :)
      Bizim bu civarda o kadar çok köpekli insan var ki galiba biraz kaynıyoruz arada. Sizin mahalle nasıl?

      Delete
    4. Bizim binada tekiz. Mahalle pek tanımıyorum yeniyiz ama ne parkta denk geldim ne de sokakta :) Bina görevlisi çöp için geldiğinde bi kaldı şaşkın şaşkın. Yöneticiye dediniz mi filan diye sordu. Bilmiyorum ne diyecekler ama biz savunma hazıladık. Eşim o kadar seviyor yine de aradı demin gözlerim yanıyor uykusuzum diyor :)

      Delete
    5. Ya son dönem biraz değişiklik oldu sanırım bu evcil hayvanlarla ilgili yönetmeliklerde, hayvan sahiplerinin lehine değişiklikler. Mesela köpek şikayet etmek için polis çağıramıyor artık komşular, başımıza geldiği için zamanında, aklımda bir tek bu kalmış :)
      Umarım kafanızın etini yemez sizin yönetici falan, bu apartman hayatından nefret ettiğim kadar çok az şeyden nefret ediyorum :)

      Delete
  4. Ne kadar da cahilmişim bazı konularda mesela su ücretinin belediyenin insiyatifinde olduğunu bilmiyordum. Sanıyordum ki devlet tekelinde bu hizmet. Bir umut yeşerdi içimde. Belediyeler her halükarda borca batmış durumda, varsın o borç makam arabalarından, taşeron olarak çalışmaya zorlanan partizanlardan değil de sudan olsun, yöre halkı için olsun. Benim kınadığım ve kınamaktan asla vazgeçmeyeceğim birtakım solcu ya da komunist arkadaşlar bu toplantıda da mevcutmuş işte adın etiketin bir önemi var mı bu insancıl tavrın yanında ya da olmalı mı, hiç bilemiyorum. Yani o toplantıya o görüşü paylaşmayıp makam hırsı yerine yöneticinin tavrına hayran kişiler gelseydi örneğin bu soru onu da uyuz ederdi. Bu 'biz yaptık, bizden biri yaptı, siz ve onlar bok gibi' tavrı fenaa! Bu tarım ve orman arazisi konularına önem veren bu konuda direnen tüm belediyelere helal olsun. Ama bunu muhalif tavırla yapanlara da uyuzum. Çünkü böyle bir belediye var ki sırf oh ne de güzel muhalefet ediyoruz tavrıyla hareket ederken denize nazır belediye binalarında jakuzili makuzili müdür odaları yapıyorlar. İnsan olabilene de insan için hizmet edip kişisel menfaatlerini bir kenara bırakana da helal olsun! Günüm aydınlandı!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Öfff aklıma babamın bir okul işgali anısı geldi. Rektörlüğü işgal etmişler, çalan telefonları "Alo, burası falan filan öğrencileri işgali altındaki rektörlük" diye açıyorlarmış. En sonunda telefonun diğer ucundan şu soru gelmiş, "Yavrum sizi 23 Nisan'da mı orada unuttular?"
      Sanırım oğlan, SFK'lı olmayanların da toplantıya gelmiş olmasına şaşırmıştı. Her şeyi bırak, kendi içlerinde toplanıp toplanıp konuşmaya bu kadar alışmış olmak çok acıklı bence. Zaten arkadaşım anlattı biraz, belediye başkanı da doğma büyüme TKP'li değil anladığım kadarıyla ama legal bir siyasi partiden aday olmadan başkan seçilemeyeceğinden TKP adayı olmuş. Beni hiç ilgilendirmiyor parti uzantısı, bir kıstas değil yani, doğru diyorsun. Yalova Belediyesi'nin köprülü yol mudur ne boktur, onun için kestiği ağaçlar böğrüme oturdu. Televizyona çıktı o başkan, onu da dinledim. Elle tutulur hiçbir şey söyleyemedi. O yolda trafik kazası oluyormuş da, insan canı mıymış ağaç mıymış da cart curt. Adama "Trafiği evlerin arasından geçirme o zaman, hırt mısın nesin?" derler. Parti meclisine protestocular gelmiş, konuşturmamışlar, bir de salondan atmışlar. "Orası protestonun yeri değil" diyor adam. Sen hem "ağaç mı insan hayatı mı" gibi yavşak bir argümanla gel hem de protesto yerini ve zamanını senin keyfine göre ayarlasın insanlar. Söylem açısından AKP'den ne farkın var senin?
      Almışım gazı zaten iki yaz önce, kimsenin gözünün yaşına bakamam bu saatten sonra. Var işte orda bir yerde bir küçük ama gururlu belediye, gitmesek de görmesek de o belediyeee bizim belediyemizdiiir :)

      Delete
  5. Paylasim icin tesekkürler! Ovacik Belediye baskaninin yaptiklarini severek ve merakla takip ediyorum, bence TKP li oldugu icin degil, idealist bir insan oldugu icin basariyor bunlari (aklima bir zamanlarin Fatsa belediyesinin hikayelerini getiriyor ). Ama türkiye gibi bir ülkede TKP li bir belediye olmasindan da cok hoslaniyorum tabii :-) TKP istanbul belediye baskani adayinin konusmalarini da begenmistim ben. Secilseydi nasil olurdu bilmiyorum tabii, istanbul daha büyük ölcekli, bunun mafyasi vs si var, o kadar bagimsiz olabilir miydi bilmiyorum, ama su ankinden daha iyi olabilirdi. (bu arada Itir ben)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Fatsa Belediye Başkanı Terzi Fikri di mi? Onu da andı konuşmasının bir yerlerinde Fatih Maçoğlu, bir benzerlik var kesinlikle aralarından.
      Aynen senin gibi, ben de çok beğenmiştim TKP İstanbul adayının konuşmalarını, ne kadar sakin, ne kadar aklı başında bir adam. Aydemir Güler. TKP ikiye bölününce Güler hangi tarafta kaldı bilmiyorum mesela, pek takip etmemişim seçimlerden sonra. Neden ikiye bölündüler, onu da bilmiyorum.
      Ovacıklılar'ı tebrik etmek lazım, başka kimse onlar gibi oy kullanamadı resmen memlekette :) Arkadaşım gitti geçen yaz Ovacık'a, acayip pozitif bir hava varmış herkeste, neyi başardıklarının farkındalar bence :)
      Miyu'ya çok selam! Yerleştiniz mi iyice?

      Delete
  6. Kariyerime ev anası olarak devam ediyorsam bunun müsebbiblerinden biri de Cüneyt Özdemir'dir. Sanırım 16 yaşında falandım. Lisede staj için cnntürk iç haber editörünün asistanlığını yapmaya başlamıştım. Bir gün hazırladığımız haberde kullanılmak üzere grafik animasyon hazırlanması için editör beni grafik odasına gönderdi. Başlayalı bir hafta falan olmuştu. Cüneyt Özdemir'i tanımıyorum. Kapıdan girdim istediğimi anlattım o zaman Beş n bir k falan yok kendisi mehmet ali birandın ekibindeydi. Neyse bu önce form doldurman gerekiyo falan dedi asabi asabi, tamam dedim nerede bu form şu köşede dedi gittim baktım yok. sen görememişsin dedi yok yahu form nasıl bir şey biliyorum herhalde dedim bu iyice uyuz oldu bana kalktı baktı formların bittiğini görünce o zaman sen hazırla bi form kafana göre doldur diye aklınca espiri yaptı o ve birkaç embesil arkadaşı da bu süper espiriye güldü. sonra bir kaç ay sonra kendisini ekibindeki bir kızı itin g.tüne sokarken gördüm herkes odasından çıkıp ne olduğunu anlamaya çalışırken kız ağlıyordu. o günden beri kendisi benim için gargameldir. Bu da böyle bir anımdır :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Espri anlayışı hep aynıymış demek ki, sanırım ortaokulda bir yerlerde sabitlenmiş. Gerçekten hiç pırıltı göremiyorum adamda, hatta bazen hazırlıksız olduğunu farkediyorum, konuşulan meseleyi bilmiyor filan. Hiç bilmiyor, yanlış biliyor, hatırlamıyor, konuşurken tökezliyor, olmayacak yerde gülüyor. Tahlil mahlil gibi bir kabiliyeti de yok, ne faydası var bana bu adamın hazırladığı haberin?
      Bir de üstüne şöyle numaraları var tabii, Gezi sırasında "Diren Türkiyem, geliyorum" falan diye yazı yazdı, İngiltere'den sunuyordu ya programı, neden bilmiyorum. İki gözüm önüme aksın, evde dedim "Bu gelecek ama kesinnnn sayfiyeye gelecek, aha da buraya yazıyorum" diye. Geldi, Bodrum'a gitti, yaz sonuna kadar ordan yaptı programı, arkada iskele-plaj manzarasıyla. Hepimizi kurtarmaya geliyordu kıçımın CNNTürk'ünün çalışanı da Bodrum'da mahsur kaldı, kıyamam. Ne ondan ne de CNNTürk'ten hırsımı almamın imkanı yok.

      Delete
    2. Cnn Türk benim için çalışanlarının tuvaleterde vicdanlarını dışkıladığı bir kanaldan fazlası değil inan. Daha on sekiz olmadan öyle insanların öyle yüzlerini gördüm ki orada şimdi televizyonda insan haklarından azınlıklardan falan söz ediyorlar, yıllarca o iğrenç televizyonculuğu onlar yapmamış gibi hayali bir geçmiş üzerinden anılarını kitaplaştırıyorlar midem bulanıyor. Newsroom diye bir dizi var yeminle yazsam onu gölgede bırakacak hikayeler yaşamışlığım çok. Allahtan akıllılık ettim de ruhumu da teslim etmeden kaçtım CNN tırttan :)

      Delete
    3. Kaçtığına ben de sevindim :) Ruhunu teslim edebilirdin, benzin döküp hafifçe kundaklayabilirdin, bunlar hep olabilirdi :)
      Newsroom'u da en heyecanlı yerinde bıraktım, kimyasal silah hikayesi tam patlak vermek üzereydi, seyredeyim bari devamını.
      Bence bir ara yaz sen o hikayeleri, ben de bir takım arkeoloji hikayelerini yazmak istiyorum, unuttum bile bir sürü şeyi. Sonra "Arkeoloji çok zevkli meslek yaa, hazine buldun mu hiç?" diyenlere çantamdan bir takım fotokopisini çıkarıp vericem, "Al sana arkeoloji" diye :D

      Delete
    4. Hahaha çok iyi fikir! Ben de bugün beynim yanmış şekilde serdar ortaçın fransız karısını gördüm garibim üniversite okumak istiyormuş burada sunucu hangi bölüm dedi kız da journalism dedi sabah sabah çayı püskürtücektim. Oku annem oku dedim. Onun journalismi farklı tabii ona sevdanın yolları bize up linkler montaj masaları kurgu odaları yazalım minamu yazmayıp da ne edicez. Öperim özleyerekten...

      Delete
    5. Bunu bir seri haline getirebiliriz, çünkü resmen başlık bulmuşsun, "Size Sevdanın Yolları..." ahahhahha :D Benimki "Size Sevdanın Yolları, Bana Uçan Kakalar" olabilir mesela; foseptik, vidanjör falan, bunları bilmeden de yaşayabilirdim, hayat müsaade etmedi.
      Öperim ben de hasretlen, senin oğlanı bilhassa öpüyorum, burdan portakallar fırlatıyorum.

      Delete
  7. başganın fışkiyesini kırdıkları yetmiyormuş gibi bu sefer de musluklarını açıp kaçmışlar, yollar bundan kelli hep buz olmuş... şu adama sulu şakalar yapmasınlar söyle! :)))

    Ovacık falan bilmiyordum, gugıla sordum baktım şöyle bir, iyi oldu. Teşekkür ederek gidicem o yüzden... :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Adam 20 senedir buzlanma meselesini çözemedi. Allah acıdı halimize herhalde, iki kıştır doğru dürüst kar yağmıyor buraya ahahhahha :D En son yağdığında millet arabalarını yolda bırakıp evlerine yürümüştü akşamüstü.
      Ovacık fahri hemşehrisi plaketimi almaya çok yaklaştım, biraz daha yazarsam olacak bence :)

      Delete