February 21, 2015

Şalanjı Bitirdim (Halaylı)

Biraz vaktim varken bitireyim ben bu şalanjı, önümüzdeki hafta ortasına kadar bir takım işlerim var.

27. sorunun cevabı, tek başıma söylemekten keyif aldığım bir şarkı. Aha bu. Müzik listemde "Track 2" olarak kayıtlı, yan taraftaki küçük kutuda gördüğünüz anda anlayın ki ben parkelerin üzerinde kaya kaya bunu söylüyorum evde.



Islıkla eşlik etmekten hoşlandığım şarkı da şu, "Seninle olduğum her yer yuva bana". Islık da çalamıyorum pek ama bu şarkı da parke üstünde kaymalık bir hayli.



Geldik 29. soruya, bende dans etme isteği uyandıran bir şarkı yazmam gerekiyor. İki cevap vermek istiyorum, biri Lorde'nin Yellow Flicker Beat'i. Gizli gizli dinliyorum, içimden kız gibi ellerimi kollarımı havaya fırlatarak dans etmek geliyor her seferinde. Atarlı pop müziğin hastasıyım.



Ama bir de hayatın gerçekleri var. 2001 yılıydı, hayatımda ilk defa Ankara'nın doğusuna geçmiştim, minibüsle kazıdan dönerken şoför teybe kaset koydu. Ve ben omuzlarımın titremesini durduramadığımı farkettim.



Allahım! Nasıl iş bilmiyorum, kendimi tutamıyorum resmen. Bir de kardeşimle kişisel tarihimizin bir parçası olan şu aşağıdaki var. Çok küçüktü, bir şeylere üzülmüştü, ne yapacağımı bilemedim, evin bir ucunda yakaladım çocuğu, türküyü söylemeye başladım, salona halay çekerek girdik. Çaresiz bir ablanın yapabileceklerine akıl sır erdirmek mümkün değil.



Grup Yorum'un da söylediğinden hiç haberim yoktu, güzel olmuş bu hali de. Videonun altındaki yorumlardan birinde "1,5 yaşındaki oğlum arabada cd'den açınca bambaşka bir çocuk oluyor, çok seviniyor" yazmış birisi. Demek ki bir bildiğim varmış ahahhahha!

Veee 30. soru, "Böylece afiyet olsun!" kısmınan geldik şalanjın. Bilgisayarımdaki müzik listesinin en sonunda bu şarkı varmış.



Bitti söyleyeceklerim, yıllarca biriktirdiklerim, gereksiz cümlelerim ehehhehe; güzel günler, hayırlı hafta sonları temenni ediyorum.

13 comments:

  1. le hanım'ı ben de olur olmaz aklıma gelir, söylerim. grup yorum versiyonuyla tabii.
    omuzlarının nasıl titrediğini hayal edebiliyorum. birlikte konsere gidelim mi ;)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yihhuu çıkma teklifi aldım! Gidelim :)
      Omuz titretmeler bir yana, üç günde şalvarıyla terliğiyle görünmez olabiliyorum. Ajan olacak kadınmışım da korkağım işte biraz.

      Delete
  2. bu sevdalar boşuna hey bu sevdalar boşunaa
    belalımm belalımmm
    :):)
    epeydir yorumu dinlemiyordum, sağolasıın

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aslında dev bir halay oluşturabilirmişiz, bir dahaki sefere artık :D

      Delete
  3. Ay yüzyıllardır 110 dinlememiş gibiyim iyi haturlattın. İlk şarkı çok güzel içime de oturdu nedense. Telefona atayım da gece dinler dinler ağlarım.

    Ay salak gibi oldum iyice gecelerimi dumanaltı sokaklarda uyuşturucu satarak falan geçirmek istiyorum. Öyle bir hayatını çarçur etme arzusu, öyle bir insanlardan uzaklaşma isteği 😒

    Yazıcaktım bu gün kendi bloguma, üşendim burda bıdı bıdı. Neyse gideyim iki placebo konseri izleyeyim. Kendimi bir abinin aynı zamanda bir sevgilinin kollarında hissediyorum placebo dinlerken. Maaaaay siviiiiit preeeeeens yu ar dı vaaaaaaaan 😢

    ReplyDelete
    Replies
    1. Başka da 110 şarkısı bilmiyorum zaten. Off dağlara gitsek, çok içim sıkılıyor. Canım hiçbişiy dinlemek istemiyor, naapmak istiyorum bilmiyorum. Büzüldüm oturuyorum. Ben de mi Placebo dinlesem, acaba bişiyler değişir mi?

      Delete
  4. Halayın bir terapi yöntemi olduğuna inanıyorum :D Toplum olarak hala tırlatmadıysak sebebi türküler.

    ReplyDelete
  5. Şuan Bedri Bey ve senin yüzünden ofiste halaya durdum. Tey tey tey nidalarıyla önüme geleni halaya katıyorum. İşten atılırsam tazminatımı ödersiniz artık Bedri Bey'le :D :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. İşten atılırsan halaylı protesto yaparız işyerinin önünde :) Belki Bedri Bey de gelir :)

      Delete
  6. Keşfedecek şarkı çoook... :)

    ben de beklerim!

    ReplyDelete
  7. 2004'te Gençlik Spor Bakanlığı'nın Mardin kamplarından birine gitmi$tim (yaa yaa o zamanlar kızlı erkekli kamp yapıyorduk annem) Dara Harabeleri ve Oğuzlar Köyü ziyaret esnasında köyün camisinin soğutucusundan yaldır yaldır su içince bir takım havalevari haraketlerle mü$erref oldum. (hesapsız kasap götüne kaçar masat) Kırk küsur derece ate$ bir taraftan kendine yukarıdan bakmalar ayrı taraftan.. Neyse. İnat karının teki olduğumdan ertesi gün kendi kendimi az buçuk sağalttım ama halsizlikten hiç bir $ey yapamıyorum. İ$te o ara ak$am ekip kamp yerine geri döndükten sonra $öförlerden biri arabasının teybinden Delalım'ı açtı.. Açı$ o açı$. En son zılgıt çeke çeke 10. turu atıyordum.

    ~ bu sevdalar boşuna le bu sevdalar boşuna..~

    ReplyDelete
    Replies
    1. "Cami soğutucusu"nu okuduğum anda karnıma ağrılar saplandı ahahhahha! Beni de hep açık ayranlar yaktı, suyu yanımda taşımaya alıştım ama ikramları reddedemiyorum. Canlı hayvan olunca kibarca refüze ediyorum (oğlak, çomar, civciv) ama gıda olunca ayıp olur gibime geliyor.
      Ay bak bunca senedir hala doğru dürüst zılgıt çekemiyorum, kedi osuruğu gibi anca. Acayip takdir ettim zılgıtlı-havaleli halayını <3

      Delete