February 16, 2015

Kapıya Dayanan Dolmuş / (20) (21) (22) Gidecek Yerim Yok-Biraz Müzik Var

Sürekli bir kusma hissi ile sağı solu ateşe verme arzusu arasında gidip gelmekteyim. Güvenpark'a gittik arkadaşım S.'yle beraber; ağlamaktan yüzü balona dönmüş. Kadın çevik kuvvet polisi getirmişlerdi parka; kadını erkeği farketmiyor, görünce midem yanmaya başlıyor. Geniş bir yay çizdik etraflarından. Ama merak ettim, acaba "müdahale" olsaydı, kadın çevik polisler de erkek meslektaşları gibi "Ne işin var sokakta orospu?" ya da "Sizi de .ikicez, ananızı da" diyecek miydi?

Twitter'daki #sendeanlat kampanyasına birkaç şey yazdım, saatlerce okudum başka kadınların yazdıklarını. Hep aynı kabuslar, aynı korkular. Her şeyi de yazamadım, insanın içinden gelmiyor "pandik, avuçlamak, sürtünmek" falan yazmak. Ya da kızın yakılmış vücudunun yanında benim orospulukla itham edilmiş olmamın bir anlamı var mı? Ne kadar korkutucu olursa olsun, ben hep son anda inebilmişim o dolmuşlardan, apartmanın kapısını son anda kapatabilmişim, son anda o sokağa girmekten vazgeçmişim; yırtmışım bir şekilde. Sabahın köründe inşaattan fırlayan o herif sadece çükünü gösterip koluma sürtünüp geçmekle yetinmiş, beni o inşaata çekmemiş diye seviniyorum bugünlerde. (Merak eden olursa; 17 yaşındaydım, dersaneye gidiyordum, üzerimde eşofman ve palto vardı, kafamda da bere.)

Farkediyor mu? Etmiyor.

Bütün bu haykırışları küçümseyen hemcinslerim de var, çok korunaklı hayatları var çünkü. Kürtaj yasası tartışılırken farkettim bir kısmını, "Benim hayatımla ilgili bir şey asla olamaz kürtaj" diyorlardı. Çünkü biliyorsunuz, sadece hafif kadınlar kürtaj peşinde koşuyor, bir nevi hobi olarak. O çok geleneksel, çok düzgün, çok inançlı hayatlarda gerek olmuyormuş kürtaja mürtaja. Aynı grup şu aralar, "aranan" kadınların tacize uradığını konuşuyor sağda solda; bir kısmı da çok ayıp buluyor böyle şeyleri konuşmayı. Kadınların kendilerini geçtim, çocukları için endişeleniyorum. Okulda öğretmen, serviste şoför, mahallede bakkal-kırtasiyeci-ve saire, akrabalar, eş dost; sizin muteber hayatlarınızda da var bu erkekler. Memleket dev bir lağım. Ama siz sakın sesinizi çıkarmayın, sakın başkasının acısını yüklenmeyin, sakın ters bir laf etmeyin. Memleket aldı başını arşa doğru kalkınıyor, otoyoldu, köprüydü filan; şimdi durup dururken şaapmanın ne şeyi var yane. 

Bu kadar kötü bir yerden ikiye bölünmemeliydik.

Binmeseymiş dolmuşa, tek başına ne işi varmış.
Dolmuş geldi, kapımıza dayandı bacım.

Evi toplayayım, yemek yapayım, bir şeyler okuyayım, çıkıp fatura yatırayım; sanki ben hareket ettikçe devran da dönecek. Çiçekleri sulayınca, bir şeyler düzelecek bir yerlerde. Bilmiyorum, en azından ben aklımı kaçırmam. Umarım.

Canla başla giriştiğim şarkılı şalanjj da boynu bükük kaldı. 3 şarkı ekleyeyim, öyle gideyim.

Bu şarkı çok alakasız bir şekilde geçen yazı hatırlatıyor. Şarkının başındaki siren, meğer polis sireniymiş. Roma'da her polis arabası geçtiğinde, karı-koca hazırola geçip bunu söyledik:


Valla duyunca aklıma gelmiyor ama ilk ciddi erkek arkadaşımı kessen Depeche Mode akardı. Şunu ekleyeyim madem:


Böylece 22. soruya geldik, ben de diğer şalanjcılara yetişmiş oldum. Beni umut dolu hissettiren bir şarkı bulmam lazım. Daha önce de buralara koydum bu şarkıyı, hala her dinlediğimde ağzım açık kalıyor; böyle saz çalmak nasıl mümkün olabilir?!

Ali Ekber Çiçek'i de saygıyla anmış olayım. Ona böyle saz çaldırıp bu sözleri söyleten topraklara saldım ben de köklerimi, bir gün elbirliğiyle çamurdan ve boktan temizleyeceğiz buraları. Ne zaman süngüm düşse, mutsuzluktan kamburum çıksa, hep buraya dönüyorum; temiz bir ses, iyilik dolu bir nefes için. Bize lazım her şey burada var, sadece şu anda gözyaşlarımdan önümü göremiyorum.

11 comments:

  1. ben de en çok buna üzülüyorum işte, bu ülkede bir kadını korumak için bir başka kadının karşısına dikilmek zorunda kalıyorsun. ben kaç kez yerlerde sürüklenen, tacize uğrayan, haberlere konu olan kadınları savunmak adına anneme çemkirdim bilmiyorum. çünkü hani "o saatte dışarıda ne işi varmış", "edepli giyinseymiş", "evinde otursaymış" diyen o kadın var ya, o kadın benim annem. şimdi ben nerelere kaçıp saklanayım? annemin şu veya bu şekilde mazeretleri, hafifletici sebepleri vardır. eğitim seviyesini, yetiştirilme tarzını, yaşını öne süreriz vs.

    çıkmış kadının biri, kim olduğunu da bilmiyorum twitter'da sendeanlat etiketiyle başlarına gelenleri paylaşan kadınlara "tacize uğradıysanız susup doktora gidin, dizi kahramanı mı olmak istiyorsunuz" demiş. ben bu kadın var olmamış olsun istiyorum mesela. ama ben yazdığımda bu kadın için de yazıyorum. ben çıkıp bağırdığımda bu kadın için de bağırıyorum. özgecan için yürümek isteyip yerlerde sürüklenen kadınlar da bu kadın için ve annem gibi kadınlar için de yerlerde sürükleniyor. birincil olarak kendimizi korumak istesek de, bu insanların hakları için de mücadele ediyoruz. hiçbir şeyi görmüyorlarsa bunu görsünler. senin bahsettiğin türde kadınlar var ya, hani evine ocağına felaket uğramayanlar, hani asssla kürtaja ihtiyaç duymayacak olanlar, benim etrafımda da tonla var. bir sarsmak istiyorum bir kendine gel demek istiyorum.

    twitterda dolaşırken aklımı kaçıracaktım ben de. ne kadar çok insan çocuk yaşta tacize uğramış. ne kadar çok insan yardım istediği polisin tacizine uğramış, ne kadar çok insan bakkal amcanın tacizine uğramış. ben kendi payıma düşene gülebiliyorum ancak, benimkiler devede kulak bile değil. ne diyeyim, bir mucize olsa bu cibiliyetsiz hıyarlardan kurtulsak.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla benim annemde de zaman zaman su üstüne çıkıyor aynı şey. Gecenin 3'ünde mesela, bardan sarhoş çıkıp sevgilisinin evinde tecavüze uğrayan bir kız için neler denir, sadece düşündüğümde bile ürperiyorum. Annem rahatlıkla şunu derdi mesela, "Burasının ne pis bir memleket olduğunu, kimseye güvenmemeyi bilmesi lazımdı". Annem bütün ergenliğim boyunca kısa şortlarımla mücadele etti, o zaman çok sinirleniyordum, şimdi anlıyorum ki endişeleniyormuş. Gene de tabii benim o şortları giyme hakkım vardı, babam yaşında adamların kıçıma bakma hakkı yoktu. Bak 16 yaşındaydım, akşam ananeme gidiyordum, 50 yaşlarında bir grup adam gezdirdikleri köpeği üzerime sürüp "Burası .m kokuyor" diye kahkahalar attı. Korkudan aklımı kaçıracaktım. Bahsettiğim yer de İzmir- Karşıyaka, çok medeni semt filan. Hakkını da yemeyeyim, o zamanlar bir çığlık atsan herkes sokağa inerdi, bir-iki kere peşimize takılan adamlardan öyle kurtardık paçayı. Allahım mücadeleye bak, düşündükçe yenilerini hatırlıyorum birkaç gündür.

      O bahsettiğin kadın Sevda Türküsev, Yeni Şafak'ta yazarmış. Ben de televizyonda gördüm geçenlerde, pek akıllı biri değil ve çok kötü bir yalancı. Yani oturduğun yerden anlıyorsun yalan söylediğini. O, yolunu bulmak için yapıyor bunları, yaranmak için. "Evinde otursaymış"çı kadınların aslında durumun domuz gibi farkında olduklarını düşünüyorum, başlarına hiçbir şey gelmediğine de inanmıyorum. Anaları bunlara yer sildirirken abileri baş köşede oturmuştur, iş yerinde erkekler terfi alırken bunlar oldukları yerde saymıştır, otobüste bir adam gözünü dikip bakmıştır; illa ki vardır bir şey. Yoksa bile, asla olmayacağı anlamına gelmiyor ama empati pek bizim memleketin yapabildiği bir şey değil.

      Polisin yerlerde sürüklediği kadınlar ise o yukarda yazdığım bardan çıkıp tecavüze uğrayan hayali kızdan bile daha az empati topluyor. Bir bilseler o muteber kadınlar, evde oturmak ile kendini polise bağırırken bulmak arasında sadece kısacık bir an var. Bir bilseler, bu son 12 senenin felaketi dönüp dönüp hepimizi kıçımızdan ısıracak, yıllarca hem de.

      Valla bir yerlerde bir yazı okumuştum, pedofiller yoğun olarak çocuklara kolay ulaşabilecekleri meslekler seçiyorlarmış, öğretmenlik başta olmak üzere. Ne korkunç di mi? Neyle, nasıl savaşmak lazım, hiç bilmiyorum.

      Delete
    2. Ay ben yine iyi yırtmışım. Hani eskiden olsa susardım, bir şey. İnsan ne yapacağını bilemiyor, korkuyor da çünkü. Artık bir pervasızlaştım, bağırırım üstüne atlarım herhalde, öyle bir sinir. Sonra sağda solda ya dayak yemiş halde bulunurum ya daha fenası, bilmiyorum. :D

      Delete
  2. herkesin yazdiklarini okuyorum günlerdir. tacizciler kadar, yaklanmis tacizcilerin idamini, hadim edilmesini büyük bir arzuyla isteyenler, veya gidecegi cezaevinde zaten o adamin da hergün irzina gecilecek diye sevinen öfkeli bir kalabalik var. bu öfkeli kalabalik beni en az tacizciler kadar korkutuyor. bu öfkeli kalabalik sözümona egitimli ve farkli politik görüslerden, ama iclerinden siddet tasiyor.
    bu ülkede devlet eliyle gencecik insanlarin cezaevlerinde hayatlari söndürülmemis gibi, asilmamislar gibi... simdi kakip devletin cezaevinde iskence var diye sevinen, idam cezasi olsun diye höyküren, sözümona beyazyakali bol diplomali insanlar var ve ben cok saskinim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de yazdım, umarım cezaevi adaletine maruz kalırlar diye, yazarken de kendimden tiksindim gerçi ama yazdım yani bunu facebook'a. Gerçekten başlarına gelse, okusam gazetede, ne hissederim bilmiyorum. Aklıma Kaddafi'nin son anları geldi nedense, herhalde o halini ölene kadar unutamayacağım.
      Hiç adalet yok ve olay o kadar korkunç ki. Anlıyorum neden ölsün istiyoruz bu adamlar, 6-7 sene yatıp dışarı çıksınlar istemiyoruz.
      Ama kendi adıma idam cezası istemiyorum, bu ülkede atılmış en insani adımlardan biri idam cezasının kaldırılması. Ve tabii ki çok haklısın, tecavüze ceza verecek adalet, zaten hakkıyla veriyor olurdu; bu adamları asmayacaklar, allah bilir kimi asacaklar. Böyle her yerinden dökülen, kinci bir hükümetin neyine güveniyoruz da ellerine böyle bir güç vermek istiyoruz, benim de aklım almıyor.
      Facebook arkadaşlarım üzerinden şöyle bir baktım, ülkücü fikre yakın olanlar, ulusalcılar ve annemin bazı arkadaşları idam istiyor. Annemin arkadaşlarını bir kenara ayırsak, yaşadıkları sene sayısı ve gördükleri felaketler itibariyle onlara bir şey diyemiyorum, ülkücüler ve ulusalcıların bu kadar iyi anlaşıyor olmasını çok acayip buluyorum. Mesela bu iki grup ortaklaşa iktidar olsa, benim için hiçbir şey değişmeyecek. Hatta daha bile kötü olacak büyük ihtimalle çünkü göze göz-dişe diş fikrinde birleşen bu insanların, özgür düşünceydi, halklar için demokrasiydi falan, pek o taraklarda bezi de yok.

      Delete
  3. Blogumda o kadar çok yazıp sildim ki son iki günde.. Hiçbirini yayınlamadım. Yayınlayamadım. Çünkü kendimde hak göremedim. Bir erkek olarak bugün susmam gerektiğini düşünüyorum. Her konuda fütursuzca konuşmasını biliyoruz. Kürtaj meselesinde bile biz erkekler ön saflarda konuştuk. O konuda bile kadınlara fırsat tanınmadı. Artık susma zamanı. Bugüne kadar sadece hemcinslerim konuştu ve tablo ortada. Hiçbir yaraya merhem olmadık. Kadınların sesini kısa kısa bugünlere geldik. "Sen ne anlarsın be kadın" dedik. Her haltı biliyoruz ya biz erkekler !

    Hayır, konuşmayacağım. Bugün kadınlar anlatacak, biz eşşşşek gibi dinleyeceğiz. Koca çenelerimizi bir gün olsun kapatıp, kadınların yaşadıklarını dinleyeceğiz. Rezilliğimizi yüzümüze vurun artık. Tükürün suratlara. Belki insan oluruz. Belki bu olayda bile -aklınca- tepki ortaya koyarken tecavüzü çağrıştıran laflar eden (".mına koysunlar bu heriflerin", ".iksinler hapishanede"..) biz erkekler insan oluruz. Bugün yerin on kat altından yazıyorum. Bende laf bitti Mina.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla tam şu anda Diyanet-Sen Başkanı konuşuyor televizyonda, konuşuyor da konuşuyor, hala kadınla erkek fiziken denk değildir diyor. Tepki gelince de "Ama fiziken diyorum" diyor. Kız çocukları kız gibi, erkek çocukları erkek gibi yetiştirilmeliymiş filan. Bence en ufak bir fikri yok, ne diyeceğini bilmiyor, o yüzden de böyle yolunu kaybetmiş bir kunduz gibi oturuyor ekranda.
      Ben de sanki etrafım jöleyle çevriliymiş de yüzmeye çalışıyormuşum gibi bir his içindeyim kaç gündür. Bir acayip.
      Ben de kadınlar konuşsun istiyorum, atılmış her laf, değiştirilmek zorunda kalınmış her kaldırım, her tokat, her hakaret yazılsın. Belki böyle her şeyi kusup rahatlarız en azından, bilmiyorum.
      Sen de baba olacaksın, gözünü hep açık tutman lazım. Çok korkunç, çok paranoyak ama sanırım hayat bunu gerektiriyor.

      Delete
  4. yok senin yazdigini görmedim, görsem acikca sana söylenirdim. evet, korkudan dolayi ölsün isteyenler de var, onlari bir nebze anlayabiliyorum ama desteklemiyorum. ama bakiyorum, kendisi sütten cikmis ak kasik olmayan bir erkek kalabaligi var, en cok da onlar höykürüyorlar. Neredeyse iclerindeki siddet arzusunu yatistirmak icin izin verilmis bir alan bulduklarina sevindiklerine inanacagim. ellerine versek kendileri irzina gececekler herhalde adamin. bunlar doktor, mühendis, yönetici, ögretmen, akademisyen, sanatci(!), ülkücü, dindar, solcu, liberal, komunist ... yazik. siddet siddetle yatistirilmiyor ki. ne yapacagiz yani, bir takim tecavüzcüyü cezaevlerinde besleyecek miyiz, diger grup tecavüzcünün irzina gecsinler diye? idamsa, geri dönüsü olmayan birsey... caydirici olarak orada olmasini mi arzuluyorlar? yoksa bazi insanlar düzeltilemez sekilde kötü mü, ve onlari yok mu etmeliyiz? genlerinde mi var bu? amerikalilar gibi suclu geni mi aramaya baslayacagiz? yani bazi seyler genetik'e mi cikacak bunun sonu (!)? e hani irkci degildik? yoksa yasadiklari bir insani geri dönüsü olmaz sekilde kötü yapti diye asacak miyiz? peki onu böyle yapan diger insanlar, ve kosullar? onlari arastirmaya degmez mi?
    en güzel yaniti özgecan'in babasi verdi, "bunlar hep sevgisizlikten"... o adam ciksa dese, "acim cok büyük, asilsin!" onun öfkesini anlarim... ama bu yok efendim giyotinle mi asilsin, hadim edilip mi asilsin diye tartisan, bunu izleyebilmek arzusuyla tutusan, ilkel insan kalabaligina bakiyorum, evet, bu ülkede bunca tecavüz, siddet, sapkinlik ve gündelik iliskilere yayilmis fasizm olmasi sebepsiz degil...
    dünya cok zalim bir yer, ve zalim olan insanlar. gercekten cok yorgun hissediyorum kendimi bazen. insanlar beni yoruyor. coguna yorum yazmadim, ne halleri varsa görsünler, benden uzak olsunlar dedim. sana bir ara kart atayim yine. hayatim karmakarisik su sira. anlatirim. sevgiler.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sanırım tespitin doğru, boğazımıza kadar nefret içindeyiz burada. Özgecan'ın ailesinin büyükgönüllüğüne inanamıyorum, ne iyi insanlarmış, ben kendimde o gücü bulabilir miydim bilmiyorum. Ben sanırım kindar biriyim Miyucuğum, böyle isimlerle dolu listeler var kafamda.
      Düşündüm bütün gün, içerde başlarına bir iş gelmesini istememin ahlaki olarak son derece yanlış olduğunu biliyorum. Ama kendimi durduramıyorum. En önlerde alkışlamam ama sessizce kafamı diğer tarafa çeviririm. (Bu da beni alkışçılardan daha iyi bir insan yapmaz, bunun da farkındayım.)
      Hayat içinde tercihler yapıyoruz; yerde cüzdan buldum, sahibini mi arayayım, cebime mi atayım? Yol kenarında yaralı kedi var, yoluma devam mı edeyim, toplayıp veterinere mi götüreyim? Minibüsümde tek başına bir kız kaldı, gideceği yere mi bırakayım, tecavüz etmeye kalkıp kafasını levyeyle kırıp bileklerini mi keseyim? Oğlum minibüsünde can çekişen bir kızla geldi, polisi mi arayayım, benzin bulup yakmasına yardım mı edeyim? Yani tamam, kediyi veterinere götürmekle tecavüzcü-katil oğlunu polise vermek arasında dağlar kadar fark var. Ama benim bütün varlığım, o kadar zor bir an gelirse ahlaki açıdan doğru kararı vereceğim öngörüsü üzerine inşa edilmiş vaziyette. Aksi takdirde kendime insan diyemezdim.
      O yüzden ağır hapis cezası mesela, benim korkularımı ve yerlere yapışmış adalet duygumu onarırdı. Belki o arada bu herifler de pişman olurdu. Bilmiyorum. Özgecan'ın başına gelenlerle ne yapacağımı bilmiyorum. İntikamcı erkek kalabalıklarına hiç güvenmiyorum, beni korkutuyorlar. Genel bir prensip olarak ellerinde meşalelerle koşmaya başlayan kalabalıklara güvenmiyorum.
      Geçenlerde Şafak'ın Fransız bir iş arkadaşını gezdirdim biraz, akşam yemek yiyip şarap içtik. Memleketlerimizin tarihlerinden filan bahsediyorduk, kadın biraz durup "İnsanlar çok kötü. Hep kötüydüler." dedi. "Yok ayol, herkeste biraz iyilik var" dedim ama çok yanılıyorum bence. Herkeste, değişen miktarlarda kötülük var esas.
      Keşke oturup konuşabilseydik, bana çok iyi gelirdi senin fikirlerin.
      Kart at lütfen, bana da bir adres yaz hem. Bekliyorum, ikinizi de öpüyorum.

      Delete
  5. Yorumları okumadım belki de tekrar olacak böyle zamanlarda yanı başımızda her gün günün büyük bölümünü paylaştığımız insanlar (çoğunlukla iş arkadaşlarımız) aslında potansiyel tecavüzcülermiş de iyi aile reisi rolleri ile perdeliyorlar :( 'ama' diye devam edince cümleler kalkıp gidiyorum masama. Sonra kafamı ellerimin arasına yerleştirip çocuğum için endişeleniyorum. Sonra offf diyorum.............

    ReplyDelete
    Replies
    1. O "ama"lar çok fena, çok korkutucu. Kısmen okuduklarımdan, kısmen de tecrübelerimden kaynaklı olarak kimseye güvenmiyorum bu konuda. Valla. Hep şüpheler içindeyim. Naapıcaz bilmiyorum.

      Delete