April 28, 2015

(4) (5) (6) (7) (8) (9) Film ve Biraz Daha Film

Ay Urla'ya gidince dönmek bilmedim; kediydi, boyozdu derken şalanj rezil oldu. Hemen koşarak yetişiyorum herkeslere.

4. soruya cevaben en sevdiğim korku filmini yazmam lazım; ben hepsini seviyorum. İki gözüm önüme aksın, hiç ayırmadan seyrediyorum. Barbar kocamla imdb'den taraya taraya gidiyoruz, imdb puanı 3 ve 4 arası filmlere kadar indik.

Ama her şeyin bir başlangıcı var. Benim ilk göz ağrım sanırım Alfred Hitchcock. Psycho, Kuşlar, Vertigo, Arka Pencere falan, el kadardım bunları seyrettiğimde. Kalbimde yeri çok ayrı.


Sonra televizyonda verdikleri bir Otostopçu serisi vardı, Alacakaranlık Kuşağı serisi. Hepsini ananemle seyrettim, gene el kadardım.

Buralardan aldım yürüdüm sonra, Halloween serisi, 13. Cuma serisi, Elm Sokağında Kabus serisi, Texas Chainsaw Massacre ve türevleri, Exorcist ve her türlü şeytan çıkarmalar, George A. Romero'nun her türlü zombileri. Wes Craven, John Carpenter, Sam Raimi, çok sevdiğim yönetmenlerdir.

Vampirlere girmeyeyim, çıkamayacağım, daha 5 soru var bugün için. Ama The Blairwitch Project'i anmadan geçmek istemiyorum. Sonradan çektikleri devam filmleri değil, 1999'da gösterime giren ilk film. Korkudan ağladığım tek filmdir. Öyle böyle değil, inleye inleye hem de.

En sevdiğim dram filmi, şalanjın ilk kazık sorusu oldu benim için. Imdb'nin "en iyi 250 film" listesinden üç film seçtim, üçünü de çok severim. Olağan Şüpheliler, Fargo ve The Shawshank Redemption. Bu sonuncuyu anmadan filmlerden bahsedeni dövüyorlardır diye tahmin ediyorum zaten. Üç filmin bir diğer ortak noktası da dram olmalarının yanında suç kategorisine de girmeleri, en az bir cinayet görmeden film falan beğenemiyorum anlaşılan.

En sevdiğim komedi filmine atlıyorum hemen, hiç düşünmeden, gözümü bile kırpmadan Pembe Panter'i çakıyorum buraya. Kaç sene oldu, bütün filmleri kaçar defa seyrettim, hala gözümden yaşlar geliyor. Aşağıdaki sahne 1963 yapımı The Pink Panther'dan, gece vakti eve gitmeye çalışan yaşlı bir adamın imtihanı:



Bir de sıcak suda uzayan sarı kazak var, yine bu filmde, sadece düşüncesiyle sinirlerim bozuluyor ahahhahha! Pembe Panter filmlerini ve bir o kadar sevdiğim The Party'i var eden, dünya güzeli Breakfast at Tiffany's filminin de yönetmeni Blake Edwards, onur oskarı almıştı, onun da videosunu koyayım:



7. soruya geldik. Beni mutlu eden bir film der demez aklıma Little Miss Sunshine geldi.


8. soru, beni mutsuz eden bir film. Bu meydan okumalar beni hep çok eskiye götürüyor, kitaplarda da böyle olmuştu. Platoon (Türkiye'de Müfreze diye göstermişlerdi) seyrettiğim ilk ciddi filmdi. Annem sinemaya götürmüştü, 7 yaşındaymışım. Herhalde bir daha da kendime gelemedim. Vietnam Savaşı hakkında, ölesiye mutsuz eden bir filmdir. Oliver Stone'dan da beklediğimiz bu zaten.


9, repliklerini ezberlediğim bir film. O film, bu film:




 "Victims. Aren't we all?" diyorum ve gidiyorum.

11 comments:

  1. Psycho'yu geçenlerde izledim, gerçekten çok etkileyici film. Bağırsak deşmeli, kanlı revanlı olmayınca korku filmi değilmiş gibi geliyor insana ama olabiliyormuş bağırsak deşmesiz korku filmi. Filmin başından sonuna kadar biri uzun ojeli tırnaklarıyla tahta gıcırdatıyormuş hissine kapılarak izledim, başka türlü de ifade edemiyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok güzel ifade ediyorsun, Alfred de duysa beğenirdi bence.
      Ay bir yerlerde boku çıktı korku filmlerinin, bağırsak deşmeli de seviyorum, gene de dişime göre bişiy bulamıyorum kaç zamandır.

      Delete
  2. Gitmeyeydin keşke, böyle iyiydi. Bu şalanjı yapmak çok büyüdü gözümde. Soruları senden okudukça aklımdan uzun uzun yanıtlıyorum olmaz mı? Belki birkaçını yazarım ayy bilemiyorum şu an. Sinemada ilk izlediğim film sol ayağım'dı. O yaştaki çocuk için zor bir filmdi, şimdi de izlesem zorlanabilirim yani o derece. İlk korku filmim de yemek masasının altından çaktırmadan izlediğim yaşayan ölülerin dönüşü idi. Ohh yazdım rahatladım. Şalanj yapmış kadar oldum. Filmlerle büyük imtihanlarım oldu, hatırladıkça gülüyorum. Urlaya gidip de hemen dönememen çok normal. Beni deniz kenarında bir yere kapatmalarına razı olurum gibime geliyor şu günlerde. Kediyi kaçırdın mı merak ediyorum:):) Sana yazdım ama daha yollayamadım, az kaldı geliyor postaaaaa.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Daniel Day Lewis ne acayip bir aktör, ben de izlemiştim Sol Ayağım'ı sinemada, haftalarca aklımdan çıkmamıştı. Benim de filmlerle büyük imtihanlarım oldu Tuğba ahahhahha, ay çok hoşuma gitti bu :D
      Kediyi kaçırmadım, köpeklerden korkuyor çünkü. Annemler bu kışı Urla'da geçirirse ne ala, Ankara'ya dönerlerse bişiy düşünmek lazım. Tek istediği kucakta oturmak çocuğun, çok istiyorum getirmek, nasıl yapıcaz bilmiyorum.
      Ay bekliyorum postayı heyecanla <3 Yav nasıl uçtu o bandana benim zarfın içinden, hala anlayabilmiş değilim :/

      Delete
  3. ayyy alacakaranlık ve otostopçu serisi.. nasıl dehşeyle hatırladım şu anda. bilinçaltım onu gerilere gerilere gömmüş demek. korka korka ve bayıla bayıla izlerdik abimle.

    alacakaranlık serisine alternatif ah belinda var beni çok ürküten. hatırlıyor musun onu? müjde ar'a musallat olan o şampuan şişesi. aman allahım.

    küçükken en çok korktuğum şeylerden biri, bir anda çevremdeki kimsenin beni tanımaması şeyiydi. böyle hezeyanlı haller. okulda kafamda kurup kurup eve gelince annemi bulamamaktan korkardım. öyle bir şey olursa kapıyı açacaklara söyleceklerimi hazırlardım falan. ne biçim travmatik bir çocukluk yaşatmışlar bize.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Benim bilinçaltım neden gömmüyor gerilere yarabbi. Bazı bölümleri baştan sona hatırlıyorum.
      Mavi Blendax şişesi miydi o şişe? İnce belli hani? Ne acayip bir filmdi Ah Belinda ahahhahha :D
      Ananem, oyuncaklarımın gece canlanıp evde dolandığına inandırmıştı beni. Uzun süre bunun mücadelesini verdim. Anlattığı masallara hiç girmiyorum bak, ananem gerçekten, sıfat bulamıyorum. Bir sabah yataktan doğrulup kardeşinin öldüğünü anons etti eve, 2-3 saat sonra telefonla geldi haber. Başkası anlatsa dalga geçerim "He he öyle olmuştur" diye, o yüzden bunca senedir ne yapacağımı bilemiyorum bu anılarla :D
      Ananemden bağımsız en büyük korkum, kardeşimle sokakta yürürken bir anda yanımdan kaybolmasıydı. 27 yaşına geldi, hala yürürken kontrol ediyorum.
      Karanlıktan da korkuyorum ahahhahhah :D Öff, sonu yok yemin ederim bunun.

      Delete
    2. ahahha ince belli mavi blendax, bi' de böyle kenarı tırtırlı falan :))) ama yok o değildi galiba. bi' açıp yine izleyeyim. hiç bıkmıyorum ah belinda'dan.

      anane çok değişikmiş, hissi kablel vuku deniyor di mi o duruma? buradan ben bile ürperdim.

      tabi bir de o şarkı "dunganga dunganga alırmış çocukları atarmış sepetine.." ayyh tiken tiken oldu tüylerim. düşündükçe dehşetle doluyorum. vallahi sonu yok :)))

      Delete
  4. Romero ve Carpenter'ı görmemle yüz ifadem ^______^ Neden insanlar şu düşük bütçeli harika filmleri izlemez ki günümüzde ? Otuz tane Romero'nun filmlerine remake çektiler, hüsran ! Adam üç beş kuruşa neler çekmiş.. Hitchcock'ta favorim Rear Window. Tüm film Grace Kelly'i izlemiştim :D Pink Panther sevenler derneği kuralım bence :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay hiç sevemedim bu remake işini ben, seyrediyorum, sinirleniyorum. Remake'leri bırak, çoğu devam filmini de sevemedim. Ucuz olsun, bizim olsun, doğru diyorsun :D
      Benim bej pardesüm var, derneğe hazırım :D

      Delete
  5. Fermina yetiş :(( Dağ gibi adamı madara etmişler:
    http://www.dr.com.tr/Hobi-Oyuncak/Funko-Michael-Myers-POP//Figurler/Film-Figurleri/urunno=0000000612250

    Geçen bunu gördüm zorlu centerdaki d&rda. Oturup ağlayasım geldi. Hey gidi Michael.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ayyy bunları kim sevip de alıyor anlamıyorum? Yani hem Halloween sevip hem de böyle tontiş bir şeyden hoşlanmak aynı anda nasıl mümkün olabiliyor ahahhahha :D
      Tekme atsaydın.

      Delete