April 13, 2015

Günlerin Çocuğu

Nerdeyse iki sene önce yazmışım, 20 Mayıs 2013. Olduğu gibi koyuyorum aşağıya.
Bu dünyadan Eduardo Galeano geçti, hem de ne güzel geçti.

"ve günler yürümeye başladı

eduardo galeano, yeni kitabını gördüğüm anda aldığım yazarlardan. 1940'ta uruguay'da doğmuş. hayatının bi kısmını askeri darbelerden, hapisten ve ölüm mangalarından falan kaçarak geçirmiş. yazdıkları için "deneme" diyeceğim ama hafif kalacak. işin içinde hem edebiyat, hem tarih, hem gazetecilik ve tabi ki politika var. latin amerikalı olmakla türk olmak aşağı yukarı aynı şeylere sinirlenmeyi gerektiriyor sanırım.

galeano da kendisi için diyor ki, "ben hatırlamakla kafayı bozmuş bir yazarım, özellikle amerika'nın geçmişini hatırlamakla ve her şeyin ötesinde, hafıza kaybından muzdarip latin amerika'nın geçmişini hatırlamakla."

barack obama ilk başkan seçildiğinde şöyle demiş, "beyaz saray, önümüzdeki günlerde obama'nın evi olacak; o beyaz saray, siyah köleler tarafından inşa edildi. isterim ki, umarım ki bunu asla ama asla aklından çıkarmasın."

"latin amerika'nın kesik damarları"nı 2 gecede falan bitirmiştim, koca bi kıtanın başına gelenler ne kadar korkunçsa kitap da bi o kadar zihin açıcıydı. hugo chavez, obama'ya hediye etmiş bu kitabı 2009'da.

"ve günler yürümeye başladı" son basılan kitabı galeano'nun. 365 küçük hikaye var içinde, her güne bi hadise. kitap, mayalar'a göre yaradılışın hikayesiyle açılıyor:

ve günler yürümeye başladı.
ve onlar, yani günler, bizi yaptı.
ve bu şekilde doğduk biz,
yani günlerin çocukları,
sorgulayıcılar,
yaşamı arayanlar.

8 eylül'e denk gelen hikayeyi alıntılamak istiyorum, beni çok fena yaptı çünkü.

"sergipe, brezilya'nın kuzeydoğusundaki bir eyalet: paulo freire okuma yazma öğrenmekte olan çok yoksul bir köylü grubuyla birlikte yeni bir çalışma gününe başlıyor. 

-nasılsın joao?

joao susuyor. şapkasını buruşturuyor. uzun bir sessizlik ve en sonunda şöyle diyor:

-uyuyamadım. bütün gece gözümü kırpmadım.

ağzından başka sözcük çıkmıyor, ta ki şunları mırıldanana kadar:

-dün ilk kez ismimi yazdım."

kapaktaki ve sayfalara serpiştirilmiş ilüstrasyonlar da yazarın elinden çıkma.

bu 365 meseleyi sindirmeye çalışıyorum, mesela amerika'nın bütün uzay programının 2. dünya savaşı'ndan sonra işsiz kalan bi nazi mühendisin eseri olduğunu bilmiyordum, hem de öyle nazi döneminde çalışmak zorunda kalan bi adamcağız falan da değil, bayağı bildiğiniz nazi adam. kalbini koymuş ari ırk davasına.

çok güzel çantada taşımalık, fırsat bulunca açıp 2 sayfa daha okumalık kitap, aklınızda olsun."

12 comments:

  1. Aklımda olacak :) Daha doğrusu ilk fırsatta elimde olacak. Teşekkürler

    ReplyDelete
  2. Yaprak dökümü gibi bir yıl.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Latin Amerika'nın Kesik Damarları'nı da çok ilginç bulursun sen Ebru, hiç yabancısı olmadığımız olaylar, kaç yüz yıllık adaletsizlik.
      Gerçekten yaprak dökümü, çok güzel bir kuşak gidiyor, üzülüyorum.

      Delete
  3. evet, evet. bu kitabı okuyan ne şanslı. ben de geçen yıl o şansı elde ettim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya di mi? İyi ki bulmuşum da okumuşum Galeano'yu, biraz aptallığımı aldı; onun yazdığı gibi yazılmasaydı ben hayatta okumazdım o kitapları.

      Delete
  4. Gerçekten üzüldüm... Latin Amerika'nın Kesik Damarları benim için de çok değerli bir kitaptı. Marquez neyse, Galeano da oydu benim için...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay haberi okuyunca ellerimle yüzümü kapattım, ben farkında değilmişim gidişinin beni ne kadar üzeceğinin. Umarım arkasından ona biraz olsun benzeyen birileri geliyordur ve yazdıkları bize kadar ulaşır, biraz da bunun paniğini yaşıyorum.

      Delete
  5. Nasıl olur ki İkinci Dünya Savaşı'nda Amerika ile Almanya karşı cephelerde değiller miydi? Hemen ertesinde Nazi mühendisini ağzıyla kuş tutsa almamaları lazım.

    Yazın çok güzelmiş. Her zamanki gibi.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Karşı cephelerdeydiler ama savaş mavaş bir yana, Amerika'nın sonsuz faydacılığı bir yana. Babamın Amerikalı savaş pilotu bir arkadaşı var, 1939 doğumlu. O anlattı geçenlerde, bir yığın savaş artığı Alman asker varmış hava kuvvetlerinde. Amerika'nın dışarı gösterdiği yüzü ile içerde işlerin işleyiş şekli arasında korkunç bir fark var; siyah başkanları var ama polis sokaklarda çocuktu yaşlıydı dinlemeden çatır çatır siyah vatandaş öldürüyor, bir takım beyazlar "yaşasın polisimiz!" diye sokaklara dökülüyor. Amerika'yı tek bir insan olarak tarif etmek gerekse, beyaz ve ırkçı bir erkek olurdu bence.
      Kitabı çok sevmiştim, öyle heyecanla yazınca demek şeyolmuş :) Ay sana çok saçma bir şey sorucam, şimdi bir okula gidip gelmem lazım, facebook'tan taciz etsem olur mu akşamüstüne doğru?

      Delete
  6. Bir hafta ortadan kayboldum, yazılarının sonu gelmez olmuş :D Demek ki gitmemi beklemişsin :p

    Kafası çalışan, yüreği işleyen yazarlar tek tek gidiyor son zamanlarda. Yaşar Kemal, ekürisi Günter ve aynı gün Eduardo.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahahhahhah arkandan yazasım gelmiş demek ki :D
      Hiç ölmeyeceklermiş gibi geliyor, çok canım sıkılıyor. Bu sene hakikaten tokat üstüne tokat çakıyor, daha ortasına bile gelmedik :/

      Delete