January 5, 2015

Yılbaşı, Ganzınrozıs, Bir Yeni Yıl Kararı

Yılbaşı gecesi pek ne yapacağımızı bilemedik, bir ara Ankara'nın Bağları çalınca ilk ayağa fırlayıp oynamaya başlayan olmama hala inanmakta güçlük çekiyorum. Hayatımın büyük kısmını İzmir'de geçirdim, şimdi "Ah Ege ah, şevketibostan, çiğdem, klorak" falan diye ağlaşsam bana kim inanır?

Annem müziği çok gürültülü bulduğunu beyan etti, barbar kocama gözlerimi belertip "Kıs, sesi kıs, anneme fenalık geldi" dedim. "E ama annen senin arkanda dans ediyor, anlamadım ki?" diye cevap verdi. Annem gizli gizli şuna dans ediyormuş:



Babam "Ganzınrozıs" dedi. "Evet" dedik. Bu arada, bu ikisine "Akşamüstü gelin, 7 gibi gelin" dedim, 5'te kapıya dikildiler, kucaklarında bir kase sigara böreğiyle. Bornozla karşılamak zorunda kaldım. Arkalarından barbar kocamın abisi ve iki yeğen, bir arkadaşımız, ilerleyen saatlerde bir arkadaşımız daha geldi. Kudi herkese ayrı ayrı karşılama töreni tertip etti. Bir ara kapıyı açık görünce şüphelendim, Kudi'yi üç kat aşağıda, tanımadığım iki ergen oğlanla sarılıp öpüşürken yakaladım. Hızını alamamış salak.

Biz de hızımızı alamadık, saatler 12'yi gösterdiğinde kalkıp öpüştük. Böylece başladı yani 2015. Senden hiç beklentim yok 2015. Bak beş gün olmuş, aynı 2014 gibisin, değişik hiçbir şey yok. Olmayacak da büyük ihtimalle, o yüzden kendimle uğraşmaya karar verdim. Hemen izah edeyim.

İyi şeylerin havada süzülerek geldiği falan yok, yeni yıldan sağlık mağlık dileyebilirdim. Ama sigara içiyorum. Ama düzenli egzersiz yapmıyorum. Yani 35 yaşımın -artık ne kadarı kaldıysa- dinçliğinden yiyiyorum, hazırdan yiyiyorum. Yine 35 yaşın tecrübesiyle biliyorum ki sırf yeni yıl geldi diye sabahları yoga yapmaya başlamayacağım, yayvan biriyim, disiplinli değilim. İki hafta yapar, sonra sallarım.

Bu ahval ve şerait içinde et yemeyi nasıl bıraktım mesela? Hayatımda hiçbir şeye göstermediğim dikkati buna gösteriyorum, hiçbir alanda sağlayamadığım istikrarı bu konuda sağladım ve sebebinden çok emin değilim. Galiba vicdanımı yaralayan bir durum olmasından kaynaklanıyor. Zaten elimde sadece vicdan ve nereye musallat edeceğimi bilemediğim bir öfke var. Teşekkürler Türkiya!

Neyse yani, mıy mıy söylenip duruyorum, bari biraz icraat olsun dedim, 2015 boyunca hiç kıyafet almamaya, kendimi sınamaya karar verdim. Şuursuzca alıyorum, dükkanlardan alıyorum, internetten alıyorum ama nedense sürekli aynı 3-5 parçayı giyiyorum. Bir insanın kaç kot pantolona ihtiyacı var? Kaç tişört lazım? "Ay çok ucuaaz!" diye diye almışım, elimi attığım yerden tişört çıkıyor, aklımı kaçıracağım. Şu anda evde 6 tane palto, 3 tane deri ceket, 8 tane yağmurluk, 3 tane kot ceket, 2 tane pardesü var. Bir kısmını kardeşim burada bırakıp gitti ama insaf yahu. Sürekli aynı paltoyu ve aynı yeşil yağmurluğu giyiyorum; bu nasıl bir manyaklık bilmiyorum.

Ben bu hislerle kendimi yerken şöyle bir blog gördüm, almadim.blogspot.com.tr , yazarını tanımıyorum ama biraz cesaret verdi bana. Onunki daha kapsamlı bir "almama" macerası, benimki biraz daha korkak bir karar.

Şunları almamaya karar verdim; çorap ve don da dahil olmak üzere her tür giyim eşyası; toka moka, takı, güneş gözlüğü dahil olmak üzere her tür aksesuar; çanta ve ayakkabı. Var çünkü bunlar, allah biliyor ki birkaç kişiye yetecek kadar var. İncesinden yünlüsüne 60 civarı eşarbım var, 30'a yakın bez çantam var. Ayakkabılardan bahsetmek bile istemiyorum; bu ayakkabı-eşarp-bez çanta üçlüsü elele tutuşup çığrından çıkmış vaziyette.

Şunlara müsaade var; örmek, dikmek, eldeki kıyafetlere tadilat yapmak-yaptırmak, değiş-tokuş.

Bir diğer kalem de kitaplar. Çok merak ettiğim 2-3 kitap var, onları sipariş edip (belki de etmeyip, bilmiyorum) bu sayfayı da kapatacağım 2015 süresince. Kitap alışverişi konusunda da çok açgözlü davrandığımı düşünüyorum. Kütüphaneler var, arkadaşlarımın kitaplıkları var, kitapsız kalacağımı hiç sanmıyorum. Düzenli aldığım dergileri almaya devam edeceğim, ordan kısıntı yapmadım. Kırtasiye konusunda da biraz frenlersem kendimi ne güzel olacak, gene aynı soruya döneceğim bakın, bir insanın kaç kitap ayracına ihtiyacı var?

Kimseye bir faydası dokunmayacak ama umarım kendimi biraz terbiye etmeme vesile olacak yeni yıl kararım bundan ibaret. Hakkımda hayırlısı olsun.

Ergenliğimden beri tanıdığım bir arkadaşım var, Atıl. 14 yaşında falandık, bir süre çıktık, olmadı. Sonrasında birbirimize yapışık olarak hayatımıza devam ettik, başkalarıyla çıkıldı mıkıldı, o buluşmalara da beraber gidiyorduk ruh hastası gibi. Her gün görüştüğümüz halde mektuplaştık, bir ara kendimize birer televizyon dizisi karakteri seçmiştik, sanki o insanlarmışız gibi mektuplaştık. Zaman zaman ne kadar şizofren bir dünyamız olduğunu şimdi düşününce anlıyorum, gözümden yaş geliyor gülmekten. Biz yırtık kotlarımızla, patlak konverslerimizle falan çok alternatif yaşar giderken, Atıl'ın annesi bana okunmuş pirinç yollamayı hiç ihmal etmedi mesela. Ben de sınavlardan önce yutmayı hiç ihmal etmedim. Daha komiği, Atıl'la benden bir 10 tane falan daha vardı, sinema pasajında yaşayan bir ergen topluluğuyduk.

Atıl yeni yıl mesajı atmış, "Kaldırımlar biliyor, bir devir muhteşemdik. Mutlu yıllar!" diye. Düşündüm, ulan hakikaten hiç fena değildik. Eminim dışardan gerizekalı ergenler olduğumuz belli oluyordu ama o rakınrol kardeşliği içinde ne güzel varoldum ben. Hiçbir şeyimiz yoktu ama her şeyimiz vardı. İnternet yoktu, cep telefonu yoktu, bakın icat edilmemişti diyorum bunlar ahahhahha! Pek paramız da yoktu. Ama iki gözüm önüme aksın, hiç eksiğimiz yoktu çünkü canla başla doldurduk hayatlarımızı, hem kendimizinkini hem de birbirimizinkileri.

Kaldırımları yalancı çıkarmak istemiyorum. O, itlikten kopukluktan tek dişi kalmış "muhteşemliği" yeniden yakalamak istiyorum. Eşyalardan kurtulmak, gerçekten önemli şeylere yer açmak lazım. Bakalım becerebilecek miyim?

53 comments:

  1. 2014'un son dönemlerinde ben epey başaradım şu ALMADIM olayını. Ama benimki öğrencilik bitti burs kesildi ALAMADIM da olabilir bi nevi. Yine de almadıkça alamadıkça insan alışıyor sanırım :D Bir başlarsan gerisi gelir almazsın yani. Bir süre sonra herşeye şunu sorar olmuştum sırf kendimi rahatlatmak, iç erimelerimi azaltmak için "Bak şimdi bu kazak 22 lira, evet 25 bile değil, ama sen şimdi o 22 liranın cebinde kaldığını düşünsene bi! Ufff manyak olmaz mıydı? Olurdu. Oldu." Çık bakalım şimdi ordan. Şimdi 2015'te de bunu PARA BİRİKTİRDİM NANİK olarak değiştirmek istiyorum. Bir de elbise dolabımın birini kardeşime vererek alamam çünkü yer yok da diyorum. O da güzel tavsiye ederim :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Eh ben de işsizim zaten :) Memuriyet bitti, mayış kesildi ama ben gene de alıyorum; kredi kartı patlatan biriyim. Bundan da kurtulmak istiyorum. Hatta "almadım" hali sırf giyimde kalmasın, hayatıma yayılsın istiyorum.
      Bir tur annemle, bir tur da arkadaşımla dükkanlara girdim çıktım, ilk sınavımı kazasız belasız atlattım. Bakalım :)

      Delete
  2. Merhaba, "almadım"ın yazarı benim. İnsanların yaptığım şeyden cesaretlenip bu yola girdiklerini görmek çok güzel. Ben de başkalarından görüp bu işe soyunmuştum. Kolay gelsin, sevgiler

    ReplyDelete
    Replies
    1. Merhaba! Sırf karar vermiş olmak ve alışverişsiz 5 gün bile çok iyi geldi bana, sanırım becereceğim bu işi :) Çok selamlar, sevgiler.

      Delete
  3. Bizde şevketibostan var gelsene, böylece gıda ürünü de almamış olursun bir günlük :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Evdeki 2 kilo havuç, 3 paket mantar ve 2 kilo kabağı da getireyim gelirken :) Bu akşam mantar çorbası, mantarlı pilav ve mantar sote var mesela menüde ehhehhehe :)

      Delete
  4. Ayh enerji bulup yazamadığım her şeyi yazmışsın. Elim gitmiyor yazmaya kendimi anlatmaya. Bok gibi bir sene geride kaldı kendimi teselli edebildiğim tek mesele geçen sene ki akademik başarım. Bu almamak konusu dünyanın en güzel şeyi manyak gibi kozmetik alışverişi yapıyorum en son mart indirimine kadar bi oje bile almak yok diye kendimi azarlarken yılbaşında yine 100 lirayı bıraktım o lanet zincir mağazaya en son da dedim ille alacaksan hayvanlar üzerinde test yapmayandan al pislik! Bu arada resimler aklımda ama bir türlü yollayamadım ocak sonunda umarım daha fazla tembellik etmeden yollayacağım sana

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de alıyorum kozmetik, ben de. Çok anlamıyorum aslında makyaj yapmaktan, o yüzden gidip gerizekalı gibi ruj alıyorum. Ellerimin halini bir görsen, dolapta duran 20 şişe ojeyi teker teker kafama atarsın. Kozmetiği de kestim. Yüz yıkama jeli falan bitince alırım, başka da bir şey almam. Kalıp kalıp defne sabunu, cart sabunu, curt sabunu var evde; onlar bitmeden duş jeli de almıycam. Bana doğru dürüst bir liste varsa yollasana kurban olayım, hayvan testsiz kozmetik markaları diye. Body Shop yapmıyordu galiba test ama onu da Loreal satın almış, Loreal testçiydi, nooldu bilmiyorum şimdi.
      Ay resimleri de yollarsın yaa, ne acelesi var.

      Delete
    2. Dün yüce gugıla baktım tekrar. Linkteki liste güncel yanlış bilmiyorsam. Bir de bir youtubecu hatun var pembedefter ya da pembedefterim kendisi bu test yapmayan ürünlerin bilirkişisi yanlış hatirlamıyorsam http://lenahazel.blogcu.com/hayvanlar-uzerinde-test-yapan-yapmayan-markalar/12977907

      Delete
    3. Dermalogica'ya yatırdığım paralar helal paraymış, bir ordan yırttım. Neyse zaten bir kalem, bir rimelden ibaret yaptığım makyaj, elimdekiler bitince listeden yürürüm de şampuanı falan naapıcaz allahım? Dur bi yutupçu kıza da bakıyım.

      Delete
    4. Gratiste satılan giovanni markası test yapmıyor :)

      Delete
    5. Şimdi oturup genel sorunlarımın bir listesini çıkarıyorum ve sana yolluyorum, hepsini çözeceğine dair bir intiba bırakıyorsun bende :) <3

      Delete
    6. Ahahahahah :) aslında o kadar benzer sorunların içinde boğuluyoruz ki artık yüce gugılı birşeyler araştırmak için kullanırken hep sonuna blog konduruyorum :) atık yağ işini de zamanında çok araştırdım ben bazı firmalar 5 litre biriktirince evden gelip alıyormuş mesela ama ankarada bulamadım onu. Yahu istediğin çözüm olsun sen yaz ben şipşak bulurum :) :*

      Delete
    7. Ya evet, almayacağımı yazınca biraz destek olursunuz diye tahmin ediyordum ama aynı şeylere kafa patlatan kaç kişiymişiz, sevincimden ağlayacak hale geldim :)
      Valla bu tip sorunları hep Çankaya Belediye Başkanı'na yazasım var, zorla bir oy verdim ya, maksimum fayda sağlamak istiyorum. Bir kere tweet attım, iki yandaki binada işyerleri ve anaokulu var, park eden arabalar kaldırımdan taşıp sokağı kapatıyor. Başgandan ses seda çıkmadı, bir dahaki sefere trafik polisini arıycam. O da işe yaramazsa çekiçle inicem aşağıya. Bütün yollar kapalıysa çekiçle mücadeleye inanıyorum.

      Delete
  5. Ayy, ne güzel bi yazı bu yaa. Kararların çok yerinde olmuş :) Gardrobunu sayınca "gerçekten alma" artık diyesim geldi sana. Ama en çok da et yememe kararında sevindim, vicdanından öperim seni.
    Guns n roses dinleyip dans eden bir anne ve böyle bir gruptan haberdar olan bir baba, hımmm, benimkileri düşününce çok fantastik geldi :)
    Bir zamanlar benim de dahil olduğum ultra-ergen bir grubumuz vardı. Hey gidi günler hey :) Yaşlanıyoruzzz.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok teşekkür ederim, buraya da yazdım ki sizin de haberiniz olsun, yoldan çıkmaya kalkarsam sizi düşünüp utanayım :)
      Gardrop çok feci, bir de üstüne hem bizim evde hem de annemlerin evinde baza içleri var. Eti tamamen bırakalı 2 sene oldu, o yüzden yazdım, hayatımın hiçbir alanında bu kadar kararlı olmadım ben. Kendime şaşıyorum.
      Annem zaman zaman her şeye dans edebiliyor, dans dediğim de aslında durduğu yerde sallanıyor biraz :) Babam da Guns'n Roses'ı benim yüzümden biliyor. İlk dinlemeye başladığım zaman odama gelip "Ama yavrucum bu herifler ana avrat küfrediyor yahu?" demişti, sonra alıştı :)
      Ay yaşlanıyoruz hakikaten ahhahhah :D Bari içimiz yaşlanmasın, en çok ondan korkuyorum.

      Delete
  6. Yok. Olmuyor. Ben 2014'ün son aylarını "kitap almıcam, alırsam iki olsun" diye geçirdim. Sekiz on tane yeni kitap daha aldım. Bahanesi çok. "Aaa özel baskı", "aa şunun nicedir baskısı yoktu", "aa indirime bak",.. Aaa da aa yani. Sonu gelmedi. 2015 oldu, deli gibi mesaj atıyorum ekürime "kitap almıyoruz dimi bu sene, X hariç..Y hariç.." Beraber sonra kitapçıda alıyoruz soluğu. O beni tutuyor ben onu. Sonra bir şekilde alıyoruz gene kitapları. Fıtratımızda var.

    Allahtan kitap/müzik dışında böyle coşmalarım yok. Kıyafet desen, en son Morrissey'de bir t-shirt aldım. 3 sene idare eder beni. Eskilerle kombinlerim (bu laf da moda diye kullandım, yoksa nedir bi fikrim yok :D) Kıyafet alışverişinde çok tembelim. Huyum kurusun. Yüz sene dükkana girmem. Bi an olur kafama eser, girer, hemen gözüme ilk çarpanı alırım. Hiç dükkan dükkan gezmişliğim yoktur (Bowie tshirtü hariç, baskılı tshirtleri hala çok severim ergenler gibi-bulamadım da zaten). XY kromozomlarım saolsunlar..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yok yok, valla çok ciddiyim kitap konusunda. Kıyamet gibi okumadığım klasik var, bu sene de onlarla geçsin, belki cehaletim de geçer hem biraz. Bir plakçalar alma hevesimiz vardı, onu da kocama havale ettim, istiyorsa alsın. Ben bu sene almıycam.
      Off Morrissey'de tişört satıldığını çok geç farkettim, insan seline kapılmış, dışarı sürükleniyordum, duramadım ahahhahah :D Ben de çok seviyorum baskılı tişörtleri, bir tane Placebo buldum evde, onu giyicem artık bu sene :) Olmadı barbar efendinin Judas Priest tişörtleri var, onlara dalarım :)

      Delete
    2. Plak olayını ben de çok seviyorum. İlk plağım Smiths'ti. Gözleri çıkarırcasına über parlak bir kağıda sarıp kendime hediye etmiştim :D Çok pahalı ama plaklar ya :( Dost'ta geçen Beatles gördüm. Yüz lira diyor. Vıyh. Hani üç beş tane alsak, ayın sonunu zor getirir insan. Bidıls neyimeyse.. Plakçalar alacaksan baya zaman harcamak gerek. Ben de üşengeç ötesi bir insanımdır. Zamanında babam arayıp kendine almıştı güzel bir şey. Üzerine çökmem saniyeler aldı :D Zeki Müren plaklarını da araklıyorum ufaktan. Şşşşt. Kimseler duymasın :D

      Normalde kapılar açıldığında ilk merche gider tshirtümü, kupamı vs alırım. Fakat Morrissey'de sahne önünü kaptırmamak adına ne tshirte ne bişiler içmeye çıkabildim. Zaten aşırı bir izdiham oldu girişte. Herkes birbirini ezdi falan. Çıkışta da tshirt adına fazla bir çeşit kalmamıştı. Bulduğumu aldım. Sonra kendimi o sele teslim ettim..

      Barbar Beye selamlar, müzik zevki süpermiş. Judas Priest'in veda turnesini kaçırdığıma o kadar üzülüyorum ki.. Salak gibi paraya kıyamadım. Şimdi de ara ki bulasın adamları :(

      Delete
    3. Ahahhaha babadan tırtıklamak en güzeli :) Sen yazınca hayal meyal hatırladım bizimkilerin de bir plakçaları vardı ama yıllardır görmedim, sorıyım bi. Zeki Bey de ne güzel dinlenir plaktan, çok özendim :) Pahalı ya plaklar evet, anca bildiğin ve sevdiğin albümü alacaksın da keyif için dinleyeceksin. Veremiycem o 100 liraları plaklara bu sene.
      Barbar Bey'in müzik zevki beni zaman zaman çok darlıyor ahahhaha :D Bu aralar Bruce Dickinson nasıl oluyor da bu yaşta hala öküz gibi şarkı söyleyip sahnede ordan oraya atlayabiliyor diye konser kayıtları seyrediyoruz, ergenken bu kadar Iron Maiden dinlemedim, bayılıcam.

      Delete
  7. Bu arada yazının hepsini şimdi okudum, ben geçen yıl düzenli yogaya başladım. Bir süre düzenli yapınca bırakamıyorsun, hayatımı da çok değiştirdi, sigarayı da sanırım yoga sayesinde bıraktım. Umarım bu da bir gaz olur :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya valla, bir de hoşuma gidiyor ki yapınca aslında. Bir salona gidiyorduk, üyeliğimi falan yakıp kaçtım. O hocaların etrafında hayranlıkla kümelenmeler, o yogadan sonra mutfağa doluşup boktan yemekleri kutsayarak yemeler falan, yapamıyorum ben. Bir de öküz gibi pahalıydı, en saçma şey de buydu bence. Matım falan var, umarım gaz olur hakikaten de evde yaparım biraz, kütük gibi bir şey oldum otura otura :)

      Delete
  8. Merhaba ''almadım''ım yazmayanı da benim. Ama yeminle benim de aklıma gelmişti (klasik türk evet)
    Şaka bir yana ben bunu yaptım. Tam iki sene hiç ama hiç alışveriş yapmadım. Tabi kıyafet vs gibi senin bahsettiğin şeylerden bahsediyorum. Sadece 1 kere bozdum; plansız misafirliğe gitmem gerekiyordu, çoraplarım da başka alemlerdeydi yol üzerinden bir çift çorap aldım.
    Benim öyle dolaplar dolusu eşyam da yoktu. Ama bana göre fazlaydı yani. Alışverişi bir anda kesmedim, zaten pek de sevmezdim, sosyal bir aktivite olarak yapmazdım. Sonra karar verdim almayacağım diye. Kendi kendime. Senin et yememen gibi vicdani bir takım sebeplerim vardı. O yüzden istikrar sağladım. Belki ben yokluğu fark yaratacak bir çılgın tüketici değildim ama yine de olsun.
    Bitirmem de şöyle oldu; elimdekiler eskidi giyilmeyecek duruma geldi. Çünkü o ara bir de kilo aldım seçenekler daralınca hep aynı şeyleri giydim, giyemediklerimi de bağışladım. Bunun da müthiş bir yararı oldu ama bana. Terbiye ettim kendimi. Her gün bambaşka kıyafetler giyip, aksesuarlar takmak, her daim parıl parıl olmak hem kadınlığın hem de şehirli olmanın temel ilkesiymiş gibi algılanıyor ya, benim de bilinç altımda azıcık da olsa varmış insanlar ne der endişesi. İşte o geçti. Yıkayıp yıkayıp tertemiz giydim aynı şeyleri.
    Sonuç? Kendimi çok mutlu hissediyorum. Vicdanım daha rahat. Yoksunluğu biliyorum, gocunmuyorum.

    İki seneden sonra cidden mecburi olan şeyleri başladım geçen hazirandan itibaren. Mesela son pantolonum da yırtılmıştı gittim pantolon aldım. Ama o kadar zamandan sonra yeniden tüketiciliğe dönemiyor insan istese de. O yüzden doğrudan piyasaya kar sağlamaktansa, 2. el alışveriş yapmaya heveslendim. Eylülde ilk kez 2. el alışveriş yaptım. Parayı şirketlere değil, insanlara vermek daha uygun gibi geldi. Ama o konuda da temkinliyim.
    Neyse çok uzattım.
    Sadece kararın için kutlarım. Umarım Havva'nın incir yaprağına muhtaç olduğu ana kadar tutabilirsin sözünü :D (Benim için sık sık içimden tekrarladığım yemin buydu ehehe)
    23 yaşımdan 25 yaşıma kadar en hovarda çağımda ben kendimi tuttuysam sen de tutarsın, güveniyorum ben sana. Bu arada ben kitap aldım. O da yaşamsaldı benim için, ödünç alacağım bir yerler pek yoktu.
    Neyse yine kontrol etmek için bile okuyamayacağım uzunlukta bir yorum yazdım. Peh.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ya ne güzel yazmışsın, acayip iyi geldi yemin ederim. Aslında yavaş yavaş bu noktaya geldim, biraz da ona güveniyorum, yoksa anlık gazla kalkıştığım her şeyi yarım bıraktım. Bu bahsettiğim ergen grubundan başka bir arkadaşım, o zamanlar çok güzel ispanyol paça kotlar giyerdi. Geçenlerde biraz mesajlaştık, "Nooldu senin o güzel pantolonlar?" diye sordum, dükkanlarda bulamayınca bir terzi bulmuş, lazım olunca diktiriyormuş. O kadar takdir ettim ki herifi; hem 20 senedir pantolonlarından hiç taviz vermemesini hem de terziye gitmesini. Ben lazım olmasa da "Aaa 40 liraya inmiş!" diye pantolon alıyorum. Neon mavisi, kendinden brokar desenli, yanar döner pantolon var evde. 40 liraydı çünkü.
      Ben de kilo alıp verdim çok, 38-44 arası bedenlerde kıyafet var yani evde, öyle kilo almalar-vermeler. Bu konuda da bir istikrar sağlarsam ne güzel olacak. Bayağı bir eşyayı sağa sola verdim, daha da veririm. Ankara'da trans-kadınlar için giysi bankası kuruldu diye okumuştum, hala eşya alıyorlarsa oraya koli yapayım diye heveslendim. Çoraplarımı da ikiye ayırdım, misafirliğe giyilecekler ve evde giyilecekler olarak; bir sene idare ederim gibime geliyor.
      Daha korkunç bir şey söyleyeyim, evde dikiş makinası var ve 2 senedir elimi sürmedim, çok utanıyorum.
      Çok teşekkür ederim yazdıkların için, döner döner okurum, çok güç verdi bana.

      Delete
    2. Bizde de dikiş makinası var ama ben dikiş dikmeye pek hevesli değilim şu ara.
      Lisede yine Ulus'un arka sokaklarında bir handa, okuldan kaçıp kaçıp gittiğim bir terzim vardı. Kendim bulmuştum. Dergilerden filan toparlayıp götürüyor saatlerce oturuyordum orda. Benle sohbet ede ede dikiyordu terzi de ne istiyorsam. Gün sonunda giyip eve dönüyordum. Çok güzel kadife ceketler diktirmiştim ama cidden güzellerdi, eldiven gibi sarıyorlardı hem.Bir tanesi limon sarısıydı, arasak bulamayız öyle orjinal parçayı. Kumaş ondan 13 liraya dikiyordu ceketleri bir de, daha ne olsun. Şimdi düşündüm de sohbetimi sevdiğinden bana kıyak geçiyormuş galiba ^^

      Not : Yalnız uğraştım uğraştım 2014'te kumaş ispanyol paça pantolon giyip sokakta yürüyen bir erkek hayal edemedim. Çok yoğunlaşınca Öztürk Serengil geldi gözümün önüne, orada bıraktım. Büyük meydan okumaymış arkadaşınınki

      Delete
    3. Sadece hayaliyle aklımı kaçıracak gibi oldum Ulus'taki terzinin ve limon sarısı kadife ceketin.
      Bay İspanyol Paça Deniz, valla hala giyiyormuş. Kot da diktiriyor olabilir, hepimiz sümük gibi yeşil hırkalarımızla ortalıkta ağlaşırken bile taviz vermemişti pantolonlarından. Altına da kovboy çizmesi giyerdi, onları hala bulabiliyor mu bilmiyorum :)

      Delete
  9. Insan isterse basarabiliyor,ben resmen savas veriyorum ama bunu astim sayiyorum,eger ihtiyac yoksa almiyorum,cocuklarda ayni durumda,sanada basarilar diliyorum,genede ümidini kesme 2015 ten,cok tatlisin bu arada:))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok teşekkür ederim! :) Yalnız değilmişim bu savaşta, o kadar seviniyorum ki şu anda, anlatamam.
      Biraz ümitliyim 2015'ten, bakma homur homur söylendiğime :) Tamamen ümidi kesmiş olsam yataktan çıkamazdım herhalde, gene iyi kötü kalkıyorum her sabah :)

      Delete
  10. Her sene yeni yıldan bir şeyler bekliyoruz da ne oluyor, bir sefer de bi şeyler beklemeyelim belki olur :d
    mektuplasma olayı iyiymiş, karakter olayı sahiden sert :d
    sizi entel şizofrenler siziii :p

    ReplyDelete
    Replies
    1. Öff valla, ergenlik toptan şizofren bir evre galiba, çok şükür geçti biraz :)
      Yeni yılı da yan cebime koydum, hem varmış hem yokmuş gibi davranıyorum. Belki hayat halimize acır biraz, ne bileyim :)

      Delete
  11. Tebrik ederim Fermina, cok güzel kararlar almissin. Ben senin cok alisveris eden biri oldugunu hic düsünmemistim aslinda. 4 sene önceydi sanirim, 100 thing challenge'a heves etmistim, ama o gündelik ev hayatinda cok zormus :-), manastirda yasanirsa, 15 thing challenge bile yapilabilir. (gerci neleri kacar kacar saymak lazim konusu da belirsiz.. tabagi canagi sayarsak, imkansiz)
    Ama almama olayini yaptim, sonrasinda bir aliskanlik geliyor zaten, son senelerde cok fazla birsey almadim, ihtiyacim olan seyleri almaya bile gidemedim... Alma aninda bir kararsizlik geliyor insana, bunu alsam en dogru secim bu mu, bir kere alayim 20 sene kullanayim, sürekli kullanmayacaksam da almayayim. Bir de fair trade kismina da kafayi takmis durumdayim, bir esya ya da yiyecek, nerede üretildi, hayvanlar insanlar zarar gördü mü, veya hangi malzemeden üretildi, yeterince dogal mi, dogaya zararli mi, ambalaji nasil, cok fazla atik olusturuyor mu vs.. elimden geldigi kadar cabaliyorum, marketlerde o minik yazilari okuyup, bir esya alirken (mobilyada dahi) nerede yapiliyor bunlar, nerede tasarlandi gibi seylere kafa yoruyorum. o kadar kafa yorunca insanda birsey alma hevesi kalmiyor zaten. :-)) bu sene ilk defa tekrar kot pantalon ihtiyacim var, asinarak yirtildi bir kac tanesi, almaya gitmeye üseniyorum. bir de isin hediye kismi var, etrafa da duyurmak lazim ki, hediye olarak da esya gelmesin.. :-)) konser bileti vs geldi sadece bu sene, cok mutluyum. bir de yemek, cok makbule gecer, hediye satin alacagina insan kendi elleriyle birsey yapsa ya da. ama cogu insan hediye yapmak icin vakit ayiracak kadar degerli görmüyor sanirim arkadasini, birsey satin alip geciyor.. :-(
    bir tek malzeme konusunda cok zayifim, ev kumas, yün, ivir zivir doldu biraz, istanbuldaki eski kumascilara girince bos cikamadim hic.. yoksa tekrar okumadigim kitaplardan, dvd kolleksiyonuna kadar herseyi elden cikardim. kutu kutu kalem cikti daha yeni bu yaz evden, 3 koli de kiyafet. ne ara almisim bilmiyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya çok alışveriş ediyor muyum acaba, ondan da emin değilim. Şu anda üstümdeki kot 15 senelik mesela. Ama o 15 sene içinde allah bilir kaç tane daha kot almışım ki bu üstümdeki eskimemiş bile. Lazım olmayan şeyler alıyorum, en büyük derdim bu. Bir ay boyunca mesela, bir kot, ne bileyim bir de kazak alsam, devasa bir delik açmıyor bütçemde. Ama lazım değil o kazak. Nereye kadar kazak? :D
      Fair trade işine ben de kafayı taktım, özellikle de süt ürünleri ve yumurta alırken sırtımdan terler akıyor, küçük mandıradan mı, gerçekten köy tavuğu mu, soruyorum da soruyorum. Vegan olmayı gözüm yemiyor, tavuk da besleyemiyorum, bu mesela bir kangren haline geldi bende.
      Naylon torbalarla savaşım da sürüyor. Ben almıyorum, Şafak alıp geliyor; Şafak almıyor, ben bir bakıyorum kasadaki oğlan hazırlayıvermiş torbaları ve arkamda deli gibi kuyruk, mecbur alıp çıkıyorum. Gene de fena değil ama durumumuz. Ambalajlar tam bir kabus hakikaten. Bir diğer kabus da kızartma yağları. Bir süredir şişelere boşaltıyorum yanık yağları, henüz bir toplama merkezi bulabilmiş değilim.
      Bende de malzeme yığılı; kırtasiye, kumaş, yün, ip mip. Bir yandan yenilerini almayıp bir yandan da bunlardan ufak ufak kurtulursam yolu yarılamış sayıcam kendimi.
      Numaralı gözlüklerim konusunda biraz endişeliyim. Çerçeveyi kaldırımdan 5 liraya almıştım, bir sene daha dayanır umarım. Gözlükçüye gitmeye hem çok üşeniyorum hem de plastikten mamül bir şeye o kadar para vermek istemiyorum.
      Bende de alışkanlık olsun almamak, tek hedefim bu.

      Delete
    2. Fermina çankaya belediyesi sadece belli sitelerden toplama yapiyor ama birkac yerde de atik toplama alani mevcut onun linkini de buraya ilistiriyorum http://www.cankaya.bel.tr/oku.php?yazi_id=20528

      Delete
    3. Ellerin dert görmesin, allah ne muradın varsa versin :D
      Eve yakın bir TODAM var gibi görünüyo haritada, karlar erisin gidip bakıyım :)

      Delete
    4. kizartma yapmiyor oldugum gercegine uyandim su dakikada... genelde hafif yaglayip firinda, ya da az yagla tavada rosto seklinde takiliyorum. o zaman yag da yanmiyor ve yeniyor... yag yaninca kanser vs filan riski de var.
      gözlük icin etsy'de ahsaptan gözlük cercevesi yapan bir adam vardi, ölcülerini veriyorsun modelini seciyorsun yapip gönderiyordu. henüz deneme firsatim olmadi ama yüzlerce insan iyi seyler yazmis hakkinda.
      yumurta icin köy yumurtasi satan yerler oluyor, kadiköy'de gökceadadan getiren bir yer vardi (bunun sana faydasi olaz tabii:-)) bir de bi ara migrosta baziköylerden topladiklari yumurtalari paketleyip satan bir marka vardi, burada yine cevre köylerden gelen süt ve yumurtayi tüketiyorum. Vegan olayina bas koymak cok zor, ben vegan yiyecekleri cok sevdigim icin vegan yasiyorum bir süre ama sonra baska seyler de yiyorum, bana süt yumurta balik kaynagina dikkat edince etik olarak ters gelmiyor. Urla'da tavuk beslenir bak, yesillik ve organik misirla, süper yumurta olur :-)
      sampuan icin lush'a bir bakmani tavsiye edecegim.

      Delete
    5. Tr'de lush satılmıyor artık. cirkinkadinyokturazmakyajvardir.blogspot.com blogunu tavsiye ederim. Bu tarz cruelty free ürünleri hem takip ediyor, hem deniyor hem de yazıyor.
      (Blog ismine takılma, ironi var orda)
      Kendisi aynı zamanda vegan. Yemek blogu filan da var. Seversin sen.

      Delete
    6. Lush yok artık evet, oraya da bulaştım bir ara ama yapamadım o kalıp şampuanlarla falan. Bu blogu okumaya başladım ucundan, bir sürü çeşit varmış testsiz-hayvansız. Alışveriş merkezine gitmem lazım ama olsun, çok sevindim. Ciddi sevindim.

      Urla'da tavuk vardı bir ara, bir gece sansar basmış kümesi. Annem and içti, bir daha asla tavuk falan beslemem diye, sabah manzara çok feciymiş. Kümes dandikti biraz, bir de köpek yoktu, şimdi çıt çıksa ortalığı ayağa kaldırıyor Kudi. Ama mesela biraz yukarda bir komşunun birkaç tane ineği var, sütü ordan alıyor annem. Urla iyi gerçekten bu süt, yumurta işleri için.
      Pazara gideyim bu hafta, orda da oluyor yumurta. Bir amca vardı, karısının yaptığı erişteleri satan, ne zaman gitsem yok, çok bozuluyorum.

      Delete
    7. Anaaa, sen Urla'da mısın be yaa? Yumurtanın sütün kaynağındasın ya.

      Delete
    8. ay ne ara kapanmis lush haberim yok hic, zaten tr de magazada hazirlamiyorlardi onlari, ingiltereden geliyordu ne yazik ki. ben godiva'nin kokusuna deliriyorum ama uzun süre kullanamiyorum ben de degistiriyorum. ben de bakiyim bu bloga neler varmis. bir 3-4 senedir kozmetik de almadim öte yandan. Urla'da da vahsi doga varmis cidden, sansar filan! hepimize bol sans diliyorum o zaman, esyasizlasma konusunda.

      Delete
    9. Kitapsız Kedi, kısmen Urla'dayım :) Annemle babam yılın 6 ayını orda geçiriyor, kasabanın içinde bir evleri var, biraz da bahçesi var evin. Ben birkaç senedir gidemedim, bu bahar umarım köpenkleri de alıp giderim. Gerçekten yumurtanın, sütün ve zeytinin falan kaynağı :)

      Itır, geçen yaz kapanmış tamamen Lush. Ama o arada kıyamet gibi cruelty free marka gelmiş, üstelik drugstore markaları filan, Lush'la karşılaştırınca çok ucuz kalıyor. Arkadaşıma rimel lazımmış, onunla gidip bir piyasa araştırması yapayım bari :)
      Ya valla, resmen sansar kökünü kazıdı zavallı kızların. Urla'ya ilk gitmeye başladığımızda bahçedeki ağaçlardan birinde kocaman bir beyaz baykuş vardı, geceleri bakışarak uyuyorduk :)
      Bol şans hepimize! Çok seviniyorum bu işe ben.

      Delete
  12. Niyet etmek yolu yarılamaktır. Gazan mübarek, yolun açık olsun fermina.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok teşekkür ederim, bu kadar destekle beceririm ben bu işi :)

      Delete
  13. Sana ayaküstü anlattıklarımdı işte bunlar. Hayatımda değiştirmediğim bir kedim bir de kırık banyo lavabom var. Lavabo bence mottom oldu, patates de zaten öyle Zen gibi oturuyor evde. Benim tek ihtiyacım biraz daha iyimserlik ve biraz daha kendi kendimi mutlu etme. "Almama" olayı, bir süre sonra inanki "almak"tan daha çok mutlu ediyor seni. lütfen dene. based on a true story.öpüyorum karlı buzlu istanbuldan seni. bloğumu çok özledim, dönücem yine bi ara.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Senden de ilham aldım biraz, zaten kamuya ilan etmeden önce bir sana yazdım mektupta, bir de burada bir arkadaşıma söyledim. O lavabo kalsın zaten artık, ilerde ofisine koyarsın modern sanat eseri gibi, "Her şey böyle başlamıştı" deriz :)
      Yılbaşı kartını dün postaladım, içinde piyango bileti var, yazayım artık, sürprizi falan kalmadı. Saçaklı'ya yolladığım bilete son iki rakamdan ikramiye vurmuş, seninkini çok merak ediyorum. Patatesin şansına almıştım, çekilişten önce kapattım zarfı, sonra da kontrol etmek için açmadım. Kısmet :)
      Bloguna dön artık evet, biz de seni özlüyoruz.

      Delete
    2. Ahahaahha ben daha bloğa gelecek de okuyacam da senin bileti alacam da, sana cevap yazana kadar bu sabah zarfın geldi. ay allahım lacivert renk kart ve gözlerimden çıkan kalpler! İçinden her ne kadar maddi anlamda bir şey çıkmasa da Mina ablacım, sen, el yazın, ve senden gelen her şey paha biçilemiyor. ilkokul 3. sınıf şiirimi okudum ve gidiyorum.

      Delete
    3. Ahahhah kendime aldığım bilete de hiçbişiy çıkmadı, topluca şansımız Saçaklı'ya vurmuş, kart ve mektup olarak geri istiyorum o 25 lirayı :D
      İlkokul 3 şiirlerini çok beğeniyorum :) <3

      Delete
  14. Seni tebrik ediyorum bu kararın ve azmin için. Ben sanırım bunu çok bilinçli olmayarak 7 yıldır uyguluyorum diyebilirim. Çünkü buradaki 6 aylık dönemlerimde türkiye'de olduğumda böyle yapmazdım fikriyle çok az alışveriş yapıyorum, zaten ortam da buna müsaade ediyor. Ama farkında olmadan kendimi terbiye ettiğimi hissediyorum. Yalnız oraya gelince birkaç kez kendimi kaybettiğim doğrudur. Şu sıralar ama bilinçli bir şekilde almıyorum ihtiyacım olmayanı. İnsan almak isteyince gerçi ihtiyaç olduğunu bahanesine de kolaylıkla sarılabiliyor ama neyse o konuya girmeyelim.
    Annenin ganzınrozıs ile nasıl dans ettiğini merak ettim ve de senin ankaranın bağlarında ne halde olduğunu düşündüm. çünkü biz de saatin birinde tv deki salak sinan akçıl ile hande yenerin atma şarkısıyla halay çekiyorduk. Videosu bile var:)
    Bende uyduruk da olsa bir yeni yıla giriş yazısı yazdım bakalım senden sonra gaza gelip. Türkiye'ye gelişimiz de belli oldu, kısmetse izin için 27 si gecesi yola çıkacağız. Orada yine çok çabuk geçecek biliyorum ama olsun havanın kokusunu bile özlediğimi varsayarsak iyi gelecek diye ümit ediyorum.
    Sana yazamadım henüz mektup, gitmeden vereceğim postaya ama belki tr den evimden de iki satır çiziktiririm. Mektubun çok iyi geldi bana, mütemadiyen eve vardıkça okuyorum:)
    Kitap almamaya bende çalışmalıyım aslında zira okumadığım çok kitabım var ama idefix te de sanırım 200 kadar kitabı listeledim. Zaten onları da ancak ölene kadar alabilirim herhalde:)
    Seni sonuna kadar, kalben ve fikren destekliyorum. Giysi giysi al al nereye kadar, elimizdekiler gerçekten yeter de artar bile. Ama burada son zamanlarda çok ayıklama yaptım ben de, yakında hiç bir şeyim kalmayacak diye de korkmuyor değilim hani. Bir de yaşadıkça gördüm ki ben çok almıyormuşum ya millet amanın ne alıyor ne alıyor:)
    Hadi öptüm, yaz gene arayı çok açma bak!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hepinizin desteğini aldım, yüzünüzü kara çıkarmıycam valla :) Giyinmek falan da pek içimden gelmiyor aslında bir süredir, eskiden her gün küpe takardım mesela, ne ara bıraktım bilmiyorum. Neyse.
      Buluşmayı becerirsek bir gün, sana gösteririm ganzınrozıs dansını, benim bildiğim 35 senedir aynı şekilde dans ediyor zaten.
      Hava çok kötü, hazırlıklı gelin. Valla, çok feci soğuk.
      Oturup mektup yazıcam bu günlerde, yerimden kıpırdayasım, başka hiçbir şey yapasım yok. Ay dur sana kitap yollıycaktım, gelince burdaki adresini yazsana bana Tuğba, bari sağ salim eline geçer çabucak.

      Delete
  15. Vay be. Çok duygulandım yazının son paragraflarında. Yaşıtız. Sanırım farklı şehirlerde yaşamışız. Ama ergenlik ve sonrasında çok benzer bir hayat yaşamız gibi görünüyor. :) O müthiş dostluklar, rock, sokaklar, üç kuruş harçlığımızla yaşanan müthiş keyifli günler, teknolojiden uzak sadece sohbetle, kahkalarla, müzikle, hayallerle geçen zamanlar. Deli, uçuk günler. O uçukluktan bir parça her zaman bir yerimizde saklı kalmalı ki ruhumuz hiç yaşlanmasın. Ben buna kararlıyım.
    Çok keyiflendim bu satırları okuyunca. Bizim zamanımız başkaydı. Biliyorum herkes öyle der ama internet ve cep telefonları öncesi dönemler gerçekten bambaşkaydı.
    Sevgiler.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ah ben anlamıştım senin de ergenliğinde müzik, sokaklar ve isyan olduğunu :) Yemin ederim o hava anlaşılıyor fotoğraflarından! En çok korktuğum şey yaşlanırken uyuzlaşmak, böyle ne bileyim normal kadın olmak. Ha şimdi çok mu sıradışı bir tipim, değilim herhalde ama olsun, ertesi gün iş teslimi olmasına rağmen koşa koşa konsere gidiyorum hala. En azından böyle "kötü" huylarım kaybolmadı :)
      Ben de bizim zamanımızın başka olduğunu düşünüyorum, iyi ki yokmuş internet.

      Delete
  16. Gerçekten mi? Hemen koşa koşa gidip fotoğraflarıma baktım, itliğim nerede su yüzüne çıkmış diye. :))) Şaka bir yana doğrudur, bir şekilde anlaşılıyordur.
    Bu arada o uyuzlaşmak ve normal kadın olmak sözlerine sesli güldüm resmen, çok tatlı. Ama bence ruhta ve hamurda varsa zaten kaybolmaz bazı huy ve özellikler, bence korkmaya gerek yok. :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahahhahha ay çok güldüm "itliğe" ahahhaha :D O zaman korkmadan yola devam, bunun 40 yaşı var, 50 yaşı var daha :)

      Delete
  17. Yaşlar korksun bizden. :)
    Kudi'ye, Koko'ya sarılmalı öpcükler gönderiyorum. Sevgiler.

    ReplyDelete